İlk Derece Mahkemesi · Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/628 E. 2023/787 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/628
- Karar No
- 2023/787
- Karar Tarihi
T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/628 Esas - 2023/787 T. C. A N K A R A 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR ESAS NO : 2023/628 KARAR NO : 2023/787 DAVA : Ticari Şirket Ortaklığının Tespiti DAVA TARİHİ : 15/09/2023 KARAR TARİHİ : 14/12/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 15/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket Ortaklığının Tespiti davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Başkent Vergi Dairesi'nin 06/09/2023 tarih ve 226554 sayılı yazısı uyarınca; davalı şirketin 06/09/2023 tarihi itibariyle 241.222,49TL ödenememiş vergi borcunun bulunduğunun bildirildiğini, Maltepe Vergi Dairesi'nin 06/09/2023 tarih ve 226489 sayılı yazısı uyarınca; davalı şirketin 06/09/2023 tarihi itibariyle 654.872,63TL vergi borcunun tespit edildiğini, şirketin mal varlığının bulunmadığını, kamu alacağı için şirket kanuni temsilcisinin ve ortaklarının takibine başlandığı şeklinde kurumlarına bilgi verildiğini, Sivas Defterdarlığı Site Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 23/06/2023 tarihli ve E.15719 sayılı yazısı ile dava dışı ... hakkında vergi müfettişlerince 10/03/2023 tarihli ve 2023-(2013-1-91)/1 nolu görüş önerileri raporunun bir örneği, 6183 sayılı kanunun 24,25,27,28,29 ve 30. Maddeleri dikkate alınarak davalı şirketin kurumlar lehine yapmış olduğu tasarrufların genel mahkemelerde iptali yoluyla dava açılması için kendilerine gönderildiğini, mevcut raporda davalı şirketin gerçek sahibinin ve kanuni temsilcisinin davalı ... olduğundan genel mahkemelerde tedbir talepli dava açılması gerekiği belirterek davalılar adına kayıtlı gayrimenkullere, banka hesaplarına, trafiğe tescilli araçları üzerine, şirket paylarına ihtiyati tedbir konulmasını ve davalı...'nun Ticaret Siciline tescilini teminen davalı şirketin gizli ortağı ve hakim ortak olduğunun tespitini talep etmiştir. Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın talebi ve dayandığı hukuksal nedenin belirsiz olduğunu, davacıya talep sonucunun açıklaması gerektiğini, söz konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın görevli mahkemede açılmadığını, davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin Vergi Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin aleyhine açılan işbu davada davacı idarenin iddialarını ve müvekkilinin kötüniyetli hareket ettiğini ispatlar nitelikte delil sunmadığını, dava dilekçesi ve eklerinden davalı şirketin ne kadar borcu olduğu, bu borcun tahsili için ne tür işlemler yapıldığı ve gayret gösterildiği, şirketin ortaklarından neden tahsile uğraşılmadığı hiçbir şekilde açıklanmadığını, müvekkili davalı ile diğer davalı şirketin bir ilgisi bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalı şirkete yapılan tebliğe karşın davaya cevap vermediği görülmüştür. ...Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığına ve ...Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı görüldü. Dava; davalı...'nun diğer davalı şirketin gizli ortağı olup olmadığının tespitine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafından mükellefi olan davalı şirket hakkında tahakkuk eden ve edecek vergi ve vergi ziyai cezalardan sorumluluğa yönelmek için davalı gerçek kişinin şirket gizli ortaklığına karar verilmesi talep edilmektedir. Dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davaları, bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır ve eda davasının öncüsü durumundadır. Henüz koşulları tamam olmadığı için açılamayan eda davası için ilerdeki hukuki ilişkinin açıklığa kavuşturulması bakımından, kesin delil olarak kullanılmak üzere tespit davası güncel bir yarar var ise açılabilir. Tespit davasının konusu maddi vakıalar değil, yalnız hukuki ilişkiler olabilir ve hukuki ilişkinin var olup olmadığının hemen tespitinde davacının güncel bir yararı bulunmalıdır. Hukuki yararın varlığı, dava koşulu niteliğinde olup; mahkemece, kendiliğinden gözönünde tutulur. Dava, hakkın ihlali nedeniyle mahkemeden hukuki korunma istemidir. Dava hakkı da, hukuki yarar ile sınırlıdır. Davacı, ihlal edildiğini ileri sürdüğü hakkını elde edebilmek için mahkeme kararına muhtaç bulunmalıdır. Bu bağlamda, hukuki korunmada (davada), zorunluluk olmalıdır. Tespit davası ile istenen hukuki korunma, eda davası ile tamamen elde edilebilecekse o zaman davacının ayrı bir tespit davası açmasında hukuki yararı yoktur. Îdeal veya geleceğe dönük bir yarar yeterli değildir. Kural olarak, eda davalarında hukuki yararın varlığı asıldır ve ayrıca bu yönde bir ispat yükümlülüğü yoktur. Eda davası ile aynı zamanda davanın dayandığı hakkın veya hukuki ilişkinin var olduğunun tespiti de hüküm altına alınır ve buna bağlı olarak eda emrini kapsar. O halde eda davası açmak mümkün ise tespit davası açılamaz. Tespit davalarında ise; hukuki ilişkinin varlığının, hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması gerekir. Bu da, üç şartın birlikte varlığına bağlıdır. a)Davacının bir hakkı veya hukuki durumu, güncel (halihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı; b)Bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; c)Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen (icraya konulamayan) tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. Öte yandan mevzuatımızda sermaye şirketlerinde gizli ortaklık kavramı kabul edilmiş değildir. Şirket işlemleri ve bu arada VUK ve 6183 sayılı yasalar çerçevesinde muhatap olunacak kişiler şirketin kayıtlı ortaklarıdır. Bu kapsamda; limited şirketlerde ortakların kamu borcundan dolayı sorumluluğuna dair özel düzenlemeler olsa da gizli ortağın durumunun adi ortaklık olarak kabul edildiği ve şirket ortaklarının sorumluluğunun adi ortaklığı teşkil edilemeyeceği, davalının hangi ortak ile gizli ortak olduğu ve daha önce pay sahibi olup olmadığının belirsiz olduğu, üstelik muvaazalı işlemlere dair deliller varsa 6183 sayılı yasa gereği ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz yetkisinin davacı idarenin takdirinde olduğu, keşinleşmiş bir yargı kararına gerek olmadığı, delillerin takdirinde bir tespit kararına gerek olmadığı, idarenin yapması gereken açık ve emredici bir hüküm olduğu, tespit hükmü ile idari işlemlerden dolayı gidilecek kanun yollarında sorunlara neden olabileceği, eldeki davanın konusunu teşkil eden tespit talebi yönünden hukuki yararın bulunduğu söylenemez. (Bkz. Yargıtay 11 HD'nin 17/06/2016 tarih, 2016/2100 Esas ve 2016/6849 Karar sayılı ilamı). O halde somut olayda yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacının eldeki tespit davasının açılmasında güncel hukuki yararının olmadığı kanaatine varılarak 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h ve 115 maddeleri uyarınca davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla geçerli AÜT gereğince hesap edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince yatırılan gider avansından kalanın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/12/2023