Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2019/6275, 29.12.2021

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2019/6275
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

HAMİT AKTAŞ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/6275)

Karar Tarihi: 29/12/2021

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil

davasında aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 22/2/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. 2019/6299, 2019/6308, 2019/6319 ve 2019/6320 sayılı

başvuruların 2019/6275 sayılı başvuru ile konu yönünden hukuki irtibat

bulunması sebebiyle 2019/6299, 2019/6308, 2019/6319 ve 2019/6320 sayılı

başvuruların kapatılmasına, incelemenin 2019/6275 sayılı başvuru üzerinden

yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvuru numaraları küçük olandan büyük olana doğru

sırasıyla 2019/6275 No.lu başvuru dosyasında başvurucu Hamit Aktaş'a ait 261

ada 15 parsel sayılı ve 259 ada 45 parsel sayılı; 2019/6299 No.lu başvuru

dosyasında başvurucu Abdullah Ballıca'ya ait 171 ada 11 parsel sayılı;

2019/6308 No.lu başvuru dosyasında başvurucular Selver Çalar ve Mevlüt Emir'e

ait 160 ada 8 parsel sayılı; 2019/6319 No.lu başvuru dosyasında başvurucu Hasan

Deniz'e ait 259 ada 226 parsel sayılı ve 2019/6320 No.lu başvuru dosyasında

başvurucu Emin Ali Kan'a ait 170 ada 20 parsel sayılı başvuru konusu

taşınmazlar, Konya'nın Hadim ilçesine bağlı Bolat köyünde bulunmaktadır.

10. Bağbaşı Barajı, Mavi Tüneli ve Hidroelektrik Santrali

projesi çerçevesinde Bakanlar Kurulunun 18/12/2008 tarihli ve 27084 sayılı

Resmî Gazete'de yayımlanan kararı ile anılan taşınmazın da bulunduğu alanda

acele kamulaştırma yapılmasına karar verilmiştir. Devlet Su İşleri Genel

Müdürlüğü (DSİ) tarafından 19/12/2008 tarihinde başvuruculara ait bu

taşınmazların kamulaştırılmasına karar verilmiştir.

11. Yukarıda belirtilen sırayla başvuru dosyalarındaki

taşınmazlar için DSİ Kıymet Takdir Komisyonu tarafından 14/1/2009 tarihinde

1.857,08 TL, 2.989,72 TL, 1.537,63 TL, 387,03 TL ve 2.711,76 TL bedel

belirlemiş; başvurucular ile anlaşma sağlanamadığından satın alma usulü

başarısız olmuştur.

12. DSİ 10/2/2009 tarihinde taşınmazlara acele elkoyma

talebinde bulunmuş, Hadim Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 27/3/2009 tarihinde

bu talepleri kabul etmiştir. Mahkeme, mahallinde yapılan keşif sonucu

taşınmazların değerini belirlemiş ve bedellerin ödenmesi karşılığında

taşınmazlara acele el konulmasına karar vermiştir.

13. DSİ 30/12/2013 tarihinde başvurucular aleyhine aynı

Mahkemede kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davaları açmıştır.

14. Mahkemece başvuru konusu taşınmazlarda, Bilirkişi

Kurulu eşliğinde keşif yapılarak bilirkişi kurulu raporları aldırılmış ve davaların

kabulüyle, taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline ve DSİ adına tapuya

tesciline karar verilmiştir. Ayrıca 2019/6275 No.lu başvuru dosyasında 261 ada

15 parsel sayılı ve 259 ada 45 parsel sayılı taşınmazlar için 7.284,32 TL;

2019/6299 No.lu başvuru dosyasında 171 ada 11 parsel sayılı taşınmaz için

9.610,74 TL; 2019/6308 No.lu başvuru dosyasında 160 ada 8 parsel sayılı

taşınmaz için 3.453,60 TL; 2019/6319 No.lu başvuru dosyasında 259 ada 226

parsel sayılı taşınmaz için 2.322,17 ve 2019/6320 No.lu başvuru dosyasında 170

ada 20 parsel sayılı taşınmaz için 4.720,22 TL kamulaştırma bedeline

hükmedilmiştir.

15. Bununla birlikte davacı idare ve başvurucular

lehine/aleyhine karşılıklı olarak vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmiştir.

Buna göre 2019/6275 No.lu başvuru dosyasında 1.500 TL; 2019/6299 No.lu başvuru

dosyasında 2.180 TL; 2019/6308 No.lu başvuru dosyasında 1.980 TL; 2019/6319

No.lu başvuru dosyasında 1.500 TL ve 2019/6320 No.lu başvuru dosyasında 1.980

TL karşılıklı vekâlet ücretine hükmedilmiştir.

16. Başvurucuların temyiz talepleri üzerine Yargıtay 18.

Hukuk Dairesince (Daire) temyiz kanun yolu denetiminden geçen kararlar yukarıda

belirtilen şekilde kesinleşmiştir.

17. Nihai kararlar başvurucular vekiline 23/1/2019

tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucular 22/2/2019 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

18. İlgili hukuk için bkz. Sadettin Ekiz, B. No:

2016/9364, 9/5/2019, §§ 20-34.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Anayasa Mahkemesinin 29/12/2021 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

20. Başvurucular; kamulaştırma kapsamında uzlaşma

görüşmelerinde kendilerine teklif edilen düşük bedel ile yargılama neticesinde

Mahkemenin hükmettiği tutarlar arasında yüksek oranda farklılık olmasına ve

davanın açılmasında kendilerinin kusuru bulunmamasına rağmen kamulaştırma

bedelini önemli oranda azaltan aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle

gerçek kamulaştırma bedeline hükmedilmemesinden yakınmaktadır. Başvurucular

ayrıca başvuru yollarının tüketilebilmesi için temyiz, karar düzeltme ve

bireysel başvuru harçları ile tebliğ masrafları ödemek zorunda kaldıklarını ve

temyiz duruşmasına vekillerin katılması nedeniyle tarafların leh ve aleyhine

vekâlet ücretine hükmedildiğini dile getirmişlerdir. Başvurucular sonuç olarak

taşınmazının kamulaştırılmasına rağmen hükmedilen kamulaştırma bedelinin

vekâlet ücreti adı altında idareye ödenmesine karar verilmesi suretiyle

azaltıldığını belirterek hukuk devleti ilkesiyle adil yargılanma ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz.”

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların şikâyetinin özünün kamulaştırma bedelinin miktarına

ilişkin olduğu gözetildiğinde şikâyetlerin tümünün mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

23. Başvuruya konu davalar öncesinde kamulaştırmayı yapan

idare tarafından satın alma görüşmeleri yürütülmüş ancak taraflar arasında

uzlaşma sağlanamadığı için idare tarafından kamulaştırma bedelinin tespiti ve

tescil davaları açılmıştır.

24. Satın alma usulünde 2019/6275 No.lu başvuru

dosyasında idare tarafından takdir edilen bedel 1.857,08 TL olup yapılan

yargılama neticesinde başvurucu lehine 7.284,32 TL kamulaştırma bedeli

ödenmesine ve aleyhine 1.500 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir.

25. 2019/6299 No.lu başvuru dosyasında ise idare

tarafından takdir edilen bedel 2.989,72 TL olup yapılan yargılama neticesinde

başvurucu lehine 9.610,74 TL kamulaştırma bedeli ödenmesine ve aleyhine 2.180

TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir.

26. 2019/6308 No.lu başvuru dosyasında ise idare

tarafından takdir edilen bedel 1.537,63 TL olup yapılan yargılama neticesinde

başvurucu lehine 3.453,60 TL kamulaştırma bedeli ödenmesine ve aleyhine 1.980

TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir.

27. 2019/6319 No.lu başvuru dosyasında ise idare

tarafından takdir edilen bedel 387,03 TL olup yapılan yargılama neticesinde

başvurucu lehine 2.322,17 TL kamulaştırma bedeli ödenmesine ve aleyhine 1.500

TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir.

28. 2019/6320 No.lu başvuru dosyasında ise idare

tarafından takdir edilen bedel 2.711,76 TL olup yapılan yargılama neticesinde

başvurucu lehine 4.720,22 TL kamulaştırma bedeli ödenmesine ve aleyhine 1.980

TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir.

29. Anayasa Mahkemesi benzer bir konu ile ilgili

şikâyetleri daha önce incelemiş ve uygulanacak ilkeleri ortaya koymuştur (Sadettin

Ekiz, §§ 44-58).

30. Sadettin Ekiz başvurusunda, kamulaştırma

bedelinin tespiti ve tescili davasında aleyhe hükmedilen vekâlet ücretinin

başvurucudan tahsiline hükmedilen bir miktar para olduğu, başvurucunun mal

varlığına dâhil olan bu paranın da Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülk

teşkil ettiği kabul edilmiştir (Sadettin Ekiz, § 44). Anılan kararda

başvurucunun bu vekâlet ücretini ödemek zorunda kalması suretiyle daha az

kamulaştırma bedeli elde etmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği

vurgulanmış ve söz konusu müdahalenin mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin

genel kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Sadettin

Ekiz, §§ 45, 46).

31. Anılan kararda baraj yapımı amacıyla kamulaştırma

yapılmasında ve bu süreçte idarenin hukuki temsil giderlerinin karşı tarafa

yükletilmesinde kamu yararının bulunduğu ifade edilmiştir (Sadettin Ekiz, §

52).

32. Kanunilik incelemesinde müdahalenin niteliğini

gözeten Anayasa Mahkemesi müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığını

ölçülülüğünü sorgulamak suretiyle tespit edeceğini ifade etmiştir (Sadettin

Ekiz, § 50). Orantılılık incelemesinde ilk derece mahkemelerince hükmedilen

kamulaştırma bedelinin satın alma usulünde teklif edilen bedelin yaklaşık iki

katı olduğuna vurgu yapılarak başvurucunun davanın açılmasına sebebiyet

vermediği, başvurucunun idareyi dava açmaya zorlayarak kamulaştırma bedelinin

taşınmazın gerçek değeri üzerinden ödenmesini sağladığı belirtilmiştir (Sadettin

Ekiz, § 65).

33. Sözü edilen başvuruda sonuç olarak taşınmazı

kamulaştırılan başvurucunun satın alma usulündeki bedeli kabul etmediği olayda

derece mahkemelerince daha yüksek bir bedelin tespit edilmesiyle başvurucunun

haksız olmadığının anlaşıldığı ve kamulaştırmayı yapan idareye başvurucunun

vekâlet ücreti ödemek zorunda bırakılmasıyla kamulaştırma bedelinin önemli

ölçüde azalmasına sebebiyet verildiği belirtilmiştir. Buna göre bu sonuca

başvurucunun davranışının yol açtığı gösterilemediğinden müdahalenin

başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yükleyerek müdahalenin dayandığı kamu

yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil dengenin

başvurucu aleyhine bozulduğu, başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

ölçüsüz olduğu değerlendirilmiştir (Sadettin Ekiz, § 70).

34. Somut olaylarda da satın alma usulünde teklif

edilenden fazla bir tutarın kamulaştırma bedeli olarak tespit edildiği ve

başvurucuların kamulaştırma bedelinin önemli bir kısmına tekabül eden vekâlet

ücretini ödemek durumunda kaldığı anlaşılmıştır. Buna göre somut başvurularda

da -yukarıdaki ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı

dikkate alındığında- mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

35. Başvurucular ayrıca bireysel başvurunun kabul

edilebilirlik şartlarından olan başvuru yollarının tüketilebilmesi için temyiz

ve karar düzeltme yollarına başvurmaları sebebiyle ödemek zorunda oldukları

yargılama giderleri ve bireysel başvuru harcı ile temyiz duruşmasına vekillerin

katılmasından dolayı tarafların leh ve aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

36. Başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmış olması nedeniyle ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmasına ve ödenen bireysel başvuru harcının iadesine

karar verildiğinden bireysel başvuru harcı yönünden başvurucuların

mağduriyetinden söz edilemez. Bu kapsamda yeniden yargılamanın başlamasıyla

birlikte Mahkeme ve Daire hükümleri ortadan kalkmış olacaktır. Dolayısıyla

temyiz duruşmasına vekillerin katılması nedeniyle tarafların leh ve aleyhine

hükmedilen vekâlet ücretine ilişkin hükümler de ihlalin sonucuna bağlı olarak

kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Öte yandan yapılacak olan yeniden

yargılamada, temyiz ve karar düzeltme yollarına başvurmaları sebebiyle ödenen

yargılama giderlerine ilişkin olarak da yeniden karar verileceğinden bu

şikâyetler yönünden bu aşamada inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

37. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

39. Başvurucular, ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

tazminat talebinde bulunmuştur.

40. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK]B. No:

2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

41. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

42. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda

Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi

uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.

Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı

olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve

bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama

kararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı

olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın

kendisine ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini

beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama

kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve

diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

43. Mahkememizce kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil

davalarında kamulaştırmayı yapan idareye başvurucuların kamulaştırma bedelinin

önemli oranda azalmasına neden olacak vekâlet ücreti ödemesine karar verilmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla

ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

44. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Hadim Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

45. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç

tutarlarının 3. ve 4. Başvuruculara müştereken diğer başvuruculara ayrı ayrı,

4.500 TL vekâlet ücretinin ise başvuruculara müştereken ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan

mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Hadim

Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2014/1062, K.2015/1364; E.2017/189, K.2018/165;

E.2017/161, K.2017/455; E.2014/1054, K.2015/483; E.2017/59,

K.2017/352)GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 364,60 TL harç tutarının 3. ve 4. başvuruculara

MÜŞTEREKEN, diğer başvuruculara AYRI AYRI, 4.500 TL vekâlet ücretinin

başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 29/12/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Mahmut ALTIN

Başvurucular

:

1. Hamit AKTAŞ

2. Hasan DENİZ

3. Mevlüt EMİR

4. Selver ÇALAR

5. Emin Ali KAN

6. Abdullah BALLICA

Başvurucular Vekili

:

Av. Adil AKTAY

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2019/6275, T. 29.12.2021, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2019-6275-basvuru-29-12-2021-ddc4f5d1b2ac