Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2019/3072, 16.12.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2019/3072
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ABDULGANİ DEMİR VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/3072)

Karar Tarihi: 16/12/2020

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi ile delillerin

değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılarak adil

olmayan karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Ekli tabloda sıralanan başvurulara ait başvuru formu

ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra başvurular

Komisyonlara sunulmuştur.

3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tablonun (B)

sütununda numaraları belirtilen başvuru dosyalarının aynı tablonun (1) numaralı

satırında yer alan 2019/3072 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana

ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, başvuruya konu davalarda yargılamanın

uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasıyla çeşitli tarihlerde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunmuştur. Bir kısım başvurucular ayrıca, delillerin değerlendirilmesi ve

hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılarak adil olmayan karar verilmesi

nedeniyle adil yargılanma ve diğer anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

9. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

10. Bazı başvurucular, bireysel başvuru harç ve

masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde

bulunmuştur.

11. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

12. Başvurucular, bireysel başvuru konusu yargılamaların

uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının ve diğer anayasal

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin ortadan kaldırılması ve

tazminat taleplerinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

13. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

15. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50-52).

16. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41-45).

17. İşe iade davalarında yargılamanın uzaması her iki

taraf için de hukuki belirsizliğin devamına sebep olduğundan bu davaların

ivedilikle sonuçlandırılması ayrı bir öneme sahiptir. Bu durum iş sözleşmesi

feshedilen fakat bir an önce eski işine dönme beklentisi taşıyan ve bu yüzden

yeni bir işe başlamakta tereddüt eden işçi açısından önemli olduğu gibi

sözleşmesini feshettiği işçi yerine yeni bir işçi istihdam ederek iş

organizasyonunu tamamlamak isteyen işveren açısından da önemlidir. Dolayısıyla

iş sözleşmesinin feshine ilişkin uyuşmazlıkların kısa sürede sonuçlandırılması

hem çalışan hem de işverenin yararınadır (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772,

7/11/2013, § 60).

18. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20.

maddesindeki sürelerin düzenleyici nitelikte süreler olduğu, yapılması gereken

duruşmalar ve duruşma aralıkları, bilirkişi raporlarının beklenmesi, şahitlerin

dinlenmesiyle tebligat işlemleri gözönünde bulundurulduğunda bu sürelerin

aşılabileceği görülmektedir. Bu nedenle öngörülen süreyi aşan her yargılamanın

süresinin makul olmadığı ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği söylenemez.

Bununla birlikte işe iade davalarının başvurucu açısından taşıdığı değer ile

davanın kısa sürede bitirilmesindeki başvurucunun kişisel yararı gözönüne

alındığında bu davaların süre yönünden diğer davalarla aynı nitelikte olduğu da

söylenemez (Nesrin Kılıç, § 67).

19. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında ekli tablonun (G) sütununda

belirtilen 2 yıl 6 ay ila 46 yıl 8 ayı bulan yargılama sürelerinin makul

olmadığı sonucuna varmak gerekir.

20. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal

İddiaları

21. Bir kısım başvurucular, delillerin değerlendirilmesi

ve hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılarak adil olmayan karar

verilmesi nedeniyle adil yargılanma haklarının ve diğer anayasal haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucuların belirtilen şikâyetleri

yönünden açık bir ihlalin bulunmadığı değerlendirildiğinden diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

D. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

23. Başvurucular, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi

tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

24. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

25. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvuruya konu her bir davanın özel koşulları dikkate

alınarak hesaplanan ekli tablonun (H) sütununda belirtilen net tutarlarda

manevi tazminatın başvuruculara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine

karar verilmesi gerekir.

26. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Tespit edilen ihlalle maddi zarar

arasında illiyet bağı bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

27. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ekli tabloda

belirtilen harç ve vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderlerinin

başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Talepte bulunan başvurucuların adli yardım talebinin

KABULÜNE,

B. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvuruculara ekli tablonun (H) sütununda belirtilen

tutarlarda manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin

REDDİNE,

E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ekli tabloda

gösterilen harç ve vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderlerinin

başvuruculara ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin ekli tablonun (D) sütununda

belirtilen ilgili mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 16/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Tuğba TUNA IŞIK

Başvurucular

:

Abdulgani DEMİR ve

diğerleri (bkz.ekli tablonun (C) sütunu)

Başvurucular Vekili

:

bkz. ekli tablonun (F)

sütunu

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2019/3072, T. 16.12.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2019-3072-basvuru-16-12-2020-c96b9bc563a8