Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2019/2769, 16.12.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2019/2769
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

SERDAR KAPTANOĞLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/2769)

Karar Tarihi: 16/12/2020

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, hukuk davasında delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılarak adil

olmayan karar verilmesi, kararların gerekçesiz olması ve uzun yargılama

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 14/1/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu tarafından, ortağı olduğu kooperatif inşaatı

için fazladan ödemede bulunduğundan bahisle 27/4/2010 tarihinde İzmir 4. Asliye

Ticaret Mahkemesinde (Mahkeme) alacak davası açılmıştır. Mahkemenin 11/10/2011

tarihli kararı ile davanın reddine hükmedilmiş, bu karara karşı yapılan temyiz

başvurusu Yargıtay 23. Hukuk Dairesince (Daire), davalı kooperatif hakkındaki

davanın hangi gerekçeyle reddedildiğinin açıklanmadığı gerekçesiyle kabul

edilerek Mahkeme kararının bozulmasına 17/4/2012 tarihinde karar verilmiştir.

9. Bozma kararı üzerine Mahkeme dosyası ile ilgili

kooperatif tarafından başvurucuya karşı açılan alacak davası birleştirilmiştir.

Birleştirme kararından sonra alınan asıl ve ek bilirkişi raporları içeriğinde;

başvurucuya tahsis edilen konuta yönelik harcamaların 445.860,17 TL olduğu,

buna karşılık 372.730 TL ödemede bulunulduğu ve bu çerçevede başvurucunun

kooperatife 73.130,17 TL imalat maliyetinden kaynaklı borcunun bulunduğu

belirtilmiştir. Mahkeme tarafından anılan tespitlerin değerlendirilmesi

suretiyle ilgili kooperatifin başvurucudan 73.130,17 TL alacağının bulunduğuna

hükmedilmiş ve 18/12/2015 tarihinde başvurucu yönünden davanın reddine karar

verilmiştir. Söz konusu karar, Dairenin 18/12/2017 tarihli kararı ile onanmış

ve kararın düzeltilmesi istemi de Dairenin 15/11/2018 tarihli kararı ile

reddedilmiştir.

10. Nihai karar 26/12/2018 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu 14/1/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

11. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

12. Başvurucu, bireysel başvuru konusu yargılamanın uzun

sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

14. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50-52).

15. Medeni

hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin yargılama süresinin makul

olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli

olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve

başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği

gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

16. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda başvuru konusu

davada 8 yıl 6 aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak

gerekir.

17. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal

İddiaları

18. Başvurucu, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk

kurallarının uygulanmasında hata yapılarak adil olmayan bir karar verilmesi ve

temyiz mercii kararlarında gerekçe bulunmaması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun belirtilen şikâyetleri

yönünden açık bir ihlalin bulunmadığı değerlendirildiğinden başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekmektedir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden

yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya

üzerinden karar verir.”

20. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

21. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

22. Başvurucu manevi tazminat talebinde bulunmadığından

tazminata hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

23. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.964,60 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 364,60 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.964,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için İzmir 4. Asliye

Ticaret Mahkemesine (E.2012/337, K.2015/1019) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 16/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Selçuk KILIÇ

Başvurucu

:

Serdar KAPTANOĞLU

Vekili

:

Av. Nazlı Tuna EVKURAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2019/2769, T. 16.12.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2019-2769-basvuru-16-12-2020-e582989b01f9