Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2019/21716, 13.10.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2019/21716
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MUSTAFA DEMİRBAŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/21716)

Karar Tarihi: 13/10/2020

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, itirazın iptali talebiyle açılan davalarda

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 18/6/2019 ve 21/6/2019 tarihlerinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemelerinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana

ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine

karar verilmiştir.

7. 2019/21725, 2019/21819 başvuru numaralı bireysel

başvuru dosyalarının kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2019/21716 başvuru

numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve incelemenin

2019/21716 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucunun 17/12/2013 tarihinde Antalya 1., 2. ve 3.

Asliye Hukuk Mahkemelerinde açtığı davalarda yargısal süreç Yargıtay 13. Hukuk

Dairesinin 17/4/2019 tarihli -ve birleştirilen 2019/21819 sayılı başvuruda

2/5/2019 tarihli- onama kararlarıyla sona ermiştir.

10. Başvurucu, açtığı davalarda yargılamanın uzun sürdüğü

iddiasıyla 18/6/2019 ve 21/6/2019 tarihlerinde Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

11. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

12. Başvurucu, uzun süren yargılamalar nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

14. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

15. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41-45).

16. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda, başvuru konusu

davalarda (2019/21716 ve birleştirilen 2019/21725 sayılı başvurularda) 5 yıl 4

aylık ve (birleştirilen 2019/21819 sayılı başvuruda) 5 yıl 5 aylık yargılama

sürelerinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

17. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

18. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

19. Başvurucu, ihlallerin tespiti ile 2019/21716 sayılı

başvuruda enflasyon kaybı kadar maddi tazminat, birleştirilen 2019/21819 sayılı

başvuruda 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminata karar verilmesi

talebinde bulunmuştur. Başvurucu birleştirilen 2019/21725 sayılı başvuruda ise

ihlallerin tespiti ile tazminat talebinde bulunmuş ancak herhangi bir miktar

belirtmemiştir.

20. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

21. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya birleştirilen 2019/21819 ve 2019/21725

sayılı başvurular için ayrı ayrı 8.000 TL olmak üzere toplam 16.000 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

22. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Somut olayda tespit edilen ihlal ile ileri

sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığından başvurucunun maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

23. Dosyadaki belgelerden -364,60 TL olarak her bir

başvuru için yatırıldığı tespit edilen- 1.093,80 TL harç ve 3.000 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 4.093,80 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya birleştirilen 2019/21819 ve 2019/21725

sayılı başvurular için ayrı ayrı 8.000 TL olmak üzere toplam 16.000 TL manevi

tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 1.093,80 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 4.093,80 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Antalya 1. Asliye

Hukuk (E.2013/587); Antalya 2. Asliye Hukuk (E.2013/580) ve Antalya 3. Asliye

Hukuk (E.2013/526) Mahkemelerine GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Basri BAĞCI

Raportör

:

Pınar ARMAĞAN YILDIRIM

Başvurucu

:

Mustafa DEMİRBAŞ

Vekili

:

Av. Mehmet Tunca

DEMİRBAŞ

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2019/21716, T. 13.10.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2019-21716-basvuru-13-10-2020-d0e800db701d