Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2016/33624, 13.02.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2016/33624
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ÇETİN ŞEN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/33624)

Karar Tarihi: 13/2/2020

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tek kişilik odada tutulma

nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık

görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği ve Ulusal Yargı Ağı

Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden tespit edilen şekliyle ilgili olaylar özetle

şöyledir:

9. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olduğu gerekçesiyle

22/8/2016 tarihinde tutuklanmış ve Sincan 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna (İnfaz Kurumu) konulmuştur.

10. Başvurucu, diğer bazı mahpusların da kaldığı odada

(koğuş/çoklu oda) tutulmakta iken9/9/2016 tarihinde tek kişilik odaya alınmış

olup inceleme tarihi itibarıyla burada tutulmaktadır.

11. Başvurucu, tek kişilik odaya alınmasının hukuka aykırı ve

gerekçesiz olduğunu belirterek Ankara Batı İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği)

bu uygulamayı şikâyet etmiştir. İnfaz Hâkimliği 5/10/2016 tarihli kararı ile

başvurucunun talebini reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, tutuklu hakkında

güvenlik gerekçesiyle yapılan uygulamanın ceza infaz kurumu kurallarına ve

mevzuata uygun olduğu açıklanmıştır.

12. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz 18/10/2016

tarihinde Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir. Nihai karar,

6/12/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 12/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

14. İnfaz Kurumunun, başvurucunun tek kişilik odada tutulduğu

sürece ilişkin ayrıntılı bilgi içeren 7/10/2019 tarihili yazısına göre;

i. Kurumda tek kişilik odalar 4,85 metre boy ve 2,5 metre eninde

olup yaklaşık 12 metrekare büyüklüğündedir. Odalarda havalandırma penceresi,

duş ve tuvalet bulunmakta; mutfak bölümü bulunmamaktadır.

ii. Başvurucu, İnfaz Kurumunda bulunduğu süre içinde avukatı ve

yakınları ile çok sayıda açık ve kapalı görüş gerçekleştirmiştir.

iii. Kurumda bulunduğu süre içinde başvurucu süreli ve süresiz

yayınlardan faydalanma hakkını kullanabilmiştir.

iv. Başvurucu, Kurumda bulunan diğer tutuklu A.F.B. ile birlikte

havalandırma hakkından günde 2 saat 30 dakika olmak üzere her gün yararlanmıştır.

v. Başvurucu, talebi üzerine psikolojik değerlendirmeye tabi

tutulmamış, ancak çeşitli hastalıklarından dolayı muayene edilmiş ve gerekli

ilaç tedavilerine başlanmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. İlgili hukuk için bkz. Raşit

Konya, B. No: 2017/26780, 28/6/2018, §§ 15-30; Timur Demir, B. No: 2018/33190, 9/5/2019,

§§ 14-31.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu; tutuklanarak konulduğu İnfaz Kurumunda diğer

mahpuslar ile birlikte koğuşta barındırılmakta iken talebi olmamasına rağmen

gerekçesi bildirilmeden ve buna ilişkin herhangi bir karar tebliğ edilmeden,

ilgili mevzuata aykırı şekilde tek kişilik odaya alındığını, söz konusu işlemin

fiilen hücre cezası olduğunu, havalandırma hakkından kısıtlı olarak ve diğer

hükümlüler olmaksızın yararlandırıldığını, dış dünyadan tecrit edildiğini,

ayrıca uygulamanın din ve vicdan özgürlüğünü ihlal edecek şekilde Kurban

Bayramı tatilinde gerçekleştiğini belirterek Anayasa'nın 17., 19. 24. ve 36.

maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Bakanlık görüşünde; somut olayın özel koşulları, alınan

tedbirin niteliği ve süresi, amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi

birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun tek kişilik odada tutulmasının

asgari ağırlık eşiğini aşan bir muamele olarak değerlendirilmesinin mümkün

olmadığı ve bu nedenle başvurucunun şikayetlerinin açıkça dayanaktan yoksun

olduğu belirtilmiştir.

19. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında, başvuru

formunda dile getirdiği hususları yinelemiş, kaldığı yerin nitelik olarak tekli

oda değil hücre olduğunu ve burada tutulmanın kötü muamele yasağını ihlal

ettiğini ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki nitelendirmesini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda ihlal iddiaları özü itibarıyla

kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.

21. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı , maddî ve manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

22. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini, yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

23. Diğer taraftan Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddesi herhangi bir sınırlama

öngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların

yasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak

mahiyeti Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun

varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi istisna

öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme’nin 15. maddesi benzer bir düzenleme ile

kötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir istisna öngörmemiştir (Turan Günana, B. No: 2013/3550,

19/11/2014, § 33).

24. Tutulma koşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar, ayrımcı

davranışlar, devlet görevlileri tarafından sarfedilen hakaretamiz ifadeler,

kişiye normal olmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muameleler kötü muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 90).

Mahpuslar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılabilirken (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711,

23/7/2014, §§ 29-33), genel olarak Anayasa ve Sözleşme’nin ortak alanı

kapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bununla birlikte

ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve

disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelik

kabul edilebilir, makul gerekliliklerin olması durumunda bu haklar

sınırlanabilir. Dolayısıyla

verilen bir mahkûmiyet veya tutuklama kararının infazında mahkûmlar veya

tutuklular için sağlanacak şartlar insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte

olmalıdır (Turan Günana, §§ 35,

36).

25. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecek

hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu idaresi

ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimsel

hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Ceza infaz

kurumlarındaki yaşam, mahpuslara sunulan aktivitelerin genişliğinden mahpuslar

ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadar geniş bir

alanda değerlendirilmelidir. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların

mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem

seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir (Turan Günana, §§ 37, 39).

26. Yukarıda ifade edilen hususlara ilave olarak bir muamelenin

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari

bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini ifade etmek gerekir.Her

olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate

alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve

ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler

önem taşımaktadır (Tahir Canan, §

23).

27. Ceza infaz kurumlarında hükümlü ya da tutuklu statüsüyle

tutulan kişilerin diğer tutulanlardan ayrılmasının tek başına Anayasa'nın 17.

maddesine aykırı bir durum oluşturmadığı Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarında belirtilmiştir. Buna göre disiplinin sağlanması, güvenlik gerekçesi

veya ayrı tutulan kişiyi diğer tutulan kişilerden korumak kaygısıyla bu tür

uygulamalar yapılması mümkündür (Turan

Günana § 43; Ahmet Yeter,

B. No: 2014/5100, 16/2/2017, § 39). Ayrıca tek başına tutma tedbirinin sadece

güvenlik veya disiplini sağlama kaygısıyla değil mahpusların devam eden

soruşturmalarda hileli işbirliği yapmalarını veya dışarıdakilerle yeni bir suç

işlemek için işbirliği yapmalarını önleme gibi amaçlarla uygulanması da

mümkündür (Raşit Konya, B. No:

2017/26780, 28/6/2018, § 44).

28. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulma

koşullarını değerlendirirken başvurucular tarafından ileri sürülen somut

olaylara ilişkin iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi ve

bu kapsamda önlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve bireyler için sonuçlarının

birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de kabul etmiştir (Turan Günana, § 38). Dolayısıyla her

başvuruda somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin niteliği ve süresi,

amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir.

29. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecek

hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bu bağlamda tek kişilik bir odada

tutulmaya ilişkin koşullarolayın kendine özgü koşullarına göre kötü muamele

yasağı kapsamında gerçek bir sorun olarak ortaya çıkabilir. Bununla birlikte bu

koşulların söz konusu uygulamanın niteliğinden kaynaklanan ve özgürlükten

mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinin ötesinde asgari

bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekmektedir (Raşit Konya, § 50).

30. Somut olayda başvurucu, terör örgütü üyesi olduğu

gerekçesiyle tutuklanarak ilgili düzenlemeler gereğince İnfaz Kurumuna

konulmuştur. Başvurucunun tutulduğu odanın hücre statüsünde bir oda olmadığı;

büyüklüğü, havalandırma penceresi, tuvalet ve duş için ayrılmış uygun ve

yeterli bölümlerinin bulunduğu dikkate alındığında Avrupa Konseyi Bakanlar

Komitesi tarafından kabul edilen Avrupa Cezaevi Kurallarına (Raşit Konya, §§ 14-27) uygun koşullarda

tutulduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki kararlar için bkz. Raşit Konya, § 46; Timur Demir, § 45).

31. Ayrıca başvurucu, açık havaya çıkma imkânından günde

ortalama 2 saat 30 dakika olmak üzere bir diğer tutuklu/hükümlü ile ortak bir

avluyu kullanmak suretiyle faydalandırılmıştır. Başvurucunun iddiasının aksine

açık havadan yararlandırılma süresi ile koşullarının yetersiz olduğunun

söylenemeyeceği kanaatine varılmıştır. Diğer yandan başvurucu, tek başına

tutulduğu süre boyunca ailesi ve avukatı ile çok sayıda açık ve kapalı görüş

gerçekleştirmiştir. Sonuç olarak yaklaşık 3

yıl 5 ay süre ile tek kişilik odada barındırılmış olmakla birlikte ailesiyle,

dış dünyayla ve diğer tutulanlarla iletişimi bütünüyle kesilmeyen başvurucunun

duyusal ve sosyal olarak izole edildiği sonucuna bu aşamada ulaşılması mümkün

değildir.

32. Tek kişilik odada kalma süresinin uzunluğu ve bu sürenin

tutulan kişi üzerindeki etkilerinin kötü muamele yasağı açısından aranan asgari

eşik seviyesine ulaşıp ulaşmadığı hususu, somut olaya özgü koşullar

çerçevesinde her başvurucuya veya aynı başvurucunun her başvurusuna göre ayrı

değerlendirilmektedir. Somut olayda başvurucunun şikâyet ettiği tutulma

koşulları ve süresi bakımından söz konusu asgari eşik derecesinin aşılmadığı

sonucuna varılmıştır

33. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağına ilişkin bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI

Başvurucu

:

Çetin ŞEN

Vekili

:

Av. Süeda Esma ŞEN KARA

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2016/33624, T. 13.02.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2016-33624-basvuru-13-02-2020-4ddc693e3d77