Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2016/13917, 12.09.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2016/13917
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

CAFER DURDU VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/13917)

Karar Tarihi: 12/9/2019

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında aleyhe

vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/7/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık cevabında, başvuru hakkında görüş

bildirilmesine gerek görülmediği ifade edilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucular Konya'nın Hadim ilçesine bağlı Bolat köyünde

bulunan 127,61 m2 yüz ölçümlü bahçe vasfındaki 168 ada 18 parsel

sayılı taşınmazın tapu kaydına göre malikidir.

9. Bağbaşı Barajı, Mavi Tüneli ve

Hidroelektrik Santrali projesi çerçevesinde Bakanlar Kurulunun 18/12/2008

tarihli ve 27084 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

kararı ile anılan taşınmazın da bulunduğu alanda acele kamulaştırma yapılmasına

karar verilmiştir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından 19/12/2008

tarihinde başvuruculara ait bu taşınmazın kamulaştırılmasına karar verilmiştir.

10. DSİ tarafından 19/3/2009 tarihinde taşınmaza acele elkoyma talebinde bulunulmuş, Hadim Asliye Hukuk Mahkemesi

(Mahkeme) 28/9/2009 tarihinde bu talebi kabul etmiştir. Mahkeme,

mahallinde yapılan keşif sonucu taşınmazın değerini 880,51 TL olarak belirlemiş

ve bu bedelin ödenmesi karşılığında taşınmaza acele elkonulmasına

karar vermiştir.

11. DSİ Kıymet Takdir Komisyonu 15/7/2009 tarihinde söz konusu

taşınmazın kamulaştırma bedelini 854,99 TL olarak belirlemiş, başvurucular ile

anlaşılamamasından dolayı satın alma usulü başarısız olmuştur.

12. DSİ bunun üzerine 24/12/2013 tarihinde başvurucular aleyhine

aynı Mahkemede kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmıştır.

13. Mahkeme dava konusu taşınmazda 27/5/2014 tarihinde

bilirkişilerle keşif yapmıştır. Bilirkişi kurulunun 2/6/2014 tarihli raporunda,

tarım arazisi niteliğinde olduğu değerlendirilen taşınmaz yönünden net gelir

yöntemine göre yapılan hesaplama sonucu kamulaştırma bedelinin 2.357,31 TL

olduğu görüşü bildirilmiştir.

14. Mahkeme 4/12/2014 tarihinde temyiz yolu açık olmak üzere

davanın kabulü ile taşınmazın tapu kaydının iptaline ve DSİ adına tapuya

tesciline hükmetmiştir. Mahkeme kamulaştırma bedelinin ise 2.357,31 TL olarak

tespitine ve daha önce ödenen 880,51 TL'nin mahsubu ile banka şubesine depo

edilen bakiye 1.476,80 TL'nin başvuruculara ödenmesine karar vermiştir. Kararda

ayrıca bu bedele 25/4/2014 tarihinden itibaren kanuni faiz işletilmesi

öngörülmüştür. Bunun yanında davacı idare lehine davalı başvuruculardan alınmak

üzere 1.500 TL ve başvurucular lehine davacı idareden alınmak üzere yine 1.500

TL vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmiştir.

15. Karar, davacı DSİ tarafından temyiz edilmiştir. Başvurucular

vekili 12/2/2015 tarihli temyize cevap dilekçesinde, davacı DSİ'nin temyiz

itirazlarının yerinde olmadığını belirterek temyiz taleplerinin reddine karar

verilmesini talep etmiştir.

16. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi tarafından 6/6/2016 tarihinde,

her bir davalı payına düşen temyize konu miktar karar tarihi itibarıyla 1.890

TL'yi geçmediğinden temyiz edilen kararın kesin olduğu belirtilerek temyiz

dilekçesi reddedilmiştir.

17. Nihai karar başvurucular vekiline 30/6/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucular 26/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucular yapılan kamulaştırma kapsamında uzlaşma

görüşmelerinde kendilerine 854,99 TL teklif edildiğini, yapılan yargılama

neticesinde ise Mahkemenin bu tutarın yaklaşık üç katı olan 2.357,31 TL

kamulaştırma bedeli belirlediğini ifade ederek, buna rağmen karar gereğince

kamulaştırmayı yapan idareye 1.500 TL tutarında vekâlet ücreti ödemek zorunda

bırakıldıklarından yakınmışlardır. Başvuruculara göre kendilerinin davanın

açılmasında bir kusuru bulunmadığı gibi uzlaşma sırasında teklif edilen bedelin

hatalı olduğu ve doğru kamulaştırma bedeli ancak yargılama sonucunda tespit

edilebildiğine göre haklı oldukları mahkemelerce tespit edilmiştir.

Başvurucular 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 29.

maddesine göre yargılama giderlerinin davacı idare üzerinde bırakılması

gerektiğini belirterek, hükmedilen kamulaştırma bedelinin vekâlet ücreti adı altında

idareye ödenmesine karar verilmesi suretiyle azaltıldığını, bu nedenle mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

21. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, mülkiyet hakkının ihlali iddiası

yanında ayrıca Anayasa'nın 2. ve 90. maddelerinin de ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir. Ancak başvurucuların aleyhe hükmedilen vekâlet ücretine ilişkin

şikâyetinin özü itibarıyla ilgili olduğu mülkiyet hakkının ihlali iddiası

kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

24. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması ve bu süreçte

dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra

İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

25. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir

nitelikte olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip

bulunması gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan

beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını

düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî

koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan

uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,

16/2/2017, § 39).

26. Somut olayda başvurucuların, aleyhlerine hükmedilen vekâlet

ücretinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirttikleri karara ilişkin söz konusu

iddialarını, usulüne uygun olarak zamanında temyiz yoluna başvurarak ileri

sürmedikleri gibi temyize cevap dilekçesinde de bu hususlara değinmedikleri

dikkate alındığında, bu iddialarını ileri sürebilecekleri olağan kanun yolunu tüketmeksizin bireysel başvuruda

bulundukları anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Mahmut ALTIN

Başvurucular

:

1. Cafer

DURDU

2. Hikmet

DURDU

3. Selvi

ARDIÇ

Vekilleri

:

Av. Adil

AKTAY

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2016/13917, T. 12.09.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2016-13917-basvuru-12-09-2019-ff851ed9bdac