Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/6883, 19.04.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2015/6883
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

SAVAŞ BAŞÇİK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/6883)

Karar Tarihi: 19/4/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; suç provokasyonu sonucu elde edilen delile dayalı

olarak mahkûm edilme, tanık sorgulama taleplerinin reddedilmesi ve yargılamanın

makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1983 doğumlu olup olayların gerçekleştiği tarihte

Fethiye'de ikamet etmektedir.

9. Başvurucunun çalıştığı barda uyuşturucu madde ticareti

yapıldığına ilişkin istihbarat alınması üzerine jandarma çavuş olan bir

personel soruşturma kapsamında gizli soruşturmacı olarak görevlendirilmiştir.

Anılan bara müşteri olarak gelen, İngiliz vatandaşı olduğunu ve esrara ihtiyaç

duyduğunu söyleyen söz konusu sivil jandarma görevlisine başvurucu tarafından

önceden seri numarası alınmış 50 dolar karşılığında uyuşturucu verilmesi

üzerine işyerinde yapılan aramada diğer bir sanığın ayakkabısında 3 gram esrar,

başvurucunun üzerinde yapılan aramada ise seri numarası alınmış olan 50 dolar

bulunduğu belirtilerek başvurucu hakkında Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının

29/7/2004 tarihli iddianamesiyle birden fazla kişiye uyuşturucu madde satma,

satın alma, satma amacıyla bulundurma, devretme suçunu işlediği isnadıyla kamu

davası açılmıştır.

10. Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin 17/3/2010 tarihli kararıyla

dosya İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesine (CMK mülga 250. maddeyle görevli)

(Mahkeme) gönderilmiştir.

11. Başvurucunun provokatör ajanla ne konuştuğunu bilen savunma

tanıklarının dinlenmesine ilişkin 26/10/2010 tarihli duruşmadaki talebi,

savunma tanıklarının beyanlarının sanık ile kolluk görevlisi arasında yapılan

konuşmanın ne olduğu hususuna ilişkin olduğu, dolayısıyla davanın sonucunu

etkileyecek nitelikte görülmediği belirtilerek Mahkemece reddedilmiştir.

12. Mahkeme 29/12/2010 tarihli kararıyla başvurucunun satmak

amacıyla esrar maddesini bulundurduğunun ve görevlilerce suçüstü yakalandığının

sabit olduğu gerekçesiyle uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma suçundan

mahkûmiyetine karar vermiştir.

13. Anılan karara karşı başvurucu yalnızca süre tutum talepli

temyiz dilekçesi vermiştir. Başvurucunun ayrıntılı temyiz sebeplerini içerir

temyiz dilekçesi sunduğuna ilişkin herhangi bir bilgi veya belge dosya

kapsamında tespit edilememiştir.

14. Karar, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/1/2015 tarihli

kararıyla onanmıştır.

15. Başvurucu nihai kararı 27/3/2015 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

16. Başvurucu 21/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 19/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Suç Provokasyonu

Sonucu Elde Edilen Delillerin Mahkûmiyete Esas Alınmasına ve Tanık Sorgulama

Hakkının İhlal Edilmesine İlişkin İddialar

18. Başvurucu; kolluk görevlisinin kışkırtmasıyla suçu

işlediğini, bu şekilde elde edilen delile dayalı olarak mahkûm edilmesinin

haksız olduğunu, ayrıca Mahkemenin bu kişiyi tanık olarak duruşmada dinlemeyi

reddetmesi nedeniyle anılan şahsı sorgulama imkânından mahrum kaldığını ileri

sürmüştür.

19. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu

mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §

20).

20. Somut olayda başvurucunun ihlale neden olduğunu ileri

sürdüğü iddialarını ilk derece mahkemesi nezdinde ve temyiz aşamasında dile

getirmediği (bkz. §§ 13, 15) bu iddialarına ilişkin bilgi veya belge sunmadığı,

böylece başvuru yollarını usulüne uygun tüketmediği anlaşılmaktadır.

21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını ileri

sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

24. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

25. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29)

26. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki 10 yıl 5 aylık yargılama

süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

29. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

30. Somut olayda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

31. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya -talebi de dikkate alınarak- net 10.000 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

32. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,95 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Suç provokasyonu sonucu elde edilen delillerin mahkûmiyete

esas alınmasına ve tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddialarının başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 226,95 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için (kapatılan) İzmir 8. Ağır

Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. maddeyle görevli) (E.2010/95, K.2010/374)

yerine bakan Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucu

:

Savaş BAŞÇİK

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/6883, T. 19.04.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2015-6883-basvuru-19-04-2018-68b67f725062