Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/5449, 20.09.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2015/5449
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MAHMUT VAYIS BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/5449)

Karar Tarihi: 20/9/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Uzman Erbaş

sözleşmesinin yenilenmemesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) 9/8/1998 tarihinde göreve

başlayan başvurucunun uzman erbaş sözleşmesi en son 11/5/2012 tarihinde

uzatılmıştır. Başvurucu Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hava Kontrol Grup

Komutanlığında görevli iken 6/5/2013 tarihinde, sözleşmenin bitim tarihinden

sonra uzatılmamasına karar verilmiştir. Anılan karar gereği sözleşmesi

yenilenmeyen başvurucunun 11/5/2013 tarihinde TSK ile ilişiği kesilmiştir.

9. Başvurucu 24/5/2013 tarihinde sözleşmenin yenilenmemesi

işleminin iptali ve mahrum kalınan özlük haklarının yasal faiz ile ödenmesi

talebiyle Millî Savunma Bakanlığı aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde

(AYİM) dava açmıştır. Başvurucu dava ve cevap dilekçelerinde özetle; hiçbir

disiplin cezasının olmadığını, başarılı bir meslek hayatı olduğunu,

sözleşmesinin neden feshedildiğine dair kendisine bilgi verilmediğini, eşiyle

ilgili soyut iddialar nedeniyle sözleşmesinin feshedildiğini, eşinin

gayriahlaki bir yaşantısı olmadığını ve idare tarafından takdir yetkisinin objektif

kriterlere bağlı kalınarak kullanılmadığını ifade etmiştir.

10. AYİM Başsavcılığı; dava konusu işlemin iptali yönünde görüş

sunmuştur. Başsavcılığın 11/11/2013 tarihli düşünce yazısında, başvurucunun eşinin

iffetsiz bir hayat sürdüğüne dair iddiaların somut dayanağının bulunmadığı

belirtilmiştir. Ayrıca sözleşmenin feshi işleminin dayanağı olmaya elverişli

olmayan soyut ve dayanaksız iddialara itibar edilmek suretiyle ve ikaz

edilmeden sözleşmenin yenilenmemiş olmasının, sebep ve amaç unsurları

bakımından hukuka aykırı olduğu vurgulanmıştır.

11. AYİM Birinci Dairesinin (Daire) 10/9/2014 tarihli kararıyla

davanın reddine karar verilmiştir. Kararda, idari tahkikat sırasında dinlenilen

bir astsubay ile esnafın ifadesi ve istihbarat raporlarına istinaden

başvurucunun eşinin içinde bulunduğu durum nedeniyle kendisinden istifade

edilemeyeceğinin anlaşıldığı vurgulanmıştır. Kararda, idarece takdir yetkisinin

objektif kıstaslara bağlı kalınarak, kişi yararı ile kamu yararı arasında denge

gözetilerek ve kamu yararı amacına uygun kullanıldığı belirtilmiştir.

12. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 11/2/2015 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

13. Nihai karar 26/2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 26/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görev

yapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle sözleşme yenilenmeyerek ayırma

işlemi tesis edilmesine dayanak oluşturan mevzuata ve benzer durumlara ilişkin

uluslararası hukuka yer vermiştir (Bülent

Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, §§ 21-36; E.G. [GK], B. No: 2014/12428, 13/10/2016,

§§ 22-30; Emrah Karadaş,

B. No: 2014/6043, 15/2/2017, §§ 17-22).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 20/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu; eşiyle ilgili iddiaların somut bilgilere

dayanmadığını ve gerçekleri yansıtmadığını, eşiyle ilgili dedikoduların ayırma

işlemine kılıf uydurmak için idari işlemin dayanağı hâline getirildiğini, bu

tür haksız uygulamaların TSK'da alışkanlık hâline getirilmeye başlandığını

ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca, ayırma işleminin savunma alınmadan ve gerekçe

bildirilmeden yapıldığını, dilekçelerinde sunduğu savunma ve belgelerin de

Mahkeme tarafından değerlendirilmediğini belirterek, adil yargılanma hakkı ile

özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; ihlalin

tespit edilmesi ile yargılamanın yenilenmesine ve lehine tazminata karar

verilmesini talep etmiştir. Başvurucu ek beyanında ise kendisi hakkında ve

birçok personel hakkında düzenlenen ayırma kararlarında imzası bulunan TSK

mensuplarının darbe soruşturmaları kapsamında yargılandıklarını ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

18. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın

20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ...saygı gösterilmesini

isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ... gizliliğine dokunulamaz."

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde;

başvurucunun temel iddiasını, özel hayat kapsamında kalan somut dayanağı

olmayan bir takım iddialar nedeniyle uzman erbaş

sözleşmesi yenilenmeyerek TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesi oluşturmaktadır.

Bu nedenle başvurunun, özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

21. Özel hayatına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle

başvurucu hakkında sözleşme yenilemem işlemi tesis edilmesinin özel hayatının

gizliliği hakkına bir müdahale oluşturduğu açıktır (Bülent Polat [GK], § 67; E.G.

[GK], § 50).

22. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa'nın 13.

maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma,demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun olma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama

ölçütlerine uygun olması gerekir.

23. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri

dikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun

olduğu, askerî disiplinin ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesinin

sağlanması, bu itibarla millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunması şeklinde

meşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır (Bülent

Polat [GK], §§ 73-103; E.G. [GK],

§§ 55-60).

24. Demokratik toplum

düzeninin gereklerinden olma, bir sınırlamanın demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik

olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacı

karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek son çare niteliğinde değilse demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015,

§§ 44, 45; İ.F.A., B. No:

2013/8564, 17/2/2016, § 62).

25. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda,

kamu görevini yürütmekle görevli kişilerin hak ve özgürlüklerine herhangi bir

vatandaşa uygulanamayacak sınırlamalar getirilmesi demokratik bir toplumda

gerekli olabilir. Bu kapsamda kamu makamlarının, faaliyetin niteliği ve

sınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunması

doğaldır. Ancak özel hayatın gizliliği hakkının mahremiyet hakkı gibi en gizli

yönleri söz konusu olduğunda kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır ve bu

alanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için kamu

makamlarınca özellikle ciddi gerekçelerin gösterilmesi gerekir (Ata Türkeri,§ 47).

26. Ayrıca tesis edilen disiplin işlemlerinde ve bu işlemlerin

hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı mahkeme kararlarında, bireylerin özel

hayatlarına ilişkin tutum ve eylemlerinin mesleki hayatları üzerindeki

etkilerinin açıklanması, kamu hizmeti sunan ilgili kurumların işleyişi

üzerindeki etkilerinin ve risklerinin ortaya konulması ve bu hususlardaki

değerlendirmelerin yeterli ve ikna edici gerekçelerle desteklenmesi, ayrıca

tesis edilen işlemlerin bireylerin geçmiş mesleki sicilleri ve başarı durumları

dikkate alınarak ölçülülük yönünden irdelenmesi gerekir (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016,

§ 60).

27. Somut olayda başvurucu hakkında tesis edilen işleminin

temelinde, başvurucunun eşinin ahlaki durumuna ilişkin iddiaların bulunduğu

anlaşılmaktadır. Başvurucunun eşinin ahlaki durumuna ve mahremiyetine ilişkin

hususların istihbarat zaafiyetlerine yönelik bir

idari tahkikat kapsamında tespit edildiği dikkate alındığında, idari işleme

temel oluşturan iddiaların mesleki hayatın sınırlarını aşan bir tahkikatın

sonucu olduğu görülmektedir.

28. Başvurucu; mutlu bir evliliği olduğunu, söz konusu

iddiaların somut hiç bir dayanağının olmadığını,

iftira mahiyetindeki iddiaların idari işleme esas alınamayacağını yargılama

sürecinde sürekli olarak vurgulamıştır. AYİM tarafından yapılan yargılamada ise

başvurucunun savunmalarına neden itibar edilmediği açıklanmadığı gibi

başvurucunun iddialarına yönelik bir araştırma da yapılmadığı görülmektedir.

Öte yandan AYİM kararının gerekçesinde, başvurucunun eşine isnat edilen ancak

somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği açık olan özel hayata ilişkin

birtakım eylemlerin başvurucunun mesleki hayatı üzerindeki etkilerine ve

TSK’nın işleyişi üzerindeki etkisi ve risklerine dair yeterli ve ikna edici

gerekçelerin belirtilmediği, tesis edilen işlemin başvurucunun sicili

gözetilerek ölçülülük yönünden değerlendirilmediği vemesleki

sicili olumlu olan başvurucuya yönelik söz konusu müdahalenin gerekçelerinin

ortaya konulamadığı görülmektedir. Bu nedenlerle AYİM tarafından verilen

kararın özel hayatın gizliliği hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla

ilgili ve yeterli gerekçe içermediği sonucuna ulaşılmıştır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20.

maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

31. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesine ve lehine 70.000 TL

tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

32. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan

özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

33. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili

yargı merciine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

34. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili yargı

merciine gönderilmesine karar verilmesi nedeniyle başvurucunun tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

35. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın

gizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici

21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ İDARİ

YARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci

Dairesinin E.2013/615, K.2014/820 sayılı dosyasıyla ilgilidir.),

D. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili yargı

merciine gönderilmesine karar verilmesi nedeniyle başvurucunun TAZMİNAT

TALEBİNİN REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Ali KOZAN

Başvurucu

:

Mahmut VAYIS

Vekili

:

Av. Mustafa

BOZKURT

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/5449, T. 20.09.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2015-5449-basvuru-20-09-2018-2253bd527bcf