Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/3239, 21.02.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2015/3239
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ABDULBAKİ BOZKURT VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/3239)

Karar Tarihi: 21/2/2019

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, alacağın yargılama sırasında değer kaybına

uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 23/2/2015 tarihinde yapılmışlardır.

3. Başvurular, başvuru formları ile eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. 2015/3241, 2015/3242, 2015/3343, 2015/3351 ve 2015/3353

numaralı başvuru dosyalarının, konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2015/3239

numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2015/3239

numaralı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer başvuru dosyalarının

kapatılmasına karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunulmasına gerek bulunmadığını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Uyuşmazlığın Arka

Planı

9. Başvurucular; Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol

İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TEKEL) 1993 yılına ait tütün ürünü satmışlardır.

TEKEL, satın aldığı tütünler için kilosu ortalama 55.000-60.000 TL (eski TL

ile) civarı bir fiyat açıklamıştır. Satın alınan tütünler, daha sonra trenle

TEKEL'in Adana'daki ambarlarına aktarılmıştır. Adana'da ise yine TEKEL'in

görevlendirdiği heyet tarafından bu tütünlerin fiyatı onda birinden daha az

belirlenmiştir.

10. Başvurucuların iddiasına göre; satın alınan tütünler tren

ile nakledilirken çok uzun süre vagonlarda bekletilmiş, ayrıca ambarlara taşıma

sırasında gerekli özen gösterilmemiş ve üstelik ambarları su basmıştır.

11. İhtilaf konusu tütünler ile ilgili olarak ilk fiyatı

belirleyen eksperlerin rüşvet aldıkları ve alınan rüşvetin bir bölümünün de

terör örgütüne aktarıldığı iddiasıyla Diyarbakır Devlet 4 No.lu Güvenlik

Mahkemesinde ceza davası açılmıştır. İddianamede; sanıkların ihaleye fesat

karıştırma, rüşvet alma, rüşvet verme, 19/4/1990 tarihli ve 3628 sayılı Mal

Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanunu'na aykırılık

suçlarından cezalandırılmaları talep edilmiştir. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin

kapatılmasıyla yargılamaya Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam

edilmiştir. Mahkeme 27/11/2008 tarihinde Diyarbakır'ın Bismil ilçesindeki tütün

fiyat belirleme işlemleri yönünden sanıkların mahkûmiyetine, Muş'un Kızılağaç nahiyesindeki

tütün fiyat belirleme işlemleri yönünden sanıkların beraatine,

diğer sanıklar yönünden ise zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar

vermiştir.

12. Karar temyiz edilmiş ve Yargıtay 5. Ceza Dairesince bazı

sanıkların yargılama sırasında vefat etmesi, bazı sanıklar yönünden ise

zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle 15/4/2013 tarihinde davaların

düşmesine karar verilmiştir.

B. Başvurucuların

Açtıkları Tazminat Davası Süreci

13. Başvurucular; ilk fiyatın onda birinden daha az bir bedelin

belirlenmesi nedeniyle zarara uğradıklarını, bu zararın ise TEKEL tarafından

tütünlerin korunması için gerekli ve yeterli önlemlerin alınmamasından

doğduğunu belirterek TEKEL aleyhine 14/4/1995, 19/4/1995, 2/5/1995, 23/5/1995

ve 31/8/1995 tarihlerinde Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) ayrı ayrı

tazminat davaları açmışlardır. Başvurucuların açtıkları davalar, 29/6/1999

tarihinde Mahkemenin E.1995/111 sayılı dosyasında birleştirilerek birlikte

görülmüştür.

14. Başvurucular ayrıca, yargılamanın uzun sürmesine bağlı

olarak doğacak değer kaybının ödenmesini de talep etmişlerdir.

15. Mahkeme, teknik bilirkişi kurulundan dava konusu ile ilgili

rapor almıştır. Bilirkişi kurulunun 23/8/1996 tarihli raporunda; tütünlerin

yanlış nakil, bakım, istif gibi unsurlar nedeniyle bozulduğu kanaati

bildirilmiştir. Mahkeme, bu raporu hükme esas alarak -başvuru formu ve

eklerinde belirtilmeyen bir tarihte- davanın kabulüne karar vermiştir.

16. Ancak Yargıtay 13. Hukuk Dairesince (Daire), ilk fiyatı belirleyen

eksperler hakkında rüşvet suçundan açılan ceza davasının sonucunun beklenmesi

gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

17. Mahkeme, bozma kararına uymuş ve ceza davasını bekletici

mesele yapmıştır. Ancak ceza davasının yaklaşık yirmi yıl boyunca

sonuçlanmadığını gözeten Mahkeme, bu ara karardan dönerek 18/4/2014 tarihinde

davanın kabulüne karar vermiştir. Mahkeme ek 1 Tablonun (2) numaralı sütununda

belirtilen alacakların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte

davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar vermiştir. Kararın

gerekçesinde, davalının rüşvet verilerek ilk tütün fiyatının yüksek

belirlendiği iddiasının bir mahkûmiyet kararı söz konusu olmadığı için

ispatlanamadığı belirtilmiştir. Mahkeme, buna karşılık bilirkişi kurulu

raporuna göre tütünlerin yanlış istif, nakil ve saklama neticesinde kalitesinin

düştüğünün tespit edildiğine dikkat çekmiş; bu raporu hükme esas almıştır.

Mahkeme, başvurucuların alacağının güncellenmesi talebi yönünden ise yargılamada

geçen sürede enflasyon karşısında dava tarihine göre belirlenen alacağın "gülünç hâle geldiğini" kabul

etmiş, ancak bu talebin olumlu karşılanamayacağı sonucuna varmıştır.

18. Başvurucular 23/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

19. Temyiz edilen hüküm, Dairenin 8/12/2014 tarihli kararıyla

vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek onanmıştır. Karar düzeltme istemi de

Dairenin 16/4/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. İlgili hukuk için bkz.

Ferda Yeşiltepe (GK), B. No: 2014/7621, 25/7/2017, §§ 25-31; ANO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. (GK), B.

No: 2014/2267, 21/12/2017, §§ 32-43.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 21/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucular, makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

23. Bireysel başvurular sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli

ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

24. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya

da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

25. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828,

12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının

getirilmesine ilişkin yolu başarı şansı sunan, yeterli giderim sağlama

kapasitesi bulunan, ulaşılabilir bir yol olduğunu tespit etmiştir (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

26. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucular, TEKEL'e sattıkları ürünlerin tam karşılığını

alamadıkları için tazminat davasını açtıklarını ve bu davanın lehlerine

sonuçlandığını, ancak yargılamanın uzun sürdüğünü ve belirtilen süreçte

ülkedeki yüksek enflasyon nedeniyle geç kavuştukları alacaklarının değer

kaybına uğradığını belirtmişlerdir. Başvurucular, döviz kurlarına ya da

enflasyon oranlarına göre karşılaştırma yapıldığında dava tarihine göre

belirlenen alacağın değer kaybına uğradığının açıkça ortada olması nedeniyle

mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

29. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

35. maddesi şöyledir:

“Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

31. Anayasa Mahkemesi başka başvurucular tarafından yapılan

benzer yöndeki şikâyeti Abdulkerim Tanış ve diğerleri (B. No: 2014/17621,

9/1/2018) başvurusunda incelemiş ve karara bağlamıştır.

32. Anılan kararda öncelikle mahkeme kararıyla nihai olarak

tespit edilmiş olan başvuruya konu alacakların başvurucular yönünden

Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülk teşkil ettiği kabul edilmiştir (Abdulkerim Tanış ve diğerleri, §§ 29-30). Mülkiyet

hakkına yapılan müdahale niteliği gereği

mülkiyetten barışçıl yararlanma ilkesine ilişkin genel kural

çerçevesinde incelenmiştir (Abdulkerim Tanış ve diğerleri, § 31). Sonuç olarak

başvurucuların mülkiyet hakkı kapsamındaki alacaklarının enflasyon karşısında

önemli ölçüde değer kaybına uğratıldığı anlaşıldığından başvuruculara şahsi

olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği kanaatine varılarak müdahalenin

ölçülü olmadığı gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar

verilmiştir (Abdulkerim Tanış ve diğerleri, §§ 32-40).

33. Somut olayda da aynı ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir

durum bulunmamaktadır. Buna göre başvuru konusu olayda alacağa hak kazanıldığı

dava tarihi ile alacağın icra edilebilir hâle geldiği kararın verildiği tarih

arasındaki döneme göre yapılan değerlendirme sonucunda uygulanan yasal faize

rağmen aynı dönemde toplam enflasyonun yaklaşık %11.000 civarında olduğu, diğer

bir deyişle başvurucuların alacaklarının %1'inden bile daha az bir miktara

düşerek enflasyon karşısında bu alacakların önemli ölçüde değer kaybına

uğradığı tespit edilmiştir.

34. Diğer taraftan kural olarak kişilerin kamudan olan

alacaklarının herhangi bir yargısal sürece veya icra takibine gerek olmadan

ödenmesi beklenir. Somut olayda ise başvurucuların alacaklarının geç

ödenmesinin makul bir gerekçesi mevcut olmadığı gibi derece mahkemelerinin

geriye dönük olarak tespit ettiği başvurucunun alacağını kamu makamlarının

ancak yapılan yargılama sonucu ödeyebildiği anlaşılmaktadır.

35. Sonuç olarak başvurucuların mülkiyet hakkı kapsamındaki

alacaklarının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratıldığı

anlaşılmakla başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet

yüklendiği kanaatine varılmıştır. Bu sebeple somut olay bakımından kamunun

yararı ile başvurucuların mülkiyet haklarının korunması arasında bulunması

gereken adil dengenin başvurucular aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü

olmadığı değerlendirilmiştir.

36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

38. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

39. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve

hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca

eski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.

Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın

veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa

ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda

uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, § 55).

40. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna

göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama

işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim

yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).

41. Başvurucular, maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

42. Anayasa Mahkemesi başvurucular yararına yargılama sonucu

hükmedilen alacakların yargılamanın uzun sürmesi üzerine enflasyon karşısında

değer kaybetmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin yargısal süreçten kaynaklandığı

anlaşılmaktadır. Bununla birlikte yargılama değer kaybı iddiasına ilişkin

olmayıp mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

43. Bu durumda ihlalin sonuçlarının giderimi bakımından etkin

yol tazminat ödenmesine karar verilmesidir (Abdulkerim Tanış ve diğerleri, § 51). Dolayısıyla

mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle maddi zararları karşılığında başvuruculara

ayrı ayrı ekli (2) numaralı tabloda gösterilen miktarlarda maddi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir. Mülkiyet hakkının ihlalinin giderimi

yönünden maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi yeterli bir giderim

sağladığından manevi tazminat taleplerinin reddi gerekir.

44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen başvurucuların

yatırdıkları 226,90 TL harç bedellerinin başvuruculara ayrı ayrı; ayrıca

kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden 2.475 TL vekâlet ücretinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara ekli (2) numaralı tabloda belirtilen miktarlarda

ayrı ayrı net maddi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 226,90 TL harç bedellerinin BAŞVURUCULARA AYRI AYRI; 2.475 TL

vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Muş 1. Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.1995/111, K.2014/348) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

TABLO: EK 1

(ALACAĞIN DEĞER KAYBI İLE

İLGİLİ HESAP TABLOSU)

(1) (2) (3) (4) (5) (6) (7)

Sıra Başvurucu Asıl Alacak Enflasyona

Göre Değer Kaybını İşlemiş Reel Değer Oransal Artış

No. (TL) Güncellendiğinde Telafi

Edecek Faiz Kaybı (TL) (%)

Asıl Alacak (TL) Fark (TL)

1.

Kenan Samuk 132,12 16.087,09 15.954,97 722,12 14.372,85 11.530

2.

Ahmet Özbey 94,89 11.533,92 11459,03 518,63 10.940,40 11.530

3.

Abdulbaki Bozkurt 143,81 17.510,48 17.366,67 786,01 16.580,66 11.530

4.

Murat Yıldırım 87,02 10.595,66 10.508,64 475,62 10.033,02 11.530

5.

Cahit Yıldırım 53,12 6.497,96 6.414,84 290,34 6.124,50 11.530

6.

Necati Tanyeri 135,56 16.505,95 16.370,39 740,92 15.629,47 11.530

* Dava tarihi 14/4/1995, yargılamada geçen değer kaybına esas

alınan alacağın icra edilebilir hale geldiği mahkeme karar tarihi ise 18/4/2014

tarihidir.

TABLO: EK 2

(MADDİ TAZMİNAT TABLOSU)

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucular

:

1. Abdulbaki

BOZKURT

2. Ahmet

ÖZBEY

3. Cahit

YILDIRIM

4. Kenan

SAMUK

5. Murat

YILDIRIM

6. Necati

TANYERİ

Vekili

:

Av. Hikmet

AYDIN

Sıra No.

Başvurucu

Maddi Tazminat (TL)

1

Kenan Samuk

14.373

2

Ahmet Özbey

10.940

3

Abdulbaki Bozkurt

16.581

4

Murat Yıldırım

10.033

5

Cahit Yıldırım

6.125

6

Necati Tanyeni

15.629

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2015/3239, T. 21.02.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2015-3239-basvuru-21-02-2019-c43c05764d1d