Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/6529, 08.06.2016

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/6529
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET DAĞKIRAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/6529)

Karar Tarihi: 8/6/2016

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tam yargı davasında aleyhe hükmedilen vekâlet ücreti

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/5/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 8/7/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, askerlik görevini yapmakta iken el bombasının

patlaması sonucu yaralanmıştır.

8. Başvurucu, uğradığı zararların tazmini istemiyle 150.000 TL

maddi ve 50.000 TL manevi tazminat talepli olarak 2/11/2010 tarihinde dava

açmıştır.

9. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) İkinci Dairesi

21/12/2011 tarihli ve E.2011/113, K.2011/1582 sayılı kararıyla olayda

başvurucunun kendi kusurlu davranışlarından kaynaklanan müterafik

kusurun bulunduğu görülmekte ise de başvurucunun askerî hizmete ilişkin görevi

ifa ederken meydana gelen kaza sonucu oluşan yaralanmasında, kusurlu bulunan

diğer personelin ihmali davranışları dikkate alındığında zararlı sonuç ile

başvurucunun görevi arasındaki illiyet bağının kesilmediği ve meydana gelen tüm

zararların başvurucunun üzerine yüklenmemesi gerektiği, başvurucunun

zararlarının müterafik kusuru oranında indirim

yapılması suretiyle davalı idarece hizmet kusuru ilkesi gereğince karşılanması

gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulünekarar

vermiştir.

10. Kararda başvurucuya 6.000 TL maddi, 4.000 TL manevi tazminat

ödenmesine ve başvurucunun fazlaya ilişkin istemlerinin reddine; hükmedilen

maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden nispi olarak hesap edilen 2.400

TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak başvurucuya verilmesine, ayrıca

reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden nispi olarak hesap edilen

13.810 TL avukatlık ücretinin de başvurucudan alınarak davalı idareye

verilmesine hükmedilmiştir.

11. Başvurucunun karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 5/3/2014

tarihli ve E.2012/262, K.2014/326 sayılı ilamıyla kabul edilerek başvurucuya

27.000 TL maddi, 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine ve başvurucunun fazlaya

ilişkin istemlerinin reddine,hükmedilen maddi ve

manevi tazminat miktarları üzerinden nispi olarak hesap edilen 4.740 TL

avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak başvurucuya verilmesine, ayrıca

reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden nispi olarak hesap

edilen 13.740 TL avukatlık ücretinin de başvurucudan alınarak davalı idareye

verilmesine hükmedilmiştir. Bu karar, başvurucu vekiline 28/4/2014 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu 13/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki

Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine

İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK)14. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Tahkim usulüne tabi

olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili

sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri,

hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu

davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve

takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar

üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 8/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15. Başvurucu, davanın kısmen reddedilmesi sonucunda idareye

13.740 TL vekâlet ücreti ödemeye mahkûm edildiğini, davayı açtığı tarihte

askerî idari yargıda henüz ıslah müessesesi bulunmadığından olası hak

kayıplarının önüne geçmek için tazminat miktarının yaklaşık bir değer üzerinden

belirlendiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve 100.000 TL manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

16. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamında

mahkemeye erişim hakkıyla ilgili olduğundan başvuru bu kapsamda incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönününden

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

18. Başvurucu, ıslah imkânının olmadığı dönemde açtığı davada

aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini

iddia etmiştir.

19. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesi şöyledir:

"Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunmaile

adil yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki

davaya bakmaktan kaçınamaz."

20. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

21. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre

kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme

masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına

müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun

talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir.

Ancak bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir

amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu

yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil

dengeyi bozacak şekilde bireyekatlanılması zor

külfetler yüklememiş olması gerekir (Özkan

Şen, § 61, 62).

22. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlık

ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi

için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması

gerekir. Başvuru konusu olayda dava açıldıktan sonra 2/11/2011 tarihinde yayımlanarak

yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu davaların, idarenin

bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından takibi

öngörülmüş olup davanın reddi hâlinde idare lehine avukatlık ücretine

hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksiz başvurular önlenerek dava

sayısının azaltılması ve böylece mahkemeler meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkların

makul sürede bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler

öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin

takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle

getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlinde başvurucuya yüklenecek

olan avukatlık ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§§ 38, 39).

23. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan

başvurucuların reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık

ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmesi ihtimali veya olgusu, belirli

dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmayı engelleme ya da mahkemeye

başvurmayı anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel

koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim

hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan

Şen, § 54).

24. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi ve

benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde

belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak

kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya

öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu

belirsizliğin, talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla

aşılması da 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Kanunu gereği davanın açıldığı tarih öncesinde mümkün olmadığından hak kaybına

uğramak istemeyen davacıların tazminat taleplerine ilişkin miktarları yüksek

tutmaktan başka seçeneklerinin olmadığı görülmektedir.

25.Başvurucunun da bu nedenleuğradığı

zarar için AYİM'e açtığı davada 150.000 TL maddi,

50.000 TL de manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. AYİM,

başvurucu lehine toplam 31.000 TL maddi ve manevi tazminata ve 4.740 TL

avukatlık ücretine hükmettikten sonra başvurucunun, reddedilen fazlaya ilişkin

tazminat talepleri üzerinden davalı idare lehine 13.740 TL avukatlık ücreti

ödemesine karar vermiştir.

26.Buna göre başvurucunun dava açtığı sırada ıslah imkânının

olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak için talebini yüksek tuttuğu, davanın

reddedilmesi sonrasında 13.740 TL avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğü altına

girdiği anlaşılmaktadır.

27. Başvurucu aleyhine avukatlık ücreti ödenmesini öngören

düzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Bu

düzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının incelenmesi

gerekir.

28. Somut olayın koşulları bir bütün hâlinde

değerlendirildiğinde başvurucunun, dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması

nedeniyle hak kaybına uğramamak için talebini yüksek tuttuğu ve yargılama

sonucunda hak kazandığı tazminat ve avukatlık ücretinin yaklaşık %38'ine denk

gelen kısmını avukatlık ücreti olarak davalı idareye geri ödemek zorunda

kaldığı görülmüştür. Böylece başvurucunun tazminat alacağının önemli bir

kısmından mahrum bırakıldığı ve bu miktarın ölçülü olmadığı saptandığından

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

31. Başvurucu 100.000TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

32. Başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

33. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından

salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya takdiren net 8.300 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

34. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36 maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 8.300 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi İkinci Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu

:

Mehmet

DAĞKIRAN

Vekili

:

Av. Dursun

KARACA

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/6529, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-6529-basvuru-08-06-2016-0813703c49af