Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/3539, 28.09.2016

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/3539
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

FİKRET ŞALVAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/3539)

Karar Tarihi: 28/9/2016

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/3/2014 tarihinde İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 24/2/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 7/5/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 28/5/2015 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/25368

Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında 21/4/2009

tarihinde gözaltına alınmış ve Denizli 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 24/4/2009

tarihli ve 2009/93 Sorgu sayılı kararı ile suç işlemek amacıyla kurulan örgüte

üye olma ve uyuşturucu veya uyarıcı madde ihraç etmesuçlarından

tutuklanmıştır.

8. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/9 sayılı fezlekesi

ile başvurucu hakkındaki soruşturma dosyası İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına

(CMK mülga 250. maddesiyle görevli bölümü) gönderilmiştir.

9. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 31/8/2009 tarihli ve

E.2009/293 sayılı iddianamesiyle başvurucunun suç işlemek amacıyla örgüt kurma

ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma

suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza

mahkemesine kamu davası açılmıştır.

10. Dava, İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

maddesiyle görevli) E.2009/176 sayılı dosyası üzerinden tutuklu olarak

görülmüştür. Mahkemenin 20/1/2010 tarihli ve E.2009/176, K.2010/12 sayılı kararı

ile başvurucunun yargılandığı davanın İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK

mülga 250. maddesiyle görevli) E.2009/55 sayılı dosyası ile birleştirilmesine

karar verilmiştir.

11. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/9/2012 tarihli ve

E.2009/55, K.2012/178 sayılı kararı ile başvurucunun "suç işlemek amacıyla

örgüt kurma" suçundan 2 yıl 6 ay hapis, "(12/2/2008 tarihli)

uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan 16 yıl 10 ay 15 gün hapis ve

33.740 TL adli para, "(9/4/2008 tarihli) uyuşturucu madde ticareti

yapma" suçundan 15 yıl hapis ve 30.000 TL adli para, "(23/12/2008

tarihli) uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan 15 yıl hapis ve 30.000

TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece,

hüküm ile birlikte "verilen cezanın miktarı

ve tutuklulukta geçirdikleri süreler dikkate alınarak" başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına da karar verilmiştir.

12. Başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet hükmünü 17/9/2012

tarihinde temyiz etmiştir. Başvurucu müdafii

tarafından sunulan 19/2/2013 tarihli (gerekçeli) temyiz dilekçesinde hükmün

bozulmasının yanı sıra tahliyeye karar verilmesi talebinde bulunulmuştur.

13. Başvurucu 14/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

14. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/4/2015 tarihli ve

E.2014/4056, K.2015/31053 sayılı ilamı ile başvurucu hakkında verilen

mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmiştir.

B. İlgili Hukuk

15. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar

başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki

bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 28/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu, tutukluluğunun makul süreyi aştığını, kalp

rahatsızlığı nedeniyle cezaevi koşullarının kendisi için dayanılmaz bir hâle

geldiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tahliyesine karar verilmesi ile

birlikte tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun, tutukluluğun makul

süreyi aştığı şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür. Öte

yandan kalp rahatsızlığı nedeniyle cezaevi koşullarının kendisi için dayanılmaz

bir hâle geldiğini belirten başvurucunun Anayasa'nın 17. maddesinde güvence

altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiği yönünde bir şikâyeti

bulunmamaktadır. Başvurucunun, tutukluluğa ilişkin karar verilirken sağlık

durumunun dikkate alınmadığına yönelen şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesi

kapsamında dile getirdiği tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiası çerçevesinde

incelenmesi gerekir (Levent Ersöz, B.

No: 2013/5274, 16/7/2014, § 97).

19. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları

inceler."

20. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi, 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki

kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S.,

B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

21. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla

tutukluluk hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu "bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu" olma kapsamından çıkmaktadır. Bu açıdan

mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) ve Yargıtay, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma hâlini

tutukluluk olarak nitelendirmemektedir (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726,

2/7/2013, § 33). "Bir suç

isnadına bağlı olarak" tutuklulukta geçen sürenin başlangıcı, başvurucunun

ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı

durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin

serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hakkında hüküm verildiği

tarihtir (Murat Narman, B. No:

2012/1137, 2/7/2013, § 66).

22. Somut olayda başvurucu 21/4/2009 tarihinde gözaltına alınmış

ve 24/4/2009 tarihinde tutuklanmıştır. Tutuklu olarak devam eden yargılama

sonunda İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/9/2012 tarihli kararı ile

başvurucunun suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve uyuşturucu madde ticareti

yapma suçlarından toplam 48 yıl 16 ay 15 gün hapis ve 93.740 TL adli para

cezaları cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan karar ile başvurucu

hakkında verilen mahkûmiyet hükümleri, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/4/2015

tarihli ilamı ile onanmış ve bu tarih itibarıyla kesinleşmiştir. Dolayısıyla

başvurucunun bir suç isnadına bağlı olarak özgürlüğünden yoksun bırakılması,

İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararını verdiği 14/9/2012 tarihinde sona

ermiştir.

23. Açıklanan nedenlerle tutukluluğa ilişkin sürecin Anayasa

Mahkemesinin yetkisinin başladığı tarihten önce sona erdiği anlaşıldığından,

başvurunun zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

28/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Fikret

ŞALVAN

Vekili

:

Av. Ali

Osman ÖZDİLEK

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/3539, T. 28.09.2016, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-3539-basvuru-28-09-2016-e0fc05efbe0d