Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/3060, 10.03.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/3060
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ENGİN EKİNCİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/3060)

Karar Tarihi: 10/3/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1.

Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca "cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak"

suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 24/7/2008 tarihinde gözaltına

alınarak 29/7/2008 tarihinde tutuklandığını ve 6/8/2009 tarihinde tahliye edildiğini,

hakkında açılan kamu davasında delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi

sonucu mahkûmiyet kararı verildiğini belirterek, özgürlük ve güvenlik hakkı ile

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, Mahkeme kararının

bozularak ortadan kaldırılmasını ve beraatine karar

verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2.

Başvuru, 26/2/2014 tarihinde Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/11/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilir olduğuna ve esas incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla

erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

5.

Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma

kapsamında 24/7/2008 tarihinde gözaltına alınmış, ifadesi alınarak 25/7/2008

tarihinde serbest bırakılmıştır.

6.

Başvurucu, aynı soruşturma kapsamında, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca

28/7/2008 tarihinde yeniden gözaltına alınmış ve Diyarbakır 1. Sulh Ceza

Mahkemesinin 29/7/2008 tarih ve 2008/439 Sorgu sayılı kararı ile

tutuklanmıştır.

7.

Başvurucu hakkında, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 1/8/2008 tarih ve

E.2008/6887 sayılı iddianamesi ile "cinsel

istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak" suçlarını

işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış, dava Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2008/169 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

8.

Mahkeme, 6/8/2009 tarihinde başvurunun serbest bırakılmasına karar vermiştir.

9.

Mahkemece, 18/2/2010 tarih ve E.2008/169, K.2010/45 sayılı karar ile

başvurucunun, mağduru zorla tutarak cinsel ilişkiye girmeye çalıştığı, ancak

fiilin teşebbüs aşamasında kaldığı, Adli Tıp Kurumu raporuna göre mağdurun ruh

sağlığının bozulduğu gerekçesiyle "cinsel

istismar" suçundan 8 yıl 4 ay hapis, "kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak" suçundan 3

yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

10.

Temyiz üzerine, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 23/10/2013 tarih ve E.2011/22186,

K.2013/10522 sayılı ilâmıyla hüküm onanmıştır.

11.

Karar, başvurucuya 27/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

12.

Başvurucu, 26/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

13.

26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesinin (2), (4) ve

(6) numaralı fıkraları, 109. maddesinin (2) numaralı fıkrası, (3) numaralı

fıkrasının (a) ve (f) bentleri ile (5) numaralı fıkrası.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 26/2/2014 tarih ve 2014/3060 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15. Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca "cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun

kılmak" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 24/7/2008

tarihinde gözaltına alınarak 29/7/2008 tarihinde tutuklandığını ve 6/8/2009

tarihinde tahliye edildiğini, hakkında açılan kamu davasında delillerin eksik

ve hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkûmiyet kararı verildiğini, aleyhine

tanık beyanı olmadığını, soyut ve varsayımlara dayalı olarak ceza verildiğini,

mağdurun çelişkili ve subjektif beyanları dışında

delil olmadığını, cinsel ilişki olduğuna dair hiçbir delil bulunmadığını, dokuz

yaşındaki ve olayı idrak kabiliyeti olmayan tanığın beyanına itibar edildiğini,

mağdurun vücudunda hiçbir iz bulunmadığını, "şüpheden

sanık yararlanır" ilkesi ihlal edilerek, şüpheye dayalı

mahkûmiyet kararı verildiğini, savunmalarının dikkate alınmadığını, hukuka

aykırı olarak özgürlüğünden yoksun bırakıldığını, eksik bilirkişi incelemesine

dayalı olarak hüküm kurulduğunu belirterek, özgürlük ve güvenlik hakkı ile adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

16. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 25/11/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilir olduğuna ve esas incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmişse de başvuru

dilekçesi ve eklerinin incelenmesi neticesinde, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

28. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereği kabul edilebilirliğe ilişkin bir

engelin varlığı tespit edilerek, Komisyon tarafından verilen kabul

edilebilirlik kararının kaldırılmasına, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilerek değerlendirme yapılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının İhlali İddiası

17. Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca

yürütülen soruşturma kapsamında 24/7/2008 tarihinde gözaltına alınmış, ifadesi

alınarak 25/7/2008 tarihinde serbest bırakılmıştır. Başvurucu, aynı soruşturma

kapsamında, 28/7/2008 tarihinde yeniden gözaltına alınmış ve Diyarbakır 1. Sulh

Ceza Mahkemesinin 29/7/2008 tarihli kararı ile tutuklanmıştır. Başvurucu

hakkında, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 1/8/2008 tarihli iddianamesi

ile "cinsel istismar ve kişiyi

hürriyetinden yoksun kılmak" suçlarından kamu davası

açılmıştır. Yargılamaya başlayan Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi, 6/8/2009

tarihinde başvurucunun serbest bırakılmasına karar vermiştir.

18. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai

işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler."

19. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi, 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkeme'nin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında, anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki

kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

20. Başvurucu, 29/7/2008 tarihinde tutuklanmış ve Diyarbakır

Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince, 6/8/2009 tarihinde serbest bırakılmıştır.

Başvurucunun tutukluluğa ilişkin şikayetlerinin 23/9/2012 tarihinden önceki

döneme ait olduğu anlaşıldığından, zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin

yetkisi dışında kalmaktadır.

21. Öte yandan, başvurucu hakkında Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza

Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının Yargıtay 14. Ceza Dairesince onanması

üzerine, mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş olup, başvurucunun bu aşamadan sonra

hükümlü olarak cezaevine konulması, kesinleşmiş mahkeme kararına göre tutulma

niteliğinde olup, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlali niteliğinde

değerlendirilemez.

22. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun özgürlük ve güvenlik

hakkının ihlal edildiği iddialarının Anayasa Mahkemesinin yetkisinin başladığı

tarihten önceye ait olduğu anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının "zaman bakımından yetkisizlik"

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

23. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

24. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

25. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

26. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası

veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

27. Başvuru konusu olayda başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığınca "cinsel istismar ve

kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak" suçlarından yürütülen

soruşturma kapsamında 24/7/2008 tarihinde gözaltına alınarak 29/7/2008

tarihinde tutuklandığını ve 6/8/2009 tarihinde tahliye edildiğini, hakkında

açılan kamu davasında delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi sonucu

mahkûmiyet kararı verildiğini, aleyhine tanık beyanı olmadığını, soyut ve

varsayımlara dayalı olarak ceza verildiğini, mağdurun çelişkili ve subjektif beyanları dışında delil olmadığını, cinsel ilişki

olduğuna dair hiçbir delil bulunmadığını, dokuz yaşındaki ve olayı idrak

kabiliyeti olmayan tanığın beyanına itibar edildiğini, mağdurun vücudunda

hiçbir iz bulunmadığını, "şüpheden

sanık yararlanır" ilkesi ihlal edilerek, şüpheye dayalı

mahkûmiyet kararı verildiğini, savunmalarının dikkate alınmadığını, eksik

bilirkişi incelemesine dayalı olarak hüküm kurulduğunu belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkında

açılan kamu davası üzerine Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince, mağdurun

psikolog huzurunda beyanı alınmış, başvurucunun savunması ile tanıkların

beyanları değerlendirilmiş, mağdur hakkında sosyal inceleme raporu alınmış,

Diyarbakır Doğumevi Hastanesi, Diyarbakır Çocuk Hastanesi, Adli Tıp Kurumu

Diyarbakır Şube Müdürlüğü ve Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesinden raporlar

alınmış, başvurucunun mağduru zorla tutarak cinsel ilişkiye girmek istediği, mağdurun

direnerek bağırdığı, başvurucunun bunun üzerine kaçtığı, mağdurun ruh

sağlığının bozulduğu, başvurucunun, suçun anlam ve sonuçlarını kavrama

yeteneğinin bulunduğu, fiilin teşebbüs aşamasında kaldığı, mağdurun

beyanlarının samimi ve istikrarlı olduğu gerekçeleriyle başvurucunun “cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun

kılmak” suçlarından cezalandırılmasına karar verilmiştir. Temyiz

üzerine, Yargıtay 14. Ceza Dairesince, iddia ve deliller ile Mahkemece yapılan

tahlil ve takdir yerinde bulunarak hüküm onanmıştır.

29. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

30. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi

Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi

bir durum da tespit edilememiştir.

31. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de içermediği

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Özgürlük ve güvenlik hakkının

ihlal edildiği yönündeki iddiasının “zaman

bakımından yetkisizlik”,

2. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”

nedenleriyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

10/3/2015 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Engin EKİNCİ

Temsilcileri

:

1. Hamza EKİNCİ (Velayeten)

2. Fatma EKİNCİ (Velayeten)

Vekili

:

Av. Zeynep Şükran CANORUÇ

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/3060, T. 10.03.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-3060-basvuru-10-03-2015-62f970d25013