Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/18666, 27.12.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/18666
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

BEDRETTİN DALAN BAŞVURUSU (2)

(Başvuru Numarası: 2014/18666)

Karar Tarihi: 27/12/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; yakalama ve gıyabi tutuklama kararı nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın adil bir şekilde yürütülmemesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/11/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12/4/2010 tarihli

(Ergenekon soruşturması) dosyası kapsamında başvurucu hakkında yakalama emri

düzenlenmesi talep edilmiştir.

10. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/4/2010 tarihli

kararıyla ifadesinin alınması amacıyla başvurucu hakkında yakalama emri

düzenlenmesine karar verilmiştir.

11. Ayrıca İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/1/2011 tarihli

kararıyla da başvurucunun üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil

durumu, yurt dışında kaçak olması gözönüne alınarak

yokluğunda tutuklanmasına karar verilmiştir.

12. Ergenekon ana davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza

Mahkemesinin 5/8/2013 tarihli kararıyla başvurucu hakkında çıkarılan yakalama

emirlerinin infaz edilememiş olması nedeniyle yargılama dosyasının tefrikine

karar verildiği, dosyanın önce İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/79

sayılı esasına kaydedildiği, 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun ile

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin kaldırılması üzerine yargılama dosyasının

İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/222 sayılı esasına kaydının yapıldığı

görülmüştür.

13. Başvurucu vekili 23/7/2014 tarihli dilekçe ile başvurucunun

yargılandığı dosyada beraat kararı verilmesini, başvurucu hakkında çıkarılan

yakalama emrinin başvurucunun savunmasının alınmasından sonra serbest

bırakılması yönünde yakalama emrine çevrilmesini, başvurucunun savunmasının

alınması amacıyla Türkiye'ye gelmesi hâlinde yargılamaya konu eylem nedeniyle

tutuklanmayacağı hususunda yasal güvence verilmesini talep etmiştir.

14. Söz konusu talepler, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin

18/8/2014 tarihli müteferrik kararı ile reddedilmiştir.

15. Başvurucu vekili, ret kararına 2/9/2014 tarihinde itiraz

etmiş; bu itiraz İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/10/2014 tarihli kararı

ile reddedilmiştir.

16. Ret kararı, başvurucu vekiline 3/11/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 27/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

18. 6/2/2015 tarihli duruşmada başvurucunun vekili aracılığıyla

yaptığı yakalama kararının kaldırılması talebi İstanbul 6. Ağır Ceza

Mahkemesince reddedilmiştir.

19. Bu karara yapılan itiraz üzerine İstanbul 7. Ağır Ceza

Mahkemesi 18/2/2015 tarihli kararıyla yakalama emrinin ve başvurucunun

yokluğunda verilen tutuklama kararının kaldırılmasına karar vermiştir.

20. Başvurucu 15/7/2015 tarihli duruşmada savunmasını yapmıştır.

21. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi 27/1/2017 tarihli kararıyla

dosyanın Yargıtayın bozma kararı sonrasında İstanbul

4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/16 sayılı esasına kaydedilen Ergenekon ana

dosyasıyla birleştirilmesine karar vermiştir. Yargılama devam etmektedir.

IV.İLGİLİ HUKUK

22. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Yakalama emri ve nedenleri" kenar

başlıklı 98. maddesi şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde çağrı üzerine

gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi

üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca,

tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da

yakalama emri düzenlenebilir.

(2) Yakalanmış iken kolluk görevlisinin

elinden kaçan şüpheli veya sanık ya da tutukevi veya ceza infaz kurumundan

kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında Cumhuriyet savcıları ve kolluk kuvvetleri

de yakalama emri düzenleyebilirler.

(3) Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında

yakalama emri re'sen veya Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.

(4) Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli,

bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile yakalandığında nereye gönderileceği

gösterilir."

23. 5271 sayılı Kanun'un "Zorlama amaçlı elkoyma ve teminat

belgesi" kenar başlıklı 248.

maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kaçak hakkında 100 üncü ve sonraki

maddeler gereğince, sulh ceza hâkimi veya mahkeme tarafından yokluğunda

tutuklama kararı verilebilir."

24. 5271 sayılı Kanun'un

"Sanığa verilecek güvence belgesi" kenar başlıklı 246. maddesi şöyledir:

"(1) Mahkeme, gaip olan sanık hakkında

duruşmaya gelmesi hâlinde tutuklanmayacağı hususunda bir güvence belgesi

verebilir ve bu güvence koşullara bağlanabilir.

(2) Sanık, hapis cezası ile mahkûm olur veya

kaçmak hazırlığında bulunur veya güvence belgesinin bağlı olduğu koşullara

uymazsa belgenin hükmü kalmaz."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 27/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu; suç işlediği hususunda kuvvetli belirti

bulunmamasına rağmen hakkında yakalama ve gıyaben tutuklama kararı

çıkarılmasının hukuka aykırı olduğunu, birçok terör sanığına tutuklanmama

güvencesi verilmesine rağmen kendisi hakkında yakalama kararı bulunmasının

eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, kendisi hakkında tutuklamama güvencesi

verilmemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının, eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde; başvurucu hakkındaki yakalama ve gıyabi

tutuklama kararının 18/2/2015 tarihinde kaldırıldığı, dolayısıyla başvurucunun

mağdur sıfatının kalmadığı ileri sürülmüştür.

28. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurunun

kabul edilebilirlik şartlarını taşıdığını, ihlalin sonradan ortadan kalkmış

olmasının o ana kadar gerçekleşen mağduriyeti ortadan kaldırmayacağını, başvuru

tarihindeki dava şartlarının dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetleri kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

30. Anayasa Mahkemesi, yakalama emirlerinin infaz edilmediği

dönemde temel hak ve hürriyetlere yönelik bazı etkileri bulunsa da bu dönemde

henüz kişilerin fiziksel özgürlükleri maddi olarak kısıtlanmamış olduğundan söz

konusu etkilerin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale

olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını belirtilmiştir (Galip Öğüt [GK], B. No: 2014/5863, 1/3/2017, § 41). Aynı durum infaz

edilmemiş gıyaben tutuklama kararı için de geçerlidir.Sonuç

olarak yakalama ve gıyaben tutuklama kararlarına ilişkin olarak başvurucunun

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahalede bulunulmamıştır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddiasına ilişkin olarak

bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

32. Başvurucu; yurt dışında bulunması nedeniyle savunmasını

yapamadığını, savunma hakkının bu nedenle kısıtlandığını, savunmasını

yapabilmesinin tutuklanmasına bağlı olmasının savunma hakkına aykırı olduğunu,

avukatlarının dava dosyasından talep ettikleri hiçbir belgeye ulaşamadıklarını,

dosyada esasen bir belge ve bilginin de olmadığını, herhangi bir bilgi ve belge

olmadan ezbere bir yargılama sürdürüldüğünü, ayrılmasına karar verilen dava

dosyasının yeni bir esasa kaydedilmesine rağmen ana dosyadaki bilgi ve

belgelerin bu dosyaya aktarılmadığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca ana dava

dosyasıyla ilgili olarak ilk derece mahkemesince, Yargıtay tarafından karar

verilmedikçe ayrılan dava dosyasında esasa geçilemeyeceğinin ve ana davanın

kesinleşmesinin bekleneceğinin belirtildiğini, bu nedenle duruşmanın yaklaşık

bir yıl sonraya bırakıldığını, bu tutumun göstermelik bir yargılama

yapılacağını gösterdiğini, boş dava dosyası ile ezbere yargılama yaparak taleplerini

reddeden mahkemenin adil yargılama hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

33. Bakanlık, bu şikâyetlere ilişkin görüş sunulmasına gerek

olmadığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özünün

yargılamanın adil bir şekilde yürütülmesine ilişkin olduğu görülmektedir.

Başvurucu her ne kadar yeni bir esasa kaydedilen dava yönünden makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini de ileri sürmüşse de başvurucunun bu

iddialarının özünün yargılamanın adil bir şekilde yürütülmesine ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır. Bu nedenle makul sürede yargılanma hakkı açısından bir

inceleme yapılmamıştır.

35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

36. Somut olayda başvuruya konu dosyanın ilk derece mahkemesinde

derdest olduğu görülmüştür. Bu nedenle başvurucu, iddialarını ileri

sürebileceği olağan kanun yollarını tüketmeksizin bireysel başvuruda

bulunmuştur.

37. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkına ilişin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

27/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Bedrettin

DALAN

Vekilleri

:

Av. Azmi ULU

Av. Oğuz Can

BAHAR

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/18666, T. 27.12.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-18666-basvuru-27-12-2017-d8a784b863c1