Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/14310, 12.03.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/14310
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

DİYADİN SERT BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/14310)

Karar Tarihi: 12/3/2015

R.G. Tarih- Sayı: 16/5/2015-29357

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hakkında

yürütülen ceza yargılaması nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesinde

öngörülen azami tutukluluk süresini doldurmasına rağmen tahliye edilmediğini

ileri sürerek Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 27/8/2014 tarihinde

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 30/12/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Silifke Sulh Ceza

Mahkemesinin 15/12/2008 tarih ve 2008/769 Değişik İş sayılı kararı ile

tutuklanmıştır.

6. Bakırköy Cumhuriyet

Başsavcılığının, 10/1/2008 tarih ve E.2008/1504 sayılı iddianamesi ile

başvurucu hakkında kamu davası açılmış ve yargılama sonucunda Bakırköy 12. Ağır

Ceza Mahkemesinin 10/3/2011 tarih ve E.2008/47, K.2011/75 sayılı kararı ile

başvurucunun kasten adam öldürme suçundan 20 yıl hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.

7. Temyiz incelemesi

neticesinde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 28/2/2012 tarih ve E.2011/8175,

K.2012/1198 sayılı kararı ile başvurucu hakkındaki mahkumiyet hükmünün

bozulmasına karar verilmiştir.

8. Bozma sonrası yargılama

sonucunda Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/2/2013 tarih ve E.2012/136,

K.2013/28 sayılı kararı ile başvurucunun tekrar kasten adam öldürme suçundan 20

yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar

verilmiştir.

9. Temyiz incelemesi

neticesinde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 4/6/2014 tarih ve E.2014/1478,

K.2014/3383 sayılı kararı ile başvurucu hakkındaki mahkumiyet hükmünün tekrar

bozulmasına karar verilmiştir

10. Bakırköy 12. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2014/233 Esas sayılı dosyasında 9/7/2014 tarihinde bozma üzerine tensiben yapılan incelemede başvurucunun “ dosyadaki kanıt durumuna göre kuvvetli

suç şüphesinin varlığı, atılı suç niteliği ve uygulanması istenen yasa maddelerinde

öngörülen ceza miktarına göre kaçma şüphelerinin varlığı ve CMK.nın

100/3-a maddesinde belirtilen tutuklama nedeninin varlığı ve CMK'nın 102/2 maddede belirtilen sürenin dolmadığı

gözetilerek, adli kontrolün yeterli olmayacağı da dikkate alınarak” tutukluluk halinin itiraz

yolu açık olmak üzere devamına karar verilmiştir.

11. Başvurucunun tutukluluğun

devamına ilişkin itirazı, Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/7/2014 tarih

ve 2014/752 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir.

12. Başvurucuya söz konusu karar

8/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu, 27/8/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Başvurucu hakkında, Bakırköy

12. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/9/2014 tarih ve E.2014/233, K.2014/288 sayılı

kararı ile başvurucunun kasten adam öldürmek suçundan 15 yıl hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.

15. Başvurucu, 1/10/2014

tarihinde hakkında verilen kararı temyiz etmiştir.

B. İlgili

Hukuk

16. 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81. ve 29. maddeleri.

17. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 11/4/2013 tarih ve 6459 sayılı Kanun’la

değişik 334., 336. ve 339. maddeleri

18. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

(1) Kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması

halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi,

verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde,

tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer

alan;

…

2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

…

(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.)

Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan

fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”

19. Aynı Kanun’un 102.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk

süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek

uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 12/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 27/8/2014 tarih ve 2014/14310

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, 15/12/2008

tarihinde tutuklandığını, 28/2/2012 tarihinde ceza aldığını, kararı temyiz

ettiğini ve kararın bozulduğunu, davasının halen devam ettiğini, tutukluluk

süresinin 5 yılı aştığını, 5 yıl 9 ay olduğunu belirterek Anayasa’nın 19.

maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiş, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102.

maddesi gereğince tahliye edilmesini ve hakkında maddi ve manevi tazminata

karar verilmesini istemiş, ayrıca adli yardım talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Başvurucu, tutukluluğunun

uzun sürmesi nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanun’un 102. maddesi gereğince

tutukluluğun sonlandırılmasını istemiş, bu nedenle başvurucunun iddiası kanuni

tutukluluk süresinin aşılıp aşılmadığı kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Adli Yardım

Talebi Yönünden

23. Anayasa Mahkemesinin

17/9/2013 tarih ve B. No: 2012/1181 sayılı kararında belirtilen adli yardım

talebinin değerlendirilmesine ilişkin ilkeler temelinde somut olayda, hükümlü

olarak ceza infaz kurumunda bulunan başvurucunun, sosyal güvenlik kapsamında

bir geliri, adına kayıtlı taşıtı veya taşınmaz malı olmadığı, geçimini önemli

ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu sunduğu belgelerden anlaşılmaktadır. Dolayısıyla açıkça dayanaktan

yoksun olmayan başvurucunun adli yardım talebinin kabulü gerekir.

2. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

24. Başvurucu, uzun tutukluluk

süresinin sonlandırılmaması nedeniyle haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

25. Başvurucunun kanuni

tutukluluk süresinin aşıldığına ilişkin şikâyetinin Anayasa’nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası açısından değerlendirilmesi gerekir.

26. Anayasa’nın 19. maddesinin

ilgili fıkrası şöyledir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

…

Suçluluğu hakkında

kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.

Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca

bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

…”

27. Anayasa’nın 19. maddesinde

özgürlük ve güvenlik hakkı güvence altına alınmış ve hiçbir bireyin

özgürlüğünden keyfi bir biçimde yoksun bırakılamayacağı belirtilmiştir. 19.

maddenin birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip

olduğu, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise bireylerin bu haktan şekil ve

şartları kanunda gösterilen bazı istisnai durumlarda mahrum edilebileceği

kuralı yer almaktadır.

28. Buna göre, kişinin özgürlük

ve güvenlik hakkının kısıtlanması ancak Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında

belirlenen durumlardan birinin varlığı halinde söz konusu olabilir. Bir bireyin

özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanacağı durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Bu çerçevede 19. maddenin üçüncü fıkrasına göre suçluluğu hakkında

kuvvetli belirti bulunan kişiler ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini

ve değiştirilmesini önlemek maksadıyla hâkim kararıyla tutuklanabilir.

Tutuklamanın kanunda öngörülen şekil ve şartlara uygun olması gerekir.

29. 5271 sayılı Kanun’un 102.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin zorunlu

hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabileceği ancak uzatma süresinin toplam

üç yılı geçemeyeceği belirtilmiş olup, madde metninde uzatma süreleri dâhil

toplam tutukluluk süresinin azami 5 yıl olabileceği öngörülmektedir (bkz: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/4/2011 tarih ve

E.2011/1-51, K.2011/42 sayılı kararı).

30. Bu sürenin hesabında ilk

derece mahkemesi önünde yargılama aşamasında geçen sürelerin dikkate alınması

gerekir. Zira kişi yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla

mahkûm edilmişse, bu kişinin hukuki durumu “bir

suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmakta ve

tutmanın nedeni ilk derece mahkemesince verilen hükme bağlı olarak tutma haline

dönüşmektedir. Nitekim AİHM, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma halini

tutukluluk olarak nitelendirmemekte ve temyiz aşamasında geçen süreyi

tutukluluk süresinin hesabında dikkate almamaktadır Aynı yaklaşım Yargıtay Ceza

Genel Kurulunca da benimsenmiş ve temyizde geçen sürenin tutukluluk süresine

dâhil edilmeyeceğine hükmedilmiştir. (B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 41)

31. Somut olayda başvurucu

15/12/208 tarihinde tutuklanmış ve hakkında ilk derece mahkemesince 10/3/2011

tarihinde mahkumiyet kararı verilmiştir. Bu karar Yargıtay 1. Ceza Dairesi

tarafından 28/2/2012 tarihinde bozulmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılama

neticesinde İlk Derece Mahkemesi 15/2/2013 tarihinde yeniden mahkumiyete

hükmetmiş ve bu karar başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Bu karar Yargıtay

1. Ceza Dairesi tarafından 4/6/2014 tarihinde bozulmuştur. Başvurucu hakkında

yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi 30/9/2014 tarihinde yeniden

mahkumiyete hükmetmiş ve tutukluluğun devamına karar vermiş, verilen bu karar

başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Buna göre temyiz aşamasında geçen

süreler hariç İlk Derece Mahkemesi önünde yürütülen yargılamada geçen toplam

tutukluluk süresi yaklaşık 3 yıl 6 aydır.

32. Buna göre başvurucunun

toplam tutukluluk süresinin Ceza Muhakemesi Kanun’un 102. maddesinde öngörülen

azami tutukluluk süresini aşmadığı anlaşıldığından başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

1. Başvurucunun yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olması ve talebinin açıkça dayanaktan yoksun

olmaması nedeniyle adli yardım talebinin KABULÜNE,

2. Başvurucunun, “Kanunda

öngörülen azami tutukluluk süresinin aşıldığı” iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Başvurucunun başvuru harcını ödemekten muaf tutulmasına,

12/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Raportör

:

Hüseyin TURAN

Başvurucu

:

Diyadin SERT

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/14310, T. 12.03.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-14310-basvuru-12-03-2015-6c4163b81f19