Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2021/64808, 23.10.2024

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2021/64808
Karar Tarihi

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

O.O. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/64808)

Karar Tarihi:23/10/2024

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru; beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar ile sonuçlanan ceza yargılaması süreçlerinde haklarında uygulanan gözaltı

ve/veya tutuklama gibi koruma tedbirleri nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesi kapsamında tazminat davası açan

başvurucuların söz konusu davalarda yetersiz tazminata hükmedilmesi nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

2. Başvurucular, nihai kararları öğrendikten sonra süresi

içinde muhtelif tarihlerde bireysel başvuruda bulunmuştur.

3. Ekli listenin (B) sütununda gösterilen dosyalar konu

yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle Bölüm tarafından 2021/64808

numaralı bireysel başvuru dosyasıyla birleştirilmiş ve inceleme bu dosya

üzerinden yürütülmüştür.

4. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

5. Ekli listenin (E) sütununda adli yardım talebinde

bulunduğu belirtilen başvurucuların başvuru giderlerini karşılayabilecek ölçüde

mal varlığının bulunmadığı ve taleplerinin dayanaktan yoksun olmadığı

anlaşılmış olup adli yardım taleplerinin kabulüne ve yargılama giderini

ödemekten muaf tutulmalarına karar verilmesi gerekir.

A. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

6. Başvurucular özetle haklarındaki ceza muhakemesi

sürecinde uygulanan gözaltı ve/veya tutuklama şeklindeki haksız koruma

tedbirleri nedeniyle açtıkları tazminat davalarında mahkemelerce hükmedilen

tazminat miktarlarının yetersiz olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin birer örneği

bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü

bildirmiştir. Başvurucuların bir kısmı, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmuş; başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.

7. Anayasa Mahkemesi Gülseren Çıtak ([GK], B. No:

2020/1554, 27/4/2023) kararıyla haklarında kovuşturmaya yer olmadığı veya

beraat kararı verilenlerin 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen

tazminat yolunu tükettikten sonra yakalama, gözaltı veya tutuklamanın hukuki olmadığı

ve ödenen tazminatın yetersiz olduğu iddiasıyla yaptıkları bireysel

başvurularda başvuru yollarının tüketilmiş kabul edilebilmesi için yalnızca

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi

kapsamında bir tazminat davasının açılmasının yeterli olacağı sonucuna

varmıştır. Zira bu hükümle yakalama, gözaltı ve tutuklamanın daha sonra verilen

kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararıyla hukuka aykırı hâle geldiğinin

kabul edildiğini, dolayısıyla 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi

uyarınca açılan tazminat davalarının Anayasa’nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrası kapsamında olduğunu değerlendirmiştir. Bu çerçevede bu bent kapsamında

açılan davalarda hukuka aykırılık kanun gereğince kabul edildiğinden ağır ceza

mahkemesince bu bende dayanılarak tazminat ödenmesi durumunda Anayasa’nın 19.

maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamında yapılacak inceleme tazminat miktarının

yeterli olup olmadığını belirlemekle sınırlı olacaktır (Gülseren Çıtak,

§§ 36-38).

8. Somut başvurularda da Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından

ihlal tespiti yapılmış ve bir miktar tazminata hükmedilmiş olduğundan

başvurularda yapılacak inceleme, hükmedilen tazminat miktarlarının yeterli olup

olmadığını belirlemekle sınırlı olacaktır (M.E., B. No: 2018/696, 9/5/2019,

§ 47).

9. Ağır ceza mahkemelerinin tazminat için somut olayın

şartlarına göre takdir yetkisi bulunmakla birlikte meydana gelen ihlalle

orantılı olmayan önemsiz miktarda bir tazminat Anayasa'nın 19. maddesinin

dokuzuncu fıkrasına aykırı olacaktır. Öte yandan tazminat miktarı Anayasa

Mahkemesinin benzer davalarda verdiği tazminat miktarına göre kayda değer

ölçüde düşük olmamalıdır. Bununla birlikte hükmedilen miktarın Anayasa

Mahkemesinin benzer durumlarda verilmesine hükmettiği tazminat miktarından düşük

olması tek başına Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının ihlal

edildiği anlamına gelmez. Tazminatın Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu

fıkrasıyla uyumlu olup olmadığını değerlendirirken somut olayın kendine özgü

şartlarının dikkate alınması gerekir (M.E., § 48).

10. Bunun yanında manevi tazminat miktarının yeterli olup

olmadığı belirlenirken tazminata karar veren ağır ceza mahkemesinin karar

tarihinde Anayasa Mahkemesinin benzer başvurular üzerine verdiği veya

verebileceği tazminat miktarına göre bir karşılaştırma yapılacaktır. Anayasa

Mahkemesince yakalama, gözaltı veya tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle

manevi tazminata hükmedilirken kişinin sosyal ve ekonomik durumu, mesleki ve

toplumsal konumu, üzerine atılı suçun niteliği, koruma tedbirine neden olan

olayın oluş şekli, tedbirin kişinin üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler ve

tedbirin süresi, tedbir nedeniyle meydana gelen ihlalin ağırlığı dikkate

alınmaktadır (Siyami Hıdıroğlu [GK], B. No: 2018/11489, 11/1/2024, §

35).

11. Maddi zarar, zarara uğrayanın hâlen mevcut mal

varlığı ile uygulanan koruma tedbiriolmasaydı bumal varlığının olacağı durum

arasındaki farktan ibarettir.Maddi zarar, mal varlığında meydana gelen fiilî

azalma şeklinde ortaya çıkabileceği gibi yoksun kalınan kâr şeklinde de

oluşabilir. Öte yandan ihlal ile zarar arasında nedensellik bağı bulunması

gerekir. İhlal ile zarar arasındaki illiyet bağının açık olmaması, illiyet

bağının belirsiz veya spekülatif olduğu hâllerde maddi tazminata

hükmedilmeyecektir. Hükmedilecek tazminat miktarının her zaman maddi zarara

eşit olması gerekmez. Başvurucu, lehine uygun bir tazminata hükmedilebilmesi de

yeterli olabilir. Maddi tazminatın belirlenmesinde ağır cezamahkemelerinin daha

iyi konumda oldukları açıktır. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru

incelemesinde açıkça dayanaktan yoksun veya keyfî olduğu anlaşılmadıkça yetkili

mahkemelerin maddi tazminat konusundaki takdirine müdahalesi söz konusu olamaz.

12. Somut olayda ağır ceza mahkemelerinin yaptığı

değerlendirmeler sonucunda bazı başvurucuların maddi tazminat taleplerini

reddetmesinin keyfî olduğu, açık ve bariz takdir hatası içerdiği

söylenemeyecektir. Bazı başvuruculara ödenen maddi tazminat miktarının ise

somut olayın koşullarında orantısız olmadığı görülmektedir.

13. Mahkemelerce hükmedilen manevi tazminat miktarının

ise Anayasa Mahkemesinin benzer durumlarda ödenmesine hükmettiği ya da

hükmedebileceği tazminat miktarına göre düşük olduğu sonucuna varılmıştır

(Anayasa Mahkemesinin benzer olaylarda hükmedeceği tazminat miktarları için

bkz. aşağıdaki tablo).

14. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin

-üçüncü fıkrasıyla bağlantılı olarak- dokuzuncu fıkrasının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

15. Bazı başvurucular ayrıca tazminat davalarının uzun

sürdüğünü belirterek makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

16. 12/3/2024 tarihinde yürürlüğe giren 2/3/2024 tarihli

ve 7499 sayılı Kanun'la 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun

Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a eklenen 5/A maddesi ve

ayrıca anılan Kanun'un geçici 3. maddesinde yapılan değişiklik gereği,

12/3/2024 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan, yargılamaların

makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılan başvurulara ilişkin olarak

ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve

yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru

yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı değerlendirildiğinden başvuru yollarının

tüketilmediği kanaatine varılmıştır (Ahmet Kartalkuş, B. No: 2019/39635,

19/3/2024, § 41).

17. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

C. Diğer İhlal

İddiaları Yönünden

18. Başvuruculardan bir kısmı, yukarıda belirtilen

hakların yanı sıra Anayasa'da güvence altına alınan diğer temel hak ve özgürlüklerinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucuların iddiaları Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuru inceleme yetkisine girdiği ölçüde ve sunulan belgeler

çerçevesinde değerlendirildiğinde temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'da düzenlenen diğer kabul

edilebilirlik kriterlerini karşılamadığı anlaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle

başvurunun bu kısmının kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamaması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

19. Başvurucular; ihlalin tespiti, yargılamanın

yenilenmesi, maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuşlardır.

20. Anayasa Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda

Anayasa'nın 19. maddesinin -üçüncü fıkrasıyla bağlantılı olarak- dokuzuncu

fıkrasının ihlal edildiğine karar karar verilmiştir. Bu itibarla ihlalin

mahkeme kararlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Başvuru konusu olayda

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı

mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve

Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (6216 sayılı Kanun'un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü yeniden

yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için bkz. Mehmet

Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve

diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis

Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). Manevi

tazminat miktarının yeterli olup olmadığı belirlenirken tazminata karar veren

ağır ceza mahkemesinin karar tarihi, şayet manevi tazminat miktarı bölge adliye

mahkemesi kararıyla değiştirilmişse istinaf mahkemesinin karar tarihi

itibarıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurular üzerine vereceği tazminat

miktarına göre bir karşılaştırma yapılarak uygun tazminatın belirlenmesi

gerekir (bkz. aşağıdaki tablo).

21. Kararın ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından

tazminat taleplerinin reddi ile yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin

(D) sütununda belirtilen Mahkemelere gönderilmesi gerekmektedir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruların BİRLEŞTİRİLMESİNE,

B. Adli yardım talebinde bulunan ekli listenin (E)

sütununda belirtilen başvurucuların adli yardım taleplerinin KABULÜNE,

C. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının kabul edilebilirlik

kriterlerini karşılamaması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. Anayasa'nın 19. maddesinin -üçüncü fıkrasıyla

bağlantılı olarak- dokuzuncu fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,

E. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (D) sütununda

belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,

F. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

G. Vekille temsil edilen başvuruculara ekli listenin (G)

sütununda belirtilen vekâlet ücretleri ile ekli listenin (E) sütununda

belirtilen harçların bu tabloda gösterildiği şekilde ÖDENMESİNE,

H. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 23/10/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

İrfan FİDAN

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucular

:

O.O ve diğerleri [bkz.

ekli listenin (C) sütunu]

Vekilleri

:

bkz. ekli listenin (F)

sütunu

2016 yılı için

- Bir

gün gözaltı için asgari 300 TL

- Tutuklama

tedbiri için tutukluluk süresine göre Asgari: 15.000TL, Ortalama: 40.000,

Azami: 100.000 TL

2017 yılı için

- Bir

gün gözaltı için asgari 360 TL

- Tutuklama

tedbiri için tutukluluk süresine göre Asgari: 18.000TL, Ortalama: 48.000 TL,

Azami: 120.000 TL

2018 yılı için

- Bir

gün gözaltı için asgari 400 TL

- Tutuklama

tedbiri için tutukluluk süresine göre Asgari: 20.000TL, Ortalama: 54.000 TL,

Azami: 135.000 TL

2019 yılı için

- Bir

gün gözaltı için asgari 600 TL

- Tutuklama

tedbiri için tutukluluk süresine göre Asgari: 29.700TL, Ortalama: 79.200 TL,

Azami: 198.000 TL

2020 -2021 yılları

için

- Bir

gün gözaltı için asgari 600 TL

- Tutuklama

tedbiri için tutukluluk süresine göre Asgari: 30.000TL, Ortalama: 80.000 TL,

Azami: 200.000 TL

2022 yılı için

- Bir

gün gözaltı için asgari 1.350 TL

- Tutuklama

tedbiri için tutukluluk süresine göre Asgari: 67.500TL, Ortalama: 180.000 TL,

Azami: 450.000 TL

2023 yılı için

- Bir

gün gözaltı için asgari 1.800 TL

- Tutuklama

tedbiri için tutukluluk süresine göre Asgari: 90.000TL, Ortalama: 240.000 TL,

Azami: 600.000 TL

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2021/64808, T. 23.10.2024, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2021-64808-basvuru-23-10-2024-3bd9885f246e