Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2021/61944, 20.12.2023

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2021/61944
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

KERİM KARABIÇAK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2021/61944)

Karar Tarihi: 20/12/2023

R.G. Tarih ve Sayı: 31/1/2024-32446

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

ÖZETİ

1. Başvuru, bir sosyal ağ platformunda yapılan paylaşım

dolayısıyla ceza mahkûmiyetine karar verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Anayasa Mahkemesine sunulan bilgi ve belgelerden

anlaşıldığı kadarıyla başvurucu inşaat müteahhitliği yapmakta ve başvuruya konu

olayların şikâyetçisi L.K. ile aynı sitede oturmaktadır. Başvurucu 13/8/2020

tarihinde Facebook hesabından bir paylaşımda bulunmuş, paylaşımdan bir gün

sonra müşteki söz konusu paylaşımın kendisini hedef aldığını iddia ederek

Cumhuriyet savcılığına şikâyetçi olmuştur. Söz konusu paylaşımda geçen ifadeler

şu şekildedir:

"Bugün Gerçek Haber adlı bir gazete

elime geçti, 30 Mart 2016 çarşamba sayı: 39 nonoş benim dedi, denilen bu kişi

bir sitede kat maliki gibi görünmektedir ama tam değil, Uzunköprü eşraflarından

epeyce oturan bir grup vardır ve bunların liderliği konumunda ve gizli

özgürleşen bir av. Vardır bu av. Bu eşraflarına hukukçu olarak doğalgaz aydatı

ödemez ama ısınır, aydat ödenmez ortak hizmetlerden yararlanır, sinsice hareket

eder, kendisi oturduğu yere cam çerçeve yapar, taştan barbuke yapar, çatıda

ortak alana taştan oturma yerleri yapar sonra bu nonişe bilgi verir nonişte

koşar tapuya tapu memurlarını şikayet eder ortak alana kapı açmış der peki bir

insan eve girerken kapı olmadan helikopterle mi inecek aşağıya? Buna nonişle

Av'nin cevap vermesini istiyorum, bunları ben böyle değerlendiriyorum bunların

psikolojileri bozuktur pskeariste tedavi görmeleri gerekiyor Allah yardımcıları

olsun, bunları mason klübü bile kurtaramaz."

3. Müştekinin iddiasına göre başvurucu, dubleks

dairelerini kat maliklerinin onayını almadan dört ayrı daireye dönüştürmüştür.

Bu durumu müştekinin tapu dairesine bildirmesi sebebiyle taraflar arasında

husumet oluşmuştur. Başvurucu; polis merkezinde 17/8/2020 tarihinde verdiği

ifadesinde ise Gerçek Haber isimli gazetedeki yazı içeriğinden sorumlu

olmadığını, Facebooktaki ifadesinde kimseyi kastetmediğini, müştekinin sürekli

kendisinden şikâyetçi olduğunu, hakaret etme kastıyla hareket etmediğini beyan

etmiştir. Müştekinin şikâyet dilekçesini inceleyen Edirne Cumhuriyet

Başsavcılığı 31/8/2020 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde, somut olayda hakaret suçunun unsurlarının

bulunmadığını, mezkûr paylaşımın ağır eleştiri niteliğinde olduğunu değerlendirmiştir.

4. Müştekinin karara itiraz etmesi üzerine Edirne Sulh

Ceza Hâkimliği, başvurucunun sarf ettiği "noniş" ile "nonoş"

kelimelerinin aynı manada olup homoseksüel erkekler için kullanıldığı,

başvurucunun müştekiyi itibarsızlaştırma amacı güttüğü ve alenen hakaret suçunu

işlediği kanaatine varmıştır. Bu kapsamda 6/10/2020 tarihinde müştekinin

itirazının kabulüne, alenen hakaret suçundan iddianame düzenlenerek kamu davası

açılması için soruşturma dosyasının Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine

karar vermiştir.

5. Sulh Ceza Hâkimliğinin kararı doğrultusunda düzenlenen

iddianameyi kabul eden Edirne Asliye Ceza Mahkemesi somut olayda hakaret suçu

sübuta erdiği için başvurucunun 1.300 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına 12/3/2021 tarihinde karar vermiştir. Mahkeme; gerekçesinde

bir kişiye izafeten söylenen sözün ilgili kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup

olmadığını tayin ederken toplumda hâkim olan telakkileri, örf ve

âdetleri gözönünde bulundurmak gerektiğini, kişiyi herhangi bir olayla irtibatlandırmadan

kişi hakkında soyut yakıştırmaların hakaret suçunu oluşturacağını

vurgulamıştır. Buna ilaveten gerekçeli kararda, mevcut olduğu belirtilen Gerçek

Haber isimli gazetenin 30/3/2016 tarihli 39. sayısındaki haberin

içeriğinden Facebook paylaşımında "nonoş" ibaresi ile

kastedilenin müşteki olduğunun anlaşıldığını belirtmiştir. Mezkûr gazetenin

ilgili sayısında "[L.K.] nonoş benim dedi!" şeklinde manşet

atıldığı görülmüştür.

6. Başvurucu 16/4/2021 tarihli dilekçeyle ilk derece

mahkemesinin verdiği mahkûmiyet kararına itiraz etmiştir. Bunun üzerine ilk

derece mahkemesi basit yargılama usulünü uygulamak suretiyle verdiği kararı

kaldırarak genel hükümlere göre yargılamaya devam etmiştir. Yeniden görülen

yargılamada Mahkeme, hakaret suçunun gerçekleştiğinin sabit olduğunu

değerlendirerek başvurucunun 1.740 TL adli para cezası ile mahkûmiyetine

23/11/2021 tarihinde kesin olarak karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"... şeklinde herkesin göreceği bir

biçimde paylaşımda bulunduğu, paylaşım içeriğinde, 'Bugün Gerçek Haber adlı bir

gazete elime geçti, 30 Mart 2016 çarşamba sayı: 39 nonoş benim dedi, denilen bu

kişi' şeklinde belirtildiği, dosyada bulunan Gerçek Haber 30 Mart 2016 sayı 39

başlıklı evrak ile birlikte değerlendirildiğinde müştekiye hitabetin

gerçekleştiği, sanığın müştekiye yönelik paylaşım içeriği bir bütün halinde

değerlendirildiğinde hakaret suçunun unsurlarını oluşturduğu, sanığın hazırlık

aşamasında alınan beyanı ile birlikte değerlendirildiğinde sabit görülmüş ve sanık

hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir."

7. Başvurucu 20/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

8. Başvurucu; öncelikle ihtilaflı Facebook paylaşımını

yapmadığını, ilk derece mahkemesinin polis merkezinde verdiği ifadesini esas

alarak ifadeleri kendisinin sarf ettiğini kabul ettiğini oysa bu yönde Mahkeme

huzurunda verilmiş bir beyanı olmadığını belirtmiştir. Paylaşımdaki ifadelerle

müştekiyi hedef aldığının kesin olmadığını, aksi kabul edilse dahi bunun

hakaret olarak değerlendirilemeyeceğini, hakkında adli para cezasına

hükmedilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

9. Başvuru, ifade özgürlüğü kapsamında incelenmiştir.

Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

10. İfade özgürlüğüne yapılan müdahalenin dayanağı olan

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinin kanunilik

ölçütünü karşıladığı değerlendirilmiştir. Müdahalenin başkalarının şöhret veya

haklarının korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç

taşıdığı sonucuna varılmıştır. Bu belirlemenin ardından müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygunluk ölçütü bakımından incelenmesi gerekir.

11. Anayasa'nın 26. maddesinde korunan ifade özgürlüğüne

yapılan bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul

edilebilmesi için zorunlu bir ihtiyacı karşılayan orantılı bir müdahale olması

gerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet

Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72). Somut olayda

başvurucunun ifade özgürlüğü ile bu özgürlüğe yapılan müdahalenin meşru amacı

olan müştekinin şeref ve itibarının korunması hakkının çatıştığı görülmüştür.

Bu noktada ifade özgürlüğü ile şeref ve itibarın korunması hakkı arasında adil

bir denge gözetilmesi önemlidir (bu konuda genel ilkeler için bkz. İlhan

Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 65-73). Çatışan bu haklar

arasında dengeleme yapılırken kullanılması gereken ölçütler genel olarak

şunlardır:

i. İfadelerin kim tarafından dile getirildiği (Nihat

Zeybekci, B. No: 2015/5633, 8/5/2019, § 29; Kemal Kılıçdaroğlu, B.

No: 2014/1577, 25/10/2017, § 59),

ii. Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük önceki

davranışları yanında katlanması gereken bir eleştirinin sınırlarının sade bir

vatandaşa göre daha geniş olup olmadığı (hedef alınan kişinin kamusal yetki

kullanan bir görevli olması nedeniyle yapılan değerlendirmelerin bulunduğu

kararlar için bkz. İlhan Cihaner (2), § 82; Nilgün Halloran, B.

No: 2012/1184, 16/7/2014, § 45; Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617,

8/4/2015, §§ 60-66; Ali Suat Ertosun (7), B. No: 2014/1416, 15/10/2015,

§ 36; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635,

26/7/2019, §§ 128, 129; hedef alınan kişinin siyasetçi olması nedeniyle yapılan

değerlendirmelerin bulunduğu kararlar için bkz. Bekir Coşkun, §§ 66, 67;

Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 56; Kemal

Kılıçdaroğlu, §§ 59-61)

iii. İfadelerin genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı

sağlayıp sağlamadığı, kamu ile diğer kişilerin düşünce açıklamaları karşısında

sahip oldukları hakların ağırlığı (Bekir Coşkun, § 69; Çetin Doğan

(2) [GK], B. No: 2014/3494, 27/2/2019, § 62; Ergün Poyraz (2), § 56;

Kadir Sağdıç, §§ 60-66; İlhan Cihaner (2), §§ 66-73; Nihat

Zeybekci, § 32)

iv. Kamuyu bilgilendirme değeri, toplumsal ilginin

varlığı ve konunun güncel olup olmadığı (İbrahim Okur (2), B. No:

2018/12363, 26/5/2021, § 28; Seray Şahiner Özkan, B. No: 2016/6439,

9/6/2021, § 44)

v. Müştekinin kendisine yöneltilen ifadelere cevap verme

imkânı olup olmadığı(Temel Coşkun, B. No: 2017/1632, 29/1/2020, § 33; Şaban

Sevinç (2), B. No: 2016/36777, 26/5/2021, § 42; Nihat Zeybekci, §

39)

vi. İfadelerin hedef alınan kişinin hayatı üzerindeki

etkisi (Ali Suat Ertosun (2), B. No: 2013/1592, 20/5/2015, § 33; Hüseyin

Kocabıyık, B. No: 2020/15593, 22/11/2022, § 24)

vii. Cezalandırmaya konu edilen ifadelerin kullanıldığı

bağlamdan koparılıp koparılmadığı (Nilgün Halloran, § 52; Bekir

Coşkun, §§ 62, 63; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 45,

Nihat Zeybekci, § 36)

viii. Başvurucunun yaptırıma maruz kalma endişesinin

başvurucu üzerinde caydırıcı etki yaratıp yaratmayacağı (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Ergün Poyraz (2), § 79; Kemal Kılıçdaroğlu

ve Cumhuriyet Halk Partisi, B. No: 2014/12482, 8/5/2019, § 46)

ix. Dava konusu söylemlerin maddi vakıaların açıklanması

veya değer yargısı olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği (Deniz

Karadeniz ve diğerleri [GK], B. No: 2014/18001, 6/2/2020, §§ 48, 49;

Durmuş Fikri Sağlar (2) [GK], B. No: 2017/29735, 17/3/2021, § 50)

12. Somut başvuruda mevcut beyanlardan başvurucu ile

müştekinin oturmakta olduğu sitede kat malikleri arasında ortak alanla ilgili

çeşitli anlaşmazlıkların bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda başvurucu ile

müştekinin eskiden beri husumetli olduğu yorumuna ulaşmak mümkündür.

13. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında ifade

özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde

geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir (Ali Suat Ertosun, B. No:

2013/1047, 15/4/2015, § 66; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 102). Şu

hâlde ihtilaflı Facebook paylaşımındaki ifadelerin kaba ve kırıcı olduğu

değerlendirilse dahi toplumda bireylerin birbirlerine kaba ve kırıcı sözler

sarf ettiği her olayda adli bir ceza ile mahkemelerin ifade özgürlüğüne

müdahale etmeleri beklenmemelidir. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin

meşru olabilmesi için onu gerekli kılan sosyal bir ihtiyacın mevcut olduğunu

müdahaleyi yapan yargı mercii ortaya koymalıdır. Aksi hâlde başvurucunun sosyal

medya hesabından müşteki aleyhine yaptığı kabul edilen her kaba yahut kırıcı

paylaşım sebebiyle suç işlediğinden bahisle başvurucu hakkında ceza

mahkûmiyetine otomatik olarak karar verilmesinin demokratik bir toplumun

vazgeçilmez unsuru olan ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki doğuracağı

şüphesizdir.

14. Başvurucunun paylaşımıyla müştekiye hakaret ettiği

sonucuna ulaşan ilk derece mahkemesinin ise Anayasa Mahkemesinin dikkate aldığı

ölçütleri (bkz. § 11) somut olay özelinde değerlendirmediği, sadece "noniş"

kelimesinin hakaret niteliğinde olduğu sonucuna ulaştığı görülmüştür. Şöyle

ki mezkûr gazetede müştekinin isminin devamında "Nonoş benim,

dedi." şeklinde başlık atıldığı, başvurucunun hesabından yapılan

paylaşımda da "nonoş" kelimesi ile gazetedeki başlıkla paralel

olarak müştekinin hedef alındığı şeklinde yorum yapılmış; bunun da ötesine

geçilerek başvurucunun müştekinin cinsel yönelimini hedef aldığı iddia

edilmiştir. Diğer bir söylemle derece mahkemesi, başvurucunun müştekiye "nonoş"

dediğini kabul etmiştir.

15. Buna karşılık gerekçeli kararda ilk derece mahkemesi,

Gerçek Haber isimli yayında müşteki ile ilgili olarak büyük önem verdiği

yazının içeriği hakkında bilgi vermediği gibi söz konusu yazıdan hareket

ettiğinde başvurucunun sözlerinin hangi şekilde hakaret suçunu oluşturduğunu da

ortalama bir okuyucunun anlayacağı şekilde açıklamamıştır. Bu noktada ilk

derece mahkemesinin söz konusu kelimeyi olayların ve başvuruya konu açıklamanın

bütününden kopararak aşırı yorum yaptığı söylenebilir. Zira başvurucunun

müştekiye hakaret kastının olmadığını savunduğu dikkate alındığında Mahkemenin

başvurucunun sarf ettiği "noniş" ile "nonoş"

kelimelerinin aynı manada olup homoseksüel erkekler için kullanıldığını

değerlendirmesi ve başvurucunun asıl amacının müştekiyi küçük düşürmek olduğunu

kabul etmesi ancak başvurucunun kullandığı kelimelere onun verdiği anlamın

ötesinde anlamlar yükleyerek mümkün olmuştur. Anayasa Mahkemesinin altını

çizdiği üzere ihtilaflı ifadelere başvurucunun verdiği anlamın ötesinde bir

anlam yüklenmemelidir (Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §

69).

16. Sonuç olarak ilk derece mahkemesinin ifade özgürlüğü

ile şeref ve itibarın korunması hakkı arasında adil bir denge kurduğundan

bahsedilemeyeceği, mahkeme gerekçesinin başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan

müdahale yönünden ilgili ve yeterli olmadığı değerlendirilmiştir.

17. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde

güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

III. GİDERİM

18. Başvurucu ihlalin tespiti, yeniden yargılama

talebinde bulunmuştur.

19. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği mahkemece yapılması gereken iş,

yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018,

§§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019,

§§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949,

21/1/2021, §§ 93-100).

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Edirne

8. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2021/179, K.2021/447) GÖNDERİLMESİNE,

D. 487,60 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 20/12/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

Selahaddin MENTEŞ

İrfan FİDAN

Muhterem İNCE

Raportör

:

Ekin ÇANKAL

Başvurucu

:

Kerim KARABIÇAK

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2021/61944, T. 20.12.2023, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2021-61944-basvuru-20-12-2023-93a876844bf9