Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2020/39791, 18.12.2024

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2020/39791
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Y.Ö. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2020/39791)

Karar Tarihi: 18/12/2024

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

ÖZETİ

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan başvurucuya avukatı

tarafından gönderilen belgelerin verilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, başvuru tarihinde Yalvaç T Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümözlü olarak bulunmaktadır. Avukatının gönderdiği

ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvurusu kapsamında kullanacağını

belirttiği 403 sayfadan oluşan evrak, İnfaz Kurumu tarafından sakıncalı

bulunarak başvurucuya teslim edilmemiştir.

3. Söz konusu belgelerde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel

Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçundan adli işlem gören kişilerin

kişisel bilgileri, aldıkları ceza miktarları, kaldıkları ceza infaz kurumları,

başka şahıslara ait yargı kararları gibi bilgiler bulunmaktadır. Belgelerin

teslim edilmemesi nedeniyle başvurucu 15/9/2020 tarihinde Yalvaç İnfaz

Hâkimliğine başvurmuştur. İnfaz Hâkimliği tarafından 8/10/2020 tarihli kararla

başvurunun reddine karar verilmiştir. Kararda belgelerin, örgütsel haberleşme

ve örgüt bağını korumaya yönelik olabileceği belirtilmiştir.

4. Başvurucu 19/10/2020 tarihinde Yalvaç Ağır Ceza

Mahkemesine (Ağır Ceza Mahkemesi) itiraz etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi

20/11/2020 tarihinde İnfaz Hâkimliği kararının yerinde olduğunu belirterek

itirazı reddetmiştir.

5. Başvurucu, nihai hükmü 24/11/2020 tarihinde

öğrendikten sonra 18/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

6. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

7. Ödeme gücünden yoksun olduğunu belirten başvurucunun

adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

8. Başvurucu; avukatı tarafından kendisine gönderilen

belgelerin AİHM'e yaptığı başvuruda hükûmet tarafından verilen savunmaya

ilişkin olduğunu ve belgelerin tarafına verilmemesi nedeniyle avukat-müvekkil

ilişkisine ve savunma hakkına müdahale edildiğini belirterek adil yargılanma ve

etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

9. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; ceza infaz

kurumu uygulamalarına karşı yargı yolunun açık olduğu ve yargı kararlarına

karşı idarenin müdahale imkânının bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucu,

Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

10. Anayasa Mahkemesi, avukattan gelen ve avukata

gönderilen mektuba yönelik müdahale bağlamındaki iddiaları -savunma hakkına

ilişkin şikâyetler dahil- avukat ile haberleşme hakkının engellenmesine ilişkin

olduğunu değerlendirerek bir bütün hâlinde haberleşme hürriyeti kapsamında

incelenmesine karar vermiştir (İrfan Kaplan, B. No: 2017/34518, §§

51-67; Mehmet Fatih Göksan (2),B. No: 2017/38886, 8/9/2020, §§ 36-65).

Somut başvuruda da bu sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum olmadığı

görülmüştür.

11. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

12. Tutuklu ve hükümlülerin mektuplarının denetlenmesi ve

alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerin kanuniliği,

meşru amacı, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu ve ölçülülüğünün

denetiminde gözetilmesi gereken genel ilkeler ile ilgili mevzuat Anayasa

Mahkemesince birçok kararda ayrıntılı olarak açıklanmıştır (Ahmet Temiz, B.

No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 37-68; Muhittin Pirinççioğlu (3), B.

No: 2017/34566, 10/3/2020, §§ 44-57; Cihat Ayik ve Hacı Ali Baştürk, B.

No: 2017/31506, 10/3/2020, §§ 44-57).(Avukatla yazışma yönünden bkz. Kemal

Yiğit B. No: 2013/1700, 20/1/2016;Murat Türk, B. No: 2017/37794,

10/3/2020,İrfan Kaplan;Mehmet Fatih Göksan (2)).

13. Anayasa Mahkemesi, hükümlü ve tutukluların savunması

için avukatına gönderdiği mektup, faks ve telgrafların denetime tabi

olmadığının -istisnaları bulunmakla birlikte- 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da açıkça düzenlendiğini

bu bağlamda savunma hakkıyla bağlantılı olarak avukat-müvekkil ilişkisinin

gizliliği ilkesi kapsamında ayrıcalıklı bir denetleme yönteminin kabul edildiğini

vurgulamıştır( Kemal Yiğit; §§51-56;Murat Türk §40). Ayrıca

mevzuatta mahpusun avukatına gönderdiği mektup ve faks ve telgrafın incelenmesi

şartlarının düzenlendiği, avukattan gelen belgelerin denetlenmesiyle ilgili

açık bir düzenlemenin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte

mahpusların avukatlarıyla yazışmalarının anılan hak ve ilkeyi koruyacak

güvenceler kapsamında gerek avukata gönderilen gerekse avukattan gelen mektubun

aynı denetleme yöntemine tabi olması gerektiği kabul edilmiştir (İrfan

Kaplan, §§ 61- 64; Mehmet Fatih Göksan (2), § 57).

14. Anılan kararlarda ifade edildiği üzere, 5275 sayılı

Kanun'da belirtilen suçlardan hükümlü ya da tutuklu olanların avukatına

gönderdiği veya avukatından gelen mektup, faks ve telgrafın savunmaya ilişkin

olup olmadığı değerlendirilmeden infaz kurumunca fiziki olarak denetlenmesi,

iletişimin kötüye kullanıldığı düşünülüyorsa ve bu yönde makul gerekçelerin

varlığı hâlinde söz konusu belgelerin incelenmek üzere infaz hâkimliğine

yollanması gerekmektedir. İnfaz hâkimliği avukatla yazışmanın savunmaya yönelik

olup olmadığı yönünde inceleme yaparak karar vermelidir. Bununla birlikte

savunmaya ilişkin olmadığının tespiti hâlinde ise mevzuatın diğer hükümleri

kapsamında gösterilecek makul gerekçeyle iletinin sakıncalı olup olmadığına

dair karar verilebilecektir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, belirtilen yönteme

aykırı bir denetlemenin kanuni dayanağının mevcut olmaması nedeniyle haberleşme

hürriyetinin ihlaline yol açacağını kabul etmiştir (Kemal Yiğit; §§

53,57; İrfan Kaplan, §§ 65-67). Ancak anılan ayrıcalıklı denetleme

yönteminin uygulanabilmesi için adi posta ile gönderen kişinin mahpusun avukatı

olduğunun sabit olması, en azından basit bir araştırmayla da olsa

belirlenebilir olması gerekir (Mehmet Fatih Göksan (2), §§ 58-60).

15. Somut olayda; başvurucuya gönderilen mektubun

gönderici kısmında "Av. Betül Büşra Önal" yazdığı gözönüne

alındığında, mektubun başvurucunun avukatı tarafından gönderilmiş

olabileceğinin İnfaz Kurumu tarafından basit bir araştırmayla belirlenebilecek

nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. İnfaz Kurumu görevlileri tarafından kargonun

açılarak içeriğindeki belgelerin mektup okuma komisyonu tarafından sakıncalı

olarak değerlendirildiği ve disiplin kurulu başkanlığınca belgelerin

başvurucuya teslim edilmemesine karar verildiği görülmektedir. Başvurucunun

savunma hazırlaması amacıyla mektubun avukatından geldiği yönündeki açık

itirazına rağmen İnfaz Hâkimliği ve itiraz merciin de mektubun savunmaya

ilişkin olup olmadığı yönünde bir inceleme yapmadığı vurgulanmalıdır. Bu

durumda başvurucuya avukatı tarafından gönderildiği tespit edilebilecek

nitelikte olan iletinin yukarıda belirtilen yönteme aykırı şekilde

denetlendiği, dolayısıyla haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin kanuni

dayanağının olmadığı anlaşılmıştır.

16. Müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı tespit

edildiğinden haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahalenin varlığı hâlinde

bulunması gereken ve Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen meşru amaçlardan biri

kapsamında olma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama gibi kriterlere riayet edilip edilmediğinin ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. (Benzer kararlar için bkz. Süleyman

Araç (2), B.No: 2016/9882, 12/6/2019; Murat Türk (7), B.No:

2017/37794,10/3/202; İsmail Aytaç; B.No: 2018/18305, 18/1/2022; Cihan Kurmaz, B.No: 2020/7564,12/1/2023).

17. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 22. maddesinde

güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

III. GİDERİM

18. Başvurucu, ihlalin tespiti ve 500.000 TL manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

19. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince

yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü

yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için

bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri

Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

20. Öte yandan ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim

sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan

haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetinin

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

amacıyla Yalvaç İnfaz Hâkimliğine (E.2020/458, K.2020/465) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE, 18/12/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Yılmaz AKÇİL

Raportör

:

Erdem Ender ÇINAR

Başvurucu

:

Y.Ö.

Vekili

:

Av. Betül Büşra ÖNAL

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2020/39791, T. 18.12.2024, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2020-39791-basvuru-18-12-2024-1f579de7d1ee