Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2019/28074, 18.11.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2019/28074
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

DOĞAL TARIM ÜRÜNLERİ GIDA PAZARLAMA SANAYİ VE TİCARET

A.Ş. ŞİRKETİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/28074)

Karar Tarihi: 18/11/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hukuk davasında delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılarak adil

olmayan karar verilmesi ve uzun yargılama nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 7/8/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu tarafından, hakkında yapılan ilamsız icra

takibine itiraz edilmesi üzerine, başvurucu aleyhine 9/7/2012 tarihinde

İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde (Mahkeme) itirazın iptali davası

açılmıştır.

9. Mahkemenin 29/3/2018 tarihli kararı ile davanın

kabulüne, 6.885,03 TL'ye yönelik itirazın iptaline, %40 oranındaki icra inkâr

tazminatının başvurucudan tahsiline karar verilmiştir.

10. Başvurucu tarafından yapılan istinaf kanun yolu

başvurusu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 31/5/2019

tarihli kararı ile istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden kesin olarak

reddedilmiştir.

11. Nihai karar 10/7/2019 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu 7/8/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

12. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

13. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

15. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50-52).

16. Medeni

hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin yargılama süresinin makul

olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli

olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve

başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği

gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

17. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında 6 yıl 10 aylık yargılama

süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal

İddiaları

19. Başvurucu, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk

kurallarının uygulanmasında hata yapılarak adil olmayan bir karar verilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucunun belirtilen şikâyetleri yönünden açık bir ihlalin bulunmadığı

değerlendirildiğinden başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

21. Başvurucu, ihlalin tespitine, yeniden yargılama

yapılmasına ve maddi zararının tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

22. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

23. Başvurucu manevi tazminat talebinde bulunmadığından

tazminata hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

24. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Somut olayda tespit edilen ihlalle ileri

sürülen maddi zarar arazında illiyet bağı bulunmadığından maddi tazminat

talebinin reddi gerekir.

25. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.364,60 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

D. 364,60 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.364,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul 11. Asliye

Ticaret Mahkemesine (E.2012/180, K.2018/267) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 18/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Selçuk KILIÇ

Başvurucu

:

Doğal Tarım Ürünleri

Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş.

Vekili

:

Av. Fırat NEVRUZ

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2019/28074, T. 18.11.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2019-28074-basvuru-18-11-2020-69c364099424