Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/8676, 29.09.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2018/8676
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İBRAHİM TOLGA BAY VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/8676)

Karar Tarihi: 29/9/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıyla

açılan davanın Yargıtay daireleri arasında süregelen görüş ayrılığı dolayısıyla

reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular muhtelif tarihlerde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tablonun B

sütununda numaraları belirtilen başvuru dosyalarının aynı tablonun (1) numaralı

satırında yer alan 2018/8676 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular farklı şehirlerde yer alan Sosyal

Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında (Vakıf) hizmet akdine dayalı olarak

çalışmaktadır.

10. Başvurucular, kamu personeli olduklarını ileri

sürerek 4/7/1956 tarihli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde

Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllık

çalışma süresi içinde ödenmesi gereken iki aylık tutarındaki ilave tediye

alacağının ödenmesi amacıyla Vakıflar aleyhine ayrı ayrı dava açmışlardır.

11. Ekli tablonun D sütununda numaraları belirtilen

mahkemelerce yapılan yargılama sonunda başvurucuların davalarının kabulüne

karar verilmiştir. Gerekçeli kararlarda; başvurucuların davalı Vakıflara bağlı

olarak muhtelif tarihlerden itibaren çalışmaya başladıkları, davalı Vakıfların

kamu kurumu niteliğinde olduğu, 6772 sayılı Kanun kapsamında bulunan kurumlarda

çalışanlara her yıl için ilave tediye ödeme yapılacağı açıklanmıştır.

12. Davalılar, istinaf yoluna başvurmuştur. Ekli tablonun

D sütununda gösterilen bölge adliye mahkemeleri (BAM) tarafından Yargıtay 22.

Hukuk Dairesinin emsal kararlarına göre Vakfın 6772 sayılı Kanun gereğince kamu

kurumu niteliğinde olmadığı belirtilerek ilk derece mahkemesi kararları ortadan

kaldırılmış ve davalar reddedilmiştir.

13. Başvurucular temyiz yoluna başvurmuştur. Yargıtay 22.

Hukuk Dairesinin ekli tablonun D sütununda gösterilen kararlarıyla

başvurucuların temyiz talepleri reddedilmiştir.

14. Başvurucular muhtelif tarihlerde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

15. İlgili hukuk için bkz. Yasemin Bodur, B. No:

2017/29896, 25/12/2018 §§ 14-32.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

17. Başvurucular; benzer uyuşmazlıkların farklı şekilde

sonuçlanmasının daha önce bu uyuşmazlıkların temyiz incelemesini yapan Yargıtay

daireleri arasındaki görüş ayrılığından kaynaklandığını, bu bağlamda Yargıtayın

7. ve 9. Hukuk Dairelerinin kendileri ile aynı statüde bulunan kişileri kamu

işçisi olarak kabul edip ilave tediye alacağına hak kazandıkları yönündeki

kararlarına rağmen Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin bu kişileri kamu işçisi olarak

kabul etmemesi nedeniyle ilave tediye alacağı isteklerinin reddine karar

verdiğini belirtmişlerdir. Başvurucular, aynı statüdeki işçiler için açılan

davalarda ilave tediye alacaklarının ödenmesi yönünde karar verilirken daha

sonra Vakfın kamu kurumu olmadığı gerekçesiyle taleplerinin reddine karar

verildiğini belirterek adil yargılanma haklarının, eşitlik ilkesinin, çalışma

haklarının, ücrette adaletin sağlanması ilkesinin ihlal ettiğini ileri

sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların farklı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma

haklarının, eşitlik ilkesinin, çalışma haklarının, ücrette adaletin sağlanması

ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddialarının özünün adil yargılanma hakkının

güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin olduğu

ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.

19. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce Yasemin

Bodur (aynı karada bkz. §§ 35-45) kararında ortaya konulmuştur. Anılan

kararda Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevinin, hukuk

kurallarının birden fazla yorumunun varlığının hukuki belirlilik ve

öngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmek olduğu belirtilmiştir.

Bu noktada derece mahkemelerinin hukuk kurallarını yorumlamasından kaynaklanan

içtihat farkının süregelen bir hâl aldığı durumlarda uygulamadaki

tutarsızlıkları ortadan kaldıracak nitelikteki tedbirlerin önemine işaret

edilmiştir. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği devletin aynı yargı koluna dâhil mahkemeler

arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadan kaldırabilecek

nitelikte bir mekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin bir şekilde

işleyişini sağlayacak düzenlemeler yapmakla yükümlü olduğu ifade edilmiştir.

20. Aynı kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin ve sonradan

bu görev verilen (kapatılan) Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin, anılan vakıf

çalışanlarının kamu işçisi olduğuna ve şartları uygunsa ilave tediye

alacağından yararlanacaklarına dair kararlar verdiği belirtilmiştir. Buna karşılık

olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin anılan vakıfların özel hukuk tüzel kişisi

statüsüne sahip olduğunu ve dolayısıyla kamu personeli sıfatı bulunmayan

çalışanlarının ilave tediyeden yararlanmayacağını istikrarlı olarak hüküm

altına aldığı ifade edilmiştir. Yargıtay daireleri arasındaki derin ve

süregelen içtihat farkının faaliyete giren istinaf mahkemesi niteliğindeki

bölge adliye mahkemesi daireleri arasında da sürdürüldüğü saptanmıştır (Yasemin

Bodur, §§ 48, 50).

21. Anılan kararda sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı

çalışanlarının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususunda

süregelen içtihat farklılığının derinleşmiş ve sürekli bir nitelik kazanmış

olduğu, bu durumun davaların somut özelliğinden kaynaklanmadığı ve ortadan

kaldırılmasını sağlayacak içtihadı birleştirme kararı gibi elverişli bir

mekanizma işletilmemesi nedenleriyle varılan sonucun başvurucu için öngörülemez

olduğu, yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna ulaşılmıştır (Yasemin

Bodur, § 52).

22. Somut başvurunun da aynı hususa ilişkin olması ve Yasemin

Bodur kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmaması nedeniyle

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

24. Başvurucular; ihlalin tespiti ile maddi tazminata

karar verilmesi talebinde bulunmuştur. 2018/23128 bireysel başvuru numaralı

dosyada başvurucu Zahide Anul 50.000 TL manevi tazminata karar verilmesini

istemiştir. Diğer başvurucular maddi tazminat talebinde bulunmuşlar, manevi

tazminat talebinde bulunmamışlardır.

25. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

26. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

27. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(1) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde karar

verilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğine

hükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerek

işlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasıl

giderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgili

mercilere gönderir (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, §

57).

28. Anayasa Mahkemesince Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Somut olaylarda

ihlalin aynı hukuki nedene dayalı olarak benzer konumdaki kişiler tarafından

açılan davalarda aradan geçen uzun zamana rağmen Yargıtay daireleri arasındaki

görüş farkının ortadan kaldırılıp uygulama birliğinin sağlanmamasından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle ihlal, başvurucuların aynı

anda iki farklı yorumu yürürlükte bulunan ve bu nedenle belirlilik kriterini

taşımayan bir hukuk kuralına tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır.

29. Anayasa Mahkemesince yapılan ihlal tespitinin derece

mahkemesi kararının sonucuna yönelik olmadığının ve derece mahkemesince varılan

sonuçtan bağımsız olduğunun altı çizilmelidir. Hâl böyle olunca ihlalin

giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

Aksi durum yani ihlalin giderim şekli olarak yargılamanın yenilenmesine

hükmedilmesi, bu yorumlardan birine üstünlük tanınarak taraflardan bir lehine

tercihte bulunulması anlamına gelebilecektir. Bu da var olan ihlali

gidermeyeceği gibi derece mahkemesinde görülen uyuşmazlığın diğer tarafı

aleyhine yeni ihlallerin doğmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla somut olayda

yargılamanın yenilenmesi ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte bir

yol olarak kabul edilemeyeceğinden başvurucu Zahide Anul lehine uygun bir

tazminata hükmedilmesi yeterli bir giderimi sağlayacaktır. Diğer başvurucuların

manevi tazminat talep etmedikleri dikkate alındığında onlar açısından yalnızca

ihlalin tespitine karar verilmesi gerekir.

30. Bu itibarla adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucu Zahide Anul'a net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

31. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucuların uğradığını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvuruya konu olayda böyle bir

illiyet bağı bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

32. Avukat Görkem Kestane tarafından temsil edilen

başvuruculara 3.000 TL vekâlet ücretinin müştereken, Avukat Abuzer Arslan

tarafından temsil edilen başvurucuya 3.000 TL vekâlet ücretinin ayrı

ödenmesine, dosyadaki belgelerden tespit edilen ekli tablonun E sütununda

belirtilen harç tutarlarının başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucu Zahide Anul'a net 10.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ve ekli tablonun E

sütununda belirtilen harç tutarlarının başvuruculara AYRI AYRI, Avukat Görkem

Kestane tarafından temsil edilen başvuruculara 3.000 TL vekâlet ücretinin

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, Avukat Abuzer Arslan tarafından temsil edilen

başvurucuya 3.000 TL vekâlet ücreti ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Aksaray İş Mahkemesi (E.2016/693)

ile İzmir 2. İş (E.2016/413) ve İzmir 5. İş (E.2016/657) Mahkemelerine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Muammer TOPAL

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Eren Can BENAKAY

Başvurucular

:

1. İbrahim Tolga BAY

2. Öznur ÖZDOĞAN

Başvurucular Vekili

:

Av. Görkem KESTANE

3. Zahide ANUL

Vekili

:

Av. Abuzer ARSLAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/8676, T. 29.09.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2018-8676-basvuru-29-09-2020-04439d224399