Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/35088, 28.01.2021

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2018/35088
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

CENGİZ MUTLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/35088)

Karar Tarihi: 28/1/2021

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, başvurucuya (sanığa) gerekçeli karar tebliğ

edilmeden dosyanın kanun yolu denetimi yapan mahkemeye gönderilmesi nedeniyle

savunma için gerekli zaman ve kolaylıklardan yararlanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 26/11/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 9/12/2015

tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi

Usul Kanunu'na muhalefet suçundan kamu davası açılmıştır.

9. Yargılamayı yürüten Gaziosmanpaşa 11. Asliye Ceza

Mahkemesi 2/7/2018 tarihinde başvurucunun 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu

işlediğinden bahisle mahkûmiyetine hükmetmiş, sonrasında hükmün açıklanmasının

geri bırakılması (HAGB) kararı vermiştir. Tefhim edilen kararda gerekçeye yer

verilmemiştir.

10. Başvurucu müdafii karara itiraz ettiğine ilişkin

dilekçesini 9/7/2018 tarihinde vermiş ve gerekçeli itiraz dilekçesini gerekçeli

kararın tebliğinden sonra vereceğini bildirmiştir.

11. Gerekçeli karar başvurucu veya müdafiine tebliğ

edilmemiş ve itiraz hususunda karar verilmek üzere dosya 19/9/2018 tarihinde

İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

12. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi 9/10/2018 tarihinde

itirazı kesin olarak reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"İtiraza konu mahkeme kararında

açıklanan gerekçelere, yargılama aşamasında alınan beyanlara, itiraz

dilekçesinde ileri sürülen sebeplere ve tüm dosya kapsamına göre, itiraza konu

kararın CMK.'nın 231. maddesinde öngörülen yasal unsurları taşıdığı ve bu hali

ile kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu görülmekle yerinde olmayan itirazın

reddine ... "

13. Başvurucu, nihai kararın 25/10/2018 tarihinde tebliğ

edildiğini beyan etmiş ve 26/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

14. İlgili hukuk için bkz. Ayşe Eşlik, B. No:

2014/15969, 21/6/2017, §§ 14-18; İbrahim Kaya, B. No: 2017/29474,

28/1/2020, §§ 15-16.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 28/1/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Savunma İçin

Gerekli Kolaylıklara Sahip Olma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, gerekçeli kararın kendisine tebliğ

edilmediğini, ayrıntılı itiraz dilekçesi vermeden HAGB kararına yaptığı

itirazın incelenerek reddedildiğini ve adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş; ihlale neden olan kararın kaldırılması talebinde

bulunmuştur.

2. Değerlendirme

17. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip

olma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel

İlkeler

20. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes savunma

ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Savunma hakkının sağladığı güvenceler,

esasen adil yargılanma hakkı içinde yer almaktadır. Savunma hakkı, hukuk

devleti ilkesinin gereklerinden ve adil yargılanma hakkının önemli

güvencelerinden biri olması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde ayrıca ifade

edilmiştir (Ufuk Rifat Çobanoğlu, B. No: 2014/6971, 1/2/2017, § 35).

21. Ceza yargılamasında savunma hakkının güvence altına

alınması, demokratik toplumun temel ilkelerindendir (Erol Aydeğer, B.

No: 2013/4784, 7/3/2014, § 32).İddiaya karşı savunma imkânı tanınmadığı sürece

adil bir yargılama yapılması mümkün değildir.

22. Suç isnadı altındaki kişiye savunma hakkının şeklen

değil gerçek anlamda sağlanması gerekir. Bunun için suç isnadı altındaki kişi,

savunma için yeterli imkâna yani gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmalıdır.

Bu itibarla anılan güvence adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil

ve bu hakkın doğal sonucudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendinde, bir

suç ile itham edilen herkesin savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve

kolaylıklara sahip olma hakkı düzenlenmiştir (Ufuk Rifat Çobanoğlu, §

37).

23. Anayasa Mahkemesi de savunma için gerekli zaman ve

kolaylıklara sahip olma hakkının Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen adil

yargılanma kavramı yanında meşru vasıta ve yollardan yararlanma kavramının da

kapsamında olduğunu belirtmiştir (AYM, E.1992/8, K.1992/39, 16/6/1992).

24. Savunma için gerekli kolaylık kavramı

şüpheliye/sanığa savunma için yardımcı olacak veya olabilecek zorunlu olan

imkânları ifade etmekte ve silahların eşitliğini sağlamayı

amaçlamaktadır. Suç isnadı altındaki kişiye sağlanması zorunlu kolaylıklar,

savunma için gerekli olanlardır. Kişinin beraat etmesini veya cezasının

azaltılmasını sağlayabilecek delil niteliğindeki belgelere erişimine ve

müdafiiyle görüşmesine izin verilmesi, gerekçeli kararın tebliğ edilmesi ve

yargılama esnasında esaslı değişikliklerden haberdar edilmesi sağlanacak

kolaylıklardır (Ufuk Rifat Çobanoğlu, § 45).

25. Kanun yoluna başvuru süresi tefhimle başlayan kişinin

gerekçeli karar tebliğ edilmeden kanun yoluna başvurmak zorunda kalması

durumunda gerekçesini bilmediği karar veya hükme karşı kanun yoluna başvuru

hakkını gereği gibi kullandığı söylenemeyeceği gibi kanun yoluna başvurma

nedenlerini bilmeyen kanun yolu merciinin de kanun yolu incelemesini sağlıklı

bir şekilde yapması da mümkün değildir (temyiz kanun yolu bakımından benzer

değerlendirmeler için bkz. Vesim Parlak, B. No: 2012/1034, 20/3/2014).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

26. Somut olayda Mahkemece 2/7/2018 tarihli celsede 213

sayılı Kanun'a muhalefet suçundan başvurucunun mahkûmiyetine karar verilerek

hüküm başvurucu müdafiine tefhim edilmiştir. Mahkeme tefhim ettiği kısa

kararda, mahkûmiyet kararının ve HAGB kararı verilmesinin gerekçesine dair bir

açıklamada bulunmamıştır.

27. Başvurucu müdafii, tefhimle başlayan yedi günlük

itiraz süresi içinde verdiği 9/7/2018 tarihli dilekçe ile karara itiraz etmiş

ve gerekçeli kararının kendisine tebliği ile birlikte mahkeme kararına ilişkin

gerekçeli itiraz nedenlerini bildireceğini belirtmiştir. Buna karşın gerekçeli

karar başvurucuya tebliğ edilmeden dosya 19/9/2018 tarihinde İstanbul 19. Ağır

Ceza Mahkemesine gönderilmiş ve başvurucuya gerekçeye itiraz etme fırsatı

tanınmadan itiraz, İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesince incelenerek

reddedilmiştir.

28. Yukarıda açıklanan tespitler ışığında başvuruya konu

davada, başvurucunun Mahkeme tarafından 2/7/2018 tarihli celsede gerekçesi

açıklanmadan tefhim edilen kısa karar üzerine yedi günlük itiraz süresi içinde

verdiği dilekçeyle yaptığı itiraz başvurusunda gerekçeli karar tebliğ edilmeden

dosyanın İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği ve başvurucunun

Mahkemenin gerekçesini bilmediği için itiraz nedenlerini sunamadığı

anlaşılmıştır.

29. Somut olayda başvurucuya gerekçeli karar tebliğ

edilip başvurucunun ayrıntılı itiraz sebeplerini ileri sürmesi beklenmeden

dosyanın itirazı inceleyecek ağır ceza mahkemesine gönderildiği ve bu sebeple

başvurucunun kanun yoluna başvurma nedenlerini sunamadığı anlaşılmaktadır.

Kanun yoluna başvuru süresi tefhimle başlayan başvurucunun gerekçesini

bilmediği bir hükme karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkını gereği gibi

kullandığı söylenemez. Başvurucunun beraat etmesini veya cezasının

azaltılmasını sağlayabilecek argümanları ileri sürebilmesi için hangi gerekçe

ile cezalandırıldığını bilmesi gerekir. Dolayısıyla yargılamanın esaslı

belgelerinden olan ve cezalandırmanın olgusal ve hukuksal temelini oluşturan

gerekçeli kararın başvurucuya tebliğ edilmemesi, başvurucunun savunma için

gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edilmesi sonucunu

doğurmuştur (benzer yönde bkz. İbrahim Kaya, § 33).

30. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara

sahip olma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal

İddiaları

31. Başvurucunun savunma için gerekli zaman ve

kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden adil

yargılanma hakkı kapsamındaki idarenin çelişkili ifadelerine itibar edilerek

eksik inceleme ile yasal unsurları oluşmayan suçtan mahkûmiyet kararı verildiği

şeklindeki diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden

ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden

yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya

üzerinden karar verir.”

33. Başvurucu, ihlale neden olan kararların kaldırılması

talebinde bulunmuştur.

34. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

35. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

36. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

37. İncelenen başvuruda, gerekçeli karar tebliğ edilmeden

gönderilen dosyada başvurucu aleyhine Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karar

verilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan savunma

için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Dolayısıyla ihlalin ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının

sanığa tebliği sağlanmadan itiraz talebini değerlendiren Ağır Ceza Mahkemesi

kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

38. Bu durumda savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara

sahip olma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama

ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama

kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri

gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden

ibarettir. Bu sebeple başvurucuya gerekçeli kararı tebliğ edip gerekçeli itiraz

dilekçesi hazırlaması için belli bir süre tanınması ve sonrasında dosyayı

yeniden itiraz incelemesi yapılması amacıyla İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmek üzere Gaziosmanpaşa 11. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

39. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip

olma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı

kapsamındaki savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden itiraz incelemesinin

yapılması amacıyla İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere

Gaziosmanpaşa 11. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2015/1602, K.2018/1188)

GÖNDERİLMESİNE,

D. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 28/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Muammer TOPAL

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Mehmet AKTEPE

Başvurucu

:

Cengiz MUTLU

Vekili

:

Av. Ege SANVER

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/35088, T. 28.01.2021, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2018-35088-basvuru-28-01-2021-daabddd80de2