Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/32649, 10.03.2021

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2018/32649
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

OSMAN YÜZTAŞ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/32649)

Karar Tarihi: 10/3/2021

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kamu görevinden ihraç edilme sebebine bağlı

olarak davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle uyuşmazlığın esasının

incelenmemesi nedeniyle karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/11/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu Siirt Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde

(İdare) memur olarak çalışmaktayken Sosyal Güvenlik Kurumu İnsan Kaynakları

Daire Başkanlığının 24/10/2016 tarihli işlemiyle görevden uzaklaştırılmıştır.

Anılan işlem başvurucuya 25/10/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

10. Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) 21/1/2017 tarihinde

şeflik sınavı yapılacağı duyurulmuştur.

11. Başvurucu 31/10/2016 tarihinde İdareye başvurmuştur.

Başvurusunda görevden uzaklaştırılmasına bağlı olarak SGK Tescil ve Hizmet

Dokümanı Programına giriş yetkisinin iptal edildiğini bu sebeple yukarıda

belirtilen sınava elektronik ortamda başvuramadığını ifade etmiştir. Sınava

başvuru yapabilmek için anılan yetkisinin yeniden açılmasını talep etmiştir.

12. İdare 30/11/2016 tarihli işlemle başvuruyu

reddetmiştir. Ret işleminde; konuyla ilgili olarak 10/11/2016 tarihinde sınav

kurulunun toplandığı ve toplantıda görevden uzaklaştırılan personelin

başvurularının kabul edilmeyeceğine karar verildiği belirtilmiştir.

13. Anılan işlem başvurucuya 5/12/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu söz konusu işlemin iptali amacıyla 12/1/2017 tarihinde

Ankara İdare Mahkemesi aracılığıyla Siirt İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava

açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde özetle görevden uzaklaştırmanın geçici

bir önlem olduğunu, görevden uzaklaştırılanların sınava giremeyeceğine yönelik

yasal bir düzenleme bulunmadığını belirterek görevde yükselme sınavına katılmasının

engellenemeyeceğini ileri sürmüştür.

14. Davalı idare savunma dilekçesinde diğer cevaplarının

yanı sıra başvurucunun 6/1/2017 tarihli ve 29940 sayılı sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 679 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler

Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin “Kamu Personeline İlişkin

Tedbirler” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ekli (1) sayılı

listesinde ismine yer almak suretiyle başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın

kamu görevinden çıkarıldığını belirtmiştir. Başvurucu savunmaya cevap

dilekçesinde Danıştay içtihatlarına göre işlemin hukuka uygunluk denetiminin

işlem tarihi itibarıyla yapılacağını dolayısıyla kamu görevinden ihraç

edilmesinin işlemin denetlenmesini etkilememesi gerektiğini ileri sürmüştür.

15. Mahkeme 16/11/2017 tarihinde konusu kalmayan dava

hakkında karar verilmesine yer olmadığında karar vermiştir. Kararda;

başvurucunun ihraç edilmiş olması nedeniyle görevde yükselme sınavına girme

talebinin reddine ilişkin davanın konusunun ortadan kalktığı, konusu kalmayan

dava hakkında karar verilmesine olanak bulunmadığı belirtilmiştir.

16. Anılan karar başvurucuya 10/1/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 26/1/2018 tarihinde istinaf yoluna başvurmuştur.

Başvurucu; dilekçesinde, iptal davasında idari işlemin hukuka uygunluk

denetiminin işlem tarihi itibarıyla yapılacağının yargısal içtihatlarla

belirlendiğini, işlemin tesis edildiği andaki ilişkinin dava sonuçlanıncaya

kadar devam ettiğini ifade etmiş ve her ne kadar görevinden çıkarılmış olsa da

işlem tesis edildiği tarihte göreviyle bağı devam ettiği için davanın esasına

girilerek çözülmesi gerektiğini vurgulamıştır.

17. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi

13/9/2018 tarihinde istinaf talebini reddederek mahkeme kararını kesin olarak

onamıştır.

18. Nihai karar başvurucuya 5/10/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucu 25/10/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

20. İlgili hukuk bkz. Bayram Ali Devecioğlu, B.

No: 2017/39387, 15/9/2020, §§ 14-27; Turgay Dabakoğlu, B. No:

2018/27010, 16/12/2020, §§ 19-32.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 10/3/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

22. Başvurucu, iptal davasında idari işlemin hukuka

uygunluk denetiminin işlem tarihi itibarıyla bir başka deyişle işlemin tesis

edildiği hukuki koşullar yönünden incelenmesi gerektiğini nitekim yargısal

içtihadın bu yönde olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu, davasının esasının incelenmemesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

23. Bakanlık görüşünde, olağanüstü hâl kanun hükmünde

kararnamesi ile memuriyetine son verilenlerin görev yaptıkları teşkilata

yeniden kabul edilmeyecekleri ve bir daha kamu hizmetinde istihdam

edilemeyecekleri vurgulanmıştır. Ayrıca memuriyetle ilişiği kesilmiş olan ve

yürürlükteki mevzuat uyarınca bir daha kamu görevi üstlenmesi hukuken mümkün

olmayan başvurucunun kamu görevi dışında hukuki durumunu etkilemeyecek olan

görevde yükselme sınavına giremeyecek olmasının hukuki statüsünde herhangi bir

değişikliğe yol açmayacağı ifade edilmiş; söz konusu durumun manevi hazdan

öteye geçemeyeceği, yargılamanın devamına yeterli görülmemesinde bariz bir

takdir hatası ya da açık bir keyfîlik bulunmadığı belirtilmiştir.

24. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında davanın

esasına girilmeden reddedilmesinin manevi hazdan öte bir durum taşıdığını

belirtmiştir. İptal davasına konu işlemin tesis edildiği tarihteki duruma göre

değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Başvurucu ayrıca işlem tarihinde

görevi ile ilişkisi devam ettiği için mahkemelerin işin esasına girerek karar

vermesi gerektiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

25. Anayasa'nın 36. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, ...yargı mercileri önünde

davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına

sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi

içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun yukarıda belirtilen şikâyetlerinin özü; iptal davasına konu

edilen sınava alınmama işlemi yargı merciince uyuşmazlığın esasına ilişkin bir

değerlendirme yapılmak suretiyle nihai bir çözüme kavuşturulmamış, karara

bağlanmamış olmasıdır. Bu sebeple belirtilen ihlal iddiaları mahiyeti

itibarıyla karar hakkı kapsamında incelenmiştir (benzer yönde bkz. Bayram

Ali Devecioğlu, § 34).

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

27. Bireysel başvuruya konu olayda idari işlemin iptali

istemiyle açılan davanın başvurucunun kamu görevinden ihraç edildiğinden

bahisle dava konusunun ortadan kalktığı gerekçesiyle reddedildiği

görülmektedir. Anayasa Mahkemesi somut olaya benzeyen Bayram Ali Devecioğlu

kararında medeni hakkın varlığını tartışmıştır (Bayram Ali Devecioğlu,

§§ 35-45). Anayasa Mahkemesince başvurucunun kamu görevinden çıkarılmasına

ilişkin işleme karşı yargı yolunun açık olması sebebiyle kamu görevine dönme

ihtimalinin varlığı değerlendirildiğinde iç hukukta en azından savunulabilir

bir biçimde dava konusu edilebilir olduğu ileri sürülebilecek bir uyuşmazlığın

bulunduğu sonucuna varılmış, bu nedenle ihlal iddialarının konusunun Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanının kapsamında yer aldığı kabul edilmiştir (Bayram

Ali Devecioğlu, § 45).

2. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

29. Genel ilkeler için bkz. Bayram Ali Devecioğlu,

§§ 47- 49.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

30. Mahkeme tarafından, başvurucunun şeflik sınavına

yönelik yapmış olduğu başvurusunun reddine yönelik işlemin iptali talebiyle

açtığı davada başvurucunun kamu görevinden ihraç edilmiş olduğu gerekçesiyle

davanın esası incelenmemiştir.

31. Anayasa Mahkemesi birçok kararında benzer meseleleri

değerlendirmiştir (Örneğin Bayram Ali Devecioğlu, Turgay Dabakoğlu, Süleyman

Filiz, B. No: 2018/26987, 16/12/2020; Kürşat Oğuz Yaykaşlı, B. No:

2017/34297, 4/11/2020). Anılan kararlarda Danıştay içtihadına da atıfla, kamu

görevlileri hakkında tesis edilen işlemler hakkında açılan davaların yargılama

sırasında kamu görevlisi statülerinin herhangi bir nedenle sona ermesi

durumunda dahi idari işlemle olan menfaat bağının ortadan kalkmayacağı

belirtilmiş; böylece alınacak yeni bir idari kararla davacının iptalini istediği

işlemle ilişkisini kesmek suretiyle dava konusu işlemin yargı denetimi dışına

çıkarılmasının engellenmiş olacağı ifade edilmiştir. Söz konusu kararlarda kamu

görevinden çıkarılan başvurucunun OHAL Komisyonuna başvurabileceği, OHAL

Komisyonunun kararlarına karşı yargı yolunun açık olduğu, bu durumda

başvurucunun yeniden kamu görevlisi statüsünü kazanabileceği ihtimalinde dava

konusu işlemin başvurucu üzerinde bir etkisinin bulunacağı vurgulanmıştır.

Ayrıca başvurucunun iptal talebiyle açtığı davanın yargılaması devam ederken

kamu görevinden ihraç edilmesinin davaya konu idari işlem ile ihlal edilen

menfaatinin ortadan kalkmadığı, bu durumda davanın esasının incelenmesi

gerektiği; bireysel başvuruya konu mahkeme kararlarında ise Danıştay

içtihadında belirtilen ölçütler kapsamında herhangi bir irdelemeye

gidilmeksizin salt kamu görevinden ihraç edilme sebebiyle davanın konusunun

ortadan kalktığı yönünde şekilci bir yaklaşımla hareket edilerek davanın

esasının incelenmediğine dikkat çekilmiştir. Anılan kararlarda sonuç olarak

derece mahkemesinin davanın esasının incelenebilmesine ilişkin değerlendirmesi

konusunda 2577 sayılı Kanun'da düzenlenen usul kurallarının uygulanmasıyla

ilgili bu şekilci yorumunun başvurucunun hukuksal durumunu etkileyen idari işlemden

doğan uyuşmazlık hakkında karar verilmemesi sebebiyle başvurucuya ağır bir

külfet yüklediği, bu sebeple başvurucunun karar hakkının ihlal edildiği

kanaatine varılmıştır.

32. Somut olayda her ne kadar dava açılmadan önce ihraç

işlemi tesis edilmiş ise de anılan kararlarda ulaşılan sonuçtan ayrılmayı

gerektiren bir neden bulunmamaktadır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

4. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1)Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden

yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya

üzerinden karar verir."

35. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama

yapılması ve 15.000 TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

36. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

37. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

38. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

39. İncelenen başvuruda başvurucunun açtığı dava hakkında

karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması sebebiyle Anayasa'nın

36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar

hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme

kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

40. Bu durumda karar hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak amacıyla dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

41. Başvuruda, karar hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

42. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç

ile 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla

Siirt İdare Mahkemesine (E.2017/161, K.2017/1174) GÖNDERİLMESİNE,

D. 294,70 TL harç ile 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 10/3/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

Recai AKYEL

Selahaddin MENTEŞ

İrfan FİDAN

Raportör

:

Eren Can BENAKAY

Başvurucu

:

Osman YÜZTAŞ

Vekili

:

Av. Duygu DEMİREL

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/32649, T. 10.03.2021, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2018-32649-basvuru-10-03-2021-3ba85a85ad1f