Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/15196, 03.12.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2018/15196
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ERCAN TUNÇ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/15196)

Karar Tarihi: 3/12/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve buna

bağlı olarak denetimli serbestlik tedbirinden yararlanma talebinin reddedilmesi

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ayrımcılık yasağının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 30/4/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma ve görevi

yaptırmamak için direnme suçlarından ayrı ayrı hapis cezasına mahkûm edilmiş ve

kesinleşen bu cezaları (kapatılan) Diyarbakır6. Ağır Ceza Mahkemesinin

19/6/2013 tarihli kararı ile içtima edilerek toplam 7 yıl 30 aylık hapis

cezasının infazına başlanmıştır.

10. Bandırma 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

cezası infaz edilen başvurucu, koşullu salıverilme tarihine bir yıl kala

5/3/2018 tarihinde açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve kalan cezasının

denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz edilmesi talebinde bulunmuştur.

11. Bandırma 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı 9/3/2018 tarihli kararı ile

başvurucunun talebini reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Ceza İnfaz Kurumumuzda PKK Sol

Terör Örgütünden hükümlü olarak bulunan Ercan TUNÇ'un 5/3/2018 tarihinde

Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı dilekçe de Açık Ceza İnfaz

Kurumuna ayrılma ve Denetim Serbestliğe ayrılma talebine istinden yapılan

incelemede; Hükümlü Ercan TUNÇ'un Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Görevi

Yaptırmamak İçin Direnme suçundan 7 Yıl 30 Ay hapis cezası aldığı uyap

kayıtlarının tetkikinden anlaşılmıştır. Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma

Yönetmeliğinin 6 (ç) maddesine 'Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup

oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit

edilenlerin koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması' halinde

hükümlünün durumu İdare ve Gözlem Kurulunca değerlendirilir hükmü uyarınca

dosyası kurulumuz tarafından incelenmiştir. Yapılan incelemede; hükümlünün PKK

Sol Terör Örgütünden ayrılmak istediğine dair talepte bulmadığı anlaşılmıştır.

Bu nedenle hükümlü Ercan TUNÇ'un Açık Ceza İnfaz Kurumuna ayrılma ve Denetimli

Serbestliğe ayrılma talebinin REDDİNE...[karar verildi.]"

12. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Bandırma

İnfaz Hâkimliğinin 23/3/2018 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Hükümlü Ercan TUNÇ'un Silahlı Terör

Örgütüne Üye Olma, Görevi Yaptırmamak İçin Direnme suçundan Diyarbakır

(Kapatılan) 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250 ile görevli)'in 2013/294 D.iş

sayılı kararı ile içtimaen 7 Yıl 30 Ay hapis cezası suçundan cezasını infaz

etmekte olduğu, Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma Yönetmeliğinin 6 (ç) maddesine

'Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup oldukları örgütten

ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilenlerin koşullu

salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması' halinde açığa

ayrılabilecekleri, hükümlünün örgütten ayrılmak istediğine dair dilekçesinin

olmadığı... gerekçesiyle hükümlünün itirazının reddine karar vermek [gerekmiştir.]"

13. Başvurucunun ret kararına itirazı ise Bandırma Ağır

Ceza Mahkemesinin 6/4/2018 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirildiğinde; incelenen Bandırma İnfaz Hakimliğinin dosyası, dosyadaki

mevcut belgeler ve tüm dosya içeriğine göre, Bandırma İnfaz Hakimliğinin 23/3/2018

tarih, 2018/464 Esas ve 2018/601 Karar sayılı kararının usul ve yasaya uygun

olduğu anlaşılmakla, yerinde görülmeyen hükümlü Ercan Tunç'un itirazının

reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."

14. Bu karar başvurucuya 20/4/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 30/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Başvurucu, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin

12/2/2019 tarihli koşullu salıverilme kararına dayalı olarak 13/2/2019

tarihinde tahliye edilmiştir.

17. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

18. 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanun'un 18.

maddesiyle değiştirilen 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Açık ceza infaz

kurumları" kenar başlıklı 14. maddesinin -anılan değişiklik öncesi

başvuruya konu hukuki süreçte uygulanan- ilgili hükümleri şöyledir:

"(1) Açık ceza infaz kurumları,

hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine

öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan,

güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen

kurumlardır. Açık ceza infaz kurumları ihtiyaca göre ayrıca; a) Kadın açık ceza

infaz kurumları, b) Gençlik açık ceza infaz kurumları,

Şeklinde kurulabilir.

(2) Hükümlülerin açık cezaevlerine

ayrılmalarına ilişkin esas ve usûller yönetmelikte gösterilir..."

19. 7242 sayılı Kanun'un 46. maddesiyle değiştirilen 5275

sayılı Kanun'un "Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın

infazı" kenar başlıklı 105/A maddesinin -anılan değişiklik öncesi

başvuruya konu hukuki süreçte uygulanan- (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(Ek: 5/4/2012-6291/1 md.) (1)

Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını

sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla;

a) Açık ceza infaz kurumunda cezasının

son altı ayını kesintisiz olarak geçiren,

b) Çocuk eğitimevinde toplam cezasının

beşte birini tamamlayan,

koşullu salıverilmesine bir yıl veya

daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu

salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri

uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında

hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından karar

verilebilir."

20. 2/9/2012 tarihli ve 28399 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma Yönetmeliği'nin "Kapalı

kurumdan açık kuruma ayrılacak hükümlüler" kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili hükümleri şöyledir:

(1) Hükümlülerden;

a) (Değişik:RG-22/8/2015-29453) Toplam

(Değişik ibare:RG-22/2/2017-29987) cezaları on yıldan az olanlar bir ayını, on

yıl ve yukarı olanlar ise onda birini kurumlarda infaz edip, iyi hâlli olan ve

koşullu salıverilme tarihine yedi yıl veya daha az süre kalanlar,

...

açık kurumlara ayrılabilir.

(2) Açık kurumlara ayrılabilmek için,

ayrıca;

...

ç) Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü

olup, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla

tespit edilenlerin koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması,

şartı aranır..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

22. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

23. Başvurucu; silahlı terör örgütüne (PKK) üye olma ve

görevi yaptırmamak için direnme suçlarından aldığı hapis cezasının bir kısmının

infaz edildiğini, kalan cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak

infaz edilmesi amacıyla açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinde bulunduğunu,

bu talebinin örgütten ayrılma dilekçesi vermemesine bağlı olarak açık ceza

infaz kurumuna ayrılma şartının oluşmadığı gerekçesiyle reddedildiğini

belirtmiştir. Başvurucu, açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinin

reddedilmesine bağlı olarak denetimli serbestlik tedbirinden yararlanma

imkânının da ortadan kalktığını belirtmiş ve hukuka aykırılık arz eden bu durum

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile özel hayata ve aile hayatına

saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Bakanlık görüşünde; denetimli serbestlik tedbirinden

yararlanma hakkının bütün hükümlüler tarafından istisnasız olarak

kullanılabilen bir hak olmadığı, anılan tedbirin yalnızca koşulları sağlayanlar

bakımından uygulandığı ve şartları sağlamadığı görülen başvurucunun söz konusu

iddiasının değerlendirilmesinde bu durumun gözetilmesinin uygun olacağı ifade

edilmiştir.

2. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin özü, açık ceza infaz kurumuna

ayrılma talebinin reddedilmesine bağlı olarak denetimli serbestlik tedbirinden

yararlanma imkânınınortadan kalkmasına yöneliktir. Bu itibarla bu kısımdaki

iddiaların Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

26. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında

herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya

konduktan sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda

gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar

sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının

kısıtlanması ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan

herhangi birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat Narman, B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

27. Anayasa'nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ilk istisnası "Mahkemelerce verilmiş hürriyeti

kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" olarak

belirlenmiştir. Bu kapsamda yargı organlarınca verilecek mahkûmiyet

kararlarının sonucu olarak hapis cezası veya güvenlik tedbirlerinin uygulanması

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali olarak kabul edilmeyecektir.

28. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak

Anayasa'nın 19. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla birlikte

Anayasa'nın 19. maddesinin amacı kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksun

bırakılmaya karşı korumak olup maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi hürriyetine

getirilecek sınırlamaların da maddenin amacına uygun olması gerekir (Abdullah

Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014, § 38). Bu itibarla Anayasa Mahkemesince,

hükümlülerin ceza infaz kurumlarında kalacağı süreyi doğrudan veya dolaylı

olarak etkileyen durumların Anayasa'nın 19. maddesinde tanımlanan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul

edilmiştir (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711, 23/7/2014, § 26). Mahkeme

tarafından verilen bir mahkûmiyet kararının infazının sağlanması ve bu bağlamda

ceza infaz kurumunda tutulma süresi bakımından ceza mahkemesinin kararına uygun

hareket edilmesi kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının korunması açısından

zorunludur. Dolayısıyla hükümlülerin ceza infaz kurumunda kalacakları sürenin

mahkûmiyet kararına ve ilgili mevzuata uygun olması Anayasa'nın 19. maddesinin

ikinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında güvence altına alınmıştır (İbrahim

Uysal, § 32).

29. Öte yandan 7242 sayılı Kanun'un 46. maddesiyle

değiştirilen 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinin anılan değişiklik öncesi

başvuruya konu hukuki süreçte dikkate alınan hükümlerine göre hükümlülerin dış

dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve

güçlendirmelerini temin etmek amacıyla açık ceza infaz kurumunda cezasının son

altı ayını kesintisiz olarak geçiren ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya

daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde cezalarının koşullu

salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri

uygulanmak suretiyle infazına ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında

hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak infaz hâkimi tarafından karar

verilebileceği düzenlenmiştir. Anılan maddenin hükümlülerin ceza infaz

kurumunda geçirecekleri süreyi kısalttığı açıktır (Mithat Bakikuşağı,

2013/4682, 17/9/2014, § 35).

30. 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi, infaz hâkiminin

takdir yetkisi ve belirlenecek yükümlülükler çerçevesinde hükümlülerin infaz

rejiminin şeklini belirleyip cezalarının bir kısmının denetimli serbestlik

tedbiri uygulanarak ceza infaz kurumu dışında geçirmelerini sağlamaktadır.

Anılan kural uyarınca hükümlünün talebi ve kanuni şartlar oluşmuş olsa dahi

infaz hâkimi tedbirin uygulanması talebini reddedebilecektir. Dolayısıyla bütün

hükümlüler için Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında hapis cezasının tamamının

veya bir kısmının denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması suretiyle infaz

edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Başka bir ifade ile denetimli serbestlik

tedbiri kararı, yetkili infaz hâkiminin takdir yetkisinde olduğundan tedbirin

Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında güvence

altına alındığından bahsetmek mümkün değildir. Öte yandan başvurucunun

denetimli serbestlikten yararlanamaması, hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün

süresini de uzatmamaktadır (Mithat Bakikuşağı, § 38).

31. Belirtilen bu düzenlemelere göre denetimli serbestlik

tedbirinin uygulanması için hapis cezasının süresi ve açığa ayrılmış olma

koşulu yerine getirildikten sonra ceza infaz kurumu idaresinin iyi hâl raporu

düzenlemesinin ardından başvurulan infaz hâkiminin tedbirin uygulanması yönünde

karar vermesi gerekmektedir. Dolayısıyla denetimli serbestlik tedbiri kararı,

yetkili infaz hâkiminin takdir yetkisinde olduğundan Anayasa'nın 19. maddesinin

(2) numaralı fıkrasının birinci cümlesi kapsamında güvence altına alınmamıştır.

32. Somut olayda başvuruya konu kararlar -daha önce

anlatıldığı üzere- temel olarak açık ceza infaz kurumuna ayırma talebinin

reddine ilişkindir. Başvurucu açık ceza infaz kurumuna ayrılmış olsaydı bile

infaz kurumunca hazırlanmış iyi hâl raporu ve infaz hâkimliğinin kararı olmadan

kendisine doğrudan denetimli serbestlik tedbiri uygulanamayacağı için kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik açık ve görünür bir ihlalin bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

33. Açıklanan gerekçelerle açık ve görünür bir ihlal

olmadığı anlaşılmakla başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Ayrımcılık

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

34. Başvurucu; açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinin

reddedilmesi nedeniyle ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamada bulunulmamıştır.

2. Değerlendirme

36. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda

başvurucuların, başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal

edildiği ve buna ilişkin gerekçelerin ve delillerin neler olduğunu açıklama yükümlülüğünün

bir gereği olarak başvuru formu titizlikle doldurulmalı, hangi hakların ihlal

edildiği ve ihlal iddiasının dayanağı olan tüm olaylar gösterilmeli, başvuruyu

aydınlatacak ve hükmün esasını etkileyecek argümanları destekleyici tüm

belgeler başvuru dilekçesine eklenmelidir. Şayet bir belge elde edilememişse

bunun da nedenleri açıklanmalıdır.

37. Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi

ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 14. maddesinde düzenlenen

ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddiaların soyut olarak

değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer

alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan

Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33). Ayrımcılık iddiasının

incelenebilmesi için başvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik

farklı uygulamaların meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil

vb. ayrımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir (Adnan

Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 50).

38. Yukarıda belirtilen koşullar yerine getirilmediği

takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun olduğu

gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksun olmadığı

konusunda Anayasa Mahkemesinde yeterli kanaat oluşması, başvurucu tarafından

ileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucunun başlangıçta, başvuru

hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için başvuru formu ve

eklerinde iddialarını destekleyici belgeleri sunması ve gerekli açıklamaları

yapması zorunludur (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 23).

39. Somut olayda başvurucu, ihlal iddialarını soyut ve

genel ifadelerle ileri sürmüş; kendisine hangi temelde hangi sebeple ayrımcılık

yapıldığına ilişkin olarak yeterli bir açıklama yapmamış ve bu iddiasını

kanıtlamaya elverişli belgeleri başvuru dosyasına eklememiştir. Dolayısıyla

anılan şikâyetin temellendirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 3/12/2020 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Muammer TOPAL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Muzaffer KORKMAZ

Başvurucu

:

Ercan TUNÇ

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/15196, T. 03.12.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2018-15196-basvuru-03-12-2020-47ee4af921b6