Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/10434, 31.03.2022

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2018/10434
Karar Tarihi

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

M.S. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/10434)

Karar Tarihi: 31/3/2022

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; gözaltı tedbiri dolayısıyla ödenen tazminatın

yetersiz olması nedeniyle adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği

haklarının, vekâlet ücretinin yapılan düzenlemeyle azaltılması nedeniyle de

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 4/4/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma

suçlamasıyla 8/1/2015 tarihinde gözaltına alınmış ve 9/1/2015 tarihinde serbest

bırakılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda başvurucunun beraatine karar

verilmiş, beraat kararı 3/6/2017 tarihinde kesinleşmiştir.

6. Beraatkararının kesinleşmesi üzerine başvurucu; iki

gün haksız yere gözaltında kaldığını, gözaltı kararı nedeniyle çalışamayıp

kazanç kaybına uğradığını, üzüntü ve sıkıntı çektiğini, itibarının

zedelendiğini, suçlu muamelesi gördüğünü, yargılama sürecinde avukatla temsil

edildiğinden bu avukatlık giderinin maddi tazminata dâhil edilmesi gerektiğini,

gözaltına alınmadan önce aylık ortalama 2.000 TL gelir elde etmekte olduğunu

belirterek 5.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın ödenmesi talebiyle

dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, gözaltının haksız olduğu iddiasını

beraat etmiş olmasına dayandırmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, gözaltının

hukuki olup olmadığına ilişkin bir açıklamada bulunmamıştır.

7. Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/12/2017 tarihli

kararıyla başvurucuya 31,63 TL maddi, 150 TL manevi tazminat ile 770 TL vekâlet

ücretinin ödenmesine karar verilmiştir. Mahkeme; başvurucunun yargılandığı davadaki

3.960 TL vekâlet ücretinin o dosyada talep edilmesi gerektiğini, ağır ceza

mahkemelerinde açılan tazminat davasında vekâlet ücretini talep etmenin mümkün

olmadığını belirterek söz konusu vekâlet ücretini maddi tazminata dâhil

etmemiştir.

8. Başvurucu, hükmedilen tazminatların ve vekâlet

ücretinin düşük olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

9. Bölge Adliye Mahkemesi 21/2/2018 tarihinde istinaf

başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

10. İlgili hukuk için bkz. A.A. [GK], B. No:

2017/34502, 21/10/2021, §§ 22-46.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

11. Anayasa Mahkemesinin 31/3/2022 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

12. Başvurucu; haksız gözaltı nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, isminin kamuya

açık belgelerde gizlenmesi talebinde bulunmuştur.

13. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

Başvurucunun şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü ve dokuzuncu

fıkraları kapsamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden incelenmesi

gerekir.

14. Anayasa Mahkemesi A.A. kararında Anayasa'nın

19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki şikâyetler yönünden başvuru

yollarının tüketilmiş sayılabilmesi için başvurucuların ilk derece

mahkemelerinde yakalama, gözaltı veya tutuklama tedbirlerinin hukukiliğine

ilişkin iddialarını 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında- açıkça ileri

sürerek dava açmaları gerektiğini belirtmiştir. Anılan tedbirlerin hukuka uygun

olmadığına dair iddialar dile getirilmeden -Anayasa'nın 19. maddesinin

dokuzuncu fıkrası kapsamında olmadığı değerlendirilen- 5271 sayılı Kanun'un

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca kovuşturmaya yer

olmadığı ya da beraat kararına dayalı olarak dava açılmasının başvuru

yollarının tüketilmesi anlamına gelmediğine karar vermiştir (A.A., §§

70-90).

15. Gözaltının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca bir

tazminat davası açılmadığı anlaşılan somut olay yönünden anılan karardan

ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.

16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.

B. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Başvurucu, gözaltına alma nedeniyle hükmedilen

tazminatların yetersiz olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Anayasa Mahkemesi A.A.

kararında 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e)

bendi uyarınca açılan davalarda hükmedilen tazminatın yetersiz olduğu yönündeki

iddiaların adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğini

belirtmiştir (A.A., § 87). Bu itibarla başvurucunun bu kısımdaki

şikâyetlerinin adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

19. Temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden ve

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren durumlar dışında kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara dair şikâyetler bireysel başvurunun incelemesi

kapsamında değildir (Ş.K., B. No: 2018/753 12/1/2022, § 19).

20. Somut olayda başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal

iddialarının yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu ve bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir

durumun da bulunmadığı anlaşılan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

21. Diğer taraftan başvurucu; tazminat davasında adli

kontrol tedbiri konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, kendisine

herhangi bir tazminat ödenmediğini, adli kontrol nedeniyle uğradığı

mağduriyetin karşılanmadığını ileri sürmüş ise de adli kontrol tedbirine tabi

tutulduğuna ilişkin bir belge sunmadığı, tazminat davası sürecinde adli kontrol

tedbiriyle ilgili bir talebinin bulunmadığı anlaşıldığından bu iddianın ayrıca

incelenmesi mümkün görülmemiştir.

C. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu; koruma tedbirleri nedeniyle açtığı

tazminat davasında ağır cezalık işler için öngörülen miktar üzerinden vekâlet

sözleşmesi yapmasına rağmen yapılan düzenlemeyle sulh ceza hâkimliği için

öngörülen vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet, mahkemeye erişim ve

etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Başvurucunun iddiaları mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmiştir.

24. Anayasa Mahkemesi M.E. (B. No: 2018/696,

9/5/2019) kararında aynı mahiyetteki şikâyete ilişkin olarak başvurucunun

mevcut bir mülkü veya mülkü edinmeye yönelik meşru bir beklentisi olduğunu

ortaya koyamadığını, dolayısıyla mülkiyet hakkına ilişkin korumadan

yararlandırılmasının mümkün olmadığını belirterek konu bakımından yetkisizlik

kararı vermiştir (M.E., §§ 36-38). Somut başvuru yönünden anılan kararda

varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Hasan Tahsin GÖKCAN'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 31/3/2022 tarihinde

karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Anayasanın 19. maddesinin 9. fıkrasında kural olarak,

aynı maddedeki güvencelere aykırı biçimde yapılan özgürlüğe müdahalelere karşı

bir telafi güvencesi öngörülmektedir. Bu şekilde hak ihlalinden doğan

mağduriyetin tazminat boyutuyla giderilmesi de amaçlanmaktadır. Fakat 9.

fıkradaki güvence yalnızca önceki fıkralarda yer alan esaslara (güvencelere)

aykırı işlemleri kapsamaktadır. Diğer bir ifadeyle hukuka uygun koruma

tedbiri işlemleri kural olarak anayasal güvence kapsamına girmemektedir.

Fakat iç hukukumuzda yer alan 5271 sayılı CMK’nın 141/1-e madde ve bendinde

“Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında

kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen” kişilerin de

Devletten maddi ve manevi zararlarını isteyebilecekleri kabul edilmiştir.

Belirtilen nedenlerle, hukukumuzda böyle bir hakkın

yasayla kabul edilmesi ve Mahkememizin 2017/34502 başvuru numaralı kararında

etraflıca açıkladığım gerekçelerle, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin

olarak başvurunun esasının incelenmesi gerektiği görüşüyle karşıoy kullandım.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Muammer TOPAL

Recai AKYEL

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Yusuf Enes KAYA

Başvurucu

:

M.S.

Vekili

:

Av. Vedat ÖZKAN

Başkan

Hasan Tahsin GÖKCAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/10434, T. 31.03.2022, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2018-10434-basvuru-31-03-2022-09f07beb0ff8