Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/4528, 29.05.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2017/4528
Karar Tarihi

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

E.S.G. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/4528)

Karar Tarihi: 29/5/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, uyuşmazlığın esası incelenmeksizin davanın usulden

reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/1/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu 19/6/2013 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi

ile Ankara'da faaliyet gösteren bir inşaat firmasından daire satın almış,

sözleşmede 31/5/2015 tarihinde dairenin teslim edileceği yazılmıştır.

7. Başvurucu; dairenin teslimatının 11/9/2015 tarihinde ve

yaklaşık üç ay on bir günlük gecikmeyle gerçekleştiğini, dava konusu yerde bir

aylık rayiç kira bedelinin 2.000-3.000 TL arasında değiştiği dikkate

alındığında yaklaşık 10.000 TL kira bedelinden yoksun kaldığını belirterek

fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla 1.000 TL'nin tahsili için

inşaat şirketine tazminat davası açmıştır.

8. Ankara 13. Tüketici Mahkemesi 22/1/2016 tarihli kararında

7/1/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 68.

maddesine göre dava değeri itibarıyla davaya Tüketici Hakem Heyetinin bakmakla

görevli olduğunu belirterek dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı

vermiştir.

9. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 21/11/2016

tarihli kararı ile onanmıştır.

10. Onama kararı 26/12/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş, başvurucu 11/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

11. Mahkemenin 29/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

12. Başvurucu; somut davaya konu alacak miktarının yargılama

sırasında toplanacak delillere göre belirlenebileceğini, bu nedenle davayı

belirsiz alacak davası olarak açtığını, alacağın fazlaya ilişkin kısmı saklı

tutulması hâlinde dava dilekçesinde talep edilen miktara göre görev hususunun

değerlendirilmesinin yanlış olduğu yönünde Yargıtay kararı olduğunu, Mahkemenin

buna rağmen dava dilekçesinde belirtilen miktar üzerinden değerlendirme yaparak

davayı reddettiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca temyiz dilekçesinde aynı

konuya ilişkin emsal Yargıtay kararını sunarak itirazını dile getirdiğini ancak

Yargıtayın iddialarını cevaplamadan hükmü onadığını, Yargıtayın önceki içtihatlarından döndüğüne ilişkin bir

açıklamada da bulunmadığını, farklı kararların hukuki belirsizliğe yol açtığını

belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

13. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir

14. Başvurucunun ileri sürdüğü ihlal iddialarının niteliği

nazara alınarak başvurunun anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriteri

yönünden incelenmesi gerekir.

15. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında anayasal açıdan önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara

uğramadığı başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına

alınmıştır.

16. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik

kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerini

taşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebilecek

nitelikte olsa bile Kanun’da belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemez

bulunabilecektir (K.V. [GK], B.

No: 2014/2293, 1/12/2016, § 55).

17. Kanun’da anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların

kabul edilemez bulunabilmesi için iki koşul öngörülmüştür. Anayasal önem olarak adlandırılabilecek

olan birinci koşul başvurunun Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanması veya

temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem

taşımaması, kişisel önem olarak

adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise başvurucunun önemli bir zarara

uğramamasıdır (K.V., § 57).

18. Anayasa hükümlerinin yorumlanması açısından önem taşıma

unsurunun başta Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla daha önce

yorumlamadığı meseleleri kapsadığında kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte

Anayasa Mahkemesi, bir meseleyle ilgili olarak daha önce Anayasa’nın ilgili

hükümlerini yorumlamış olsa bile değişen durumları dikkate alarak yeniden

yorumlama ihtiyacı duyabilir. Bu durumda da o meseleye ilişkin başvurunun

anayasal öneminin bulunduğunu kabul etmek gerekir(K.V., § 63).

19. Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma unsurunda ise

Anayasa hükümlerinin uygulanması açısından başvurunun önem taşıdığının

söylenebilmesi için kamu makamları ve derece mahkemelerinin belli bir meseleye

ilişkin uygulamalarının Anayasa Mahkemesi yorumlarından farklı olması ve bu

farklılığın da önemli olması gerekir (K.V.,

§ 64).

20. Kişisel önemin bulunmaması koşulu ise -başvurucunun içinde

bulunduğu koşullar da dâhil olmak üzere- her olayın kendine özgü koşulları

dikkate alınarak ve objektif verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesi

tarafından değerlendirilir (K.V.,

§§ 66, 67).

21. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda

mahkemeye erişim hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiş; mahkemeye erişim

hakkının, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının

güvenceleri arasında yer aldığını ifade etmiştir (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144, 2/10/2013, § 28; Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

51; Ş.Ç., B. No: 2012/1061,

21/11/2013, § 28; Kenan Yıldırım ve Turan

Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).

22. Anayasa Mahkemesi, mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlık

ve uyuşmazlık kapsamında bir talebin mahkeme önüne taşınabilmesi ve bunların

etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiğini, bir

kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını (Özkan Şen, § 52) ya da kişinin bizatihi

mahkemeye başvurmuş olmasını anlamsız hâle getiren sınırlamaların mahkemeye

erişim hakkını ihlal edebileceğini kararlarında vurgulamıştır (İbrahim Can Kişi, B. No: 2012/1052,

23/7/2014, § 31).

23. Buna göre Anayasa Mahkemesinin sıklıkla uygulanmış açık

içtihatlarının bulunduğu ve kapsamı yakarıda açıklanan mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun genel bir soruna işaret etmediği

gibi Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi açısından da önem taşıdığının ortaya konulamadığı

sonucuna varılmıştır.

24. Somut olayda, maddi zarar olarak nitelenebilecek olan somut

davanın değeri olan 1.000 TL tutarındaki tazminat miktarının mali durumuna

ciddi anlamda zarar verdiği ve kendisi için ne denli önemli olduğu hususlarında

başvurucunun herhangi bir açıklamasının olmadığı da gözetildiğinde başvuru

konusu miktarın başvurucu açısından önemli bir zarar olduğu kanaatine

ulaşılamamıştır.

25. Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurunun Anayasa'nın

yorumlanması ve uygulanması açısından önem taşımadığı gibi başvurucunun da

önemli bir zarara uğramadığı sonucuna varılmaktadır.

26. Açıklanan gerekçelerle anayasal ve kişisel önemden yoksun

olduğu anlaşılan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

29/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucular

:

E.S.G.

Vekili

:

Av. Kemal

VURALDOĞAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/4528, T. 29.05.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2017-4528-basvuru-29-05-2019-7c8ae1b0ca92