Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/30526, 18.11.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2017/30526
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

TRAKYA KALIP VE PLASTİK KAPAK İMALATI SANAYİ VE TİC.

LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/30526)

Karar Tarihi:18/11/2020

R.G. Tarih ve Sayı: 20/1/2021-31370

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, sahte fatura kullanma sebebine dayalı olarak

resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin iptali istemiyle

açılan davada fatura düzenleyicisi mükellefin faaliyetinin gerçek olduğu

yolunda başka mahkemeler tarafından verilen kararların dikkate alınmaması

nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 2/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. İstanbul Rami Vergi Dairesinin mükellefi olan

başvurucu, plastik paketleme malzeme imalatı işi ile uğraşmaktadır.

9. Başvurucuya ait 2010 yılı yasal defter ve belgeler

üzerinde inceleme yapılmıştır. Anılan incelemede başvurucunun alış belgeleri

arasında K. Limitet Şirketinden (Şirket) aldığı faturalara rastlandığı, bu

faturaların yasal defterlere kaydının yapıldığı ve ilgili dönem beyannamelerine

intikal ettirildiği hususları tespit edilmiştir. Şirket hakkında düzenlenen

28/11/2013 tarihli vergi tekniği raporunda;

Toptan plastik hurda faaliyetinde bulunmak üzere

11/2/2009 tarihinde tesis edilen mükellefiyetinin 31/8/2012 tarihi itibarıyla

resen terkin edildiği, defter ve belge isteme yazısı tebliğ edildiği hâlde

ibraz ödevinin yerine getirilmediği belirtilmiştir. Şirket nezdinde yapılan

yoklamalarda işyerinin küçük olduğu, şube ve deposunun olmadığı, nakliye

aracının bulunmadığı, stok emtiasının olmadığı tespit edilmiştir. Şirketin 2011

yılında mükellefiyeti resen terkin edildikten sonra tekrar mükellef olmak için

dilekçe verdiği, mükellefiyeti başladıktan sonra 2012 yılında mükellefiyetinin

resen terkin edildiği ifade edilmiştir. Resen terkinden önce yeni adresinde

yapılan yoklamada faal olmadığı görülmüştür. 2009 ile 2012 yılları arasında mal

ve hizmet alımı yaptığı firmalar hakkında sahte fatura düzenlediği hususunda

vergi tekniği raporları bulunduğu, öte yandan 2010 ile 2012 yılları arasında

alım yapılan firmaların %98'inin hakkında olumsuzluk (düzenleme yönünde)

bulunan mükellefler olduğu belirtilmiştir. Yine mükellefin 2009 yılı ile 2012

yılı arasında çok yüksek satış rakamları bildirmesine rağmen mal ve hizmet

alımına ilişkin bildirdiği rakamların satış rakamlarına oranla düşük olduğu ve

bu tespitlerden hareketle de başvurucunun düzenlediği tüm faturaların sahte

olduğu kanaati ifade edilmiştir.

10. Yukarıda yer verilen tespitlere bağlı olarak Şirketin

düzenlediği faturalar sahte olarak kabul edilmiş ve başvurucunun Şirketten

yapmış olduğu alımların sahte fatura ticareti niteliğinde olması nedeniyle

hakkında 16/12/2015 tarihli vergi inceleme raporu düzenlenmiş ve 2010/8

dönemine ilişkin olarak 30/12/2015 tarihinde vergi ziyaı cezalı katma değer

vergisi tarhiyatı yapılmıştır.

11. Başvurucu, cezalı tarhiyatın iptali istemiyle

27/1/2016 tarihinde İstanbul 14. Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.

Dava dilekçesinde alım yapmış olduğu Şirketten kendisi gibi alış yapan başka

mükelleflerin açmış olduğu davalarda Şirketin düzenlediği faturaların sahte

olmadığına karar verildiğini belirterek anılan mahkeme kararlarını dilekçesine

eklemiştir. Bununla beraber Şirket ile olan ticari ilişkisinin gerçek olduğunu,

ödemelerin banka aracılığıyla yapıldığını ifade etmiştir.

12. Mahkeme, başvurucunun açmış olduğu davayı 30/6/2016

tarihli kararı ile reddetmiştir. Kararda Şirket hakkında yukarıda değinilen

tespitlere yer verildikten sonraŞirketin defter ve belgelerini ibraz etmediği,

2010, 2011 ve 2012 yıllarındaki alışlarının %98'inin hakkında olumsuzluk

(düzenleme yönünde) bulunan mükelleflerden yapıldığı, hakkında olumsuzluk

bulunmayan bir kurumdan yapılan alımların ise toplam alışlara oranının

uyuşmazlık konusu dönemde binde 7 gibi cüzi bir oranda olduğu şeklindeki

tespitlerden hareketle Şirketin gerçek ticari muamele gerçekleştirmediğinin

kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle Şirket tarafından düzenlenip

başvurucunun katma değer vergisi beyannamesinde indirim konusu yapmış olduğu

faturaların gerçek ticari muameleye dayanmadığı ifade edilerek dava konusu

cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.

13. Başvurucu 23/9/2016 tarihinde mahkeme kararına karşı

istinaf yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde, Şirket tarafından düzenlenen

faturalara alımlarına ilişkin açılan davalarda Şirketin düzenlediği faturaların

gerçek kabul edildiğini ifade etmiş ve emsal gösterdiği kararları dilekçesine

eklemiştir.

14. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi (Bölge İdare

Mahkemesi) 28/12/2016 tarihinde mahkeme kararını kaldırmış ve davayı kabul

etmiştir. Kararda, Şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki

tespitlere yer verdikten sonra Şirketin yapılan yoklamalarda aktif olarak yer

alması, işçisinin bulunması ve sahte fatura düzenlediğine yönelik yeterli ve

somut tespit bulunmaması karşısında Şirket tarafından indirim konusu yapılan

katma değer vergilerinin yer aldığı faturaların gerçek bir alım satıma dayalı

olmadığı sonucuna varılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.

15. Davalı idare 9/2/2017 tarihinde kararın

düzeltilmesini talep etmiştir.

16. Karar düzeltme isteminin de 19/4/2017 tarihli kararla

kısmen kabul edilerek Bölge İdare Mahkemesinin davanın vergi ziyaı cezasına

ilişkin verdiği iptal kararının kaldırılmasına, mahkeme kararın kısmen

onanmasına, davanın vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle artırılan kısmına

ilişkin olarak ise istemin reddine karar verildiği görülmektedir. Sonuç olarak

davanın bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatına ilişkin

kısmı reddedilmiştir.

17. Nihai karar başvurucuya 10/7/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 2/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Başvurucu, aynı mükelleften alınan faturalarla ilgili

yapılan tarhiyatlara karşı başka şirketler tarafından açılan davalarda verilen

kararlardan bahsederek aynı maddi olgunun farklı değerlendirildiğini

vurgulamaktadır. Bu kararlardan Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 23/5/2019 tarihli

ve E.2016/19509, K.2019/2360 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Dava konusu istem: Davacı adına,

Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğünün 5070705575 vergi numaralı mükellefi K.

Şirketinden aldığı faturaların sahte olduğu yolunda düzenlenen vergi inceleme

raporuna dayanılarak 2011/Mart, Haziran, Ağustos ve Ekim dönemleri için re'sen

tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalıkatma değer vergisi ile213 sayılı Vergi

Usul Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının

kaldırılmasıistemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:K.

Şirketi hakkındaki 28/11/2013 tarih ve 2013-A-959/27 sayılı vergi tekniği

raporunda yer alan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, şirketin 2011

yılında iş yerinde yapılan yoklamalarda faal olduğu, çalışan işçilerinin ve

emtiasının bulunduğu,mükellefin katma değer vergisi dahil cirosu ileBa/Bs

formaları analiz edildiğinde dengeli bir tablo ortaya çıktığı, defter ve

belgelerinde noter tasdikinin bulunduğu, diğertespitlerin söz konusu

faturaların sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olduklarınısomut olarak

ortaya koyamadığı, vergi incelemesinden beklenilen amacı gerçekleştirmekten

uzak ve eksik incelemeye dayalı vergi inceleme raporuna istinaden tarh

olunanvergi vekesilen cezalarda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın

kabulünekarar verilmiştir.

...

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka

uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek

nitelikte görülmemiştir."

20. Aynı Dairenin 28/3/2018 tarihli ve E.2015/9487,

K.2015/11557 sayılı kararı ise şöyledir:

" ... Bornova Vergi Dairesi

Müdürlüğünün 5070705575 vergi numaralı mükellefiK.Plastik Kimya Sanayi ve Dış

Tic. Ltd. Şti.'den aldığı faturaların sahte olduğu yolunda düzenlenen vergi

inceleme raporuna dayanılarak2009/Mayıs dönemi için re'sen tarh edilenkatma

değer vergisiile kesilen bir kat vergi ziyaı cezasınınkaldırılması istemiyle

açılan davayı kabul eden İstanbul 8. Vergi Mahkemesi'nin 25/05/2015 tarih ve

E:2014/2445, K:2015/1481 sayılı kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle

bozulması istenilmektedir.

...

temyiz isteminin reddine ve kararın

onanmasına..."

IV. İLGİLİ

HUKUK

21. 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi

Kanunu’nun 1. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Türkiye'de yapılan aşağıdaki

işlemler katma değer vergisine tabidir:

1. Ticari, sınai, zirai faaliyet ve

serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler,

..."

22. 3065 sayılı Kanun'un 29. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"1. Mükellefler, yaptıkları

vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda

aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak aşağıdaki vergileri

indirebilirler:

a) Kendilerine yapılan teslim ve

hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda

gösterilen katma değer vergisi,

..."

23. 3065 sayılı Kanun'un 34. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"1. Yurt içinden sağlanan veya

ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veya

benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu

vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir.

..."

24. 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Re'sen

vergi tarhı" kenar başlıklı 30. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Resen vergi tarhı, vergi

matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere

dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından

takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi

inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh

olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah

farkı resen takdir olunmuş sayılır.

Aşağıdaki hallerden herhangi birinin

bulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve

belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul

edilir.

...

4. Defter kayıtları ve bunlarla ilgili

vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermiyecek

derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle ihticaca salih

bulunmazsa.

...

6. (Ek: 30/12/1980-2365/4 md.) Tutulması

zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu

yansıtmadığına dair delil bulunursa.

..."

25. 213 sayılı Kanun'un 134. maddesinin "Maksat"

kenar başlıklı birinci fıkrası şöyledir:

"Vergi incelemesinden maksat,

ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve

sağlamaktır..."

26. 213 sayılı Kanun'un "Vergi ziyaı cezası"

kenar başlıklı 344. maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

"341 inci maddede yazılı hallerde

vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında

ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

28. Başvurucu, Şirket tarafından düzenlenen faturaların

sahte olmadığına ilişkin emsal kararlar bulunduğunu belirtmiştir. Belirtilen bu

emsal kararlar uyarınca Şirketin sahte fatura düzenleyicisi olmadığı,

dolayısıyla bu faturalara bağlı olarak kesilen vergi cezalarının iptal edilmesi

gerektiğini ifade etmiştir. Buna rağmen cezalar yönünden davasının

reddedildiğini ve söz konusu durumda bariz takdir hatası bulunduğunu iddia

ederek adil yargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

29. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucu, adil yargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş ise de yukarıda yer verilen şikâyetlerinin özü

yargılama sürecinde maddi olayın değerlendirilmesinde açık ve bariz takdir

hatası yapılarak davasının reddedilmesidir. Bu itibarla başvurucunun ihlal

iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı

yönünden incelenmiştir.

31. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama ve

sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

32. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda

verilen kararın değil yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını

denetletme imkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya

ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde

haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı

tarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığı veya

bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve

iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili

iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz

olduğu gibi mahkeme kararının oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye

alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belge

sunmuş olması gerekir (Naci Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

33. Öte yandan benzer konularda aynı derecedeki yargı

mercileri arasındaki içtihat farklılıkları tek başına adil yargılanma hakkının

ihlali niteliğinde kabul edilemeyeceği gibi derece mahkemeleri ile itiraz ya da

temyiz mercilerinin uyuşmazlıklara ilişkin olarak tarafların talepleri ve

delilleri arasındaki yorum farklılıkları da tek başına adil yargılanma hakkının

ihlali niteliğinde kabul edilemez (Miras Mümessillik İnş. Taah. Reklam Paz.

Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013, § 36).

34. Somut olayda derece mahkemeleri Şirket hakkında

düzenlenen vergi tekniği raporunda yer alan tespitleri değerlendirerek farklı

sonuçlara varmış olmakla birlikte olayda farklılığın kanun hükümlerinin

yorumundan kaynaklanmadığı, olguların farklı değerlendirilmesinin söz konusu

olduğu, dolayısıyla içtihat farklılığı olarak nitelendirilemeyeceği

anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle derece mahkemeleri arasında K. Şirketi

hakkında yapılan tespitlerin bu Şirketin gerçek bir faaliyetinin bulunmadığını

göstermeye yetip yetmediği hususunda bir değerlendirme farklılığı

bulunmaktadır. Bununla birlikte derece mahkemelerince -ulaşılan sonuçlar

birbirinden farklı olmakla birlikte- varılan sonuca hangi nedenle ulaşıldığını

başvurucu ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak anlaşılmasına imkân

verecek yeterli gerekçeler sunulmaktadır.

35. Başvurucu, Şirket tarafından düzenlenen faturaların

sahte olmadığına ilişkin emsal kararlar bulunmasına karşın Şirketin düzenlediği

faturalar nedeniyle kesilen cezaların kaldırılmadığını iddia ederek derece

mahkemelerinin kararlarında bariz takdir hatası bulunduğunu ileri sürmektedir.

Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, mahkemelerce delillerin

değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup mahkeme

karar gerekçesinde bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir

hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu

şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 18/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Eren Can BENAKAY

Başvurucu

:

Trakya Kalıp ve Plastik

Kapak İmalatı Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.

Vekili

:

Av. Özge IĞDIR

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/30526, T. 18.11.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2017-30526-basvuru-18-11-2020-4e20b588abe1