Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/25385, 27.02.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2017/25385
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYŞE SEVİNÇ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (2)

(Başvuru Numarası: 2017/25385)

Karar Tarihi: 27/2/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ihtiyati tedbirin uzun sürmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Ekli tabloda sıralanan başvurulara ait başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemelerinden sonra başvurular

Komisyonlara sunulmuştur.

3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tabloda numaraları

belirtilen başvuru dosyalarının 2017/25385 numaralı bireysel başvuru dosyası

ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71. maddesinin (2)

numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana ilişkin olduğu

değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Batman'ın Tayyar köyünde bulunan 1, 2, 12, 13, 14, 33, 36,

37, 44, 47, 49, 51, 52, 53, 58, 59, 64, 77, 78, 80, 81, 82, 83, 84 ve 90 parsel

sayılı taşınmazlar tapuda başvurucuların murisi adına kayıtlı iken eski malikin

mirasçıları tarafından başvurucuların murisi aleyhine Batman Asliye Hukuk

Mahkemesinde 21/1/1998 tarihinde tapu iptali ve tescili davası açılmıştır.

9. Davacı eski malikin mirasçılarının talebi üzerine Batman

Asliye Hukuk Mahkemesince 20/5/1998 tarihinde uyuşmazlık konusu taşınmazların

üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına ve Tapu

Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

10. Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Mahkeme) kurulmasının

ardından dava dosyası Mahkemenin E.2005/404 sayılı dosyasına kaydedilerek

yargılamaya devam edilmiştir. Mahkeme 28/4/2006 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Kararda ihtiyati tedbire ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. Temyiz

edilen karar, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 8/5/2008 tarihli kararıyla

bozulmuştur.

11. Bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde

Mahkeme 5/11/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararda ihtiyati

tedbire ilişkin yine herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Temyiz edilen karar,

Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin (Daire) 3/11/2015 tarihli kararıyla onanmış,

karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 18/4/2017 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

12. Başvurucular, nihai kararın tebliği üzerine bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

13. Mahkemenin 13/11/2019 tarihli yazısından başvurucuların mal

varlığı yönünden uygulanan tedbirin 18/5/2017 tarihinde kaldırıldığı

anlaşılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

14. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. İbrahim Geçer (B. No: 2014/19056,

19/2/2019, §§ 19-31) kararı.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 27/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

16. Başvurucular, makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

17. Bireysel başvurular sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20.

maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a

geçici madde eklenmiştir.

18. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya

da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

19. Ferat Yüksel (B.

No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul

sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra

edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce

gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna

başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı

şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğunu değerlendirmiştir.

Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 27-36).

20. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucular ihtiyati tedbir sürecinin makul sürede

sonuçlanmaması nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

24. Anayasa Mahkemesi daha önce benzer bir şikâyeti Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San.

ve Tic. Ltd. Şti. (B. No: 2014/17196, 25/10/2018) başvurusunda incelemiş ve sonuca

bağlamıştır.

25. Anayasa Mahkemesi muhtemel bir alacağın güvence altına

alınarak etkisizleşmesinin önüne geçilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan tedbirlerin

alınması ve bu tedbirler kapsamında kamu makamlarının mülk üzerinde belirli bir

süreyle hukuki tasarruflarda bulunulmasının sınırlandırılması bakımından geniş

bir takdir yetkisi bulunduğunu kabul etmiştir. Ancak söz konusu tedbirlerin

uygulanmasının mülk sahibine kaçınılmaz olandan aşırı bir külfet de yüklememesi

gerektiği vurgulanmıştır. Bu doğrultuda hukuki ilişkinin diğer tarafının haklarını

korumak için tedbiri uygulayan kamu makamlarının söz konusu tedbirin

başvurucunun mülkiyet hakkına etkilerini de gözetmesi ve ölçüsüz bir müdahaleye

yol açmaması gerekmektedir (Hesna Funda

Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti., § 79).

26. Buna göre mülkiyet hakkını sınırlandıran bir tedbirin

uygulanmasının ölçülü olabilmesi için gerek kapsamı gerekse de süresi

itibarıyla orantılı olarak uygulanması gerekmektedir. Mülkiyet hakkına müdahale

teşkil eden tedbirler uygulanması ve bu tedbirlerin belirli bir süre de devam

etmesi ancak bireye şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği takdirde ölçülü

görülebilir. Diğer bir deyişle mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden

tedbirlerin söz konusu olduğu durumlarda tedbiri uygulayan kamu makamlarının

ivedi olarak ve özenli bir biçimde davranma yükümlülükleri bulunmaktadır. Aksi

hâlde yani tedbirin makul olmayan bir süre devam etmesi, mülkiyet hakkının

tanındığı yetkilerin kullanılmasının belirsiz olacak şekilde ötelenmesi

suretiyle mülk sahibine orantısız bir külfet yüklemiş olur (Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San.

ve Tic. Ltd. Şti., §§ 73-80).

27. Benzer nitelikteki somut olay bakımından da bu ilkelerden

ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Somut olayda başvurucuların taşınmazlarının

tapu kaydına 20/5/1998 tarihinde ihtiyati tedbir şerhi konulmuş ve bu şerh

ancak 18/5/2017 tarihinde kaldırılabilmiştir. Dolayısıyla olayda mülkiyet

hakkını sınırlandıran tedbir sürecinin yaklaşık 19 yıl sürdüğü tespit

edilmiştir. Bu tedbir süreci bir bütün olarak ele alındığında söz konusu

sürenin makul olmadığı kuşkusuzdur. Bu durumda mülkiyet hakkını sınırlandıran

tedbirin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği sonucuna

varılmıştır.

28. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir

veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

30. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

31. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018)kararında ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir,

Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da

işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri

(2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

32. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

33. İncelenen başvuruda ihtiyati tedbirin makul olmayan bir süre

devam etmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

34. Somut olayda Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı ihtiyati

tedbirin kaldırılmasını gerektirmemektedir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi

mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılan tedbirin uzun sürmesine

ilişkin olarak tedbir sürecinde mülkiyet hakkının gerektirdiği ivediliğin ve

özenin gösterilmesi bakımından yargısal makamların sorumluluğu olduğuna dikkati

çekmektedir.

35. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme

kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için

mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvuruculara net 20.000 TL manevi

tazminatın müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

36. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olmaları nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

37. Dosyadaki belgelerden tespit edilen -ekli tabloda

belirtilen- harçların, ayrıca 3.000

TL vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara müştereken net 20.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Ekli tabloda belirtilen harçların BAŞVURUCULARA AYRI AYRI

ÖDENMESİNE,

E. 3.000 TL vekâlet

ücretinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Batman 2. Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2008/640, K.2014/531) GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

27/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Umut FIRTINA

Başvurucular

:

1. Ayşe SEVİNÇ

2. Fatma ORHAN

3. M. Nurullah TERECE

4. Mehmet Salih BAKTAŞ

5. Mehmet Sıddık TERECE

6. Mekiye ÖZDEMİR

7. Sema BAKTAŞ

8. Zekeriya TERECE

Vekili

:

Av. Aladdin İRAZ

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/25385, T. 27.02.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2017-25385-basvuru-27-02-2020-2fc54ce7b754