Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/24068, 18.07.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2017/24068
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET SEVİK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/24068)

Karar Tarihi: 18/7/2019

R.G. Tarih ve Sayı: 1/8/2019-30849

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hükümlünün üç kişilik ziyaretçi listesi oluşturma

talebinin reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu Tekirdağ 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum) hükümlü olarak bulunmaktadır.

9. Başvurucuya ailesi, yasal temsilcisi ve üçüncü dereceye kadar

kan ve kayın hısımlarının yanı sıra bu kişilerin dışında kendisinin

belirleyeceği üç kişi tarafından ziyaret edilme hakkı tanınmış; başvurucu

Kuruma geldiği sırada bir kişiyi ziyaretçi olarak bildirmiştir.

10. Başvurucu 1/2/2017 tarihinde iki arkadaşının ismini vererek

bu kişilerin ziyaretçi listesine eklenmesini talep etmiştir. İdare ve Gözlem

Kurulunun 2/2/2017 tarihli kararıyla başvurucunun talebi ilgili mevzuat hükmüne

uygun olmadığı belirtilerek reddedilmiştir.

11. Başvurucu 13/2/2017 tarihinde İdare ve Gözlem Kurulunun

kararına karşı Tekirdağ 2. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyet

başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 28/2/2017 tarihinde şikâyet

başvurusunu reddetmiştir. İnfaz Hâkimliği kararının gerekçesinde 17/06/2005

tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik (Ziyaret

Yönetmeliği) hükümlerine göre ziyaretçi listesinin ziyaretle ilgili hususların

hükümlüye tebliğinden itibaren altmış gün içinde Kuruma verilmesi gerektiği,

başvurucunun bu süre geçtikten sonra talepte bulunmuş olması nedeniyle talebin

reddinin gerekeceği ifade edilmiştir.

12. Başvurucunun bu karara karşı itirazı Tekirdağ 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 20/4/2017 tarihli kararıyla işlemlerin usul ve kanuna uygun olduğu

gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karar, başvurucuya 21/4/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu 4/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

14. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Hükümlüyü

ziyaret" kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla

eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı

tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller

dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla

üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma

saatleri içinde ziyaret edilebilir. (Ek cümle: 24/1/2013-6411/9 md.) Çocuk hükümlüler için ziyaret süresi bir saatten az,

üç saatten fazla olmamak üzere belirlenir.

(2)

Birinci fıkrada belirtilenler dışındaki kimselerin ziyaretine Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebilir.

(3)

Görüşler, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı

ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır."

15. Ziyaret Yönetmeliği'nin 9. maddesinin ikinci fıkrası

şöyledir:

“Hükümlü

ve tutuklular, birinci fıkrada sayılanlar dışında kalan üç ziyaretçisinin adı

ve soyadı ile bilmesi hâlinde adresini ceza infaz kurumuna kabulünden ve

kendisine bu hususun tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde bildirir.

Bu ziyaretçiler, ölüm, ağır hastalık, doğal afet, hükümlü ve tutuklunun nakli

ya da ziyaretçinin ziyaret olanağını ortadan kaldıracak yerleşim yeri

değişikliği gibi zorunlu hâller dışında değiştirilemez. Ceza infaz kurumu

yönetimince, gerekli görülmesi hâlinde bildirilen ziyaretçiler hakkında,

ziyarette bulunmalarında sakınca bulunup bulunmadığı konusunda kolluk

aracılığıyla araştırma yaptırılır. Sakıncalı görülenlere ziyaret izni verilmez

ve yeni ziyaretçinin bildirilmesi istenir.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 18/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

17. Başvurucu yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

18. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Özel Hayata Saygı

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; altmış gün kısıtlamasının kanunda mevcut olmayıp

yönetmelikle getirildiğini, yönetmeliklerin kanunlara aykırı olamayacağını,

düzenlemenin hakkın kullanımını ortadan kaldırdığını ve dış dünya ile iletişim

kurmasını engellediğini, itirazlarının gerekçe belirtilmeden reddedildiğini

belirterek adil yargılanma hakkı ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Bakanlık görüşünde; başvurucunun 19/10/2017 tarihinde

Kurumdan Burhaniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na nakledildiği, Kuruma

kabulünden sonra üç kişilik ziyaretçi listesini bildirdiği ve hâlihazırda

bildirdiği ziyaretçileri ile görüş yaptığı, bu nedenle güncel ve kişisel bir

hak ihlalinin bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun ziyaretçi

listesine yeni isim ekleme talebinin reddi şeklindeki müdahalenin kanunlara

uygun olduğu ve meşru amaç taşıdığı bildirilmiştir.

21. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, Burhaniye T

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesinin Kurumda yaşadığı ihlali ortadan

kaldırmayacağını, 1,5 yıl süreyle ziyaretçileriyle görüşemediğini, bu nedenle mağduriyetinin

ortadan kalkmadığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca altmış günlük süre içinde

üç ziyaretçi ismi bildirememesinin kendi iradesi dışında olduğunu, Bakanlığın

uygulamaları nedeniyle ziyaretçi isimlerini bildiremediğini zira Ankara Sincan

1 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kalmakta iken darbe girişimi

sonrasında 22/7/2016 tarihinde hiçbir eşyasını alamadan Kuruma nakledildiğini,

aylar sonra eşyalarının getirildiğini ve yakınlarıyla iletişim kurabildiğini,

bu nedenle altmış günlük süre içinde sadece bir kişinin ismini ve bilgilerini

bildirebildiğini ifade etmiştir.

2. Değerlendirme

22. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

Anayasa'nın 20. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes,

özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.

Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Anayasa Mahkemesinin benzer kararları

dikkate alındığında başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma isteminin

reddedilmesi nedeniyle görüşme hakkının kısıtlandığı ve bu suretle dış dünya

ile sağlıklı bir ilişki kurmasının engellendiği yolundaki iddiası Anayasa'nın

20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir (Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708,

20/4/2016, § 28; Ethem Zariç, B. No: 2014/4137, 9/11/2017, § 27).

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

25. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği Mehmet Zahit Şahin kararında, ceza infaz

kurumlarında ziyaretçi listesinde değişiklik yapılması talebinin reddi

nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasını incelemiştir.

Anayasa Mahkemesi ziyaretçi listesinde değişiklik yapılması talebinin

reddedilmesinin özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil edeceği sonucuna

varmıştır (Mehmet Zahit Şahin, §

42).

26. Somut olayda uyuşmazlık, başvurucunun ziyaretçi listesine

iki kişinin eklenmesi talebinin reddedilmesinden kaynaklanmaktadır. Başvuruya

konu kararın ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun dış dünya

ile iletişim kurması ve sosyal ilişkilerinin sınırlandırılması yönünde etkiler

doğurması nedeniyle özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

27. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

28. Anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen

koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 20. maddesini ihlal

edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve

somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

29. Başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma talebinin reddi

işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri dikkate alındığında müdahalenin

kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu değerlendirilmiştir (Mehmet Zahit Şahin, §§ 47-56).

(2) Meşru

Amaç

30. Müdahalenin kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel

amacı çerçevesinde ceza infaz kurumlarında güvenliğin ve disiplinin sağlanması

şeklinde meşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır (Mehmet

Zahit Şahin, § 57).

(3) Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

31. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların

özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda

tutulmanın kaçınılmaz ve bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların özel

ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü

ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri

almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit

Şahin, § 36).

32. Hükümlü ve tutukluların ziyaret hakkı değerlendirilirken

ceza infaz kurumunun güvenliğinin ve düzeninin sağlanması ile hükümlü ve

tutukluların dış dünyayla iletişim kurmaları ve sosyalleşmeleri suretiyle

iyileştirilmesi ilkeleri arasında makul bir dengenin kurulması gerekir (Mehmet Zahit Şahin, § 62).

33. Hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılan müdahalelere

gerekçe olarak gösterilebilecek makul nedenlerin somut olayın tüm koşulları

çerçevesi dâhilinde, olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi

gerekmektedir. Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmede kişinin itham edildiği

suçun ve tutuklama sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Mehmet Zahit Şahin, § 63). Bu bağlamda

başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni,

müdahaleye neden olan idari makamlar ve derece mahkemelerinin kararlarında

dayandıkları gerekçelerin özel hayata saygı hakkının kısıtlanması bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk

ve ölçülülük ilkesine uygun

olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Mehmet Zahit Şahin, § 64; Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015,

§ 68).

34. Demokratik bir toplumda, güvenliğin ve disiplinin sağlanması

amacıyla ceza infaz kurumlarına gelebilecek ziyaretçi sayısının

sınırlandırılması mümkün olmakla birlikte hükümlü ve tutukluların öznel

durumlarının da dikkate alınması ve bu hususta somut olayın koşullarının

gerektirdiği esnekliğin temin edilmesi gerekir. Bu anlamda ceza infaz

kurumlarında güvenliğin ve disiplinin sağlanmasındaki kamu yararı ile tutuklu

ve hükümlülerin sosyal ilişkiler kurabilmelerindeki bireysel yarar arasında

makul bir denge gözetilmelidir.

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

35. 5275 sayılı Kanun ve Ziyaret Yönetmeliği'nde hükümlü ve

tutuklulara üç kişilik ziyaretçi isim listesinde zorunlu hâllerde değişiklik

yapabilme olanağı verilmiş, zorunlu hâllerin neler olduğu konusu uygulamaya

bırakılarak bu konuda esneklik sağlanmıştır.

"Zorunlu hâller" Ziyaret Yönetmeliği'nde "ölüm, ağır hastalık, doğal afet, hükümlü ve

tutuklunun nakli ya da ziyaretçinin ziyaret olanağını ortadan kaldıracak

yerleşim yeri değişikliği gibi" denmek suretiyle sınırlı sayıda

değil örnekleme yoluyla belirtilmiştir. Dolayısıyla uygulamada, bu belirtilen

hâller dışında da zorunlu hâller kapsamında nitelendirilebilecek durumlarla

karşılaşılması mümkün olup bunun takdiri kamu makamlarına bırakılmıştır(Mehmet Zahit Şahin, §§ 53, 66).

36. Somut olayda başvurucunun ziyaretçi listesine iki kişinin

eklenmesi yolundaki talebi İnfaz Hâkimliği tarafından Ziyaret Yönetmeliği'nde

belirtilen altmış günlük süre içinde sunulmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlükler ancak kanunla

sınırlanabilir. 5275 sayılı Kanun'da ziyaretçi isim listesinin bildirilmesi

için herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Ziyaret Yönetmeliği'nde

ziyaretçi isimlerinin ziyaretle ilgili hususların tebliğ edildiği tarihten

itibaren altmış gün içinde bildirilmesi öngörülmüş ancak bildirim için tanınan

sürenin niteliği belirtilmemiştir. Ayrıca Ziyaret Yönetmeliği'nde sürenin geçmesinden

sonra bildirimde bulunulmasına engel oluşturan bir kurala da rastlanmamaktadır.

Bu durumda Ziyaret Yönetmeliği'nde belirtilen sürenin hak düşürücü değil

düzenleyici süre olarak yorumlanabileceği anlaşılmaktadır. Olayda derece

mahkemelerinin Ziyaret Yönetmeliği'ndeki altmış günlük sürenin hak düşürücü

olduğu şeklindeki yorumları başvurucunun ceza infaz kurumunda kaldığı süre

boyunca ziyaretçi belirleme ve kabul etme hakkından yararlanamaması sonucunu

doğurmaktadır. Bu şekilde ziyaret hakkına getirilen kısıtlamanın hükümlü ve

tutukluların dış dünyayla iletişim kurması ve sosyalleşmesi suretiyle

iyileştirilmesi ilkelerine uygun düştüğü söylenemez.

37. Kaldı ki Ziyaret Yönetmeliği'nin 9. maddesinde, ceza infaz

kurumu yönetimince gerekli görülmesi hâlinde bildirilen ziyaretçiler hakkında

ziyarette bulunmalarında sakınca bulunup bulunmadığı hakkında kolluk

aracılığıyla araştırma yaptırılacağı, sakıncalı görülenlere ziyaret izni

verilmeyeceği ve yeni ziyaretçinin bildirilmesi isteneceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla

kamu makamlarının söz konusu yetkisi ışığında başvurucunun ziyaretçi olarak

görüşmek istediği kişiler hakkında kolluk vasıtasıyla araştırma yaptırma ve

Kurumun güvenliği ve disiplini bakımından uygun görülmeyenlere ziyaret izni

vermeme yetkisi bulunmaktadır. Bu nedenle kamu makamlarının bu şekildeki geniş

takdir yetkisi gözetildiğinde başvurucunun talebinin salt altmış günlük sürenin

geçtiğinden bahisle reddedilmesinin özel hayata saygı hakkı ile kamu güvenliği

amacı arasında adil denge sağlamaktan uzak olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle

başvurucunun ziyaretçi listesine iki kişinin eklenmesi talebinin reddedilmesi

suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin ilgili ve yeterli

gerekçelere dayandırılmadığı, müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli

bir müdahale olmadığı sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 20.

maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

40. Başvurucu ihlalin tespit edilerek yeniden yargılama

yapılmasına ve uygun miktarda manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini

talep etmiştir.

41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin ortadan nasıl kaldırılacağı hususunda genel ilkeler

belirlenmiştir.

42. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).

43. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemesinin hak düşürücü

nitelikte olmayan bir süre düzenlemesine dair katı yorumunun başvurucunun

ziyaret hakkına kısıtlama getirilmesine yol açması nedeniyle ihlal sonucuna

ulaşmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararlarından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte başvurucunun 19/10/2017

tarihinde Burhaniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği, ihlalin

başvurucunun Kurumda kaldığı süre için geçerli olduğu, bu nedenle ihlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak eski

hâle getirme ilkesi çerçevesinde özel hayata saygı hakkının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata

saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Tekirdağ 2. İnfaz

Hakimliğine (28/2/2017 tarihli ve E.2017/105, K.2017/381sayılı kararla

ilgilidir) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

18/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Şermin

BİRTANE

Başvurucu

:

Mehmet SEVİK

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/24068, T. 18.07.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2017-24068-basvuru-18-07-2019-b2480cf81cdd