Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2016/548, 07.11.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2016/548
Karar Tarihi

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

L.Ö. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/548)

Karar Tarihi: 7/11/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek personel güvenlik

incelemesine tabi tutulma nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının, açılan

iptal davasında mahkeme heyetinde hâkim sınıfından olmayan üyelerin yer alması,

hâkim sınıfından olan üyelerin ise askeri hiyerarşiye bağlı olması nedeniyle

bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/1/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş bildirmeyeceğini belirtmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Muvazzaf tabip subay olarak görev yapan ve yurt dışı

eğitiminde bulunan başvurucu istihbarata karşı koyma (İKK) zafiyetine yol

açacak şekilde ahlaki zafiyet içinde olduğu gerekçesiyle 28/4/2014 tarihinde

personel güvenlik incelemesi (PERGİN) kapsamına alınmıştır.

8. PERGİN, personeli güvenlik açısından belirli bir dönem takip

ve kontrol altında tutmayı amaçlayan bir tedbirdir. Uygulamanın amacı silahlı

kuvvetlerin casusluk faaliyetlerine karşı korunmasıdır. Hakkında PERGİN

başlatılan personelin tutum ve davranışları yetkili birimlerce takip ve kontrol

altında tutulmaktadır. PERGİN süresince personelin atama, sicil, terfi,

yükselme, taltif, eğitim gibi özlük haklarına yönelik işlemlerde idarenin

takdir yetkisi geniş olarak kullanılmakta, personel aleyhine değerlendirme

yapılabilmektedir.

9. Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) kadrolarına akademisyen

olarak atama bekleyen başvurucu, bu atamanın yapılmaması üzerine hakkında

PERGİN işlemi başlatıldığından haberdar olmuş ve 28/10/2014 tarihli dilekçe ile

söz konusu işlemin sona erdirilmesini talep etmiştir. Başvurucunun talebi

12/11/2014 tarihli yazı ile reddedilmiştir.

10. Başvurucu, söz konusu işlemin iptali talebiyle Askeri Yüksek

İdare Mahkemesinde (AYİM) 22/12/2014 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde

başvurucu; işlemin hangi sebeple tesis edildiğini bilmediğini, işlem öncesinde

konuyla ilgili olarak bilgisine başvurulmadığını, masumiyet karinesi ile

savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; meslek hayatında

disiplin cezasının, adli veya idari soruşturmasının ve ahlaki zafiyetinin bulunmadığını,

başarılı bir personel olduğunu ifade etmiştir.

11. AYİM Üçüncü Dairesi 9/7/2015 tarihli kararıyla davanın reddine

hükmetmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucunun İKK zafiyetine yol açacak

şekilde ahlaki zafiyeti (karşı cinse düşkünlük) bulunduğuna veya bu

faaliyetlerle iltisaklı olduğuna dair ciddi duyum ve emareler olduğu

gerekçesiyle PERGİN işleminin başlatıldığı, yapılan istihbari

çalışma kapsamında elde edilen bilgilerin değerlendirilmesiyle tahkikat

başlatılmasında hukuka aykırılık görülmediği belirtilmiştir. Mahkeme, olayda PERGİN'e neden olan gerekçelerin ortadan kalkmadığı,

idarenin takdir hakkını kullanarak mevzuatta yer alan süre kadar belli bir

dönem başvurucuyu kontrol altında tutabileceği, takdir hakkının objektif

kullanılmadığına dair dosyada bilgi ve belge olmadığı değerlendirmesinde

bulunmuştur.

12. Karara katılmayan üye ise PERGİN'in

özel hayata ilişkin gizli kalması gereken bilgiler kapsamında başlatıldığı,

incelemeye esas alınan vakıaların duyum veya bildirim olarak nitelendiği, bu

duyum ve ihbarların varit olmaları hâlinde dahi PERGİN işleminin başlatılmasını

gerektirecek düzey ve mahiyette olmadığı, başvurucunun PERGİN başlatılmasını

gerektirecek vahamet derecesinde tutum ve davranışının bulunmadığı görüşüyle

işlemin ölçülü olmadığı, objektif esaslara göre tesis edilmediği ve sebep

unsuru itibariyle hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.

13. Başvurucu hakkındaki PERGİN işlemi idarenin 24/7/2015

tarihli işlemiyle sonlandırılmıştır. Öte yandan, başvurucunun PERGİN nedeniyle

GATA kadrosuna atanmaması işleminin iptali istemiyle açtığı davada AYİM İkinci

Dairesi 6/1/2016 tarihli kararıyla işlemin iptaline karar vermiştir. Karar

gerekçesinde PERGİN'in sonlandırılmasıyla atamama

işleminin dayanağının ortadan kalktığı, yine sicil amirlerinin başvurucunun

ahlaki temayüllerini de kapsar şekilde olumlu kanaat bildirdikleri, sonuç

olarak atamama işleminin sebep yönünden hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.

Karara karşı düzeltme istemi aynı Dairenin 27/4/2016 tarihli kararıyla

reddedilmiş ve atamama işleminin iptali yönündeki karar kesinleşmiştir.

14. Başvurucu AYİM Üçüncü Dairesinin 9/7/2015 tarihli kararına

karşı düzeltme isteminde bulunmuştur. Başvurucu dilekçesinde, kişisel veri

niteliğindeki otel kayıtlarının özel hayatın gizliliği kapsamında korunduğunu,

kanunda yazılı hâller ve kişinin rızası dışında bu bilgilerin elde edilmesi ve

bir işleme dayanak alınmasının kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Başvurucu

ayrıca, hastalarının mesai dışında meydana gelen sağlık sorunlarına güncel

iletişim araçlarını kullanarak yardımcı olmasının silahlı kuvvetlerin itibarını

zedeleyecek veya İKK zafiyetine yol açacak bir yönünün bulunmadığını, nitekim

hakkındaki PERGİN işleminin sonlandırıldığını belirtmiştir.

15. Karar düzeltme talebi Dairenin 26/11/2015 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

16. Nihai karar 14/12/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 11/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görev

yapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesine

dayanak oluşturan mevzuata ve benzer durumlara ilişkin uluslararası hukuka yer

vermiştir (G.G. [GK], B. No:

2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30; Tevfik

Türkmen [GK], B. No: 2013/9704, 3/3/2016, §§ 23-39; Yaşar Türkmen, B. No: 2014/5418,

15/2/2017, §§ 20-33; Mehmet Çakır,

B. No: 2014/5121, 16/2/2017, §§ 19-27).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Bağımsız ve Tarafsız

Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; mahkeme üyelerinin rütbe sistemine tabi

olduklarını, terfi beklentilerinden dolayı idareye karşı bağımsız olmamaları

ihtimalinin bulunduğunu, AYİM'in organik yapısı

itibarıyla da bağımsız bir mahkeme olmadığını ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiası, adil yargılanma hakkı

kapsamında bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı yönünden

incelenmiştir.

22. AYİM'in bağımsız ve tarafsız bir

mahkeme olmadığı iddiaları, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesince bu iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmiştir

(Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134,

16/5/2013, § 29; S.Ç., B. No:

2012/1061, 21/11/2013, § 26; Salih Karakoç,

2013/2954, 19/12/2013, § 49). Somut başvuru açısından farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön bulunmadığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Özel Hayatın Gizliliği

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; idarenin mahkemeye sunduğu gizli belgeleri

sınırlı olarak inceleyebildiğini, devlet sırrı niteliği taşımadığı hâlde belge

örneklerinin tarafına verilmediğini, PERGİN'in

disiplin yaptırımı olması nedeniyle savunması alınmadan uygulanamayacağını

ileri sürmüştür. Ayrıca, hakkında tesis edilen işlemin yönetmelik ve yönerge

hükümlerine dayandığını, oysa kişisel verilerinin rızası olmadan elde edilmesi ve

kullanılmasına imkân veren bir yasa hükmünün bulunmadığını, dolayısıyla PERGİN

işleminin hukuka aykırı şekilde elde edilen delillere dayandığı iddiasının

kararda karşılanmadığını ifade etmiştir. Başvurucu, işleme dayanak gösterilen

tüm hususların özel hayatına ilişkin olduğunu, aleniyete kavuşmadığını ve

mesleğine yansıyan hiçbir yönünün bulunmadığını belirterek özel hayatın

gizliliği ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

Başvurucu; ihlalin tespit edilmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yargılamanın yenilenmesi ile kimliğinin kamuya açık belgelerde gizli tutulması

talebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

24. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın

20. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ... saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ... gizliliğine

dokunulamaz. ..."

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde; başvurucunun temel iddiasını,

özel hayatına ilişkin olan ve hukuka aykırı yöntemler kullanılarak elde edilen bir takım bilgilere dayanılarak PERGİN işlemi tesis edilmesi

oluşturmaktadır. Bu nedenle başvurunun özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

27. Özel hayata ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek ahlaki

durum sebebiyle başvurucu hakkında PERGİN kapsamına alınma işlemi tesis

edilmesinin özel hayatın gizliliği hakkına bir müdahale oluşturduğu açıktır.

28. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa'nın 13.

maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma,demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun olma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama

ölçütlerine uygun olması gerekir.

29. Söz konusu işleme dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri

dikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun

olduğu, askerî disiplinin ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesinin

sağlanması, bu itibarla millî güvenliğin korunması şeklinde meşru amaç taşıdığı

anlaşılmaktadır (Ata Türkeri, B.

No: 2013/6057, 16/12/2015, §§ 40-41; G.G.,

§§ 51-53; Yaşar Türkmen, §§

50-58).

30. Tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin

yapıldığı mahkeme kararlarında, bireylerin özel hayatlarına ilişkin tutum ve

eylemlerinin mesleki hayatları üzerindeki etkilerinin açıklanması, kamu hizmeti

sunan ilgili kurumların işleyişi üzerindeki etkilerinin ve risklerinin ortaya

konulması ve bu hususlardaki değerlendirmelerin yeterli ve ikna edici gerekçelerle

desteklenmesi, ayrıca tesis edilen işlemlerin bireylerin geçmiş mesleki

sicilleri ve başarı durumları dikkate alınarak ölçülülük yönünden irdelenmesi

gerekir (G.G., § 60).

31. Somut olayda başvurucunun özel hayatına yönelik bir takım

duyum ve istihbari bilgilerden hareketle hakkında

PERGİN işlemi başlatılmıştır. İnceleme sürecinde hakkındaki iddialarla ilgili

olarak başvurucunun bilgisine başvurulmamış, duyum yoluyla vâkıf olunan

olaylara dair açıklama yapma imkânı başvurucuya tanınmamıştır. Başvurucu, ancak

yargılama sürecinde temin edilen gizli dereceli belgeleri incelemek suretiyle

hakkındaki iddialardan haberdar olmuştur.

32. Başvurucu, görüştüğü kişilerin kimliği ve görüşme sebebine

yönelik açıklamalarını yargılama sürecinde dile getirmiş ise de AYİM tarafından

başvurucunun iddialarıyla ilgili bir araştırma yapılmamıştır. Öte yandan AYİM

kararında, başvurucuya isnat edilen -somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği

açık olan- özel hayata ilişkin birtakım eylemlerin başvurucunun mesleki hayatı

ve görev yaptığı kurumun işleyişi üzerindeki etki ve risklerine dair yeterli ve

ikna edici gerekçelerin belirtilmediği, mesleki sicili olumlu olan başvurucuya

yönelik söz konusu müdahalenin gerekçelerinin ortaya konulamadığı

görülmektedir. Bu nedenlerle AYİM tarafından verilen kararın özel hayatın

gizliliği hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili ve yeterli

gerekçe içermediği sonucuna ulaşılmıştır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20.

maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

34.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

35. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan [GK] (B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda

genel ilkeler belirlenmiştir.

36. Mehmet Doğan

kararında özetle; uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).

37. Mehmet Doğan

kararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derece

mahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derece

mahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Buna

göre; Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden

yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde, ilgili usul kanunlarında düzenlenen

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesi

sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derece

mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı

verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir

derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği

doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla

yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).

38. Başvurucu; ihlalin tespit edilmesini ve yargılamanın

yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

39. Anayasa Mahkemesi somut bilgi ve belgelerle desteklenmeyen,

mesleki hayat üzerinde olumsuz etkiye yol açtığı ortaya konulamayan özel hayata

yönelik duyum ve istihbari bilgilerden hareketle

başvurucu hakkında PERGİN işlemi başlatılması nedeniyle başvurucunun özel

hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut

başvuruda ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla

birlikte idarenin bu işleminden kaynaklanan ihlalin tespiti ve giderilmesi

amacıyla oluşturulmuş bir mekanizma olan iptal davasında özel hayatın gizliliği

hakkının gerektirdiği nitelikte bir inceleme yapılmaması sebebiyle ihlalin aynı

zamanda mahkeme kararından da kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

40. Başvurucu hakkındaki PERGİN işlemi idare tarafından tesis

edilen işlemle sona erdirilmiş ise de davanın reddine ilişkin yargı kararı

hukuki varlığını sürdürmekle başvurucu aleyhine birtakım sonuçlar doğurduğundan

başvurucunun özel hayatın gizliliği hakkına yönelik ihlalin tüm sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer

kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı

Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde

mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme

kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna

ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir

karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden

yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

41. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın

gizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici

21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ İDARİ

YARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, AYİM Üçüncü DairesininE.2014/1743,

K.2015/1047 sayılı dosyasıyla ilgilidir.),

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Engin GÜNDÜZ

Başvurucu

:

L.Ö.

Vekili

:

Av. İlter

AKSOYLU

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2016/548, T. 07.11.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2016-548-basvuru-07-11-2019-30cab3154055