Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2016/15865, 24.10.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2016/15865
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ALİ CEM BAYSAL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/15865)

Karar Tarihi: 24/10/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tasarrufun iptali davasında taşınmaza ilişkin olarak

uygulanan ihtiyati haczin makul süreyi aşması nedeniyle mülkiyet hakkının;

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/9/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu

alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı

beklenilmeden incelenmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. İstanbul'un Beyoğlu ilçesi Kuloğlu Mahallesi 476 ada 23

parsel sayılı taşınmazın 20/100 hissesi 31/3/1997 tarihinde başvurucu

tarafından Güneş Özdural'dan satın alınmıştır.

9. Başvurucu aleyhine 7/12/1998 tarihinde tasarrufun iptali

davası açılmıştır.İstanbul

8. Asliye Ticaret Mahkemesince anılan taşınmaz hakkında 21/12/1998 tarihinde

ihtiyati haciz kararı verilmiş ve 31/12/1998 tarihinde taşınmazın tapu kaydına

ihtiyati haciz şerhi konulmuştur.

10. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince 8/8/2016 tarihinde

başvurucuya ait hisse üzerindeki ihtiyati haczin kaldırılmasına karar

verilmiştir.

11. Tasarrufun iptali davasının esasına ilişkin başvurucu

hakkında yapılan yargılama 13/3/2013 tarihinde kesinleşmiştir. Ancak dosyanın

diğer tarafları yönünden davanın esasına ilişkin yargılama hâlen devam

etmektedir. Buna göre başvurucu, davanın esası hakkında yargılama devam ederken

6/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

12. İhtiyati haczin makul süreyi aşması nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasına yönelik ilgili hukuk için bkz. Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve

Tic. Ltd. Şti. ([GK], B. No: 2014/17196, 25/10/2018, §§ 23-29 ve §§

33-39) kararı.

13. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

yönelik ilgili hukuk yolu için bkz. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018, §§ 11-14) kararı.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 24/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

15. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

16. Bireysel başvuru sonrasında, 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli

ve 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

17. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Komisyon)

tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

18. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin

olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğunu değerlendirmiştir. Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı

sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,

§§ 27-36).

19. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

21. Başvurucu ihtiyati haciz sürecinin makul sürede

sonuçlanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

23. Anayasa Mahkemesi daha önce benzer bir şikâyeti Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve

Tic. Ltd. Şti. başvurusunda incelemiş ve sonuca bağlamıştır.

24. Anayasa Mahkemesi muhtemel bir alacağın güvence altına

alınarak etkisizleşmesinin önüne geçilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan tedbirlerin

alınması ve bu tedbirler kapsamında kamu makamlarının mülk üzerinde belirli bir

süreyle hukuki tasarruflarda bulunulmasının sınırlandırılması bakımından geniş

bir takdir yetkisi bulunduğunu kabul etmiştir. Ancak söz konusu tedbirlerin

uygulanmasının mülk sahibine kaçınılmaz olandan aşırı bir külfet de yüklememesi

gerektiği vurgulanmıştır. Bu doğrultuda hukuki ilişkinin diğer tarafının

haklarını korumak için tedbiri uygulayan kamu makamlarının söz konusu tedbirin

başvurucunun mülkiyet hakkına etkilerini de gözetmesi ve ölçüsüz bir müdahaleye

yol açmaması gerekmektedir (Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve

Tic. Ltd. Şti., § 79).

25. Buna göre mülkiyet hakkını sınırlandıran bir tedbirin

uygulanmasının ölçülü olabilmesi için gerek kapsamı gerekse de süresi

itibarıyla orantılı olarak uygulanması gerekmektedir. Mülkiyet hakkına müdahale

teşkil eden tedbirler uygulanması ve bu tedbirlerin belirli bir süre de devam

etmesi ancak bireye şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği takdirde ölçülü

görülebilir. Diğer bir deyişle mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden

tedbirlerin söz konusu olduğu durumlarda tedbiri uygulayan kamu makamlarının

ivedi olarak ve özenli bir biçimde davranma yükümlülükleri bulunmaktadır. Aksi

hâlde yani tedbirin makul olmayan bir süre devam etmesi, mülkiyet hakkının

tanındığı yetkilerin kullanılmasının belirsiz olacak şekilde ötelenmesi

suretiyle mülk sahibine orantısız bir külfet yüklemiş olur (Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti.,

§§ 73-80).

26. Benzer nitelikteki somut olay bakımından da bu ilkelerden

ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Bu ilkeler ışığında somut olay

incelendiğinde ise ihtiyati haciz talebinin 21/12/1998 tarihinde kabul edildiği

ancak itiraz üzerine 8/8/2016 tarihinde kaldırıldığı görülmektedir. Dolayısıyla

olayda mülkiyet hakkını sınırlandıran ihtiyati haciz sürecinin yaklaşık on

sekiz yıl sürdüğü tespit edilmiştir. Bu ihtiyati haciz süreci bir bütün olarak

ele alındığında yaklaşık on sekiz yıl mülkiyet hakkı sınırlandırılan

başvurucuyu -bu sürenin uzunluğu dikkate alındığında- makul olandan daha fazla

bir zarara uğrattığı anlaşılmaktadır. Buna göre başvurucunun taşınmazı üzerinde

hukuki tasarruflarda bulunmasını sınırlandıran başvuruya konu ihtiyati haczin

yaklaşık on sekiz yıldır devam ettiği ve başvurucunun bu yüzden doğan zararının

ise giderilmediği gözetildiğinde müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı ve

olağan dışı bir külfet yüklediği değerlendirilmiştir. Bu sebeple başvurucunun

mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucu

aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

27. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir...

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

29. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

30. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve

hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca

eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.

Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın

veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa

ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda

uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, § 55).

31. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna

göre ihlal idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden

kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun

belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet

Doğan, § 57).

32. Başvurucu 50.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.

33. Anayasa Mahkemesi, ihtiyati haciz uygulanmasının makul bir

süreyi aşması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

Somut başvuruda bu sebeple ihlalin, yargı kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

34. Somut olayda Anayasa Mahkemesi mülkiyet hakkına yapılan

müdahaleyi ölçüsüz kılan tedbirin uzun sürmesine ilişkin olarak tedbir

sürecinde mülkiyet hakkının gerektirdiği ivediliğin ve özenin gösterilmesi

bakımından yargısal makamların sorumluluğu olduğuna dikkati çekmektedir.

35. Buna göre başvuru konusu olayda ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması bakımından etkin giderim yolu tazminat olarak görülmektedir.

Mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 13.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

36. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zararı ortaya koyan somut bilgi veya

belgeler sunması gerekmektedir. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

37. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücreti olmak üzere toplam 2.714,50 TL tutarındaki yargılama

giderlerinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 13.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücreti olmak üzere toplam

2.714,50 TL tutarındaki yargılama giderlerinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul 2. Asliye Ticaret

Mahkemesine (E.2016/311) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

24/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Mahmut ALTIN

Başvurucu

:

Ali Cem

BAYSAL

Vekili

:

Av. Mehmet

Çağrı BAĞATUR

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2016/15865, T. 24.10.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2016-15865-basvuru-24-10-2019-1818c9774c5c