Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2016/15470, 09.10.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2016/15470
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

KIYMET SEMA MENDİLCİOĞLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/15470)

Karar Tarihi: 9/10/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonca 6/3/2019 tarihinde

tutuklamanın hukuki olmadığı için kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiği şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı

verilmiş, başvurunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin bu kısmının

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Olay tarihinde Sinanpaşa'da hâkim

olarak görev yapmakta olan başvurucu hakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden

sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli

bulunduğu değerlendirilerek Fetullahçı Terör Örgütü

(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasının (PDY) hiyerarşik örgütlenmesinde

yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.

9. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Genel Kurulunun

24/8/2016 tarihli kararı ile başvurucunun meslekten ihraç edilmesine karar

verilmiş ve anılan karar 29/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir.

10. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla meslekten

ihraç edilenler hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı

üzerine Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 18/7/2016 tarihinde

başvurucu gözaltına alınmıştır.

11. Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı 18/7/2016 tarihinde,

başvurucuyu silahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma suçundan tutuklanması

istemiyle Afyonkarahisar Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Hâkimlik aynı

tarihte başvurucunun tutuklanması talebini reddetmekle birlikte adli kontrol

altına alınmasına karar vermiştir.

12. Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı 19/7/2016 tarihinde

Hâkimliğin bu kararına itiraz etmiş ve başvurucu hakkında tutuklamaya yönelik

yakalama emri düzenlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

13. Anılan talebin kabulü üzerine başvurucu 21/7/2016 tarihinde

Afyonkarahisar Sulh Ceza Hâkimliğinde hazır edilmiş, aynı tarihte başvurucunun

silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir.

Başvurucu anılan karara itiraz etmiş, Bolvadin Sulh Ceza Hâkimliği 23/7/2016

tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

14. Başvurucu 22/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

15. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 6/1/2017 tarihli ve 29940

mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 680 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname'nin 7. maddesi ile 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve

Savcılar Kanunu'nun 93/1. maddesinde, hâkim ve savcıların kişisel suçları

hakkında soruşturma yapma yetkisinin ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu

bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığına ait

olduğu şeklinde değişiklik yapılmış olması gerekçesiyle 11/1/2017 tarihinde

yetkisizlik kararı vererek dosyayı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir.

16. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 31/10/2017 tarihli iddianame

ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğinden bahisle

cezalandırılması istemiyle Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası

açmıştır.

17. UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede başvurucu hakkında

Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesince E.2017/230 numarasına kayden

yapılan yargılama sürecinde 8/11/2017 tarihinde yapılan tensip incelemesi

sonunda başvurucunun tahliyesine karar verildiği, yargılama sonucunda ise

14/2/2019 tarihli karar ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından beraatine

hükmedildiği, anılan kararın istinaf yasa yoluna başvurulmaksızın 22/2/2019

tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. İlgili hukuk için bkz. Fatma

Maden (B. No: 2016/28719, 17/7/2018, §§ 21, 22) başvurusuna ilişkin

karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi olmaksızın tutuklandığını,

olayda tutuklama nedenlerinin bulunmadığını ve tutuklamanın ölçüsüz bir tedbir

olduğunu, adli kontrol tedbirinin neden yetersiz kalacağının

değerlendirilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

21. Bakanlık görüşünde, kabul edilebilirlik yönünden

başvurucunun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141.

maddesindeki tazminat yolunun tüketilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Esas

yönünden yapılan değerlendirmede ise tutuklama kararına ve iddianamedeki

delillere atıf yapılarak somut olayda suç işlendiğine ilişkin kuvvetli suç

şüphesinin bulunduğu belirtilmiştir.

22. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında iddianamede

gösterilen delillerin suç işlediğine ilişkin kuvvetli şüphenin var olduğunu

gösteren deliller olmadığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17). Ancak tüketilmesi

gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olması yanında telafi kabiliyetini haiz

ve tüketildiğinde başvurucunun şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı

tanıması gerekir. Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına

yeterli olmayıp uygulamada da etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından

etkili olmadığının kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

24. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan, kanuna uygun olarak

yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına

veya beraatlerine karar verilen kişilerin maddi ve

manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükmün bu

hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü anlaşılmaktadır. Anılan bent

uyarınca, haklarında yakalama veya tutuklama tedbiri uygulanan kişilerle ilgili

olarak soruşturmanın sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ya da

kovuşturmanın sonunda beraate hükmedildiği durumlarda

anılan tedbirlerin kanuna uygun olup olmadığından bağımsız olarak tazminat

imkânı tanınmıştır. Nitekim böylesi durumlarda kişiler hakkındaki yakalama veya

tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olmasının tazminat istemine engel teşkil

etmediği anılan hükmün içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır (Mehmet Takımsu,

B. No: 2016/63712, 15/11/2018, § 45).

25. Diğer taraftan aynı fıkranın (a) bendinde kanunlarda

belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına

karar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten

isteyebilecekleri düzenlenmiştir (Mehmet Takımsu, § 46 ).

26. Bu kapsamda haklarındaki soruşturma süreci kovuşturmaya yer

olmadığı kararıyla veya kovuşturma süreci beraat kararıyla sonuçlanan kişilerin

-5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi

uyarınca- yakalama veya tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olup olmadığından

bağımsız olarak tazminat isteminde bulunmaları mümkün olduğu gibi - anılan

fıkranın (a) bendi uyarınca-bu tedbirlerin kanuna aykırı olduğu iddiasıyla

tazminat talep etme imkânları da mevcuttur (Mehmet

Takımsu, § 47).

27. Anayasa Mahkemesi; tutuklamanın hukuki olmadığı,

tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı

iddialarıyla ilgili olarak 5271 sayılı Kanun'da öngörülen tazminat davası açma

yolunun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu

olduğuna karar vermiştir (birçok karar arasından bkz. Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, §§

34-50; Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45; Ömer Köse, B. No: 2014/12036, 16/11/2016,

§§ 28-38). Anayasa Mahkemesi, tutuklandıktan sonra beraat eden veya haklarında

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişiler yönünden de bu yolun bireysel

başvuru öncesinde tüketilmesi gerektiğini ifade etmiştir (Hüseyin Hançer, B. No: 2013/8319,

7/1/2016, §§ 37-41; Bilal Canpolat,

B. No: 2014/983, 18/5/2016, §§ 37-43; Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023, 19/4/2018, §§ 38-42).

28. Somut olayda hakkındaki tutuklama tedbirinin hukuki

olmadığını ileri süren başvurucu hakkında 14/2/2019 tarihinde verilen beraat

kararı, istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın 22/2/2019 tarihinde

kesinleşmiştir. Buna göre başvurucu, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (e) bentleri

uyarınca tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Buna göre 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun

telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel

başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Abdullah

UÇAR

Başvurucu

:

Kıymet Sema

MENDİLCİOĞLU

Vekili

:

Av. Müdayi KAPLAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2016/15470, T. 09.10.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2016-15470-basvuru-09-10-2019-e14bc772e556