Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/875, 17.07.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/875
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

EMİNE GÜLTEKİN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/875)

Karar Tarihi: 17/7/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, uyarlama yargılamasında kanuna dayanmayan bir

gerekçeyle hüküm kurulması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre

ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Datça Asliye Ceza Mahkemesinin 20/10/2010 tarihli kararıyla

başvurucunun 221/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını

Koruma Kanunu'nun 65. maddesinin (b) bendinde düzenlenen sit alanlarında ve

koruma alanlarında şartlara aykırı izinsiz inşai ve

fiziki müdahalede bulunma suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası

ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

7. Anılan hüküm Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11/4/2014 tarihli

kararıyla onanmıştır.

8. Başvurucunun cezasının infazı devam ederken 2863 sayılı

Kanun’un 65. maddesinin (a) ve (b) fıkraları Anayasa Mahkemesinin 11/4/2012

tarihli kararıyla iptal edilmiştir. İptal kararından sonra 8/10/2013 tarihli ve

6498 sayılı Kanun kabul edilmiş ve 11/10/2013 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

9. Başvurucu bu değişiklik doğrultusunda Datça Asliye Ceza

Mahkemesinden uyarlama talebinde bulunmuştur. Datça Asliye Ceza Mahkemesi

20/10/2014 tarihli ek kararıyla başvurucunun talebini başvurucunun

mahkûmiyetine karar verilen suçun alt ve üst sınırında 6498 sayılı Kanun’un bir

değişiklik yapmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

10. Bu karara yapılan itiraz Muğla Ağır Ceza Mahkemesinin

14/11/2014 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu anılan karardan

17/12/2014 tarihinde haberdar olmuştur.

11. Başvurucu 14/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

12. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama"

kenar başlıklı 7. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan

kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin

lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur."

13. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98. maddesinin (1) numaralı fıkraları

şöyledir:

“Mahkûmiyet

hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa,

cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya

da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın

giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren

mahkemeden karar istenir.”

14. 2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinin Anayasa Mahkemesince

iptal edilen (b) bendi şöyledir:

“Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları

ve kullanma şartlarına, koruma amaçlı imar plânlarına ve koruma bölge kurullarınca

belirlenen koruma alanlarında öngörülen şartlara aykırı izinsiz inşaî ve fizikî müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki

yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî

para cezasıyla cezalandırılır.”

15. Aynı Kanun’un 6498 sayılı Kanun ile değişik 65. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Tescil

edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları

ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen

yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa

olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile koruma bölge kurullarından

izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar

veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli

para cezasıyla cezalandırılır.

…"

Bünyesinde koruma, uygulama ve denetim

büroları kurulan idarelerden 57 nci

maddenin yedinci fıkrası uyarınca izin almaksızın veya izne aykırı olarak

tamirat ve tadilat yapanlar ile izinsiz inşaî ve

fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar altı aydan üç yıla kadar hapis veya

adli para cezası ile cezalandırılırlar.”

16. Anayasa Mahkemesinin 11/4/2012 tarihli ve E.2011/18,

K.2012/53 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“…İtiraz

konusu Kanun'un 65. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde korunması gerekli

taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarına zarar verenler ile sit alanlarında geçiş

dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarına, koruma amaçlı imar plânlarına ve

koruma bölge kurullarınca belirlenen koruma alanlarında öngörülen şartlara

aykırı izinsiz inşaî ve fizikî müdahale yapanlar veya

yaptıranların cezalandırılması öngörülmektedir.

Kanun'un tespit ve tescil başlıklı 7.

maddesinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal

sit alanlarının tespitinin Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde

yapılacağı ve bu tespitlerin koruma bölge kurulu kararı ile tescil edileceği

öngörülmüştür. Ancak bu tespit ve tescilin maliklere tebliği öngörülmemiştir.

Maddenin ilk halinde maliklere tebliğ de öngörülmüşken 17.6.1987 tarih ve 3386

sayılı Kanunla yapılan değişiklikle tebliğ zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır.

…

Hem tescil kararının tebliğ edilmemesi hem de

koruma bölge kurulu kararlarının ilgililere duyurulmasını güvence altına alacak

bir yasal hükmün bulunmaması karşısında itiraz konusu kurallarda belirtilen

cezai yaptırımların bireyler açısından öngörülebilir olmadığı ve suçların

kanuniliği ilkesine uymadığı açıktır.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve

38. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir…”

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

17. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Herkes davasının, medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, ... bir mahkeme tarafından,

... görülmesini isteme hakkına sahiptir."

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

18. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Nurmagomedov/Rusya (B. No: 30138/02, 7/6/2007, § 50)

başvurusunda, 6. maddenin (1) numaralı fıkrasının lehte olan yeni ceza kanunu

hükümlerinin uygulanması için açılan uyarlama davalarında uygulanmayacağını, bu

tip yargılamaların mahkûmiyet kararının haksızlığıyla ilgilenmediğini ve suç isnadı kavramı kapsamında

değerlendirilemeyeceğini ifade etmiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 17/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; doğal sit alanı içinde kalan taşınmaz üzerinde

izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunduğu

gerekçesiyle cezalandırıldığını ancak 6498 sayılı Kanun ile getirilen tebliğ veya ilan şartınınlehine

sonuç doğuran bir koşul olduğunu, söz konusu yerin sit alanı olduğuna dairherhangi bir tebliğin yapılmadığını, ilk derece

mahkemesince bu hususun nazara alınmadan uyarlama talebinin reddedildiğini,

böylece adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. Kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünde değişiklik (uyarlama)

yargılaması, asıl ceza yargılamasının bütünüyle sonuçlanıp hükmün

kesinleşmesinden sonra ancak infazın tamamlanmasından önce yürürlüğe giren bir

ceza yasasının kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüne, dolayısıyla infaza etkisi

bulunup bulunmadığının saptanmasına ilişkin ve esas itibariyle infazı

ilgilendiren ve etkileyen bir yargılama faaliyetidir. Temel özelliği, tali

yargılama olmasıdır. Bu tali yargılamada, asli ceza yargılaması sürecinde

kesinleşmiş bulunan önceki kararın dışına çıkılamayacak; oradaki suça konu

sabit eyleme uygulanması olanağı bulunan yeni yasadaki hükümler bütünüyle

tatbik olunduktan sonra yeni yasanın lehe sonuç doğurduğunun saptanması hâlinde

hükümlünün bu sonuçtan faydalanması için infaza konu olabilecek nitelikte bir

hüküm kurulmasıyla yetinilecektir. Ayrıca esas itibarıyla yargılamanın

yenilenmesine konu olabilecek biçimde yeni kanıt ileriye sürülmesi ve

toplanması da mümkün olmadığından olay yargılamasının zorunlu olduğu durumlar

dışında sübut sorunu da çözümlenemeyecek, sadece hukuki değerlendirme

yapılabilecektir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2013/8-604, K.2015/204,

9/6/2015).

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından

ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının

yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye

ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel

başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B.

No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

23. Sözleşme’nin 6. maddesinde, adil yargılanmaya ilişkin hak ve

ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç

isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek

hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla bahsedilen hâller

dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular,

Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz

(Onurhan Solmaz, § 23).

24. Söz konusu yargılamanın yeni delil ileri sürülmesini ve

toplanmasını mümkün kılacak ve sübut sorununu çözümleyecek şekilde

yürütülmediği açıktır. Diğer bir ifadeyle yargılama, önceki hüküm iptal

edilerek suç isnadının esasının incelenmesi şeklinde yapılmamıştır. Suç

isnadının esasının incelendiği bu tür yargılamaların Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsamına girdiğinde şüphe

bulunmamaktadır.

25. Somut olayda başvurucu, suç isnadının esasının çözümlendiği

bir aşamada (hükmün kesinleşmesinden sonra) ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüne

konu kurallarda değişiklik yapılması üzerine gerçekleştirilen uyarlama

yargılamasıyla ilgili olarak şikâyetlerini dile getirmektedir. Diğer bir

ifadeyle şikâyetin mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra gerçekleştirilen

uyarlama yargılamasına ilişkin olduğu, ihlal iddiasının başvurucunun suç isnadı altında olduğu bir aşamaya

ilişkin olmadığı, dolayısıyla başvurunun bu kısmının adil yargılanma hakkı

kapsamına girmediği anlaşılmaktadır (Benzer yöndeki karar için bkz. İnan Çoban, B. No: 2014/15208, 19/12/2017,

§§ 32, 33).

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

27. Başvurucu, ayrıca suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin de

ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Yukarıda yapılan incelemede, söz konusu

iddiaların başvurucunun suç isnadı altında

olduğu bir aşamaya ilişkin olmadığı belirlendiğinden bu ilke yönünden ayrıca

bir değerlendirme yapılmamıştır.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

17/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Emine

GÜLTEKİN

Vekili

:

Av. Ertan

ERALP

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/875, T. 17.07.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-875-basvuru-17-07-2018-914eacfd4fe4