Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/7602, 10.05.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/7602
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

GÜLER ERGİN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/7602)

Karar Tarihi: 10/5/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir sosyal güvenlik ödemesinin değer kaybına

uğratılarak ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 30/9/1970 ile 8/2/1988 tarihleri arasında Millî

Eğitim Bakanlığında T.C. Emekli Sandığına tabi öğretmen olarak görev yapmıştır.

Başvurucu daha sonra bu görevinden ayrılarak özel sektörde çeşitli şirketlerde

Sosyal Sigortalar Kurumuna (SSK) tabi olarak çalışmıştır. SSK tarafından

başvurucuya 1/1/1995 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanmıştır.

10. Anayasa Mahkemesi 5/2/2009 tarihli ve E.2005/40, K.2009/17

sayılı kararı ile 24/5/1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına

Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 12. maddesinde

yer alan "Son defa T.C. Emekli

Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve" ibaresini,

Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etmiştir. Bu

karar 5/6/2009 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış

olup 5/6/2010 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir.

11. Başvurucu 17/8/2011 tarihli dilekçesiyle Sosyal Güvenlik

Kurumundan (SGK), Emekli Sandığına tabi olarak çalıştığı hizmet süresi için

kendisine emekli ikramiyesi ödenmesini talep etmiştir. SGK 26/8/2011 tarihli

yazıyla başvurucunun talebini reddetmiştir. Bu yazıda Anayasa Mahkemesinin

iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği belirtilmiştir. SGK ayrıca kanun

koyucu tarafından bu konuda yapılan yeni düzenlemeye işaret etmiştir. 19/9/2010

tarihli ve 5997 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı

Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 89. maddesinin birinci fıkrası "Son defa bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun

geçici 4. maddesi hükümlerinin uygulanmasını gerektiren görevlerde çalışmakta

iken emekliye ayrılan ve..." şeklinde düzenlenmiştir. Bu

düzenlemenin yürürlük tarihi ise 5997 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca

1/6/2010 tarihi olarak belirlenmiştir. SGK'ya göre

söz konusu iptal kararının yürürlüğe girmesinden önce yeni bir düzenleme

yapılmış olduğundan emeklilik ikramiyesinin ödenmesi imkânı bulunmamaktadır.

12. Başvurucu 20/10/2011 tarihinde Ankara 11. İdare Mahkemesinde

(Mahkeme), talebinin reddine ilişkin idari işlemin iptali ve bahse konu emekli

ikramiyesinin yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesi istemiyle dava

açmıştır.

13. Mahkeme 31/12/2012 tarihinde davanın kabulü ile dava konusu

işlemin iptaline karar vermiştir. Mahkemece, emekli aylığının bağlandığı

tarihte yürürlükte bulunan katsayılar dikkate alınarak hesaplanacak emekli

ikramiyesi tutarının başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile

birlikte davalı SGK tarafından başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir.

Mahkeme, emekli ikramiyesinin güncel tutarlara göre ödenmesinin kanuni bir

dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle başvurucunun ödeme tarihindeki katsayılar

dikkate alınarak ödenmesi yönündeki isteminin reddine karar vermiştir.

14. SGK tarafından gönderilen 26/4/2013 tarihli yazı ile

başvurucunun lehine sonuçlanan mahkeme kararı gereği emekli ikramiyesinin

aylığın bağlandığı 1/1/1995 tarihine göre hesaplandığı bildirilmiştir. Bu

yazıda ayrıca, yapılan hesaplama sonucu 149,66 TL emekli ikramiyesi ve 22,81 TL

faiz ödendiğinin banka hesabına yatırıldığı belirtilmiştir.

15. Temyiz edilen karar Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1.

Kurulunca (Kurul) 30/12/2013 tarihinde onanmıştır. Karar düzeltme istemi de

Kurul tarafından 27/2/2015 tarihinde reddedilmiştir.

16. Nihai karar başvurucu vekiline 10/4/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 7/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Ferda Yeşiltepe [GK], B. No: 2014/7621,

25/7/2017, §§ 17-31.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 10/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

22. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

23. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı

ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki

tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin

Akyıl, § 41).

24. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 3 yıl 4 aylık

yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varmak gerekir. Bu sebeple makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediği açıktır.

25. Açıklanan gerekçelerle makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden başvurunun diğer kabul edilebilirlik

nedenleri incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu, emekli ikramiyesinin ödeme tarihindeki katsayılar

esas alınarak ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucuya göre ikramiye ödemesinde ödeme tarihlerinin değil de

emekli aylığının bağlandığı tarihin esas alınması, alacağın değer kaybetmesine

yol açmaktadır.

27. Bakanlık görüşünde, başvurucunun mevcut bir mülkünün

bulunmadığı gibi meşru bir beklentisinin de olmadığı ifade edilmiştir. Bakanlık

ayrıca benzer nitelikteidari yargıda açılan davaların

sayısının fazla olduğunu belirterek ekonomik açıdan ağır bir külfete yol

açılabileceği gözetilerek kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkı

arasında adil bir dengenin sağlanması gerektiğini bildirmiştir.

28. Başvurucunun cevap dilekçesinde, aradan geçen on sekiz

yıllık sürede alacağının enflasyon karşısında değer kaybına uğratıldığı

belirtilmiştir. Başvurucu, emekli ikramiyesi ödenmeyen kişilerin büyük

çoğunluğunun dava açmadığı için büyük bir ekonomik yük getirilmesinin de söz

konusu olmadığını vurgulamıştır.

2. Değerlendirme

29. Başvuruya konu olayda uygulanacak ilkeler Anayasa

Mahkemesinin Ferda Yeşiltepe

kararı ile ortaya konulmuştur (Ferda

Yeşiltepe, §§ 45-76).

30. Başvurucunun "emekli ikramiyesi alacağının" mevcut

olduğu, derece mahkemelerince kabul edilmiştir. Başvurucunun bu alacağının

Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülkiyet hakkı kapsamında "mülk"

teşkil ettiği kuşkusuzdur (Ferda Yeşiltepe, §§

45-47). Başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen alacağının

enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi şeklindeki müdahalenin

"mülkiyetten barışçıl yararlanma"ya ilişkin

birinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir (Ferda Yeşiltepe, §§ 48-51).

31. Anayasa Mahkemesi; kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü

veya kamu borcu hâline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur

olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde

meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir yük

oluşturması hâlinde mülkiyet hakkının ihlaline karar vermiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013; Akel Gıda San. ve Tic.

A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015; Ferda

Yeşiltepe, §§ 63-76). Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, mahkemelerce

hükmedilen alacak veya tazminatların enflasyon karşısında aşırı ölçüde değer

kaybettiği başvurularda ölçülülük yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

karar vermiştir (Abdulhalim Bozboğa, B. No: 2013/6880, 23/3/2016, §§ 48-66; ANO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. [GK], B.

No: 2014/2267, 21/12/2017, §§ 69-82).

32. Başvurucuya emekli ikramiyesi ödenmemesi suretiyle yapılan

müdahale yönünden derece mahkemelerince Anayasa Mahkemesinin iptal kararları da

gözetilerek emekli ikramiyesinin başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir. Bu

bakımdan başvurucunun mağduriyeti giderilmiş durumdadır. Öte yandan

başvurucunun ikramiye hesabında ödeme tarihindeki katsayıların esas alınması

talebinin somut bir temele dayalı olmadığı, hesaplama yöntemi ve esasları

bakımından takdir hakkının derece mahkemelerine ait olduğu değerlendirilmiştir

(Ferda Yeşiltepe, § 74). Bununla

birlikte yargılama makamlarının başvurucunun emekli aylığının bağlandığı

1/1/1995 tarihi itibarıyla emekli ikramiyesine hak kazandığını tespit ettikleri

görülmektedir. Nitekim ikramiyenin hesabı da bu tarihteki katsayılara göre

yapılmıştır. Ancak başvurucunun bu ikramiye alacağına SGK'ya

başvurduğu 17/8/2011 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiştir (bkz. § 14).

33. Merkez Bankası verilerine göre alacağa hak kazanıldığı 1995

yılı Ekim ayındaki 100 TL'nin, ödemenin yapıldığı 2013 yılı Nisan ayı

itibarıyla enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 8.502,23

TL'dir. Bu durumda, başvurucuya ödenmesi gereken 149,66 TL tutarındaki emekli

ikramiyesi alacağının 2013 yılı Nisan ayı itibarıyla Merkez Bankası verileri

kullanılarak enflasyon karşısında değer kaybının giderilmiş karşılığı 12.724,44

TL’dir.

34. Dolayısıyla yukarıdaki verilere göre başvurucunun mülkiyet

hakkı kapsamında değerlendirilen 149,66 TL tutarındaki alacağının değer kaybını

telafi edecek fark 12.574,78 TL'dir. Buna karşılık derece mahkemelerince

başvurucunun alacağına 17/8/2011 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine

karar verilmiş olup bu doğrultuda başvurucuya yalnızca 22,81 TL tutarında faiz

ödemesi yapıldığı görülmektedir. Bu durumda uygulanan yasal faize rağmen

alacağın hak kazanıldığı tarihten bu yana enflasyonun %8.386,99 oranında

arttığı, diğer bir deyişle başvurucunun alacağının %1'inden bile daha az bir

miktara düşerek enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğradığı

görülmektedir.

35. Sonuç olarak başvurucunun emekli ikramiyesine hak kazandığı

tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen on sekiz yıllık süredeki

enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında

değerlendirilen söz konusu alacağın değer kaybına uğratılarak ödendiği

anlaşılmaktadır. Belirtilen değer kaybının miktarı gözetildiğinde müdahaleyle

başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklendiği, bu sebeple

söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının

korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine bozduğu

sonucuna varılmıştır(Benzer yönde karar için bkz. Ferda Yeşiltepe, § 75).

36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

38. Başvurucu 30.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

39. Başvuruda mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

40. Mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle başvurucunun uğradığı

zarar miktarı, mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen alacağının uğradığı

değer kaybı bedelidir. Bu değer kaybı bedelinin ise 12.574,78 TL olduğu

yukarıda belirtilmiştir (bkz. §§ 33, 34). Belirtilen tutardan yapılan 22,81 TL

tutarında faiz ödemesi de mahsup edildiğinde maddi zararları karşılığında

başvurucuya net 12.551,97 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

Belirtilen maddi tazminat miktarı yeterli bir giderim sağladığından başvurucunun

manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekir.

41. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 12.551,97 TL maddi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Güler ERGİN

Vekili

:

Av. Güler

SARIKAYA

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/7602, T. 10.05.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-7602-basvuru-10-05-2018-237da2bb374c