Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/6321, 23.05.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/6321
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

HACİ BOĞATEKİN BAŞVURUSU (3)

(Başvuru Numarası: 2015/6321)

Karar Tarihi: 23/5/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; yerel bir gazetedeki köşe yazısı nedeniyle

kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini,

yargılamanın uzun sürmesinin de makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

10. 1950 doğumlu olan başvurucu; kırk beş yıla yakın süredir

gazetecilik yaptığını, yirmi yılı aşkın süredir de Adıyaman'ın Gerger ilçesinde

süreli olarak yayımlanan Gerger Fırat gazetesinin (gazete) sahibi ve sorumlu

yazı işleri müdürü olduğunu ifade etmektedir. Adı geçen gazetede ağırlıklı

olarak Adıyaman'daki güncel, siyasi ve ekonomik meselelere ilişkin haberler ve

köşe yazıları yayımlanmaktadır.

11. Başvurucu, gazetenin 4/1/2008 tarihli 181. sayısında kendi

köşesinde “Feto

ile Apo" başlıklı bir yazı kaleme

almıştır.

12. Başvurucu hakkında bu yazının genelinde PKK terörörgütüüyelerini meşru göstererek ve güvenlik

kuvvetlerinin terör örgütüne karşı yapmış olduğu operasyonlarıeleştirerek

PKK terör örgütü üyelerini yurtsever gençlik olarak tanımlayıp terör örgütünün propagandasınıbasın ve yayın yolu ile yapmak suçunuişlediği gerekçesiyle 4/2/2008 tarihli iddianame

düzenlenmiştir.

13. Yargılamayı yapan Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK. 250.

madde ile görevli) başvurucu hakkında terör örgütünün propagandasını yapmak

suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetmiştir.

14. Temyiz üzerine Yargıtay suçun nitelendirilmesinde yanılgıya

düşüldüğü gerekçesiyle bozma kararı vermiştir.

15. Bozma sonrası yapılan yargılamada Malatya 3. Ağır Ceza

Mahkemesi (CMK. 250. madde ile görevli) aynı gerekçelerle 27/6/2012 tarihinde

başvurucu hakkında suçu ve suçluyu övme suçundan 1 yıl hapis cezasına

hükmetmiştir.

16. Temyiz üzerine Yargıtay, ilk derece mahkemesi kararından

sonra yürürlüğe giren 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin

Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın

Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un

geçici 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan "Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine

karar verilir." şeklindeki düzenlemeyi gerekçe göstererek bozma

kararı vermiştir.

17. Bozma sonrası yargılamayı yapan Adıyaman 1. Ağır Ceza

Mahkemesi 30/9/2014 tarihinde Yargıtayın bozma kararı

doğrultusunda kovuşturmanın ertelenmesine karar vermiştir.

18. Başvurucunun bu karara itirazı Şanlıurfa 3. Ağır Ceza

Mahkemesince 2/12/2014 tarihinde reddedilmiştir. Red

kararı başvurucuya 10/3/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu 9/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

20. Başvurucu, bireysel başvuru yaptıktan sonra başka bir olay

kapsamında 4/6/2015 tarihinde işlediği kabul edilen hakaret suçu ile ilgili

açılan kamu davasında adli para cezası ile cezalandırılmış; aynı davada ayrıca

başvurucu hakkında somut başvuru kapsamında daha önce verilmiş olan

kovuşturmanın ertelenmesi kararı nedeniyle Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesine

bildirimde bulunulmasına karar verilmiştir. Anılan bildirim neticesinde

başvurucu ile ilgili somut başvuruya konu yargılama tekrar başlatılmıştır.

21. Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda

6/2/2018 tarihinde beraat kararı verilmiştir.

22. Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı 7/2/2018 tarihinde, usul ve

yasaya aykırı hususlar içermesi nedeniyle anılan beraat kararının bozulması

için istinaf yoluna gidileceğini belirterek istinaf layihasını hazırlamak üzere

gerekçeli kararın kendilerine tebliğ edilmesi yönünde müddeti muhafaza

talebinde bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

23. 6352 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkralarının ilgili bölümü şöyledir:

“(1) 31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın

yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup;

temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla

olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı...

b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine..

karar verilir.

(2) Hakkında ... kovuşturmanın ertelenmesi

kararı verilen kişinin, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl

içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlememesi hâlinde, ... düşme

kararı verilir. Bu süre zarfında birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç

işlenmesi hâlinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu

takdirde, ertelenen soruşturma veya kovuşturmaya devam olunur.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 23/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İfade ve Basın

Özgürlüklerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu, gazetecilik faaliyeti ve ifade özgürlüğü

kapsamında kalan ifadeleri nedeniyle hakkında kovuşturmanın ertelenmesine karar

verilmesi sebebiyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

26. Bakanlık görüşünde;

i. Başvurucuya yönelik

kovuşturmanın ertelenmesi kararının ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale

oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerektiğini,

ii. İfade özgürlüğüne

müdahalede bulunulduğu kabul edilir ise kanunilik şartını taşıyan ve meşru bir

amaç taşıyan başvuruya konu müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve

orantılı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini,

iii. İlgili mahkemelerin

kovuşturmanın ertelenmesine dair kararlarında, başvurucunun kaleme aldığı

yazının bir bütün hâlinde değerlendirildiğini, hangi surette PKK/KONGRA-GEL

terör örgütünün ve liderinin övüldüğünün açıklandığını, yazının şiddete davet

içermesi, suçun işlendiği yerin ülkede terör eylemlerinin yoğun olarak

yaşandığı bir yer olması dikkate alınarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

gereği yazının fikir özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğinin

belirtildiğini,

iv. İlgili mahkemelerin

kovuşturmanın ertelenmesine dair kararlarında, yazıda geçen bazı cümlelerin

PKK/KONGRA-GEL terör örgütünü ve sözde liderini övücü mahiyette olduğunun

belirtildiğini; bu suretle silahlı bir terör örgütü olan PKK'nın terörist

faaliyetlerinin meşru gösterilmesi ve cebir-şiddet içeren eylemlerinin övülmesi

nedeniyle söz konusu mahkûmiyet kararının verildiğini,

v. Ayrıca mevcut

başvuruda şikâyete konu kararın orantılılık açısından da incelenmesi

gerektiğini ifade etmiştir.

27. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında, Bakanlığın

görüşlerini kabul etmediğini ifade etmiş ve başvuru formundaki görüşlerini

tekrar etmiştir. İlave olarak;

i. Bakanlığın

kovuşturmanın ertelenmesi kararı kaldırılarak yargılamanın tekrar başlatıldığı

konusunda eksik bilgiye sahip olduğunu,

ii. Kovuşturmanın

ertelenmesi kararının kendisi üzerinde adeta “giyotin” etkisi yarattığını,

nitekim bu kararın başka bir mahkeme kararı ile kolayca kaldırılması suretiyle

kovuşturmanın tekrar başlatıldığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi içtihadı uyarınca, ifade özgürlüğü hakkına

müdahale olduğunun kabulü için ilgilinin davranışının hukuk ya da ceza

yargılaması çerçevesinde nihai bir yaptırıma tabi tutulmuş olması gerekir.

Ancak bu genel kuralın bazı istisnaları vardır. Nitekim Anayasa Mahkemesi

önceki kararlarında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının (Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014),

kovuşturmanın ertelenmesi kararlarının (Ali

Gürbüz ve Hasan Bayar, B. No: 2013/568, 24/6/2015) ve tutuklama

kararlarının (Erdem Gül ve Can Dündar [GK],

B. No: 2015/18567, 25/2/2016) ifade özgürlüğüne müdahale teşkil edebileceğini,

beraatla sonuçlanan ceza yargılamasının ifade özgürlüğüne müdahale oluşturup

oluşturmayacağının ise her başvuru konusu olayın kendine özgü koşulları altında

değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir (Oğulcan

Büyükkalkan ve diğerleri, B. No:

2014/17226, 10/1/2018, § 49).

29. Mevcut başvuruda, gazeteci olan başvurucu 4/2/2008 tarihli

iddianamenin düzenlenmesiyle başlayan ve hâlen istinaf aşamasında olan bir ceza

yargılamasına muhatap olmuştur. İstinaf aşamasında yapılacak değerlendirmeler

neticesinde derece mahkemelerince yeni bir hükmün verilmesi imkânı

bulunmaktadır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin bu aşamada ifade özgürlüğü

bağlamında başvurunun esasına ilişkin bir değerlendirme yapma olanağı yoktur.

Çünkü bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine

başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi

zorunludur. (İsmail Buğra İşlek,

B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17). Somut olayda istinaf yolu henüz

tüketilmemiştir.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu, yargılama süreçlerinin uzun sürmesi nedeniyle

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Bakanlık görüşünde bu iddiaya ilişkin bir değerlendirmeye

yer verilmemiştir.

2. Değerlendirme

33. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi bir takım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

34. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

35. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki -kovuşturmanın ertelenmesi

kararı ile yargılamaya yeniden başlanılan tarih arasındaki dönem çıkarılınca-

yaklaşık 7 yıl 4 aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak

gerekir.

36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

38. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 50.000 TL maddi 50.000 TL

manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

39. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

40. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 8.100 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

41. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

42. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 1.980 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

43. Başvuruya konu yargılamanın 10 yılı aşkın bir süreden bu

yana devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği

gözetilerek anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama

dosyasında hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam

etmesinin önlenmesi amacıyla yargılamanın mümkün olan en kısa sürede

sonuçlandırılmasını teminen kararın bir örneğinin

ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36 maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 8.100 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Adıyaman 1. Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2017/25, K.2018/96) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

23/5/2018 tarihinde karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Recep KAPLAN

Başvurucu

:

Haci BOĞATEKİN

Vekili

:

Av. Hüseyin

BOĞATEKİN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/6321, T. 23.05.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-6321-basvuru-23-05-2018-ba0f11a627c5