Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/4203, 07.02.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/4203
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

HAYRİYE BOZAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/4203)

Karar Tarihi: 7/2/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öldürme olayına ilişkin olarak etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. İlk başvurucunun eşi ve diğer başvurucuların babası A.B.

26/10/2011 tarihinde Eskişehir'de karıştığı bir kavga sonucunda yaşamını

yitirmiştir.

8. Olay hakkında başlatılan soruşturma sonucunda E.K., N.K.,

Ö.G. ve A.A. adlı kişiler hakkında Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu

davası açılmıştır.

9. Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi, yaptığı araştırmalar

neticesinde başvurucuların yakını A.B.nin sanık E.K.nın eylemlerinin etkisiyle

yere düşerek rögar kapağına başını çarpması sonucu yaşamını yitirdiği kanaatine

varmıştır. Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi, diğer sanıkların da başvurucuların

yakınına karşı etkili eylemlerinin olduğunu ancak başvurucuların yakınının bu

kişilerin eylemleri neticesinde ölmediğini belirtmiştir. Eskişehir 1. Ağır Ceza

Mahkemesi bu kapsamda 10/4/2012 tarihli kararla sanıklardan E.K.nın kasten yaralama sonucu başvurucuların yakını A.B.nin ölümüne sebebiyet verdiği gerekçesiyle 5 yıl hapis

cezası ile tecziye edilmesine karar vermiştir. Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi

diğer sanıklar N.K., Ö.G. ve A.A.nın

ise ölüme neden olan eylemden önce başvurucuların yakınlarını basit tıbbi

müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları gerekçesiyle 4.000 TL adli

para cezası ile cezalandırılmalarına karar vermiştir.

10. Taraflarca temyiz edilen bu karar, Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 1/7/2013 tarihli kararı ile düzeltilerek onanmıştır. Yargıtay 1.

Ceza Dairesi, sanık E.K. hakkında kurulan hükmün onanmasına karar vermiştir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi diğer sanıklar N.K., Ö.G. ve A.A.nın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde

hafif kasten yaralama suçundan mahkûm olduklarını ancak bu suçun şikâyete tabi

olduğunu, şikâyet hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olup somut olayda

maktulün bir şikâyetinin bulunmadığını belirterek kararın bu kısmının

bozulmasına ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden anılan

sanıklar hakkındaki davanın düşürülmesine karar vermiştir.

11. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla yapılan

araştırmada Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6/8/2013 tarihinde

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kararı doğrultusunda kesinleşme şerhleri

düzenlendiği görülmüştür.

12. Başvurucuların vekili, Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesine

sunduğu 5/3/2015 tarihli dilekçeyle Yargıtay kararının kendisine tebliği için

gereğinin yapılması talebinde bulunmuştur. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin anılan

kararı, aynı gün başvurucuların vekiline tebliğ edilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 7/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

14. Başvurucular, yakınlarının ölümü ile neticelenen olay

hakkındaki derece mahkemeleri kararlarının eksik inceleme sonucu hukuka aykırı

olarak verildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular; yakınlarının ölümüne neden

olan N.K., Ö.G. ve A.A.nın

cezasız kaldığını, maktulün bu kişilerden şikâyetçi olmadığı gerekçesiyle

davanın düşürülmesine karar verilmesinin kabul edilemez olduğunu, olaydan hemen

sonra yaşamını yitiren yakınlarının bu kişilerden şikâyetçi olmasının mümkün

olmadığını belirtmişlerdir. Başvurucular, sanıkların tamamının kasten insan

öldürme veya kasten yaralama sonucu ölüme sebebiyet verme suçlarından

cezalandırılmaları gerektiğini iddia etmişlerdir. Başvurucular bu iddialarla

hak arama hürriyetinin ve vücut bütünlüğünün korunması hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

15. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru usulü" kenar başlıklı 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi

içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle

birlikte başvurabilirler…"

16. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) "Başvuru süresi ve mazeret"

kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."

17. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de otuz günlük süre

kuralıdır. Sürenin başvurunun her aşamasında dikkate alınması gerekir (Deniz Baykal, B. No: 2013/7521, 4/12/2013,

§ 32).

18. Bireysel başvurunun süre koşuluna bağlanmasıyla

başvuruculara bireysel başvuruda bulunmak için imkân tanımanın yanında hukuki

belirlilik de sağlanmaktadır. Dolayısıyla dava açma ya da kanun yollarına

başvuru için belli sürelerin öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız

kılacak ölçüde kısa olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve

mahkemeye erişim hakkına aykırı değildir (Remzi

Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).

19. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin

(1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru

yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

yapılması gerekmektedir. Anılan düzenlemelerde başvuru yolu öngörülen

durumlarda bireysel başvuru süresinin başlangıcına ilişkin olarak başvuru yollarının tüketildiği tarihten

söz edilmekte ise de haberdar olunmayan bir hususta başvuru yapılamayacağı

dikkate alınarak bu ibarenin nihai kararın

gerekçesinin öğrenildiği tarih olarak anlaşılması gerekir. Bu

öğrenme somut olayın özelliklerine göre farklı şekillerde gerçekleşebilir (A.C. ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1827,

25/2/2016, § 25)

20. Bireysel başvuru süresi bakımından nihai kararın gerekçesinin tebliği,

öğrenme şekillerinden biridir (Mehmet Ali

Kurtuldu, B. No: 2013/5504, 28/5/2014, § 27). Ancak öğrenme,

gerekçeli kararın tebliği ile sınırlı olarak gerçekleşmez; başka şekillerde de

öğrenme söz konusu olabilir. Bu kapsamda nihai kararın gerekçesinin dosyadan suret alınması gibi hâllerde

öğrenilmesi de mümkündür. Başvurucuların nihai kararın gerekçesini öğrendiklerini beyan ettikleri tarih de

bireysel başvuru süresinin başlangıcı olarak ele alınabilir (İlyas Türedi, B. No: 2013/1267, 13/6/2013,

§§ 21, 22).

21. Diğer yandan nihai kararın gerekçesi öğrenilmemiş olmakla

birlikte sonucunun öğrenildiği durumlar da söz konusu olabilir. Böyle bir

durumda sonucu öğrenilen nihai kararın gerekçesine derece mahkemesinden kesin

olarak erişilebilmesi mümkün ise bireysel başvuru süresinin sonucun öğrenildiği

tarihten itibaren başlatılması gerekir. Bu kapsamda bir ceza mahkûmiyetine

ilişkin nihai kararın sonucunun infaz aşamasında yakalama, müddetname veya

çağrı kağıdının ya da ödeme emrinin tebliği suretiyle öğrenildiği durumlarda

başvurucular, nihai kararın sonucundan haberdar olmakta ve nihai karar

gerekçesini kesin olarak öğrenme olanağına sahip bulunmaktadır (Aydın Selçuk, B. No: 2014/3194,

20/11/2014, § 24; Özgür Çapkın,

B. No: 2014/2546, 30/12/2014, § 24; Halil

Aslan, B. No: 2014/3038, 10/12/2014, § 38).

22. Nihai kararın gerekçesinin bir şekilde öğrenilemediği veya

nihai kararın sonucunun öğrenilip gerekçesinin kesin olarak öğrenilme imkânının

elde edilemediği hâllerde başvuru süresinin hangi tarihten başlayacağının da

belirlenmesi gerekir. Aksi hâlde sınırsız bir başvuru süresi söz konusu

olabilecektir. Bu kapsamda bireysel başvuru süresinin başlangıç tarihinin

tespitinde, başvurucuların özen yükümlükleri ile mahkemeye erişim haklarının

aşırı sınırlanmaması hususları birlikte dikkate alınmalıdır (A.C. ve diğerleri, § 28).

23. Başvurucuların bireysel başvuruda bulunmak üzere dava ve

başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülükleri vardır. Bu

yükümlülük kapsamında ilk derece mahkemesine ulaşan nihai kararın gerekçesini

öğrenme konusunda gerekli özeni gösterme sorumluluğu başvuruculara aittir.

Diğer bir ifadeyle başvurucular veya vekillerinin ilk derece mahkemesine ulaşan

kararın bir örneğini almak için özenli davrandıklarını kanıtlamaları gerekir (A.C. ve diğerleri, § 29; benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Refik Alpaya ve İbrahim Dağılma/Türkiye (k.k.), B. No: 34384/08, 12/3/2013, § 16).

24. Mevzuatta, Yargıtay ceza dairelerinin kararlarının taraflara

tebliğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Ceza yargılamasında nihai

kararın tebliğ edilmediği durumlarda kararın derece mahkemesine ulaşmasından ve

böylece gerekçesinin erişilebilir olmasından sonra özen yükümlülüğü kapsamında

makul bir süre içinde bireysel başvuru yapmak isteyen ilgililerden karara

erişmeleri ve karar gerekçesini öğrenmeleri beklenir. Bu kapsamda erişilebilir

olan nihai kararın en geç üç ay içinde ilgilileri tarafından bilindiği ve

gerekçesinin öğrenildiği kabul edilmelidir. Aksi tespit edilmediği sürece

bireysel başvuru için kanunda öngörülen otuz günlük başvuru süresi

başlayacaktır (A.C. ve diğerleri,

§ 30).

25. Somut olayda Yargıtay 1. Ceza Dairesi 1/7/2013 tarihinde ilk

derece mahkemesi kararının onanmasına karar vermiştir.

26. UYAP üzerinden incelenen dava dosyası evrakından söz konusu

nihai kararın başvurucular vekiline 5/3/2015 tarihinde Mahkeme Kaleminde tebliğ

edildiği anlaşılmıştır.

27. Başvuru evrakında ve dava dosyasındaki belgelerde, başvuru

konusu nihai kararın (Yargıtay kararının) ilk derece mahkemesi olan Eskişehir

1. Ağır Ceza Mahkemesine ne zaman ulaştığına dair kesin bir bilgi

bulunmamaktadır. Bununla birlikte Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/8/2013

tarihinde Yargıtay kararı doğrultusunda kesinleşme şerhleri düzenlediği

görülmüştür. Bu durum dikkate alındığında Yargıtay kararının en geç bu tarihte

Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesine ulaştığının kabul edilmesi gerekmektedir.

28. Dolayısıyla başvurucuların Eskişehir 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin dosyasına girmiş olan nihai kararın içeriğine erişme imkânını

6/8/2013 tarihinde elde ettikleri anlaşılmıştır. Diğer bir ifadeyle

başvurucular tarafından belirtilen tarihten itibaren üç ay içinde -yukarıda

değinilen özen yükümlülükleri kapsamında- karara erişilmesinin ve karar

gerekçesinin öğrenilmesinin gerçekleştiği kabul edilmelidir.

29. Bu durumda en geç 6/11/2013 tarihinde erişildiği ve

gerekçesinin öğrenildiği kabul edilen karara ilişkin bu tarihten itibaren otuz

günlük yasal süresi içinde bireysel başvuruda bulunulması gerekirken 6/3/2015

tarihinde başvuruda bulunulduğu anlaşıldığından başvurunun süresi içinde

yapılmadığı sonucuna varılmıştır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin süre

aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

7/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucular

:

1.Hayriye

BOZAN

2. Dilek

ÇINARLIDERE

3. Melek

AVCI

4. Mesut

BOZAN

Vekili

:

Av. Mehmet

Ateş BERBEROĞLU

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/4203, T. 07.02.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-4203-basvuru-07-02-2019-c3da8e06e78f