Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/14203, 25.12.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/14203
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

HİLMİ ALKAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/14203)

Karar Tarihi: 25/12/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, uzman erbaş sözleşmesinin feshi işleminin iptali

istemiyle açılan davada, kovuşturmaya yer olmadığı kararına konu olan suç

isnadı esas alınarak ret hükmüne ulaşılması nedeniyle masumiyet karinesinin

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu, 2011 yılı itibarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)

bünyesinde sözleşmeli uzman erbaş olarak görev yapmaya başlamıştır.

7. Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun da

aralarında bulunduğu kişiler için suç

işlemek amacıyla örgüt kurmak ve fuhuşa aracılık suçları yönünden soruşturma başlatılmış ve

başvurucunun bu kapsamda ifadesi alınmıştır.

8. Soruşturma sonunda Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

31/10/2014 tarihinde, başvurucunun şüpheli Y.D.yi hayat kadını olarak tanıdığı, kendisinden

birlikte olmak için hayat kadını temin ettiği ve bunun aksine bir delil

bulunmadığı gerekçesine yer verilerek başvurucu hakkında kovuşturmaya yer

olmadığı kararı verilmiştir.

9. Takip eden süreçte başvurucunun sisteme kazandırılma şansı

bulunmadığı ve kendisinden istifade edilemeyeceği sonucuna varılması nedeniyle

Batman Jandarma Bölge Komutanlığının 14/3/2014 tarihli erbaş sözleşmesinin

feshi konulu emri üzerine sözleşmesi feshedilmiştir. Başvurucu hakkında bu

kanaate ulaşılmasına gerekçe olarak, fuhuş soruşturması nedeniyle ifadesinin

alınması, farklı tarihlerde disiplin cezası almış olması, ayrı ayrı toplamda

134 gün istirahate ayrılması, 65 seans fizik tedavi görmüş olması ve anksiyete bozukluğu nedeniyle 30 gün hava değişimi alması

gösterilmiştir.

10. Başvurucu sözleşme feshi işleminin iptali istemiyle Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde iptal davası açmıştır.

11. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesi (Mahkeme)

30/6/2015 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Ret gerekçesinde öncelikle,

20/9/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği uyarınca

kendisinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşın ilişiğinin

kesileceği hatırlatılmıştır. Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen

soruşturmadan bağımsız olarak jandarma sıfatıyla kolluk görevi bulunan

başvurucunun suçu önleme görevini haiz olduğu dikkate alındığında fuhuş yaptığı

bilinen bir kadınla irtibatta bulunmak suretiyle TSK mensubuna yakışmayan bir

davranış sergilediği ifade edilmiştir. Bölgenin terör bölgesi olması nedeniyle

bu tür durumların TSK personeline olan güveni azaltabileceği ve güvenlik zafiyetioluşturabileceği belirtilmiştir. Ayrıca

başvurucunun henüz üç yıllık görev süresinde aldığı disiplin cezaları, sağlık safahati bir bütün olarak ele alındığında askerlik

mesleğinin gereklerini yerine getirmek konusunda istenilen düzeye ulaştığının

söylenemeyeceği vurgulanmıştır.Sonuç

olarak kendisinden istifade edilemeyeceği tespit edilen başvurucu hakkında

tesis edilen işlemin hukuka aykırı olmadığı kanaatine varılmak suretiyle ret

gerekçesi oluşturulmuştur.

12. Başvurucu nihai kararı 13/8/2015 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 24/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

13. Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin "Görevde

başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin

feshedilmesi sebepleri" kenar başlıklı 13. maddesinin ikinci

fıkrası şöyledir:

"Görevde başarısız olanlar ile

kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam

edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği

değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı

derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile

kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha

uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri

ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime

gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta

sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri

kesilir."

B. Uluslararası Hukuk

14. Masumiyet karinesi, kamu görevlilerinin ceza yargılamasına

konu olan eylemleri nedeniyle ayrıca idari yaptırıma tabi tutulmamaları gibi

bir amaç taşımamaktadır. Masumiyet karinesi bir fiilin hem ceza hem de idari

bir soruşturmaya konu olmasına ve paralel olarak iki ayrı dava sürecinin

yürütülmesine mâni değildir. Bu bağlamda masumiyet karinesi, cezai sorumluluk

bulunmaması hâlinde dahi daha hafif bir ispat yükümlülüğü temelinde aynı

eylemden kaynaklanan medeni ya da diğer sorumluluk biçimlerinin kurulmasını

engellememektedir. Ayrıca, suçlu olduğu kesin olarak hükme bağlanmamış olan bir

kişiye yönelik kamu görevlileri tarafından kullanılan ifadelerde yer alan

kelimelerin seçimi önemli olmakla birlikte kullanılan dilin masumiyet

karinesini ihlal edip etmediği hususu, olaya ilişkin özel şartların da dikkate

alınması suretiyle tespit edilmelidir (Güç/Türkiye,

B. No: 15374/11, 23/1/2018, §§ 38, 39).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 25/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı

verilmesine karşın soruşturmaya konu fiilleri esas alınarak sözleşme feshi

işleminin hukuka uygun bulunduğunu belirterek Anayasa'nın 2., 36. ve38.

maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Şikâyetin masumiyet karinesi yönünden

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

18. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklinde

düzenlenmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmektedir. Anılan maddeye adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat edilen herkesin

suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir.

Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen

sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair 38. maddesinin

dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Fameka İnş. Plastik San ve Tic. Ltd. Şirketi, B. No: 2014/3905,

19/4/2017, § 27).

19. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin

adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar

masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir

gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılan

karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu

olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Ayrıca hiç kimse,

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri

tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.

No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

20. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet

karinesinin sağladığıgüvencenin iki yönü

bulunmaktadır.

21. Güvencenin ilk yönü; kişi hakkındaki ceza yargılaması

sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir

suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu

olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında

erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar.Güvencenin

bu yönünün kapsamı sadece cezayargılamasını yürüten

mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli

makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar

kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli

kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil

ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve

yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali

söz konusu olabilir (Galip Şahin, B.

No: 2015/6075, 11/6/2018, § 39).

22. Güvencenin ikinci yönü ise ceza yargılaması sonucunda

mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki

yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe

duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu

izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasınıgerektirir

(Galip Şahin, § 40).

23. Bilindiği gibi ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku

farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku kurumun iç düzenini

korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma

düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak

yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen

bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukuku

kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de

sorumluluk gerektiren bir mahiyettaşıyabilir (benzer

yönde değerlendirmeler için bkz. Özcan

Pektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, §

30). Böyle bir durumda Anayasa'da güvence altına alınan masumiyet karinesinin

bir eylemi nedeniyle ilgili hakkında hem ceza hem de disiplin işlemlerinin

yürütülmesine engel teşkil etmediğini, bu iki sürecin eş zamanlı olarak devam

etmesinin de önünde anılan güvence bakımından bir mâni bulunmadığını belirtmek

gerekir (M.E.T., B. No:

2014/11920, 3/7/2018, § 61).

24. Öte yandan ceza muhakemesi sonucunda kişinin müsnet suçu işlemediğine dair hükümler dışında ceza

mahkemesi hükmü, disiplin makamları açısından doğrudan bağlayıcı değildir.

Ancak cezai sorumluluğu ortadan kalkmış olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -daha

hafif bir ispat külfeti temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun

tesis edilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır (benzer yönde

değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, §

25; Kürşat Eyol,

§ 30).

25. Ceza muhakemesiyle eş zamanlı olarak yürütülen, bir başka

ifadeyle kişinin henüz suç isnadı altında olduğu, ceza makamları tarafından

hakkında herhangi bir hüküm kurulmadığı süreçte devam eden disiplin soruşturma

ve yargılamalarında masumiyet karinesi bakımından önemli olan husus; kamu

makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya

kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri

tarafından henüz suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge

düşürülmesine sebebiyet vermemeleridir (Galip

Şahin, § 47).

26. Bununla birlikte ceza yargılamasına konu maddi olay ve

olguların disiplin hukuku esasları çerçevesinde diğer kamu makamlarınca

(idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda ulaşılacak

kanaate göre işlem/karar tesis edilmesi mümkündür. Bu bağlamda disiplin işlem

ve yargılamalarında ceza yargılamasında elde edilen bir delile istinat edilmesi

ya da kişi hakkında yapılan ceza yargılamasına bir olgu olarak atıf yapılmış

olması tek başına masumiyet karinesinin sağladığı güvencelere aykırılık teşkil

etmez. Ancak adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda

birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir.

Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti

yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir

(Galip Şahin, § 48).

27. AYİM kararında Van Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmasına

konu fiillerin işlendiğine ilişkin olarak bir saptamada, değerlendirmede

bulunulmadığı açıktır. AYİM kararında soruşturma sırasında elde edilen

bilgilere (hayat kadını ile irtibat kurulması)atıfta

bulunulması suretiyle başvurucunun meslekten çıkarılmasına neden olan disiplin

durumu değerlendirilmiştir. Soruşturma sürecinden olgusal olarak

bahsedilmiştir. Kaldı ki Mahkemenin hukuka uygunluk gerekçesi salt soruşturma

sırasında elde edilen verilere dayanmamakta, disiplin durumu ve başvurucunun

sağlık durumu ile de desteklenmektedir. Ayrıca, kararda işlemin haklı nedenlere

dayanıp dayanmadığı irdelenirken ceza soruşturmasından ayrı olarak idare hukuku

ilkeleri bağlamında, kamu hizmetinin niteliği ve idarenin hizmetin iyi

yürütülmesi adına sahip olduğu takdir hakkı bakımından da değerlendirme

yapıldığı görülmüştür.

28.Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde somut olayda bir ihlalin

olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

25/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Hilmi ALKAN

Vekili

:

Av. Cihan

KOÇ

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/14203, T. 25.12.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-14203-basvuru-25-12-2018-315a0e85c4aa