Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/5425, 23.07.2014

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/5425
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MANSUR YAVAŞ VE CUMHURİYET HALK PARTİSİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/5425)

Karar Tarihi: 23/7/2014

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, 30/3/2014 tarihinde yapılan Ankara

Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptal edilmesi talebinin reddine

ilişkin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararının serbest seçim, adil yargılanma

hakları ile ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular, 21/4/2014 ve 12/6/2014 tarihlerinde Anayasa

Mahkemesi'ne doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. 2014/8820 sayılı ve 2014/5425 sayılı başvuruların konu

bakımından aynı nitelikte bulunmaları nedeniyle 2014/5425 sayılı başvuru ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAYLAR VE

OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu Mansur Yavaş 30/3/2014 tarihlinde yapılan

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisinden

aday olmuş, ancak seçilememiştir. Cumhuriyet Halk Partisi, kanuna aykırı

hallerin mevcut olduğu iddiasıyla anılan seçimin iptal edilmesi talebiyle

Yüksek Seçim Kuruluna itiraz etmiştir.

7. Yüksek Seçim Kurulunun 9/4/2014 tarih ve 1203 sayılı

kararıyla, geçerli oy pusulası toplamı ile siyasi partilere verilen oy

miktarları toplamının birbirini doğruladığının tespit edildiği, Telekomünikasyon

İletişim Başkanlığı tarafından bir internet sitesine tüm Türkiye'den erişim

engeli konulmasının herkes için geçerli bir uygulama olması nedeniyle

propagandaların engellenmesi olarak değerlendirilemeyeceği, seçime ilişkin bir

kısım tutanakların incelenmesinden, oy kullanan seçmen sayısı/kullanılan zarf

sayısı, artan oy pusulası/zarf sayısı, geçerli oylar, geçersiz oylar

toplamalarında hatalara rastlanmış olmakla birlikte, geçerli oyların siyasi

partilere dağılımında bir hataya rastlanmaması göz önünde bulundurularak, bu

hususun sonuca etkili olmayan maddi hata olarak değerlendirildiği gerekçesiyle

itirazın reddine karar verilmiştir.

B. İlgili Hukuk

8. Anayasa'nın 79. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve

dördüncü fıkraları şöyledir:

“Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve

denetimi altında yapılır.

Seçimlerin başlamasından bitimine kadar,

seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve

yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün

yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını (Ek ibare: 31.5.2007 - 5678/2 md.) ve

Cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulunundur.

Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.

Yüksek Seçim Kurulunun ve diğer seçim

kurullarının görev ve yetkileri kanunla düzenlenir.

Yüksek Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedek

üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi

üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir.

Bu üyeler, salt çoğunluk ve gizli oyla aralarından bir başkan ve bir

başkanvekili seçerler.”

9. Anayasa'nın 68. maddesi şöyledir

“…..

Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın

vazgeçilmez unsurlarıdır.

Siyasî partiler önceden izin almadan

kurulurlar ve Anayasa ve kanun hükümleri içerisinde faaliyetlerini sürdürürler.

Siyasî partilerin tüzük ve programları ile

eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne,

insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine,

demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre

diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi

amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.

…..

…..

Siyasî partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve

hakça malî yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının

ve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir.”

10. 26/4/1961 tarih ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri

ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Yüksek Seçim Kurulunun görev ve yetkileri

şunlardır:

…

7. İl seçim kurullarınca, oy verme günü

işlemleri hakkında verilmiş olan kararlara karşı yapılan itirazları derhal

inceleyip kesin karara bağlamak,

8. İl seçim kurullarınca düzenlenen

tutanaklara karşı yapılan itirazları inceleyip kesin karara bağlamak,

9. Seçimlerden sonra, kendisine süresi içinde

yapılan, seçimin sonucuna müessir olacak ve o çevre seçiminin veya

seçilenlerden bir veya birkaçının tutanağının iptalini gerektirecek mahiyette

itirazları, altkurullara yapılan itirazların silsilesine ve sürelerine

uygunluğunu araştırmaksızın inceleyip kesin karara bağlamak,

….”

11. 298 sayılı Kanun’un 130. maddesi şöyledir:

“İl seçim kurullarının kararlarına karşı

aşağıdaki şekilde itiraz olunur:

1. İl seçim kurullarıyla başkanlarının kendi

işlemleri aleyhine vaki şikayetlerin reddine dair verdikleri kararlara, tebliğ

veya tefhiminden itibaren üç gün,

2. Bu kurulların teşekkülüne, kurulun

teşkilinden itibaren üç gün,

3. Oy verme günü işlemlerine ait kararlara

karşı derhal,

4. Sair kararlar aleyhine bu kararların

öğrenildiği tarihten itibaren üç gün içinde ve en geç il birleştirme

tutanağının düzenlenmesini takip eden üçüncü gün saat 17.00 ye,

5. Oyların dökümüne, sayımına, oyların

seçilenlere göre ayrılmasına; il birleştirme tutanağının düzenlenmesinden sonraki

üçüncü gün saat 17.00 ye,

6. Seçilme yeterliğine;

veya kendilerine tutanak verilenlerin, seçilmediğine veya seçimin sonucuna

tesir edecek olaylara karşı, seçilenlere verilecek tutanağın düzenlenmesinden

sonraki üçüncü gün saat 17.00 ye,

Kadar 110 uncu maddede yazılı kimseler

tarafından doğrudan doğruya veya il seçim kurulları vasıtasıyla Yüksek Seçim

Kuruluna itiraz edilebilir.

Şu kadar ki; siyasi partilerin il

başkanlarıyla genel merkezleri veya bağımsız aday tarafından tutanağın

düzenlenmesinden sonra (7) gün içinde seçimin neticesine müessir olaylar ve

haller sebebiyle yapılan itirazlar, seçimin sonucu hakkında kesin karar vermek

yetkisine sahip olan kurullarca, seçimin neticesine müessir görüldüğü takdirde,

alt kademelerce verilen kararların kesin veya kesinleşmiş olması veya kurullara

derece derece ve müddeti içinde müracaat edilmemiş

olması, bu itirazın incelenmesine ve reddine sebep teşkil etmez.

Bu itirazlar yazılı olarak yapılır. İtiraz

dilekçesine, itiraz edenin adının, soyadının ve açık adresinin yazılması, ihbar

ve iddia olunan vakıaların mahiyetinin ve gerekçesinin beyanının, delillerinin

gösterilmesi ve belgelerinin bağlanması, bu belgelerin elde edilmesi mümkün

değil ise, sebeplerinin ve nereden ve ne suretle temin olunabileceğinin bildirilmesi

lazımdır.

Ancak, adaylığın kesinleşmesinden sonra,

adayın Türk olmadığına, yaşının kanunda gösterilenden küçük olduğuna, okur - yazar olmadığı veya seçilme yeterliğini kaybettiren

bir mahkumiyeti bulunduğuna ilişkin iddialar dışındaki nedenlerle adaylara

itiraz olunamaz. Bu hüküm olağanüstü itirazlar için de geçerlidir.

Bu şartları haiz olmayan dilekçeler reddolunur.”

12. 298 sayılı Kanun’un 131. maddesi şöyledir:

“ Her türlü seçimin devamı sırasında, Yüksek Seçim Kurulunun itiraz eylediği

veya itiraz yolu ile verdiği kararlar dışında kalan işlemleri, tedbirleri ve

sair muameleleriyle, bu kanunda başka bir mercie şikayet veya başvurma yolu

gösterilmemiş ve fakat alt kurulların görevleri sınırlarını aşmış olan veya bu

mahiyette bulunan, kanuna aykırı hareketlerden dolayı 110 uncu maddede

gösterilenler tarafından, yazılı olarak, doğrudan doğruya, Yüksek Seçim

Kuruluna şikayet olunabilir.

Yazılı şikayetlerin 112 nci maddedeki şartları ihtiva etmesi lazımdır. Bu

şikayetler üzerine, Yüksek Seçim Kurulunca derhal ve kesin olarak karar

verilir.”

13. 298 sayılı Kanun’un 132. maddesi şöyledir:

“ Yüksek Seçim Kurulu evrak üzerinde, incelemeler yapar. Ayrıca lüzum gördüğü

bilcümle tahkik ve her türlü tetkik işlemlerini de yapar. Gerekli mercilerden

her türlü bilgi ve belgeleri ister. Bu mercilerin, en kısa bir zamanda ve en

geç yedi gün içinde istenilen bilgi ve belgeyi vermeleri mecburidir.

Kurul başkanı, lüzum ve ihtiyaca göre, bu

işlerde çalışmak üzere, Yargıtay ve Danıştay memurlarını da vazifelendirebilir.

İtiraz dilekçesinin bir sureti, tutanağına

itiraz edilene tebliğ olunur. Tutanağına itiraz olunan kimse, isterse yazı ile

savunabileceği gibi, isteği üzerine, Yüksek Seçim Kurulunun tayin edeceği günde

bizzat veya bir vekil marifetiyle kendini kurul huzurunda savunabilir. Kurul,

yapılan itiraz ve ihbarları kendisine verildiği tarihten itibaren en geç üç ay

içinde bir karara bağlar.

Kurulun kararı kesindir. Aleyhine hiçbir

mercie ve kanun yoluna başvurulamaz.

Seçimin özelliğine göre seçim sonuçları

hakkında kesin karar vermeye yetkili mercie yapılacak itirazlarda da yukarıki 1 inci ve 3 üncü fıkralar

hükümleri uygulanır.

Ancak, bu kurul itirazları onbeş

gün içinde kesin karara bağlar.

Yukarıki fıkralarda yazılı kararlar aleyhine hiçbir mercie ve kanun yoluna

başvurulamaz.

Tutanakların iptali halinde özel

kanunlarındaki hükümler uygulanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 23/7/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 2014/5425 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

15. Başvurucular, Yüksek Seçim Kurulu kararlarının yargısal

nitelik taşıyan kararlar olduğunu, diğer yargı yerleri kararları gibi YSK

kararlarına karşı da bireysel başvuru yapılabileceğini, Anayasa'nın 79.

maddesindeki YSK kararları aleyhine bir başka mercie başvurulamayacağı

yolundaki hükmün, kararlarının kesin olması şeklinde anlaşılması gerektiğini,

YSK'nın 9/4/2014 tarihli kararında ileri sürdükleri delilleri ve iddiaları

yeterince incelemediğini, kararda bariz takdir hatası bulunduğunu, YSK'nın, çok

sayıda seçim sandığında geçersiz kabul edilen oy pusulalarının geçersizlik

nedenlerinin yazılmamış olması yönündeki itirazı reddettiğini, YSK'nın

seçimlerin düzgün yürütülmesine dair pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediğini,

yeterli tedbirleri almadığını, Ankara'da muhtar pusulalarının diğer pusulalarla

aynı zarf içerisine konmasının kanunen geçersiz sayılması hususunun yaklaşık

125.000 oyun geçersiz sayılmasına neden olduğunu, oysa ülke genelinde aynı

durumda olan oyların sandık kurullarının inisiyatifiyle geçerli sayıldığını, bu

şekilde tutarsız uygulamalara yol açıldığını, YSK'nın aynı konuda yapılan

itirazlarda çelişkili kararlar verdiğini, seçimde yapılan usulsüzlükler

nedeniyle başvurucu Mansur Yavaş’ın seçilmesinin engellendiğini belirterek

Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma, Anayasa'nın 67.

maddesinde yer alan seçme ve seçilme haklarının ve ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Başvurucu Cumhuriyet Halk Partisinin

başvurusunun kişi bakımından yetki yönünden

16. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

'Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.'

17. 30/11/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un, 'Bireysel başvuru hakkı' kenar

başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

'Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.'

18. 6216 sayılı Kanun'un, 'Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar'

kenar başlıklı 46. maddesi şöyledir:

'(1) Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel, kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.

(2) 'Kamu tüzel kişileri bireysel başvuru

yapamaz. Özel hukuk tüzel kişileri sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal

edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilir.

…''

19. 6216 sayılı

Kanun'un 46. maddesinde, bireysel başvurunun

ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel

ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabileceği

düzenlenmektedir

20. Aynı maddenin

(2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde ise kamu tüzel kişilerinin bireysel

başvuru yapamayacağı, özel hukuk tüzel kişilerinin sadece tüzel kişiliğe ait

haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilecekleri

kuralı yer almaktadır.

21. Anayasa'nın 68.

maddesinin ikinci fıkrasında “Siyasî partiler, demokratik siyasî hayatın

vazgeçilmez unsurlarıdır.” ilkesine yer verildikten sonra üçüncü fıkrasında da

“Siyasî partiler önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa ve kanun hükümleri

içinde faaliyetlerini sürdürürler.” denilmektedir.

22. Anayasa

Mahkemesinin 10/2/1994 tarih ve E.1992/2, K.1994/1 sayılı kararında, siyasî

partilere ilişkin Anayasa kuralları gözden geçirilirse Anayasa koyucunun bu

konuya özel bir önem ve değer vermiş olduğu, ancak, siyasî partilerin

Anayasa'da kamu kurumları olarak nitelendirilmediği belirtilmiştir.

23. Anayasa Mahkemesinin 30/7/2008

tarih ve E. 2008/1, K. 2008/2 sayılı kararında ise siyasi partilerin,

Anayasa’nın konuya ilişkin kuralları ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

‘örgütlenme’, ‘düşünce ve ifade’ özgürlüğünü düzenleyen 10. ve 11. maddelerinin

koruması altında oldukları belirtilmiştir.

24. Buna göre

siyasi partilerin hukuki nitelikleri bakımından kamu tüzel kişisi olmadıkları

açıktır. Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararlarında siyasi partilere

ilişkin Anayasa’da yer alan özel düzenlemeler dikkate alınarak, siyasi

partilerin olağan derneklerden farklı oldukları vurgulanmışsa da bu tespit

onların bireysel başvuru usulünde 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (2)

numaralı fıkrası uyarınca özel hukuk tüzel kişileri olarak başvuru

yapabilmelerine engel değildir.

25. Anayasa'nın

148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkraları uyarınca, Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal

edildiğini düşünen, medeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişilere Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru açısından dava ehliyeti tanınmıştır. Buna karşılık

6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, özel hukuk tüzel

kişilerinin bireysel başvurunun niteliği gereği sadece tüzel kişiliğe ait

haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilecekleri

ifade edilmiştir. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrası ise bireysel başvuru

yapılabilmesi açısından güncel ve kişisel hakların doğrudan ihlal edilmiş olmasını

gerekli kılmaktadır.

26. Somut başvuruda Cumhuriyet Halk

Partisi, 30/3/2014 tarihinde yapılan Ankara Büyükşehir Belediye

Başkanlığı seçimlerinde hukuka aykırılıklar bulunduğu iddiasıyla YSK’ya

başvurmuş, söz konusu seçimin iptalini talep etmiş, talebinin reddi üzerine

bireysel başvuruda bulunmuştur. Demokratik hayatın vazgeçilmez öğesi kabul

edilen siyasi partilerin kendilerini ifade etmelerinde en önemli yol olan

seçimlere ilişkin hususların siyasi partilerin tüzel kişiliğine ait haklardan

olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu Ankara Büyükşehir

Belediye Başkanlığı seçiminde birtakım usulsüzlükler yapıldığı iddialarıyla

YSK’ya yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin bir siyasi parti olan CHP’nin

tüzel kişiliğine ait haklarını etkilediği açıktır. Bu nedenle başvuru ehliyeti bakımından bir eksiklik bulunmamaktadır.

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

27. Başvurucular her ne kadar YSK’nın başvuru konusu 9/4/2014

tarihli kararı nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma,

Anayasa'nın 67. maddesinde yer alan seçilme haklarının ve ifade özgürlüğünün

ihlal edildiğini ileri sürmüşler ise de ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine

ilişkin somut olay ve olgulara dayalı bir açıklama ve kanıtlamada

bulunulmadığı, özellikle siyasi propaganda olanaklarının ne suretle

kısıtlandığına yönelik somut kanıtların sunulmadığı, başvuru formu ve eklerinin

incelenmesinden şikayetin özünün seçilme hakkına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

Olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifiyle bağlı olmayan Anayasa

Mahkemesi, başvurucuların iddialarını seçilme hakkı çerçevesinde

değerlendirmiştir.

28. Başvuru dosyasının incelenmesinde öncelikle Anayasa’nın

148. maddesinin üçüncü fıkrasında çizilen çerçevede başvurunun Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetkisi içinde olup olmadığı hususunun ortaya

konulması gerekmekte olduğundan bu dosya bakımından Anayasa’nın 79. maddesinin

ikinci fıkrasının son cümlesi ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (3)

numaralı fıkrası yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak

ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi

birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir.”

30. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar

başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak

ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin

taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından,

ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

31. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine

yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü

tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18; B. No: 2012/917,

16/4/2013, § 16).

32. AİHS'in Türkiye'nin taraf olduğu Ek 1 Nolu Protokolün 3. maddesi şöyledir:

"Yüksek Sözleşmesi Taraflar, yasama

organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak

şartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt

ederler."

33. AİHM içtihatlarına göre, anılan maddede geçen “yasama”

ifadesi mutlak anlamda ulusal parlamento anlamına gelmemekte, söz konusu

ifadenin devletlerin anayasal yapısı ışığında yorumlanması gerekmekte, federal

devletlerde federe devletlerin parlamentoları da bu madde anlamında “yasama”

organı olarak kabul edilmektedir (Mathieu-Mohin ve Clerfayt/Belçika, B. No: 9267/81, 2/3/1987; Matthews/Birleşik Krallık,

B. No: 24833/94, 18/2/1999, § 40).

34. Bunun yanı sıra AİHM, kapsam ve güç bakımından yeterli

yasama yetkisine sahip olmayan yerel yönetim seçimlerini “yasama organı” seçimi

kapsamında görmemektedir (X/Birleşik Krallık,

B. No: 7215/75, 5/11/1981; Clerfayt, Legros/Belçika, B. No: 10650/83, 17/5/1985; Booth-Clibborn/Birleşik

Krallık, B. No: 11391/85, 5/7/1985; Malarde/Fransa, B.No: 46813/99, 5/9/ 2000;

Molka/Polonya, B. No: 56550/00,

11/4/2006).

35. Görüldüğü üzere AİHS kapsamında korunan hak, yasama

organının seçimi ile ilgili olup Anayasa’nın 127. maddesi uyarınca mahalli

idare niteliğinde olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimiyle ilgili

ihlal iddiaları, bağımsız bir hak olarak AİHS kapsamında

değerlendirilmediğinden, bu hakka yönelik ihlal iddialarının bireysel başvuru

konusu yapılabilmesi mümkün değildir.

36. Sonuç itibariyle, başvurucuların ihlal iddiasının konusu,

Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak ve

özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.

37. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların başvuru dilekçesinde

ifade ettiği şekliyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü haklar, Anayasa ve AİHS

ile buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerin ortak koruma alanına

girmediğinden başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “konu bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle, başvurunun, “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına, 23/7/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Zühtü ARSLAN

Raportör

:

Şermin BİRTANE

Başvurucular

:

1) Mansur YAVAŞ

Vekili

:

Av. Balkan ŞENCAN

2) Cumhuriyet Halk Partisi

Temsilcileri

:

Bülent TEZCAN

Gürsel TEKİN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/5425, T. 23.07.2014, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-5425-basvuru-23-07-2014-bba870d459b7