Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/14465, 20.12.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/14465
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET YAHYA ŞAHİN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/14465)

Karar Tarihi: 20/12/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; mahkûmiyetle sonuçlanan yargılamada tanıkların

tamamının dinlenmemesi, delillerin hatalı değerlendirilmesi, ilk derece

mahkemesi kararı ile Yargıtay onama kararının yeterli gerekçe içermemesi ve

müşteki tarafından temyiz aşamasında sunulan ek beyan dilekçesinin Yargıtay

tarafından dikkate alınmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. İzmir ilinde emlakçılık yapmakta olan M.C.T. ve N.Ş. adlı

şahıslar27/3/2007 ve 30/3/2007 tarihli dilekçeler ile başvurucudan şikâyetçi

olmuştur. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tehdit suçu nedeniyle başlattığı

soruşturma sonucunda 7/5/2007 tarihinde kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına

karar vermiştir.

7. Müşteki C.T. abisi olan M.C.T.nin

şikâyeti sonrasında başvurucu ve yanında bulunan Ö.A.nın

lehlerine ifade vermesi amacıyla kendisini bulundukları yere çağırdıkları ve

buradan Aliağa'da bulunan bir yere götürerek zorla alıkoydukları iddiasıyla

24/7/2007 tarihinde şikâyette bulunmuştur. C.T.nin

şikâyeti üzerine başvurucu hakkında daha önceden verilen takipsizlik kararı

kaldırılmış ve her iki soruşturma birleştirilmiştir.

8. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı yapmış olduğu soruşturma

sonucunda kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan başvurucu hakkında

iddianame düzenlenmiştir.

9. Söz konusu iddianamedeki anlatıma göre olaylar şu şekilde

gelişmiştir: İzmir'de emlakçılık yapmakta olan M.C.T. satın almak istediği bir

taşınmaz nedeniyle daha önceden tanıştığı başvurucudan yardım istemiştir.

Başvurucu, biriktirdiği bir miktar paraya bankadan çekmiş olduğu krediyi de

ekleyip borç olarak M.C.T.ye vermiştir. M.C.T. almış olduğu borcu ödeyememiş ve

bunun karşılığında satın almış olduğu, üzerinde beş adet bağımsız bölüm bulunan

taşınmazı teminat olarak başvurucuya devretmiştir. Asker kişi olan başvurucu

hakkında üzerindeki taşınmazlar nedeniyle disiplin soruşturması başlatılması

üzerine M.C.T.ye taşınmazları devir yetkisi içeren vekâletname vermiştir.

M.C.T. almış olduğu bu vekâletname uyarınca taşınmazları kendi damadı C.T.E.ye

devretmiştir. C.T.E. bir süre sonra taşınmazların üzerinde bulunmasından

duyduğu rahatsızlık nedeniyle taşınmazları aynı zamanda C.T.E.nin

kardeşi olan C.T.ye devretmiştir. M.C.T. 2006 yılı Eylül ayında başvurucudan

11.000 TL daha borç almış, C.T.de abisinin almış olduğu borca kefil olmuştur. Borcun

ödenmemesi üzerine başvurucu yanında Ö.A. ve H.M.A. olduğu hâlde 2006 yılı

Aralık ayında C.T.nin yanına giderek taşınmazları

kendisine devretmesi hususunda tehdit etmiş, korkuya kapılan C.T. taşınmazları

devretmesi için N.Ş.ye vekâlet vermişveN.Ş. dealdığı vekâlet ile taşınmazları Ö.A.ya

devretmiştir.Ö.A.nın taşınmazları elden çıkarmaya

başlamasından sonra M.C.T. başvurucu ve Ö.A.dan

şikâyetçi olmuş, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında soruşturma

başlatılan başvurucu bu şikâyet nedeniyle C.T.yi

telefonla arayarak Alsancak'ta bir restauranta

gelmesini sağlamış ve ardından Ö.A. ile birlikte zorla Aliağa'da bulunan bir

yere götürerek alıkoymuştur.

10. İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesi yapmış olduğu yargılama

sonucunda, 5/5/2011 tarihli karar ile müşteki beyanları, tanık beyanları, sanık

savunmaları ve dosya kapsamındaki diğer delillere esas alarak isnat edilen

eylemi sabit görerek başvurucunun kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan

3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

11. Hüküm başvurucu müdafii tarafından

22/6/2011 tarihinde temyiz edilmiştir. Karar temyiz aşamasında iken müşteki

C.T. 25/6/2014 havale tarihli dilekçe ile Alsancak'ta birlikte yemek yedikten

sonra kendisinin özel işleri nedeniyle Aliağa'ya gittiklerini ve işini

bitirememesi nedeniyle bir gün daha kaldıklarını, kendisine karşı tehdit, zor

kullanma vb bir durum bulunmadığını belirtmiş ve

şikâyetinden vazgeçmiştir.

12. Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2/7/2104 tarihli kararıyla

''delillerle iddia ve savunma, duruşma gözönünde

tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına

uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanıklar

müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle'' hükmün

onanmasına karar vermiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

217. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya

getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller

hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.''

14. 23/5/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun

Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un ''Temyiz

ve karar düzeltme'' kenar başlıklı 8. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

(1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004

tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye

Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve

başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza

Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesinin

dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye

mahkemelerine gönderilemez. (Ek cümle: 6/12/2006-5560/29 md.)

Yargıtay ceza daireleri ile Ceza Genel Kurulu kararlarındaki yazıma ilişkin

maddi hataların düzeltilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ilgili ceza

dairesi veya Ceza Genel Kuruluna başvurabilir. (2) “ Hâkim, kararını ancak

duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir.''

15. Kararın kesinleştiği tarihte yürürlükte bulunan 4/4/1929

tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 320. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“ Temyiz Mahkemesi, temyiz istida ve

layihasında irat olunan hususlar ile temyiz talebi usule ait noksanlardan

dolayı olmuş ise temyiz istidasında bu cihete dair beyan edilecek vakıalar

hakkında tetkikler yapabileceği gibi hükme tesiri olacak derecede kanuna

muhalefet edilmiş olduğunu görürse talepte mevcut olmasa dahi bu hususu tetkik

eder.''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 20/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tanık Sorgulama ve

Dinletme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Başvurucu, isnat edilen kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma

eylemi nedeniyle bazı tanıklarının mahkemece dinlenmediğini, bu kişilerden

özellikle M.D.ninsoruşturma aşamasında dinlenmiş

olması nedeniyle beyanının sonuca etki edecek nitelikte olduğunu belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu

mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §

20).

19. Başvurucu, tanıklarının dinlenmediği iddiasını temyiz

aşamasında ileri sürmemiştir. Bu itibarla yargılama makamlarına iddia edilen

hak ihlallerinin düzeltilmesi imkânı tanınmaksızın başvuruda bulunulduğu

anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle bireysel başvuruya konu edilen şikâyetler,

derece mahkemeleri önünde ileri sürülmeksizin ilk defa bireysel başvuru

aşamasında dile getirilmiştir (Metin Polat,

B. No: 2013/1145, 10/6/2015, § 25).

20. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

21. Başvurucu; derece mahkemesi kararlarının gerekçesiz

olduğunu, bu sebeple gerekçeli karar hakkının da ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3),48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği

ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No:

2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

23. Somut olayda başvurucu, ihlal iddialarını soyut ve genel

ifadelerle ileri sürmüş; kararın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki hangi

esaslı iddiasının gerekçelerde ayrı ve açık olarak yanıtlanmadığını veya

gerekçeli karar hakkının ne şekilde ihlal edildiğine ilişkin gerekçeleri

açıklama yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dolayısıyla başvurucu

tarafından ileri sürülen iddiaların temellendirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

24. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına

İlişkin İddia

25. Başvurucu, lehe olan beyanlar dikkate alınmadığı gibi

beyanlar arasındaki çelişki giderilmeden delillerin takdirinde hataya düşülerek

mahkûmiyet kararı verildiğini, yargılaması süren başka bir dosyadan aleyhine

bir çıkarımda bulunulduğunu iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca ilk derece

mahkemesi tarafından verilen karar temyiz aşamasında iken müşteki C.T.

tarafından dosyaya sunulan ek beyan dilekçesinin Yargıtayca

dikkate alınmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz

takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum,

uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,

§ 42).

27. Somut olayda kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan

başvurucu ile birlikte yargılanan Ö.A.ya ilişkin

olarak gerekçeli kararda geçen ''sanık

Mehmet Yahya Şahinin M.C.T ve C.T.yi paranın ödenmesi

için sık sık arayıp sonuç alamayacağını anlayınca halen suç işlemek amacıyla

örgüt kurmak suçundan örgüt lideri olarak İzmir Özel yetkili 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2009/216 esas sayılı dava dosyasında yargılanan sanık Ö.A.

vasıtasıyla tahsil etmek istediği'' şeklinde bir ibare bulunuyorsa

da başvurucunun bu yargılamada taraf sıfatı bulunmadığı gibi somut başvuruya

konu yargılama sonunda Ö.A. hakkında beraat kararı verilmiştir. Dolayısıyla Ö.A.nın başka mahkemede devam eden yargılamasının somut başvuruya

konu yargılamaya ilişkin herhangi bir etkisi olduğu söylenemez.

28. Öte yandan temyiz incelemesi aşamasında müşteki C.T.

tarafından 25/6/2014 tarihli şikâyetten vazgeçme ve isnat edilen eylemlerin

gerçekleşmediği yönünde beyanlar içeren bir dilekçe ibraz edildiği görülmüştür.

Söz konusu dilekçenin Yargıtay incelemesinden önce dosya içine alındığı ve

temyiz incelemesi sırasında dosyasında mevcut olduğu saptanmıştır.

29. Bu itibarla başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,

mahkemelerce delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına

ilişkin olup mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate

alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

30. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tanık sorgulama ve dinletme hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği ve yargılamanın

sonucunun adil olmadığına ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

20/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Mehmet Yahya

ŞAHİN

Vekili

:

Av. Tamer

YURT

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/14465, T. 20.12.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-14465-basvuru-20-12-2017-064ea069bd4b