Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/1108, 07.06.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/1108
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET GÜRSOY BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/1108)

Karar Tarihi: 7/6/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, okul kantini işletilmesi karşılığında okul aile

birliğine ödenen kira bedellerinin katma değer vergisine tabi tutulması ve bu

sebeple vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarh

edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/1/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu olan yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu Balıkesir ili Edremit

ilçesinde okul aile birliğinden kiraladığı bir okul kantinini işletmektedir.

A. Tarhiyat İşlemine Karşı Açılan Davalar

7. 2005 ve 2006 yılları vergilendirme dönemlerine ilişkin kira

ödemesinden katma değer vergisi (KDV) tevkifatı yapıp

sorumlu sıfatıyla beyanname vermediği gerekçesiyle başvurucu adına vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarh edilmiştir.

8. Başvurucu tarafından söz konusu vergi ve cezalara karşı

Balıkesir Vergi Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davaları açılmıştır. Başvurucu

dava dilekçelerinde, 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi

Kanunu'nun 17. maddesinin dördüncü (4) numaralı fıkrasının (d) bendinde

iktisadi işletmelere dâhil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işleminin

KDV'den istisna edildiğini savunmuştur.

9. Mahkemenin 11/5/2011 tarihli kararlarıyla davalar

reddedilmiştir. Mahkeme, okul aile birliğinin iktisadi işletme niteliği

bulunmasa dahi işletme hakkının kiralanması faaliyetinin KDV'den istisna

edildiğine ilişkin kanunda bir hüküm yer almadığından başvurucunun KDV tevkifatı yapma yükümlülüğünün bulunduğunu belirtmiştir.

10. Anılan kararlara karşı yapılan itiraz, Bursa Bölge İdare

Mahkemesinin (Bölge İdare Mahkemesi) 27/9/2011 tarihli kararlarıyla

reddedilerek kararlar onanmıştır. Karar düzeltme istemleri de Bölge İdare

Mahkemesinin 18/1/2012 ve 6/2/2012 tarihlerinde verdiği kararlarla

reddedilmiştir.

B. Ödeme Emrine Karşı

Açılan Dava

11. Tarhiyata karşı açılan davaların İlk Derece Mahkemesi

tarafından reddi üzerine vergi idaresince 8/6/2011 tarihli (2) numaralı

ihbarnameler düzenlenmiş, ardından da 8/8/2012 tarihinde kesinleşen vergi ve

cezaların gecikme faizi ve yargı harcıyla birlikte tahsili amacıyla ödeme emri

düzenlenmiştir.

12. Başvurucu, ödeme emirlerine karşı 17/8/2012 tarihinde

Mahkemede iptal davası açmıştır. Dava dilekçesinde, okul kantinlerinin işletilmesinin

KDV'den müstesna olduğu ileri sürülmüştür.

13. Mahkemenin 31/1/2013 tarihli kararıyla dava reddedilmiştir.

Mahkeme, okul kantini işletilmesinin KDV'ye tabi olup olmadığı yolunda bir

tartışmaya girmemiş, ödeme emirlerinin düzenlenmesi koşullarının oluşup

oluşmadığıyla sınırlı bir inceleme yapmıştır. Kararın gerekçesinde, 2/7/1953

tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58.

maddesi uyarınca ödeme emirlerine karşı açılan davalarda borcun olmadığı,

kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddialarının öne sürülebileceği

hatırlatılmıştır. Kararda, ödeme emri içeriğindeki vergi ve cezalar nedeniyle

idarece (2) numaralı ihbarnamelerin düzenlenerek başvurucuya tebliğ edilmesine

rağmen süresinde ödeme yapılmadığı vurgulanarak muaccel hâle gelen vergi

alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık

bulunmadığı belirtilmiştir.

14. Mahkeme kararı, Bölge İdare Mahkemesinin 12/7/2013 tarihli

kararıyla onanmış; karar düzeltme istemi de Bölge İdare Mahkemesinin 5/11/2013

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

15. Nihai karar 23/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 20/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 377.

maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

“Mükellefler ve kendilerine vergi cezası

kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde

dava açabilirler.”

18. 213 sayılı Kanun’un 112. maddesinin (3) numaralı fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

“3. Vergi mahkemesinde dava açma dolayısıyla

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27 nci maddesinin 3 numaralı fıkrası gereğince tahsili

durdurulan vergilerden taksit süreleri geçmiş olanlar, vergi mahkemesi kararına

göre hesaplanan vergiye ait ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren bir ay

içinde ödenir.”

19. 6183 sayılı Kanun’un “Ödeme

emri” kenar başlıklı 55. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere,

7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir

"ödeme emri" ile tebliğ olunur.”

20. 6183 sayılı Kanun’un “Ödeme

emrine itiraz” kenar başlıklı 58. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs,

böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı

hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait

itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir.

İtirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi

Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 7/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, okul kantini işletilmesinin 3065 sayılı Kanun'un

17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (d) bendi uyarınca KDV'den müstesna

olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, Danıştayın yerleşik

içtihadı ile Millî Emlak Genel Müdürlüğünün 8/10/2008 tarihli yazısı da bu

yönde olduğu hâlde işlettiği okul kantinine ilişkin 2005 ve 2006 yılları

vergilendirme döneminde kira ödemesinden KDV tevkifatı

yapmadığı gerekçesiyle hakkında resen tarh edilen KDV’ye ve kesilen vergi ziyaı cezasına karşı açtığı davanın reddedildiğinden

yakınmış ve bu nedenle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.

Başvurucu, ödeme emrine konu olan borç nedeniyle ticari araçlarının

haczedildiğini belirterek ihlallerin tespit edilmesi hakkında bir tedbire

ivedilikle karar verilmesini talep etmiştir.

2. Değerlendirme

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları

inceler."

24. Anılan hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki

kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S.,

B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

25. Nihai işlem veya kararların anılan tarihten önce

kesinleştiklerinin tespiti hâlinde ilgili şikâyetler bakımından başvurunun

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Mahkemenin yargı yetkisine

ilişkin bu tespitin bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında yapılabilmesi

mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 32).

26. 213 sayılı Kanun'un 377. maddesinin birinci fıkrasına göre

mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve

kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilirler. Adına tarhiyat

yapılan mükellefin verginin esasına yönelik her türlü iddiayı tarh işlemine

karşı açtığı davada öne sürmesi mümkündür. Bu bağlamda bir iktisadi faaliyetin

vergiye tabi olup olmadığı yolundaki bir iddia borcun esasına ilişkin olup

ancak tarhiyata karşı açılacak bir davada inceleme konusu yapılabilir.

27. Kamu alacağı esasının dava konusu edilmemesi veya dava

konusu edilmesine rağmen alacakta hukuki sakatlık bulunmadığına karar verilmesi

durumunda alacak kesinleşmiş olacak ve tahsili için 6183 sayılı Kanun'un 55.

maddesi uyarınca ödeme emri düzenlenecektir. 6183 sayılı Kanun'un 58.

maddesinin birinci fıkrasına göre bu aşamada ödeme emrine itiraz hâlinde

Mahkeme, davayı tahsile ilişkin olarak böyle bir borcun olmadığı, borcun kısmen

ödendiği ve borcun zamanaşımına uğradığı nedenleriyle sınırlı olarak

inceleyebilecek; borcun esasına ilişkin bir denetim yapamayacaktır (AYM,

E.2009/83, K.2011/29, 3/2/2011).

28. Olayda 2005 ve 2006 yılları vergilendirme dönemlerine

ilişkin kira ödemesinden KDV tevkifatı yapıp sorumlu

sıfatıyla beyanname vermediği gerekçesiyle başvurucu adına tarh edilen vergi ziyaı cezalı KDV'ye karşı açılan davalar Mahkemenin

11/5/2011 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. Anılan davalarda başvurucu, 3065

sayılı Kanun'un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (d) bendinde iktisadi

işletmelere dâhil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işleminin KDV'den

istisna edildiğini savunmuştur. Mahkeme bu iddiayı incelenmiş ancak yerinde

görmeyerek başvurucunun KDV tevkifatı yapma

yükümlülüğünün bulunduğu sonucuna ulaşmıştır. Değinilen kararlara karşı yapılan

itirazlar, Bölge İdare Mahkemesinin 27/9/2011 tarihli kararlarıyla reddedilerek

kararlar onanmıştır. Karar düzeltme istemleri de aynı Bölge İdare Mahkemesinin

18/1/2012 ve 6/2/2012 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir.

29. Tarhiyata karşı açılan davaların İlk Derece Mahkemesi

tarafından reddi üzerine vergi idaresince 8/6/2011 tarihli (2) numaralı

ihbarnameler düzenlenmiş, ardından da 8/8/2012 tarihinde kesinleşen vergi ve

cezaların gecikme faizi ve yargı harcıyla birlikte tahsili amacıyla ödeme emri

düzenlenmiştir. Başvurucu, ödeme emrine karşı 17/8/2012 tarihinde Mahkemede

iptal davası açmıştır. Mahkemenin 31/1/2013 tarihli kararıyla dava

reddedilmiştir. Mahkeme kararı, Bölge İdare Mahkemesinin 12/7/2013 tarihli

kararıyla onanmış; karar düzeltme istemi de Bölge İdare Mahkemesinin 5/11/2013

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

30. Başvurucunun 20/1/2014 tarihinde kayda giren bireysel

başvuru dilekçesinde, okul kantinlerinin işletilmesinin 3065 sayılı Kanun'un

17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (d) bendi uyarınca KDV'den müstesna

olduğunu öne sürülmektedir. Okul kantininin kiralanması karşılığında ödenen

kira bedelinin KDV'ye tabi olup olmadığı hususu, borcun esasına ilişkin bir

iddia olup başvurucu tarafından tarh işlemine karşı açılan davalarda Mahkemece

incelenmiş ve yerinde görülmeyerek davalar reddedilmiştir. Söz konu kararlar

itiraz ve karar düzeltme aşamalarından da geçerek Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi dışında kalan 18/1/2012 ve 6/2/2012 tarihlerinde

kesinleşmiştir.

31. Anılan kamu alacağının tahsili amacıyla sonrada düzenlenen

ödeme emirlerine karşı dava açılmış ise de ödeme emirlerine karşı açılan davada

okul kantininin kiralanması karşılığında ödenen kira bedelinin KDV'ye tabi olup

olmadığına yönelik bir inceleme yapılması mümkün değildir. Bu nedenle ödeme

emrine karşı açılan davanın başvurucunun, borcun esasına yönelik iddiası

yönünden etkili bir yol olmadığı anlaşılmaktadır. Kesinleşen idari veya

yargısal işlem ya da kararlara karşı etkisiz birtakım idari veya yargısal

yollara başvurulması, kesinleşmiş olan süreci tekrardan canlandırmaz (İzotek Yapı Elemanları Pazarlama İnşaat Sanayi ve Ticaret

Limited Şirketi, B. No: 2014/7914, 11/5/2017, § 54)

. Dolayısıyla başvurucu tarafından ileri sürülen iddia bakımından

etkisiz olduğu tespit edilen ödeme emrine karşı dava açılması, vergi aslına

ilişkin olarak kesinleşen yargısal süreci yeniden canlı hâle getirmez.

32. Öte yandan başvurucu tarafından bireysel başvuruda ileri

sürülen tüm iddialar, verginin aslına yönelik olup ödeme emrine karşı açılan

dava sürecine ilişkin herhangi şikâyet dile getirilmemiştir.

33. Açıklanan nedenlerle başvurucu adına tarh edilen verginin

asılına dair yargısal sürecin 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş olması

sebebiyle vergi aslına yönelik şikâyetlerden ibaret olan başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Başvurucunun Diğer

İddiaları

34. Başvurucu, Ankara ve İstanbul illerinde faaliyet gösteren

kantin işletmecilerince açılan davalar sonucunda kantin işletmelerinin KDV tevkifatı yapma yükümlülüğünün bulunmadığı yolunda kararlar

verilmesine rağmen kendi davasının reddedilmiş olmasının eşitlik ilkesini ihlal

ettiği görüşünü ifade etmiştir. Ayrımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için

başvurucunun kendisi ile benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile

kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ve bu

farklılığın meşru bir temeli olmaksızın sırf ırk, renk, cinsiyet, din, dil,

cinsel yönelim ve benzeri ayırımcı bir nedene dayandığını makul delillerle

ortaya koyması gerekmekte olup somut olayda ise başvurucunun bu yöndeki

iddialarını temellendirecek somut bulgu ve kanıtlar ortaya koyamadığı

anlaşılmaktadır. Bu nedenle eşitlik ilkesi yönünden herhangi bir inceleme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasının zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Başvurucuların diğer iddialarının İNCELENMESİNE YER

OLMADIĞINA,

C. Yargılama

giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 7/6/2017 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

Mehmet

GÜRSOY

Vekili

:

Av. Gökçe

GARİPCAN OCAK

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/1108, T. 07.06.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-1108-basvuru-07-06-2017-6387551ea0fb