Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2013/6160, 02.12.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2013/6160
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

FAİK ÖZGÜR EROL VE DİĞERLERİ

BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/6160)

Karar Tarihi: 2/12/2015

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1.

Başvuru, resen yapılan tutukluluk incelemesinin duruşmalı yapılmaması ve itiraz

merciince de bu hususa değinilmeden karar verilmesi nedeniyle kişi özgürlüğü ve

güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2.

Başvuru 5/8/2013 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 29/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

1. Başvuru formu, ekleri ve

Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

2. Değişik illerde avukatlık

yapan başvurucular hakkında İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda terör suçlarından hükümlü müvekkilleri Abdullah Öcalan ile değişik

tarihlerde yaptıkları görüşmelerin ses kayıtlarının Bursa 1. İnfaz Hâkimliğince

yaptırılan bilirkişi çözüm tutanağındaki diyaloglarına göre müvekkil avukat

görüşmesi ve hukuki yardımla ilgisi olmayacak şekilde PKK terör örgütüne

yönelik güvenlik güçlerinin yaptığı operasyonlara ilişkin örgütün kaybı,

stratejisi, operasyonun amacı ve gelişimi konusunda terör örgütü kurucusu

müvekkiline ayrıntılı bilgi vererek terör örgütü başı ile PKK terör örgütü

arasında kuryelik yapmak suretiyle örgüte bilerek ve isteyerek yardım

ettikleri, bu şekilde suç işledikleri gerekçesiyle haklarında soruşturma

başlatılmıştır.

4.

Başvurucular, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/11/2011 tarihli ve

2011/107 sorgu sayılı kararıyla “silahlı örgüt yöneticiliği ve silahlı terör

örgütüne üye olma” suçlarından tutuklanmıştır.

5.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı mülga Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesi ile görevli) tarafından düzenlenen 3/4/2012

tarihli ve 2012/225 sayılı iddianame ile “silahlı

örgüt yöneticiliği ve silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan başvurucuların

cezalandırılması talebiyle, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinde (CMK 250. madde

ile görevli) kamu davası açılmıştır.

6.

Anılan Mahkemece yapılan tensip incelemesi sonunda 20/4/2014 tarihli karar ile

başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir.

7.

İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/3/2013 tarihli yedinci duruşmasında “… üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti,

sanıklarla ilgili olarak iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması,

teknik araçlarla izleme kararları doğrultusunda, “Kapalı İletişim Ağı”

üzerinden “Görüşme Notları”, “Gözlem Notları”, “Ek Notları”, “Örgütsel

Talimatlar ve Aktarımların” ların yapılmasına ilişkin

olarak “1899005875 hizmet numaralı ADSL hattının” takılı bulunduğu Beyoğlu

ilçesinde faaliyet gösteren O. İNTERNET KAFE isimli iş yerinden giriş yapılan

e-posta adresleri, “2122524647 numaralı telefona tahsis edilen ADSL hattına”

takılı bulunan Beyoğlu ilçesinde faaliyet gösteren L. İNTERNET KAFE isimli iş

yerinden giriş yapılan e-posta adreslerinin taslaklarına kaydedilerek

karşılıklı iletildiğinin tespitine ilişkin tutanak içerikleri, buna bağlı

olarak Fiziki Takip Tutanaklarının ve Teknik Araçlar ile yapılan izleme

neticesinde elde edilen kamera görüntülerinin incelenmesi neticesinde yapılan

tespitlere ilişkin tutanak içerikleri, fiziki takip tutanakları ile uyumlu

olduğu bildirilen 1899005875 hizmet numaralı ADSL hattı üzerinden

[EPOSTA], [EPOSTA] ve [EPOSTA] isimli

e-posta adreslerine giriş yapıldığına ilişkin tespitler, “2122524647 numaralı

telefona tahsis edilen ADSL hattı üzerinden [EPOSTA],

[EPOSTA], [EPOSTA] isimli e-posta adreslerine giriş

yapıldığına ilişkin tespitler, sanıkların evlerinde ve işyerlerinde yapılan arama

sonucu elde edilen dokümanlar, dijital veri ve diğer delillerin içeriği,

iletişim tespiti tutanakları, analiz raporları, bilgisayar dökümleri, mail

trafiğini ve içeriğini gösterir tespit tutanakları, başka yer C.Başsavcılıklarca yürütülen soruşturma kapsamında tespit

edilen şüpheli beyanları, bir kısım sanıkların beyanları, tanık beyanları,

yakalama ve el koyma tutanakları ve dosyada mevcut tüm deliler birlikte

değerlendirildiğinde isnad edilen PKK/KCK silahlı

terör örgütü yöneticisi ve üyesi olmak suçları ile ilgili olarak, somut olayda

kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunması, delillerin henüz tamamen

toplanamamış olması, sanıklar hakkında isnad edilen

suçların CMK' nın 100/3-a Maddesinde yer alan

suçlardan olması, yine sanıklar hakkında isnad edilen

suçların yasada öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezasının alt ve üst sınırları

değerlendirildiğinde 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe

giren 6352 Sayılı Yasa ile değişik hükümler de dikkate alındığında diğer koruma

tedbirlerinin uygulanmasının bu aşamada yeterli olmayacağı…” gerekçesiyle

başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiş ve söz konusu

duruşmada tutukluluk durumlarının 30 günü geçmeyecek şekilde resen

incelenmesine karar verilmiştir.

8.

Başvurucular, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına 24/5/2013 tarihli

dilekçe ile resen yapılacak tutukluluk incelemelerinin, duruşma açılarak ve müdafiinin duruşmada dinlenerek yapılması talebiyle

başvuruda bulunmuştur.

9.

İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesince, 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesi

gereğince 28/5/2013 tarihinde resen yapılan tutukluluk incelemesinin duruşmalı

yapılması talepleri “5271 sayılı CMK'nun tutukluluğun incelenmesi başlıklı 108/1. maddesinde

"soruşturma evresinde şüphelinin tutuk evinde bulunduğu süre içinde ve en

geç 30'ar günlük süreler itibari ile ... şüpheli veya müdafi dinlenilmek

suretiyle karar verilir hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere kovuşturma

aşamasından söz edilmediği gibi anılan maddenin 3. fıkrasında yapılan atıf "1.

fıkrada ön görülen süre içinde" sözünden de anlaşılacağı üzere süreye

ilişkin olduğu,

Nitekim CMK 108. maddeyi değiştiren 6459 sayılı yasanın

gerekçesinde "soruşturma evresinde şüphelinin tutukluluk hâlinin devam

edip etmeyeceği husunun dosya üzerinden incelenmesi

AİHM tarafından AİHS'ye aykırı olarak değerlendirilmektedir. AİHM'ye göre

AİHS'nin 5. maddesinin 4. fıkrasının gereklilikleri çerçevesinde ilgili şahsın

bizzat kendisi veya gerektiğinde müdafisi aracılığı ile dinlenme imkanının

olması gerekmektedir. Yapılan düzenleme ile soruşturma aşamasında şüpheli veya

müdafinin dinlenilmesi suretiyle inceleme yapılarak, silahların eşitliği

ilkesinin gereği yerine getirilmiş olacaktır " şeklinde vurguladığı üzere

duruşmalı tutukluluk incelemesi soruşturma evresine hasren

getirilen bir düzenlemedir. Zira kovuşturma aşamasında tutukluluk hâlinin devam

edip etmeyeceği ara değerlendirmeler hariç duruşmalı yapıldığı…” gerekçesiyle reddetmiş ve

başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir.

10. Söz

konusu karara başvurucular tarafından itiraz edilmiş ancak itiraz, İstanbul 17.

Ağır Ceza Mahkemesinin 13/6/2014 tarihli ve 2013/54 Değişik İş sayılı kararıyla

reddedilmiş ve tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir.

11.

İtirazın reddi yönündeki nihai karar başvuruculara 5/7/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

12.

Başvurucular 5/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

13. 5271

sayılı Kanun’un 108. maddesi şöyledir:

“(1)

Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç

otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip

gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından 100 üncü Madde hükümleri göz önünde

bulundurularak karar verilir.

…

(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın

tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar

gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde

de re'sen karar verir.”

14. 5271

sayılı Kanun’un 270. maddesi şöyledir:

“İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi

için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme

ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da

emredebilir.”

15. 5271

sayılı Kanun’un 271. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz

hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde

Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16.

Mahkemenin 2/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 5/8/2013

tarihli ve 2013/6160 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17.

Başvurucular, tutukluluğun devamına dair karara yapmış oldukları itirazın

duruşmasız olarak dosya üzerinden incelendiğini, bu uygulamanın silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırı olduğunu, itiraz mercii

tarafından bu hususa değinilmeden karar verildiğini belirterek Anayasa’nın 11.,

19. ve 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5. maddesin (4)

numaralı fıkrası., 6. ve 13. maddelerinde belirtilen kişi özgürlüğü ve güvenliği

ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

18. Başvurucuların

şikâyetinin özü, haklarında verilen tutukluluğun devamına ilişkin kararın

duruşma yapılmadan dosya üzerinden incelenerek verilmesine ilişkindir. Bu

nedenle başvurucuların şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci

fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

19. Anayasa’nın

19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan

kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna

aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir

yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”

20. Sözleşme’nin

5. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:

“Yakalama veya tutulma yoluyla özgürlüğünden yoksun

kılınan herkes, tutulma işleminin yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre

içinde karar verilmesi ve eğer tutulma yasaya aykırı ise, serbest bırakılması

için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.”

21. Anayasa’nın

19. maddesinin sekizinci ve Sözleşme’nin 5. maddesinin (4) numaralı fıkraları,

her ne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye, tutuklanmasının yasallığı

hakkında süratle karar verebilecek ve tutulması kanuni değilse salıverilmesine

hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Anılan Anayasa ve

Sözleşme hükümleri, esas olarak tutukluluğun yasallığına ilişkin itiraz

başvurusu üzerine bir mahkeme nezdinde yürütülmekte olan davalardaki tahliye

talepleri veya tutukluluğun uzatılması kararlarının incelenmesi açısından bir

güvence oluşturmaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan,

B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 30).

22. 5271

sayılı Kanun’un 108. maddesinde, soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde

bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk

hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda Cumhuriyet savcısının istemi

üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100. madde hükümleri göz önünde

bulundurularak, kovuşturma evresinde ise tutuklu sanığın tutukluluk hâlinin

devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde,

oturumlar arasında ya da en geç otuz günlük süre içinde hâkim veya mahkemece resen

karar verileceği hükme bağlanmıştır.

23. 5271

sayılı Kanun’un 108. maddesine göre yapılacak değerlendirmeler, resen (ex officio) yapılmakta olup

Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası ile hürriyeti kısıtlanan kişiye

tanınan yargı merciine itiraz edebilme hakkı kapsamında değerlendirilemez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 32).

24. Bu

çerçevede resen gerçekleştirilen tutuklulukla ilgili incelemeler sonucunda

verilen kararlar konu bakımından

yetki kapsamı dışındadır (Hanefi Avcı,

B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 40). Bireysel başvuru kapsamında olmayan bu

kararların usulüne dâhil alt unsurları da kararlarla aynı hukuki sonuca

tabidir.

25. Açıklanan

nedenlerle başvurucuların, 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesine göre Mahkemece

resen yapılan incelemelerin duruşmasız olduğu ve çelişmeli yargılama ilkesine

uyulmadığı yönündeki şikâyetinin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Resen yapılan tutukluk incelemelerinin duruşma yapılmadan

değerlendirildiğine ilişkin iddiasının konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına

2/12/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Hüseyin TURAN

Başvurucular

:

1. Faik Özgür EROL

2. Muhdi ÖZTÜZÜN

3. İbrahim BİLMEZ

4. Cengiz ÇİÇEK

5. Doğan ERBAŞ

6. Emran EMEKÇİ

7. Asya ÜLKER

8. Hadice KORKUT

9. Fuat COŞACAK

10. Muharrem ŞAHİN

11. Ömer GÜNEŞ

12. Mehdi Sani KIZILKAYA

13. Mehmet BAYRAKTAR

14. Bedri KURAN

15. Sabahattin KAYA

Vekili

:

Av. Bahri Bayram BELEN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2013/6160, T. 02.12.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2013-6160-basvuru-02-12-2015-c82a8e9caf40