Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2013/3020, 23.03.2016

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2013/3020
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MEHMET ÇAĞIRICI BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/3020)

Karar Tarihi: 23/3/2016

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun beş yıl boyunca sürmesi ve dosya

üzerinden tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi nedenleriyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; evde yapılan aramanın savcı ya da hâkim

kararına dayanmaması ve komşulardan veya ihtiyar heyetinden bir kişinin hazır

edilmemesi nedeniyle konut dokunulmazlığına saygı ilkesinin, kardeşi olan M.Ç.nin gözaltında ölümle tehdit edilmesi nedeniyle kötü

muamele yasağının, emniyette susma hakkını kullanmasına rağmen yer gösterme

işlemi yapılması, tutanakta imzadan kaçınma nedeninin belirtilmemesi, M.Ç.nin tehdit altında verdiği ifadesinin hükme esas

alınması, yasak delillerin dosyadan çıkartılma taleplerinin karşılanmaması,

suçsuzluğunu kanıtlamaya yönelik araştırma yapılmaması, telefon kayıtlarının

suçla ilişkisinin açıklanmaması, Kürtçe savunma hakkı tanınmaması

ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının; adi suç ile

örgüt kapsamında işlenen suçtan yargılanan kişiler arasında ayrımcılık

yapılması nedeniyle ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/4/2013 tarihinde Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 12/7/2013 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 23/01/2014 tarihinde yapılan toplantıda

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 20/2/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

4/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde

ilgili olaylar özetle şöyledir:

1. Başvuruya Konu Yargılama

8. Başvurucu, kimliğini gizli tutan bir şahıs tarafından yapılan

ihbar üzerine Diyarbakır'da gerçekleşen iki bombalama eyleminin faili olduğu

iddiasıyla 3/7/2007 tarihinde gözaltına alınmıştır.

9. Başvurucunun evinde 3/7/2007 tarihinde arama yapılmış ve

bomba yapımında kullanıldığı anlaşılan çeşitli malzemeler ele geçirilmiştir.

10. Başvurucuya 6/7/2007 tarihinde avukatı olmaksızın polis

tarafından yer gösterme işlemi yaptırılmıştır. Tutanağa göre başvurucu,

6/4/2007 tarihinde Çevik Kuvvette görevli bir memurunun aracının altında ve

15/6/2007 tarihinde askerî servis aracının geçişi esnasında bomba patlatılması

olaylarını kendisinin gerçekleştirdiğini ve patlayıcı maddeleri teslim aldığı

yerle ilgili olarak yer gösterme yapabileceğini söylemiştir. Başvurucu,

tutanağı imzadan imtina ettiği notunu düşmüştür.

11. Başvurucu, aynı gün avukatının huzurunda verdiği polis

ifadesinde susma hakkını kullanmıştır.

12. Başvurucu 7/7/2007 tarihinde avukatının katılımıyla savcıya

verdiği ifadesinde suçlamaları kabul etmemiş, yer gösterme işlemindeki

beyanlarının Emniyetin yönlendirme ve baskısına dayalı olduğunu ileri

sürmüştür.

13. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi 7/7/2007 tarihinde

başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir.

14. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yukarıda

belirtilen olaylarla bağlantılı olarak başvurucu ve diğer bazı sanıklar

hakkında 27/8/2007 ve 5/12/2007 tarihlerinde iki ayrı iddianame düzenlenmiştir.

15. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi 27/12/2007 tarihinde her

iki davanın birleştirilmesine ve yargılamaya E.2007/440 sayılı dosya üzerinden

devam edilmesine karar vermiştir.

16. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi 21/6/2011 tarihinde

E.2007/440 sayılı dosyada yargılanan diğer sanıklara ilişkin hüküm kurmuş,

başvurucunun son savunmasını yapmamış olması nedeniyle ve dosyanın diğer

sanıklar yönünden sürüncemede kalmaması için başvurucuyla ilgili kısmın

tefrikine karar vermiştir.

17. Başvurucu hakkındaki yargılama, Mahkemenin 2011/454 esasına

kaydedilmiştir.

18. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi 15/12/2011 tarihli ve

E.2011/454, K.2011/524 sayılı kararıyla başvurucunun devletin birliğini ve ülke

bütünlüğünü bozmak suçundan müebbet hapis cezasıyla, 15/6/2007 tarihli

bombalama eyleminden dolayı tasarlayarak adam öldürmeye teşebbüs suçundan dokuz

kez 18 yıl 4 ay hapis cezasıyla, izinsiz patlayıcı madde bulundurmak suçundan

iki kez 5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve para cezasıyla, özel kişilere ve kamuya

karşı işlenen mala zarar verme suçlarından sırasıyla 3 yıl 9 ay ve üç kez 4 yıl

6 ay, 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezalarıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

19. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi kararını, Silvan Sulh Ceza

Mahkemesinin 2007/216 ve 218 ile Diyarbakır 6. Ağır Mahkemesinin 2007/306 ve

308 Müt. sayılı aramaya izin

ve el koyma işleminin onanması kararlarına, başvurucunun Diyarbakır merkezde

bulunan evinde yapılan arama sonucunda ele geçen malzemelere ve dosyadaki diğer

delillere dayandırmıştır (Gerekçeli karar, s. 13, 17).

20. Başvurucu vekili eksik incelemeye dayalı ve usul ve yasaya

aykırı biçimde hüküm kurulması nedeniyle kararı temyiz edeceklerine dair süre

tutum dilekçesi vermiş ise de UYAP üzerinden yapılan sorgulama ve Mahkemesiyle

yapılan yazışma sonucundan gerekçeli temyiz dilekçesinin verilmediği

anlaşılmıştır.

21. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 10/12/2012 tarihli ve

E.2012/10515, K.2012/14632 sayılı ilamıyla patlayıcı madde bulundurmak ve 15/6/2007

tarihli eylemle bağlantılı mala zarar vermek suçundan kurulan hükümler

bozulmuş; kararın diğer kısımları onanmış ya da düzeltilerek onanmıştır.

22. Bu karar, başvurucuya 1/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

23. Başvurucu 30/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

2. Bireysel Başvuru Sonrası Devam Eden

Yargılama

24. Yargıtayın bozma kararı sonrasında

dosya, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/225 esasına kaydedilmiştir.

25. Duruşma tutanaklarında başvurucunun başka bir suçtan tutuklu

olduğu belirtilmektedir.

26. Mahkeme 12/9/2013 tarihli ve E.2013/225, K.2013/435 sayılı

kararıyla başvurucunun patlayıcı madde bulundurmak suçundan bir kez 5 yıl 6 ay

20 gün hapis ve para cezasıyla cezalandırılmasına, 15/6/2007 tarihli eyleme

ilişkin olarak mala zarar verme suçundan da hüküm kurulmasına yer olmadığına

karar vermiştir.

27. Dosyanın temyiz incelemesi devam etmektedir.

3. İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna Başvuru

28. Başvurucu, somut olaydaki yargılamanın makul süreyi aştığından

bahisle 13/6/2013 tarihindeİnsan Hakları Tazminat

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

29. Komisyonun 5/9/2013 tarihli ve K.2013/453 sayılı kararıyla

başvurucuya ilişkin olarak 6 yıl 2 ay 2 gündür devam eden yargılama süresinin

makul olmadığına ve başvurucuya 3.750 TL tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

30. Bu karar, itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.

B. İlgili Hukuk

31. 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair

Kanun'un 2. maddesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığına ilişkin

başvuru yolunu ve Kanun'un 7. maddesi kabul edilebilir başvurulara dair

verilecek kararı ve itiraz usulünü düzenlemektedir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 23/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu;

i. Tutukluluğunun beş yıldır sürdüğünü ve dosya üzerinden

yapılan inceleme sonucunda tutukluluk hâlinin devamına karar verildiğini belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının,

ii. Herhangi bir savcı ya da hâkim kararı olmaksızın ve şartları

oluşmaksızın evinde arama yapıldığını, arama esnasında kendilerinin evde

olmadığını, sadece on sekiz yaşından küçük bir çocuğun evde bulunduğunu, arama

tutanağının mahalle muhtarına imzalattırıldığını, komşulardan ya da ihtiyar

heyetinden bir kişinin hazır edilmediğini belirterek özel hayata saygı

ilkesinin,

iii. Kardeşi M.Ç.nin gözaltında ölümle

tehdit edildiğini ve bu korku altında kendisi aleyhinde beyanda bulunmasının

sağlandığını belirterek kötü muamele yasağının,

iv. Yer gösterme işleminin yapılabilmesi için şüphelinin ifade

vermesinin gerektiği oysa kendisinin Emniyette susma hakkını kullandığını,

tutanakta imzadan kaçınmasının gerekçesinin açıklanmadığını, yer gösterme ve

arama sonucu elde edilen yasak delillerin dosyadan çıkarılması taleplerinin

kabul edilmediğini, kardeşi M.Ç.nin ölüm tehdidi

altında verdiği ifadesinin hükme esas alındığını, başvurucunun suçsuzluğunu

kanıtlamaya yönelik araştırma yapılmadığını, yurt dışına çıkmış olmasının bomba

yapımı ve patlatılması hususunda eğitim aldığına dayanak yapıldığını, telefon

görüşmelerinin ne şekilde kendisini 15/6/2007 tarihli olayla ilişkilendirdiğini

anlamadığını, Kürtçe savunma yapmasına izin verilmemesi nedeniyle kendisini tam

olarak ifade edemediğini, makul süre ile yargılamaların mümkün olan en kısa

sürede tamamlanmasının amaçlandığını, kendisi hakkındaki soruşturmanın asılsız

ihbarla başladığını ve Yargıtayın 2012 tarihli

kararıyla iç hukuk yollarının tüketildiğini belirterek adil yargılanma

hakkının,

v. Adi bir suçtan

yargılanan kişi ile örgüt kapsamında yer alan suçlamayla yargılanan kişiler

arasında ayrımcılık yapıldığını ve kendisi gibi ikinci gruptaki kişilerin ön

koşulsuz bir tutuklamayla karşılaştığını belirterek ayrımcılık yasağının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, bu nedenlerle yargılamanın yenilenmesini

ve 100.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini ya da genel mahkemelerde dava

açmasına izin verilmesini talep etmiştir.

34. Başvurucu maddi imkânsızlığını gerekçe göstererek adli

yardım talebinde bulunmuş fakat başvuru 30/4/2013 tarihinde harç yatırılmak

suretiyle yapılmıştır.

B. Değerlendirme

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının kötü muamele

yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, konut dokunulmazlığına saygı hakkı, makul

sürede yargılanma da dâhil olmak üzere adil yargılanma hakkı ve ayrımcılık

yasağı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Adli Yardım Talebi

Yönünden

36. Başvurucu, maddi imkânsızlığının bulunduğunu belirterek adli

yardım talebinde bulunmuştur.

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Esas hakkındaki inceleme" kenar

başlıklı 49. maddesinin (7) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuruların incelenmesinde, bu Kanun ve

İçtüzükte hüküm bulunmayan hâllerde ilgili usul kanunlarının bireysel

başvurunun niteliğine uygun hükümleri uygulanır."

38. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) "Bireysel başvuru harcı ve

adlî yardım" kenar başlıklı 62. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa

Bağlı (I) sayılı Tarifenin A) Mahkeme Harçları” başlıklı Bölümünün ilk

cümlesinde belirtilen bireysel başvuru harcı Maliye Veznelerine yatırılır.

(2) Adlî yardım talepleri, genel hükümlere göre başvuruların kabul

edilebilirliği hakkında karar verecek Bölüm veya Komisyonlar tarafından hükme

bağlanır."

39. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 334. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kendisi ve ailesinin

geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip

giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve

savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde,

taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan

yararlanabilirler."

40. 6100 sayılı Kanun'un 337. maddesinin (3) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Adli yardım, daha önce yapılan yargılama giderlerini

kapsamaz."

41. İçtüzük'ün yaptığı atıf nedeniyle

adli yardım talebinin 6100 sayılı Kanun'un 334. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca değerlendirilmesi gerekiyor ise de başvuru harcının başvuru tarihi

itibarıyla yatırılmış olduğu anlaşıldığından bu hususta bir karar verilmesine

gerek görülmemiştir.

42. Hukukumuzda yargılama giderlerine ve bu arada harçlardan

geçici muafiyete ilişkin adli yardım hükümleri, 6100 sayılı Kanun'un 334. ila

340. maddelerinde yer almaktadır. Dolayısıyla 6216 sayılı Kanun ile İçtüzük'ün yukarıda belirtilen hükümleri uyarınca bireysel

başvuru harcından geçici muafiyete ilişkin adli yardım talepleri hakkında

bireysel başvurunun niteliğine uygun düştüğü oranda uygulanacak olan genel

hükümler, 6100 sayılı Kanun'un 334. ila 340. maddeleridir. Anılan Kanun'un 337.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında adli yardımın daha önce yapılan yargılama

giderlerini kapsamayacağı belirtilmiştir.

43. Somut olayda, başvurucunun 30/4/2013 tarihli bireysel

başvuru formunda adli yardım talep ettiği ancak aynı tarihte gerekli harcı da

yatırdığı anlaşılmıştır. Bireysel başvuruda harç dışında başvurucu tarafından

ödenmesi gereken başka bir yargılama gideri bulunmamaktadır.

44. Bu itibarla başvuru harcının yatırılmış olması ve adli

yardımın daha önce yapılan giderleri kapsamaması nedeniyle başvurucunun adli

yardım talebi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır (Fettah Hansu, B. No: 2013/906, 16/4/2013,

§ 21).

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

45. Başvurucu yukarıda belirtilen gerekçelerle kötü muamele ile

ayrımcılık yasağının, kişi hürriyeti ve güvenliği ile konut dokunulmazlığına

saygı haklarının ve makul sürede yargılanma da dâhil olmak üzere adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

46. Bakanlık yazısında kötü muamele yasağına, tutukluluk

süresine, konut dokunulmazlığına saygı hakkına, başvurucuya ana dilinde savunma

hakkının verilmemesine ilişkin olarak görüş bildirilmiş; başvurucunun yargılama

süresini ve yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığını ilgilendirdiği

değerlendirilen şikâyetlerine yönelik görüş sunulmasına gerek görülmediği

belirtilmiştir. Bakanlık yazısında ayrıca Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin

2/7/2007 tarihli kararına istinaden başvurucunun evinde arama yapıldığına

değinilmiştir.

47. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

48. Başvurucunun kötü muamele iddialarının kendisine değil,

kardeşi M.Ç.ye ilişkin olduğu ve İlk Derece Mahkemesinin 15/12/2011 tarihli

kararıyla başvurucunun suç isnadına dayanan tutukluluk hâlinin sona erdiği

anlaşılmakla birlikte aşağıda belirtilen gerekçelerle bu hususlarda ayrı bir

değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

49. 6216 sayılı Kanun'un "Başvuru

hakkının kötüye kullanılması" kenar başlıklı 51. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru

hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama

giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk Lirasından

fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."

50. İçtüzük'ün "Başvuru hakkının kötüye kullanılması"

kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:

"Başvurucunun istismar

edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel başvuru

hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru reddedilir

ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk

Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına karar

verilir."

51. Anılan düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde bir

kamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça

öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının

hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının

bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda

bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Anayasa Mahkemesinin

başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru

hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).

52. Bu kapsamda özellikle Anayasa Mahkemesini yanıltmak amacıyla

gerçek olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge

sunulması, başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur

hakkında bilgi verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan

ve söz konusu değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler

hakkında Anayasa Mahkemesinin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında

doğru bir kanaat oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri

sınırları saklı kalmak kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette

hakaret, tehdit veya tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru

yolu kapsamında ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan

kaldırılmasına ilişkin amaçla bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda

bulunulması durumunda başvuru hakkının kötüye kullanıldığı kabul

edilebilecektir (S.Ö., § 29).

53. Somut başvuru açısından başvurucunun herhangi bir savcılık

veya mahkeme kararı olmaksızın evinde arama yapıldığı yönündeki iddiasının gerçeği

yansıtmadığı zira gerekçeli kararda ve Bakanlık yazısında belirtilen

bilgilerden aramanın Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına istinaden

gerçekleştirildiği anlaşılmıştır (bkz. §§ 19, 45).

54. Öte yandan İçtüzük'ün 59.

maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüğe açıkça aykırı olarak

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla Komisyona

başvurulduğuna, Komisyonun 5/9/2013 tarihinde yargılamanın makul süreyi

aştığına ve başvurucuya tazminat ödenmesi gerektiğine karar verdiğine ve bu

kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiğine dair başvurucu herhangi bir

bildirimde bulunmamıştır.

55. Açıklanan nedenlerle başvurucunun aramanın savcı veya hâkim

kararı olmaksızın gerçekleştirildiği iddiasının yanıltıcı olduğu ve yargılama

süresine ilişkin değerlendirmeleri etkileyecek nitelikte olan Komisyona başvuru

hususunda Anayasa Mahkemesini bilgilendirmediği anlaşıldığından başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanımı

nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

56. Başvurucu aleyhine başvuru hakkının kötüye kullanılması

nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük'ün

83. maddesi uyarınca takdiren 500 TL disiplin para

cezasına hükmedilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebi hususunda karar verilmesine YER

OLMADIĞINA,

B. Başvurunun başvuru

hakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,

C. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca başvurucunun 500 TL

disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,

D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Diyarbakır Barosuna GÖNDERİLMESİNE

23/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Okan TAŞDELEN

Başvurucu

:

Mehmet ÇAĞIRICI

Vekilleri

:

Av. Elif Tirenç

İPEK ULAŞ

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2013/3020, T. 23.03.2016, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2013-3020-basvuru-23-03-2016-a417c4ff694f