Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2012/873, 15.10.2014

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2012/873
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

UĞUR UZAL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2012/873)

Karar Tarihi: 15/10/2014

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hükümle birlikte

verilen tutuklama kararına istinaden çıkarılan yakalama emri doğrultusunda ceza

infaz kurumuna konulduğunu, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti olmadığı halde 25/9/2012 tarihinden beri tutuklu olması nedeniyle

Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 26/11/2012

tarihinde Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 27/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığı, başvurucunun da aralarında bulunduğu 143 kişi hakkında 11/11/2011 tarihli iddianame ile dava açmıştır.

6. İddianamede başvurucunun, “Sakal” ve “Çarşaf” eylem planları hazırlanmadan önce uygun hedef

belirlemek amacı ile görevlendirilen gruplar içerisinde görev aldığı, görevi

nedeni ile gözlem ve keşif çalışmaları icra ettiği, rapor tanzim ettiği, bu

şekilde “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini

cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs”

ettiği iddiası ile cezalandırılması talep edilmiştir.

7. İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin 21/9/2012 tarihli kararıyla başvurucunun

765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 147. ve 61. maddeleri gereğince 18 yıl

hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında yakalama emri çıkartılmasına

karar verilmiştir.

8. Başvurucu, hakkında

çıkarılan yakalama emri doğrultusunda 25/9/2012

tarihinde tutuklanarak ceza infaz kurumuna konulmuştur.

9. Başvurucu bu karara 26/9/2012 tarihinde itiraz etmiş, ancak itirazı 11. Ağır

Ceza Mahkemesi 23/10/2012 tarihinde reddetmiştir. Karar, başvurucu tarafından 15/11/2012 tarihinde öğrenilmiştir.

10. Redde ilişkin gerekçede,

başvurucunun sabit görülen eylemi sebebiyle verilen cezanın miktarı, mahkûm

olunan suçun tutuklama nedeni var kabul edilen katalog suçlardan olması, bir

kısım sanıkların yargılama aşamasında olduğu gibi karar sonrasında kaçmaya

yönelik eylemlerde bulunması nedeniyle tutukluluk halinin devamını gerektiren

şartların geçerliliğini sürdürdüğü ve adli kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağı vurgulanmıştır.

11. Başvurucu hakkında verilen

mahkûmiyet kararı, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 9/10/2013

tarih ve E.2013/9110, K.2013/12351 sayılı ilamıyla onanmıştır.

B. İlgili

Hukuk

12. İsnat olunan suçun işlendiği

tarihte yürürlükte bulunan 765 sayılı Mülga Kanun’un 147. maddesi şöyledir:

“Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri

Heyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren

menedenlerle bunları teşvik eyliyenlere

ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası hükmolunur …”

13. Aynı Kanun’un 61. maddesi,

işlendiği zamanda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçun

teşebbüs aşamasında kalması halinde failin on beş yıldan yirmi yıla kadar hapis

cezası ile cezalandırılmasını öngörmektedir.

14. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde,

şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli

veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut

olgular varsa.

b) Şüpheli

veya sanığın davranışları;

1.

Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık,

mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a)

26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; (1)

…

9. Suç

işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde

220),

10.

Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),

11. Anayasal

Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313,

314, 315),

…

(4) Sadece

adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla

olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”

15. 5271 sayılı Kanun’un 260.

maddesi şöyledir:

“(1) Hâkim ve mahkeme kararlarına

karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını

almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan

sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları

açıktır.

(2) Asliye

ceza mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemenin yargı çevresindeki

sulh ceza mahkemelerinin; ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet

savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ve sulh ceza

mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge

adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.

(3)

Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 15/10/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

26/11/2012 tarih ve 2012/873 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, Derece Mahkemesince hakkında verilen mahkûmiyet kararı ile

birlikte, isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesinde sayılan

suçlardan olduğu gerekçesiyle tutuklanmasına karar verildiğini, tanıkları

etkileme ve delillerin toplanmasına engel olma ihtimalinin bulunmamasına rağmen

tutuklanmasının yasal olmadığını, Kanun’a aykırı şekilde verilen gıyabi

tutuklama kararının vicahiye çevrilmesi suretiyle tutuklandığını, genel ve

soyut varsayımlara dayanılarak tutuklanmasının özgürlük ve güvenlik hakkını

ihlal ettiğini ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (AİHS) 5. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

18. Başvurucunun iddialarının

özü, mahkûmiyet kararıyla birlikte verilen tutukluluk kararı nedeniyle özgürlük

ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine ilişkindir Bu nedenle incelemenin

özgürlük ve güvenlik hakkı kapsamında yapılması gerekir.

19. Anayasa’nın 19. maddesinin

ikinci fıkrası şöyledir:

“Şekil ve şartları kanunda

gösterilen:

Mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine

getirilmesi; … halleri dışında kimse hürriyetinden

yoksun bırakılamaz.”

20. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

21. Anayasa’nın

19. maddenin birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına

sahip olduğu, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise bireylerin bu haktan şekil ve

şartları kanunda gösterilen bazı istisnai durumlarda mahrum edilebileceği

kuralı yer almaktadır (B. No:

2012/338, 2/7/2013, § 38). Buna göre, hürriyetten yoksun

bırakılma ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan

birinin varlığı halinde söz konusu olabilir. (B. No: 2012/348, 4/12/2013, § 39). “Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların

yerine getirilmesi” amacıyla kişilerin hürriyetinden yoksun

bırakılması maddenin ikinci fıkrasında sayılan hallerden biridir.

22. Somut olayda İstanbul 10.

Ağır Ceza Mahkemesinin 21/9/2012 tarihinde açıklanan

kararıyla başvurucunun 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında

yakalama emri çıkartılmasına karar verilmiştir. Yakalama emri doğrultusunda

başvurucu 25/9/2012 tarihinde tutuklanarak ceza infaz

kurumuna konulmuştur. Mahkemenin vermiş olduğu mahkûmiyet kararı sonrasındaki

bu tutma hali, Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasındaki “mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların

yerine getirilmesi” kapsamındadır.

23. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle, başvurunun, “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 15/10/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Hüseyin TURAN

Başvurucu

:

Uğur UZAL

Vekili

:

Av. E.Özgür ERYILMAZ

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2012/873, T. 15.10.2014, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2012-873-basvuru-15-10-2014-e74fb32462bf