İlk Derece Mahkemesi · Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/743 E. 2022/501 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/743
Karar No
2022/501
Karar Tarihi

T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/743 Esas - 2022/501 "TÜRK MİLLETİ ADINA" T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/743 Esas KARAR NO : 2022/501

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACI : ... - ... VEKİLLERİ : ... - ... DAVALI : ... ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : ... - ...

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 07/10/2021 KARAR TARİHİ : 26/05/2022 YAZIM TARİHİ : ...

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı işçi tarafından işçilik alacaklarının tahsili için kuruma başvuru yapıldığını, anlaşma neticesinde işçilik alacakları ödemesi gerçekleştirildiğini, dava dışı işçi ... için 10.09.2019 tarihinde toplam 18.182,00 TL tazminat ödendiğini, davalının sorumluluklarına düşen miktarın 7.602,61 TL olarak belirlendiğini, davalıdan talep edilmesine rağmen geri ödemenin gerçekleşmediğini, davacı kurumun davalılardan ihale yöntemi yardımcı işlerde ile hizmet alım işini yaptığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri doğrultusunda davalı şirket elemanı olarak çalışan işçilere yapılan ödemelerden bu firmaların sorumlu tutulacağının karar altına atındığını, davalının alt işveren sıfatıyla hizmet yürüttüğünü, taraflar arasında asıl alt işveren ilişkisinin kurulduğunu, çalıştırılan işçiye karşı asıl ve alt işverenin birlikte sorumlu olduğunu, ancak ödeme yapıldıktan sonra taraflar arasında imzalanmış sözleşme hükümlerine bakılması gerektiğini, işçilik alacakları işveren tarafından ödenen İşçinin yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine İşçinin ücret ve sosyal haklarınını dahil olması, asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu tutulması gerektiği yönünde sözleşmede hüküm bulunmaması hususları değerlendirildiğinde müvekkilinin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden yapılan ödeme nispetinde rücu hakkının bulunması gerektiğini, sözleşme ücretlerinin tüm işçilik alacaklarını kapsadığını belirterek, 7.602,61 TL' tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, aksi halde dava dışı işçinin 03.04.2016-02.05.2016, 04.05.2016-03.05.2017, 04.05.2017-31.03.2018 tarihleri arasında veri giriş operatörü olarak çalışmaktayken kamu işçiliğine geçmesi sebebiyle iş sözleşmesinin kendisi tarafından tek taraflı olarak feshedilmiş olduğunu, dava dışı işçinin şirketten tüm alacaklarının maaş hesabına yatırılmış olup, şirketten herhangi bir bakiye işçi alacağı bulunmadığını, davanın müvekkili açısından reddinin gerektiğini beyan ve talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, rücu’en tazminat talebine ilişkin olup, dava konusu alacağın davalının davacının belirli süreler dahilinde alt işverini olması sebebiyle davacı tarafından dava dışı işçi ...'nin davalı şirket nezindeki çalışmalarından dolayı yapılan düzenlemeler gereği üst işveren sıfatıyla iş akdi sona ermesi nedeni ile kıdem tazminatı ödemesi yapılmış olduğu, ödenen bu 7.602,61 TL tazminatın davalı ile yapılmış olan sözleşme gereğince davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili talebinden kaynaklanmış olduğu anlaşılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Asıl ve alt işverenler arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Dosya dava dilekçesi ekindeki hizmet alım sözleşmeleriyle birlikte bilirkişiye tevdi edilmiş, dosyaya ibraz edilen işçilik alacakları konusunda uzman bilirkişinin 19/03/2022 tarihli raporunda; 10/09/2019 tarihinde yapılan 12.373,35 TL'lik ödeme nedeniyle, davalının tam sorumluluk olarak 7.944,21 TL sorumluluğunun bulunduğu, davanın 7.602,61 TL si üzerinden açıldığı belirtilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; dava dışı işçi tarafından işçilik alacaklarının tahsili için kuruma başvuru yapıldığı, anlaşma neticesinde ihbar ve kıdem tazminatı ödemesi gerçekleştirildiği, davacı ile davalı şirket arasında asıl alt işveren ilişkisinin kurulduğu, çalıştırılan işçiye karşı asıl ve alt işverenin birlikte sorumlu olduğu, ödeme yapıldıktan sonra taraflar arasında imzalanmış sözleşme hükümlerine bakılması gerektiği, işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin, yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu tutulması gerektiği yönünde sözleşmede hüküm bulunmaması hususları değerlendirildiğinde davacının işçiyi çalıştıran davalı yükleniciden yapılan ödeme nispetinde rücu hakkının bulunması gerektiği, sözleşme ücretlerinin tüm işçilik alacaklarını kapsadığı, dosya içerisinde davacı kurum ile davalı arasında imza edilen sözleşmeler ve idari şartnamelerin bulunduğu, yapılan hizmet sözleşmesi ve şartnamelerinin incelenmesinde yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluğunun mevcut olup, davacı kurumun ödemiş olduğu işçilik alacaklarının tamamını yükleniciye rücu edebileceği sözleşme hükümlerinden anlaşılmakla; dosyaya ibraz edilen ve hükme esas almaya elverişli bilirkişi raporunda, davacının 10/09/2019 tarihinde yapılan ödeme nedeniyle, davalıdan tam sorumluluk nispetinde 7.944,21 TL talep edebileceği hesaplandığından, davacı idarenin davalıdan talebi miktarınca alacağının olduğu kanaatine varılmış, buna göre açılan davanın kabulü ile, 7.602,61 TL'nin ödeme tarihi olan 10/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın KABULÜ ile, 7.602,61 TL'nin ödeme tarihi olan 10/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 519,33 TL karar harcından, peşin alınan 129,84 TL harcın mahsubu ile, bakiye 389,49 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi kapsamında Adana Arabuluculuk Bürosu tarafından düzenlenen arabulucu ücret kararı uyarınca 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin karar kesinleştiğinde davalıdan alınarak hazineye gelir kaydı amacı ile tahsil müzekkeresi düzenlenmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 129,84 TL peşin harcın tamamının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 600,00 TL bilirkişi ücreti, 62,00 TL davetiye gideri ve 0,60 TL müzekkere gideri olmak üzere toplam 662,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.26/05/2022

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Not: 5070 sayılı yasa hükümleri uyarınca e-imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/743, K. 2022/501, T. 26.05.2022, www.arakarar.com/karar/adana-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-743-e-2022-501-k-b43af1b8b2f5