İlk Derece Mahkemesi · Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/290 E. 2022/568 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/290
Karar No
2022/568
Karar Tarihi

T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA" T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2020/290 Esas KARAR NO : 2022/568 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/06/2020 KARAR TARİHİ : 14/06/2022 YAZIM TARİHİ : ... Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile dava dışı ... arasında 20.02.2017 tarihinde ... . Şube Müdürlüğü tarafından ihale edilmiş olan ... Barajı ... deresi işinin anahtar teslim yapılması işine ilişkin taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin de bu işi alt taşeron olarak müvekkilİ şirkete verdiğini ve müvekkilİ şirket ile davalı şirket arasında 10.03.2017 tarihli ... Barajı ... Deresi İşi Taşeron Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin 15. maddesi gereğince de, iş bu sözleşmenin yüklenicisi konumunda olan davalı .... Ltd. Şti.'nin idareye vermiş veya verecek olduğu 250.000,00 TL'lik kesin teminat mektubu oranında müvekkili şirketin diğer şirkete teminat senedi olarak 16.02.2017 tanzim tarihli, 30.08.2019 vade tarihli 250.000.00 TL bedelli bir adet teminat senedi verildiğini, sözleşmede belirtilen ve müvekkili şirket taşeronluğunda gerçekleştirilen işin tam ve eksiksiz olarak bitirildiğini ve yapım işleri kesin kabul tutanağı belgesinin de alınmış olması nedeniyle söz konusu senedin de konusuz ve bedelsiz kaldığını, bu sebeple davalı şirkete defalarca söz konusu senedin iade talebiyle başvurulduğunu ancak tüm şifahi taleplerine rağmen ....Ltd.Şti. tarafından taraflarına söz konusu senedin iadesinden imtina edildiğini, davalı şirketin mevcut işyeri adresinin de her gidildiğinde kapalı bulunduğunu ve şirketin halihazırda gayri faal olduğunun tespit edilemediğini, davalı şirketin aslında bedelsiz kalan ve iade etmesi gereken senedi iade etmediği gibi, bu senedi muvazaalı olarak ciro edip tahsil etme gayreti içerisinde olduğunu belirterek, söz konusu senedin konusuz ve bedelsiz kalması nedeniyle bu senetten dolayı davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespitini, iş bu senetten dolayı müvekkili şirket tarafından ödeme yapılmak zorunda kalınması halinde davalarının istirdat davasına dönüşmesini, dava konusu senede dayanılarak icra takip işlemleri yapıldığı takdirde davalı aleyhine % 20 tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalıya dava dilekçesi ve tensip zaptı usulüne uygun tebliğ edilmiş olup, taraf dosyaya cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında düzenlenen 10/03/2017 tarihli "... Barajı ... Deresi İşi" yapımını kapsayan taşeron sözleşmesine konu kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit ve senedin istirdatı istemine ilişkindir. Adana Genel İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı takip dosyası dosyamız arasına alınmış, yapılan incelemesinde; dava dışı ... tarafından davalı ... ve davacı ... aleyhine 27/05/2021 tarihinde, 100.000,00 TL asıl alacak, 24.815,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 124.815,07 TL'lik kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 250.000,00 TL miktarlı, 16/02/2017 tanzim tarihli, 30/08/2019 vade tarihli senet olduğu anlaşılmıştır. Tarım ve Orman Bakanlığı ... Genel Müdürlüğü'ne, ... Kahramanmaraş Bölge Müdürlüğüne, Adana Genel İcra Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verilmiş, cevabi yazılar dosya arasına alınmıştır. Talimat yoluyla yaptırılan bilirkişi incelemesinde, dosyaya ibraz edilen mali müşavir bilirkişinin 30/06/2021 tarihli raporunda; davacıya ait ticari defterlerin Açılış/Kupanış Onay işlemlerinin TTK'nu ve ilgili diğer yasal mevzuatlar uyarınca zamanında ve usulüne uygun şekilde yapıldığı, bu yönü ile ticari davalarda sahibi lehine delil olarak kullanılmaya elverişli olduğu, davacıya ait 2017, 2018 2019 ve 2020 yılı ticari defter kayıtlarında, ihtilaf konusu 16/02/2017 Tanzim 30/08/2019 Vade Tarihli 250.000.00 TL bedelli teminat senedine ilişkin herhangi bir muhasebe hesap kaydına rastlanılmadığı, davacıya ait 2017. 2018, 2019 ve 2020 Yılı Ticari defter kayıtlarına göret davalı ... İnş. Tic. Ltd. Şti veya dava dışı ... lehine / aleyhine herhangi bir borç/ alacak bakiye kalanına rastlanılmadığı, davacı şirketin davalı şirkete idareye vermiş olduğu 250.000,00 TL kesin teminat mektubu ve /veya vereceği kesin teminal mektupları oranında alınan 250.000 TL değerinde ki dava konusu senedin idarenin yüklenicinin kesin teminat mektuplarını iade ettikten (kesin teminat mektubunun iade edilip edilmediğine dair dosyada bilgi belgeye rastlanılamadığı) 3 iş günü içerisinde taşerona iade edilmesi gerekeceğinin taşeronluk sözleşmesinin 15. maddesiyle kararlaştırıldığı belirtilmiştir. Dosyaya ibraz edilen sözleşmeler konusunda uzman nitelikli hesap bilirkişisinin 11/03/2022 tarihli raporunda; Adana Genel İcra Dairesi’nin 2021/... Esas sayılı icra takibine konu bononun, 16.02.2017 düzenleme tarihli, 30.08.2019 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli olduğunu, davaya konu olayda sözleşmede belirtilen teminat senedi ile takibe konu senedin, vade ve bedeli bakımından örtüşmekte olduğunu, düzenleme tarihinin de ay ve yıl olarak örtüşmekte olduğunu, gün farklı olmayıp sadece sözleşmede boş bırakılmış olduğunu, dava dosyasında takip konusu bononun farklı bir alacak için düzenlendiği hakkında somut bir bilgi ve belge tespit edilemediğini, bu durumda takip konusu bononun taraflar arasında akdedilen 02.02.2017 tarihli taşeron sözleşmesine konu teminat senedi olduğu kanaatinin ağır basmakta olduğunu, davacı şirketin, senet için ödeme yapması halinde istirdat talebinde bulunduğunu, dosya kapsamından davacı şirketin icra takibinde ödediği tutarın tespit edilemediğini belirtmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur. İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/5671 Esas, 2021/3553 Karar sayılı ilamında; "...Menfi tespit davasında ispat yükünün kural olarak alacaklı tarafta olduğu ancak bu kuralın uygulanabilmesi için borçlunun hukuki ilişkiyi inkar etmesinin ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesinin gerektiği, menfi tespit davasını açan borçlunun, kendisinden talep edilen alacağın ve bunun dayandığı hukuki ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip başka bir nedenle aradaki hukuki ilişkinin geçersiz olduğunu ya da sona erdiğini ileri sürmesi halinde ise ispat yükünün yer değiştirip borçluya ait olacağı.." belirtilmiştir. Somut olayda taraflar arasında imzalanan 10/03/2017 tarihli taşeron sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin 15.maddesinde teminatlar düzenlenmiş olup, yüklenicinin idareye karşı olan sorumluluklarından doğan teminatlar başlığı altında; "yüklenicinin idareye vermiş olduğu 250.000,00 TL kesin teminat mektubu ve/ veya vereceği kesin teminat mektupları oranında taşeron firma yüklenici firmaya 30/08/2019 tarihli teminat olarak çek, senet veya teminat mektubu verecektir, bu çek, senet veya teminat mektubu idare yüklenicinin kesin teminat mektuplarını iade ettikten sonra 3 iş günü içerisinde taşerona iade edilecektir" maddesi mevcut olup, davacı taraf davaya konu senedin teminat senedi olduğunu iddia etmiş, 23/09/2019 tarihli yapım işleri kesin kabul tutanağının dosyada mevcut olduğu görülmüştür. Davalı taraf ise sözleşmeye konu edilen teminat senedini davacı tarafa iade ettiklerini, davaya konu edilen senedin sözleşmede belirtilen teminat senedi olmadığını savunmuştur. Buna göre, davalı taraf ispat yükünü üzerine almış, ancak dosyaya iddiasını ispata yarar herhangi bir belge- delil sunmamış olduğu anlaşılmıştır. Davaya konu edilen Adana Genel İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı takip dosyasında mevcut bono incelendiğinde, keşidecisinin davacı şirket, lehtarının davalı şirket, keşide tarihinin 16/02/2017, vade tarihinin 30/08/2019 olduğu ve 250.000,00 TL miktarlı senet olduğu anlaşılmış, senedin 10/03/2017 tarihli sözleşmenin 15.maddesinde belirtilen teminat senedi olduğu kanaatine varılmıştır. 23/09/2019 tarihli yapım işleri kesin kabul tutanağı da incelendiğinde, davacının davasında haklı olduğu kabul edilmiş, buna göre davacının Adana Genel İcra Müdürlüğü'nün 2021/... esas sayılı takip dosyasına dayanak olarak gösterilen; keşidecisi ... Ltd. Şti olan, lehtarı ... İnşaat Ticaret Ltd. Şti olan, 16/02/2017 tanzim tarihli, 30/08/2019 vade tarihli, 250.000,00 TL bedelli senet nedeniyle davalı ... İnşaat Ticaret Ltd. Şti'ne borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Öte yandan, davacı tarafça alacağın % 20'sinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talep edilmiştir. Menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötü niyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup ispat yükü takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nın üzerindedir. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 2021/4543 Esas, 2021/7504 Karar, Hukuk Genel Kurulunun 17/03/2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K., 07/12/2011 tarihli ve 2011/13-576 E. 2011/747 K. ve 20/03/2013 tarihli ve 2012/19-778 E. 2013/250 K.) Dosya kapsamından, davalının sözleşme gereği verilen teminat senedini kesin kabul tutanağı neticesinde davacıya iade etmeyerek senedi 3.kişiye ciro etmesinde kötüniyetli olduğu kanaatine varılmakla davacı tarafın talebinin kabulü ile hükmolunan toplam alacağın %20'si oranında hesaplanan 50.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı vekili dosyaya sunmuş olduğu 15/12/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, bedelsiz kalan senedin TTK.m.792'ye göre davalıdan istirdatına karar verilmesini talep etmiş ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2238 Esas, 2015/1062 Karar numaralı ilamında; "....TTK' nun 690. maddesi yollaması ile bonolarda da uygulanması gereken aynı yasanın 599. maddesi;“Poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisabederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.” hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere, poliçede şahsi defiyi düzenleyen yukarıdaki madde metninde kural olarak, şahsi defilerin, iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği belirtilmiş; bu kuralın tek istisnası ise, hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması yani kötüniyetle senedi iktisap etmesi gösterilmiştir.... keşideci ile lehtar arasındaki şahsi def’ilerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin senedi iktisabında kötüniyetli olduğunun kanıtlanması gerekir. Aksi takdirde, keşideci ile lehdar arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan şahsi def’iler müracaatta bulunan iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemez (TTK.madde 599). Somut olayda, hamil ...’in senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği, başka bir anlatımla kötüniyetli hamil olduğu kanıtlanamamıştır. O halde davacı keşideci, lehtara ödeme yaptığına ilişkin şahsi def’iyi bu davalıya karşı ileri süremez. Mahkemece, belirtilen bu yönler gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ve somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…" denilmekte olup, senedin ciro yoluyla 3.kişiye devredilmiş olduğu, 3.kişinin senedi iktisabının kötüniyetli olduğuna yönelik davacı tarafça dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı gibi, senedi ciro yoluyla devralan icra takip alacaklısı 3.kişiye yöneltilmiş bir dava da olmadığı anlaşılmakla, davacının senedin istirdadına yönelik talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE; Davacının Adana Genel İcra Müdürlüğü'nün 2021/... esas sayılı takip dosyasına dayanak olarak gösterilen; keşidecisi ... Ltd. Şti olan, lehtarı ... İnşaat Ticaret Ltd. Şti olan, 16/02/2017 tanzim tarihli, 30/08/2019 vade tarihli, 250.000,00 TL bedelli senet nedeniyle davalı ... İnşaat Ticaret Ltd. Şti'ne BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, Hükmolunan toplam alacağın %20'si oranında hesaplanan 50.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacının senedin istirdadı talebinin reddine, 2-Alınması gereken 17.077,50 TL karar harcının, peşin alınan 4.269,38 TL harçtan mahsubu ile bakiye 12.808,12 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi kapsamında Adana Arabuluculuk Bürosu tarafından düzenlenen arabulucu ücret kararı uyarınca 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin karar kesinleştiğinde davalıdan alınarak hazineye gelir kaydı amacı ile tahsil müzekkeresi düzenlenmesine, 4-Davacı kendini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 25.950,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Davalı kendini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 4.269,38 TL peşin harcın tamamının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 1.969,70 TL bilirkişi ücreti, 76,50 TL davetiye gideri ve 125,30 TL müzekkere gideri, 1,75 dosya masrafı olmak üzere toplam 2.173,25 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize yada mahkememize verilmek üzere bir başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile Adana Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/06/2022 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır Not: 5070 sayılı yasa hükümleri uyarınca e-imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/290, K. 2022/568, T. 14.06.2022, www.arakarar.com/karar/adana-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-290-e-2022-568-k-b7e33e41bfcf