İlk Derece Mahkemesi · Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1085 E. 2021/1031 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/1085
Karar No
2021/1031
Karar Tarihi

T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2018/1085 Esas - 2021/1031 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2018/1085 Esas KARAR NO : 2021/1031 HAKİM : ... KATİP : ... TEMLİK EDEN DAVACI : ... - ... TEMLİK ALAN DAVACI : ... - T.C.Kimlik No: ... ... VEKİLİ : ... - ... DAVALI : ... - Vergi No: ... ... VEKİLİ : ... - ... DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 17/12/2018 KARAR TARİHİ : 14/12/2021 GEREKÇELİ KARARIN YAZILMA TARİHİ : ... Mahkememizde görülmekte olan ölüm ve cismani zarar nedeniyle tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'a 26.01.2017 tarihinde Adana - Karataş yolu üzerinde bir tır çarptığını, müvekkilinin bu durumu hastanede polislere izah etmesine rağmen polislerin görevlerini ihmal ederek işlem yapmadıklarını, müvekkilinin kaza ile ilgili işlem yapılmadığı hususunu daha sonra kaza evraklarını almaya gittiğinde öğrendiğini, bu nedenle Adana CBS nezdinde suç duyurusunda bulunduğunu, suç duyurularınında bu sefer 6 aylık süre geçirildiğinden ötürü red edilerek KYOK kararı verildiğini, müvekkilinin kaza sonrası Adana Şehir Hastanesine kaldırılarak ameliyatının yapıldığını, maluliyetinin oluştuğunu, ...na yaptıkları başvurunun kazaya ilişkin bulgu bulunmadığı iddiasıyla reddedildiğini, bu nedenle 100 TL geçici 100 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının sigorta temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle ...ndan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yabancılık teminatı alınması gerektiğini, kazaya ilişkin başkaca hiçbir bulguya rastlanılmadığını ve kurumlarına yapılan başvurunun haklı olarak reddedildiğini, kazanın davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, kabul manasına gelmemek kaydıyla; ...nın sadece bedensel zararlardan sorumlu olduğunu, kaza tarihi itibariyle geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulabileceklerini, müterafik kusur indirimi taleplerinin bulunduğunu, geçici iş göremezlik tazminatından tarih itibariyle sorumlu olmadıklarını beyane ederek davanın reddini talep etmiştir. YARGILAMA USULÜ : 15.03.2018 tarihinde 7101 sayılı yasa ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, "Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" hükmü getirilmiştir .Kanun hükmünce her ne kadar 100.000 TL altındaki ticari davaların basit yargılama hükümlerine göre yürütüleceği kuralı getirilmiş ise de işbu sınır miktarının yargılama aşamasında geçebilecek nitelikte olması, dava bedeli yönünden geleceği tartışmalı bulunan bir davada daha kısıtlı iddia ve savunma yapmasına olanak kılan basit yargılama yöntemini uygulamanın, “hukuki dinlenilme hakkının” ve “eşit yargılanma hakkının” ihlali niteliğinde görülmesi sebebiyle dava her ne kadar yazılı yargılama usulüne göre başlatılmış olsa da; 22/07/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak "Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" hükmü getirilmesi sebebiyle, dava miktarının poliçe üst limiti gereğince 500.000,00 TL'yi aşmayacağına kanaat getirilerek mahkememizde açılan dava basit yargılama usulüne göre karara çıkartılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE : Taraflar arasındaki ihtilafın; trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İhtilaf kazada kusurun kimde olduğu, oranının ne olduğu, meydana gelen zarar, cismani zararın kapsamı, maluliyet oranı, iş göremezlik durumu, iş göremezliğin geçici ve/veya kalıcı olup olmadığı ve oranı, bakıcı tazminatı gerekip gerekmediği, gerekiyorsa miktarı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememiz, dava açılışından sonra tensip kararı ile birlikte, gerekli gördüğü bilgi ve evrakları dosya arasına celp edilmesi için ilgili mercilere müzekkereler yazmış, dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğe çıkarılarak, her iki taraf içinde yargılama usul ve esaslarına dair gerekli ihtaratlar yapılmıştır. Kazaya karışan aracın tescil kayıtları, sigorta poliçesi ve hasar dosyası, kaza nedeniyle başlatılan soruşturmaya ilişkin dosya getirtilmiştir. 26.01.2017 tarihinde firari tır sürücüsünün yaya konumda bulunan davacıya çarptığı iddiasıyla kaza tarihinden sonra davacı; kaza olayına rağmen görevini yerine getirmeyen memurlar hakkında görevi ihmalden kazayı yapan firari sürücü hakkında ise taksirle yaralama suçundan ötürü suç duyurusunda bulunmuş. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/... S. 2018/... K. sayılı dosyasınca; polislerin görevlerini yerine getirmediği iddiasının soyut olması ayrıca taksirle yaralama suçunun şikayete bağlı suçlardan olması, şikayetin süresinde olmaması sebebiyle KYOK kararı verilmiştir. Davacı ikametinin Adana olması bu sebeple haksız fiil tazminatına dayalı tazminat talebinde Adana mahkemelerinin de yetkili olması sebebiyle davalı vekilinin yetki itirazının esas hükümle birlikte istinaf yasa yolu açık olmak üzere reddine karar verilmiştir. Olaya ilişkin kusur oranlarının tespiti için keşfen bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Kusur bilirkişisi 19.06.2019 tarihli raporunda; davacı iddialarına göre yapılan değerlendirmede hatalı manevra ile U dönüşü yaparak kazaya sebebiyet verdiğini, bu nedenle tespit edilemeyen araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu rapor etmiştir. Davalı vekili kusur raporuna itiraz dilekçesinde; dava konusu olayın trafik kazası olduğunun ispatlanamadığını, olayın aydınlatılması için ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasını talep ettiklerini beyan etmiştir. Davalı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi, dosyadaki mevcut kusur raporu ve kazaya ilişkin diğer belge ve evraklar dikkate alınmak suretiyle kusur dağılımı ile olayın trafik kazası olup olmadığı hususunun tespit edilmesi amacıyla dosyanın 3 Makine Mühendisi bilirkişiden oluşacak Karayolları Fen Heyetine tevdi edilmiştir. Karayolları Fen Heyeti raporunda özetle; olayın kimliği belirsiz çekici ve yarı römorklu aracın firari sürücüsünün olay yerinde geriye dönüş yaparken toprak bankette bulunan yayaya çarpması biçiminde gerçekleştiğini, bu haliyle davacının kusursuz, firari araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu rapor etmişlerdir. Davalı vekili Karayolları Fen Heyeti kusur raporuna karşı itiraz dilekçesi sunmuştur. Mevcut iki rapor arasında çelişkinin bulunmaması, ilgili heyet raporunda olay betimlemesinin kaza olarak ayrıntılı olarak açıklanması, davacının hastaneye ilk başvurusu esnasında şikayet tanısına araç çarpması olarak geçirilmesi sebebiyle rapora karşı itirazlar reddedilmiş; dava konusu olayın trafik kazası olarak kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur. Kusur raporunun alınmasından sonra dosya maluliyet incelemesi için ATK'ya gönderilmiştir. İstanbul ATK 2. İhtisas Dairesinin 21.04.2021 tarihli raporuna göre; davacının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmelik ölçütlerine göre %12 kalıcı iş göremezliğinin bulunduğunu, 6 ay ise geçici iş göremezliğinin bulunduğunu rapor etmiştir. Davalı vekili maluliyet raporuna itiraz etmiş; itirazların somutlaştırılamaması ilgili raporun hükme ve denetime elverişli olması sebebiyle itirazların reddine karar verilmiştir. Davacının 06.08.2019 tarihli temliknamesi ile dava konusu alacağı Adana 7. Noterliği ... yevmiye numarası ile ...'a temlik ettiği anlaşılmıştır. Dosya aktüer hesabı için hesap bilirkişisine tevdii edilmiştir.Nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi ... 07/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının 26/01/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasında yaralanması neticesinde firari araç sürücüsünün %100 kusuruna isabet eden, TRH 2010 Prograsif Rant Sistemi dikkate alınarak oluşturulan komütasyon tablosunda yer alan hayatta kalma ihtimalleri nazara alınarak hesaplanan %12 meslekte kazanma gücü kaybı zararının iş bu rapor tarihi itibariyle bilinen güncel ücret ve yaşam verilerine göre 215.685,59 TL olarak tespit edildiğini, 6 aylık tedavi süresine isabet eden geçici iş göremezlik zararının 8.424,36 TL olarak hesaplandığını, sigorta temerrüt tarihinin 12.10.2018 olduğunu takdirin mahkemede olduğunu rapor etmiştir. Davacı vekili talep arttırım dilekçesi sunmuş ve kalıcı iş göremezlik zararı taleplerini 215.685,59 TL olarak, geçici iş göremezlik taleplerini 8.424,36 TL olarak arttırdıklarını beyan etmiştir. Davalı vekili hesap raporu ile talep arttırım dilekçesine ayrı ayrı itiraz etmiş, aktüer rapor hükme ve denetime elverişli görüldüğünden itirazlar kabul görmemiştir. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinin 1.fıkrasına göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil ile başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, anılan kanunun 51.maddesinin 1.fıkrasında, hakimin, tazminatın kapsamını ve ödeme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği, 54.maddesinde ise, bedensel zararların özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından yada yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen kanunun 85.maddesinin 1.fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut birşeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5.fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91.maddesinin 1.fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85.maddesinin 1.fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/I. maddesinde, bu Kanunun 13 üncü maddesi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak belli koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde ...nın oluşturulacağı hükmüne yer verilmiş, aynı maddenin II-a bendinde ise, sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için ...na başvurulabileceği belirtilmiştir. Yukarıda sayılan kanun maddelerinin bahisleri geçen düzenlenmelerinden, sigortasız veya firari aracın karıştığı kazalarda cismani maddi zararı karşılamakla sorumlu olan ... ...nın sorumluluğunun; kaza tarihi poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere trafik kazasına karışan aracın sürücüsüne bu kaza sebebiyle isabet eden kusuru ve maluliyeti oranında olduğu anlaşılmakta olup; aşağıda belirtildiği üzere değerlendirme yapılmıştır. a) Geçici İş Göremezlik Talebi Yönünden; Taraflar arasındaki mahkememiz önüne getirilen kaza nedeni ile geçici iş göremezlik tazminat talebinin ise, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMMS genel şartlarından sonra düzenlenen poliçeler kapsamında sigortalı araç tarafından trafik kazaları neticesi 3.kişilerin uğradığı geçici iş göremezlik tazminatından sigortacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, 2918 sayılı KTK'nın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar başlıklı 92. Maddesinin "... Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar i) (Ek bent: 14/04/2016-6704 S.K. 4. mad.) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler. ..." hükmünü yine 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlarının Kapsama Giren Teminat Türleri başlıklı A.5 maddesinin "... Bu genel şart kapsamındaki teminat türleri aşağıda yer almaktadır. A) (Değişik: RG-2/8/2016- 29789) Maddi Zararlar Teminatı: Hak sahibinin kaza tarihi itibariyle bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır. Sigortalının sorumlu olduğu araç kazalarında değer kaybı, talep edilmesi halinde ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından tespit edilir. Değer kaybının tespiti bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre yapılır. b) Sağlık Giderleri Teminatı: Üçüncü kişinin trafik kazası dolayısıyla bedenen eski haline dönmesini teminen protez organ bedelleri de dahil olmak üzere yapılan tüm tedavi giderlerini içeren teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ...nın sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir. ..." hükmünü içermektedir. Ancak; Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir. Anayasa Mahkemesinin Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir. Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Nitekim; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır. Bu kapsamda açılan ancak aracın firari veya sigortasız olması sebebiyle ...na yönlendirilen davalarda da aynı hususların gözetilmesi gerekecektir. Bu nedenle; TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümlerine göre uygulama yapılarak davacı tarafın genel hükümlere göre talep ettiği geçici iş göremezlik zararının dilekçesi üzerinden talep miktarı üzerinden kabulü gerekmiştir. B) Kalıcı İş Göremezlik Talebi Yönünden; Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinin 1.fıkrasına göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil ile başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, anılan kanunun 51.maddesinin 1.fıkrasında, hakimin, tazminatın kapsamını ve ödeme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği, 54.maddesinde ise, bedensel zararların özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından yada yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu hükmüne yer verilmiştir. Davacı tarafın kalıcı iş göremezlik zararı aktüer raporla tespit edilmiş olup, davalının teminatında olduğu anlaşıldığından bu talep yönünden de davanın kabulü gerekmiştir. Yukarıda açıklanan tüm nedenlerle; davalı tarafın sorumluluklarında bulunan firari araç sürücüsünün asli kusuru ile karıştığı kazada davacının yaralandığı, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporuna göre toplam zararın kalıcı iş göremezlik yönünden 215.685,39 TL olarak geçici iş göremezlik zararının ise 8.424,36 TL olarak belirlendiği, meydana gelen kalıcı iş göremezlik zararı ile geçici iş göremezlik zararından davalı kurumun Anayasa Mahkemesinin 2019/40 E. 2019/40 K. Sayılı kararı ile 2918 sayılı KTK' nun 85 ve 91. Maddeleri ve Borçlar Kanunu genel hükümleri gereğince sorumlu olduğu, davacının yaya konumunda bulunması sebebiyle müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği nazara alınarak talep arttırım dilekçesi ile arttırılan miktar üzerinden temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : 1-Davanın KABULÜ ile; 8.424,36 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 215.685,39 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının 12/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faİziyle birlikte davalıdan alınarak davacı temlik alana ödenmesine, 2-Alınması gereken 15.308,93 TL karar ve ilam harcından, 35,90 TL peşin harç ve 765,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 800,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.508,03 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 24.137,68 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya (temlik alana) ödenmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvuru harcı, 35,90 TL peşin harç ve 765,00 TL olmak üzere toplam 836,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya (temlik alana) verilmesine, 5-Davacı tarafından harcaması yapılan 19 tebligat gideri 115,50 TL, 3 müzekkere gideri 19,50 TL müzekkere gideri, talimat masrafı 1.235,90 TL ( dosya gönderme gideri 35,90 TL ve 3 bilirkişi ücreti 1.200,00 TL), 384,90 TL keşif harcı, keşif araç ücreti 180,00 TL, ATK posta gideri 65,50 TL ( 3 kez gidiş), ATK fatura ücreti 1.070,00 TL, 2 bilirkişi ücreti 1.050,00 TL olmak üzere toplam 4.121,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya (temlik alana) verilmesine, 6-HMK'nun 297/ç bendi uyarınca artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Adana Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/1085, K. 2021/1031, T. 14.12.2021, www.arakarar.com/karar/adana-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-1085-e-2021-1031-k-3dbd292376ae