Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/92 E. 2026/343 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/92
- Karar No
- 2026/343
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 688-904
I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13.02.2020 tarih ve 102-72 sayılı hükmün, mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 29.11.2021 tarih ve 604-2434 sayı ile; İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün kaldırılmasına ve sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/2, 43, 62, 53... . maddeleri uyarınca 16... ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba; bu hükmün sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 15.12.2022 tarih ve 11298-11453 sayı ile; "Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalarda başka delille desteklenmeyen çelişkili ifadeleri, müşteki beyanları, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, bölge adliye mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi yerine kabulüyle hükmün kaldırılarak sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi ise 08.05.2023 tarih ve 688-904 sayı ile; "Olay mağdurun herhangi bir yere şikâyete etmesi ile ortaya çıkmış değildir. Dolayısı ile mağdurun sanığa iftira atmasına gerektirecek bir hususu da bulunmamaktadır. Olay mağdurun Devlet hastanesinde Çocuk Psikiyatri servisinde başından geçen olayları anlatması ve hastanenin de durumu polise ihbarı üzerine ortaya çıkmıştır. Mağdur anlatımı sırasında sanıkla rıza ile ilişkiye girdiğini de anlatmıştır. Sanık ilk savunmalarında mağdureyi dahi tanımadığını söylerken devam eden savunmalarında mağdure ile tanıştıklarını kabul ettiği gibi sevgili olduklarını da kabul etmiştir. Dosya kapsamı incelendiğinde sanık ile mağdurenin annesinin aynı işyerinde çalıştıkları da ortaya çıkmıştır. Mağdurenin rapor alınmak üzere Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesine sevki sonrasında orada yapılan muayenesinde şikâyetten neden vazgeçtiği hususu da Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesi tarafından rapora 'İlk ifademde anlattığım gibi oldu. Babam senin de önünde seneler var, hayatı mahvolmasın dedi. Biz de şikâyeti geri çektik. Başıma bela almak istemedim.' şeklinde geçmiştir. Dosya kapsamı incelendiğinde sanığın aynı tarihlerde aynı şekilde başka mağdura yönelik de bu tür davranışının olduğu ve yargılanıp ceza aldığı ileri sürülmüştür. Fakat bu mahkûmiyeti tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek şartları taşımadığından Dairemizce tekerrüre esas alınmamıştır." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.09.2023 tarihli ve 2023/88026 onama istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 11.01.2024 tarih ve 11500-264 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Olay tarihlerinde 12... ay 8 günlük ve 13... ay 21 günlük olan, ilaç içerek intihara teşebbüs etmesi sonucu hastanede tedavisi yapılan mağdurenin, 11.04.2018 tarihli muayenesi sırasında sosyal medyadan tanıştığı sanığın kendisine 2017 yılının Nisan ayında ve 31.03.2018 tarihinde cinsel istismarda bulunduğunu söylemesi üzerine ilk olay tarihinde 17 ve son olay tarihinde 18 yaşında olan sanık hakkında soruşturma başlatıldığı, Mağdurenin 11.04.2018 tarihli ifadesi sırasında hazır bulunan psikoloğun, mağdurenin kendisini rahat ve serbest bir şekilde ifade edebildiğini, beyanlarına itibar edilebileceğini belirttiği, Mağdurenin mahkemede beyanının alınması sırasında hazır bulunan psikoloğun, mağdurenin literatürde "borderline" olarak isimlendirilen iki kutuplu kişilik bozukluğunun olduğunu, bu tür kişilik bozukluğu olan insanların bir gün çok mutlu, çok neşeli olduğunu, çok para harcadığını, cesur olduğunu, aşırı cinsellik düşündüğünü, öte yandan ertesi gün depresif durumda yataktan kalkamaz vaziyette olabileceğini, kollarında bulunan kesiklerin bu durumu doğrular nitelikte olduğunu ancak beyanlarına itibar edilebileceğini belirttiği, Çorlu Devlet Hastanesince düzenlenen 11.04.2018 tarihli raporda mağdurun yapılan jinekolojik muayenesinde; hymenin intakt, duhule müsait, netice olarak bakire olduğunun, yapılan perianal bölge muayenesinde; akut ya da kronik livata bulgularına rastlanmadığının tespit edildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 07.10.2019 tarihli raporda; mağdureyle yapılan görüşmede mağdurenin eskiden uyuşturucu kullandığını, faça ve dövmesinin olduğunu, façadan dolayı eğitimine ara verdiğini, sosyal medyadan tanıştığı sanığın birden dokunmaya çalıştığını, olayın ilk ifadesinde anlattığı gibi olduğunu, babasının önünde seneler olduğunu, hayatın mahvolmasını istemediğini söylediğini, şikâyetini geri çektiğini, bundan sonra Vedat isimli kişinin saldırdığını, bu olayın daha çok etkilediğini, sanığın olayının o kadar etkilemediğini, zaten ilk sefer kendi rızasıyla istediğini, bir süre dışarı çıkamadığını, korktuğunu belirttiği, mağdurede davranım bozukluğu, anksiyeteli uyum bozukluğunun tespit edildiği, zekâsının normal olduğunun değerlendirildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 18.10.2019 tarihli raporda; mağdurenin beyanlarına itibar edilmesine engel olacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zekâ geriliğinin saptanmadığının, mağduru bulunduğu olayla ilgili beyanlarına itibar edilebileceğinin belirtildiği, Anlaşılmaktadır. Mağdure kollukta; annesiyle birlikte hastaneye gittiğinde sanıkla cinsel ilişki yaşadığını söylediğini, sosyal medya ortamında tanıştıkları sanıkla ilk olarak 18 ya da 19... tarihinde bir parka gittiklerini, sanığın birden hırkasını yere koyarak pantolonunu yarıya kadar çıkardığını, kendisini yatırıp üzerine çıkıp öpmeye başladığını, özel bölgelerine dokunduğunu, kendisinin ağlamaya başladığını, "Yapalım." diyerek arkasına yanaştığını, cinsel organını zorla her iki yanağından tutarak almasını istediğini ve cinsel organını ağzına aldırdığını, daha sonra buradan ayrıldıklarını, bu görüşme sonrasında arkadaşlıklarının devam ettiğini ancak cinsel bir olay yaşamadıklarını, yaklaşık üç hafta önce kendi isteğiyle sanığın evine gittiklerini, biraz sohbet ettikten sonra sanığın soyunduğunu, arkasına geçtiğini, rızasıyla arkadan cinsel ilişki yaşadıklarını, kıyafetlerini giyerek evden çıktıklarını, sanıktan şikâyetçi olduğunu, mahkemede; sanıkla sosyal medyadan tanıştıklarını, sonra birlikte parka gittiklerini, kendisini öpmeye çalıştığını, cinsel organını ağzına soktuğunu, bırakması için bağırdığını, ikinci olayda rızasıyla gittiğini, şikâyetinden sonra sanığın kendisini öldürmekle tehdit ettiğini, bunun üzerine telefonundan onu engellediğini, sonra engeli kaldırdığını, kendi rızasıyla "Sizin eve gidelim." dediğini, şikâyetten önce ikinci eylemin olduğunu, rızasıyla öpüştüklerini, başka hiçbir şey yapmadıklarını, fazla hatırlamadığını, zamanları tam olarak anlayamadığını, şikâyetini geri çektiğini, Şikâyetçi ... aşamalarda; mağdurenin öz kızı olduğunu, 2018 yılında Mart ayının başlarında hap içmek suretiyle intihara teşebbüs ettiğinden hastanenin psikiyatri bölümüne götürdüğünü, tedavisi devam ederken muayene sırasında sosyal medyadan tanıştığı sanığın kendisine cinsel istismarda bulunduğunu anlattığını, kızının bazı psikolojik sorunları olduğunu, anlattıklarının gerçekte olmayıp kafasında tasarladığı şeyler olabileceğini, kollukta ifade verdikten sonra olayın doğruluğu hakkında kızıyla tekrar görüştüğünde kullandığı ilaçların etkisiyle bazı olayları gerçekmiş gibi anlatmış olabileceğini söylediğini, kızının ergenliğe geçişte bazı psikolojik sorunlar yaşadığını, tedavisinin hâlen devam ettiğini, ilaç kullandığını, kızının olayı abartmış olabileceğini, sanığın kendisine yönelik o şekilde eylemlerinin olmadığını söylediğini, o dönemde psikolojisinin çok bozuk olduğunu, suç uydurmuş olabileceğini düşündüğünü, sanıktan şikâyetçi olmadığını, Beyan etmişlerdir. Sanık kollukta; mağdureyi tanımadığını, atılı suçlamayı kabul etmediğini söylemiş mahkemede ise 2017 yılında mağdure ile sosyal medya üzerinden tanıştıklarını, karşılıklı birbirlerini takip etmeye başladıklarını, üç gün kadar bu şekilde takiplerinin ve konuşmalarının devam ettiğini ancak kendisini çok mesaj atması nedeniyle takipten çıkardığını, bu dönemde arkadaş ortamında parkta oturdukları sırada dört veya beş kere karşılaştıklarını, ayak üstü konuştuklarını ancak herhangi bir tarihte yalnız kalmadıklarını, kendisine yönelik herhangi bir cinsel eyleminin olmadığını, mağdurenin neden bu şekilde suç isnadında bulunduğunu bilmediğini, birtakım psikolojik sorunları olabileceğini, babası ve annesi ile görüştüğünü, kızlarının yalan söylediğini, şikâyetten vazgeçeceklerini söylediklerini savunmuştur. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarih ve 36-294, 12.09.2024 tarihli ve 367-244; 22.5.2024 tarihli ve 423-162; 18.09.2024 tarihli ve 296-249 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da açıkça belirtildiği üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ve vicdani kanaat esasını benimseyen ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Aynı zamanda bir güvence de olan bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme İlaç içerek intihara teşebbüs etmesi sonucu Çorlu Devlet Hastanesi Psikiyatri bölümünde tedavisi yapılan mağdurenin, 11.04.2018 tarihli muayenesi sırasında annesinin yanında bulunduğu esnada sosyal medyadan tanıştığı sanığın kendisine 2017 yılının Nisan ayında cinsel istismarda bulunduğunu, 31.03.2018 tarihinde ise buluşup sanığın evine gittiklerini, rızasıyla ters ilişkiye girdiklerini beyan etmesi üzerine adli makamlara taşınan olayda; Mağdurenin annesi ...'in kolluktaki beyanında, kızının bazı psikolojik sorunları olduğunu, anlattıklarının gerçekte olmayıp kafasında tasarladığı şeyler de olabileceğini, kendisinin sanığı tanımadığını, tespiti hâlinde şikâyetçi olduğunu belirttiği; yaklaşık yirmi gün sonra yeniden ek beyanda bulunmak istemesi üzerine alınan beyanında ise olayların doğruluğu hakkında kızı ile tekrar görüştüğünü, kızının kullandığı ilaçların etkisiyle bazı olayları gerçekmiş gibi anlatmış olabileceğini söylediğini, kızının ergenliğe geçişte bazı psikolojik sorunlar yaşadığını, ilaç kullandığını, kimseden şikâyetçi olmadığını beyan etmiş, mahkemedeki beyanında ise kızının ilk önce olayı farklı anlatığını ancak daha sonra yaptığı görüşmede olayı abarttığını, sanığın o şekilde eylemlerinin olmadığını söylediğini, kızının psikolojisinin bozuk olması nedeniyle suç uydurmuş olabileceğini ifade etmiştir. Mağdurenin aşamalarda alınan beyanına psikologlarca itibar edilebileceğinin belirtilmesinin yanı sıra mağdurede iki kutuplu kişilik bozukluğu olduğunun da tespiti yapılmıştır. İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından 07.10.2019 tarihinde mağdure ile yapılan görüşme sonucu alınan raporda da mağdurede davranım bozukluğu, anksiyeteli uyum bozukluğunun bulunduğu değerlendirilmiştir. Her ne kadar Adli Tıp Kurumu'nun 18.10.2019 tarihli raporunda mağdurenin beyanlarına itibar edileceği belirtilmişse de çocuk izlem merkezinde alınan beyanında iki ayrı tarihte sanığın iki eyleminin olduğunu belirten mağdurenin, mahkemede alınan beyanında ikinci eylemin gerçekleşmediğini beyan etmesi, soruşturma aşamasındaki beyanının hatırlatılması üzerine olayı hatırlamadığını, zaman ile ilgili problemleri olduğunu ifade etmesi karşısında, mağdurenin beyanlarının tutarlı bulunmadığı ve aşamalarda değişiklik gösterdiği anlaşılmaktadır. Mağdurenin yapılan muayenesi sonucu alınan adli raporda, bakire olduğu, akut ya da kronik livata bulgularına rastlanmadığının tespit edildiği de dikkate alındığında mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, sanığın müsnet suçları işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığa isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sabit olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 08.05.2023 tarih ve 688-904 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmündeki gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.