Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/15 E. 2022/424 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2021/15
- Karar No
- 2022/424
- Karar Tarihi
Mahkemesi:Ceza Dairesi
Sanık ...'ın kasten öldürme suçundan sanığın TCK’nın 81/1, 29, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan 22.06.2018 tarihli ve 18 – 164 sayılı resen istinaf yoluna tabi olan hükme karşı, katılanlar vekili ile sanık müdafi tarafından da istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 16.01.2019 tarih ve 3387 – 168 sayı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmüne ".... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2016 tarih ve 2016/461 Esas, 2016/787 Karar sayılı kararıyla kasten yaralama suçundan verilip 18.10.2016 tarihinde kesinleşen 3.000 TL adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün tekerrüre esas olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında hükmolunan cezanın TCK’nın 58/6. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına...” şeklindeki paragrafın eklenmesi suretiyle “istinaf isteminin düzeltilerek esastan reddine” karar verilmiş, bu kararın da katılanlar vekili ile sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 07.07.2020 tarih ve 869 – 1670 sayı ile; temyiz taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 21.10.2020 tarih ve 82957 sayı ile; "...Dosya kapsamına göre, hükümlünün adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan ... 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18/101/2016 gün ve 2016/461 esas- 2016/787 karar sayılı ilamına göre, hükümlünün TCK'nın 86/2, 86/3-a, 62, 52. maddeleri uyarınca 3.000 TL adli para cezasına hükmedildiği, bu kararın bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20/07/2016 tarihinden sonra, 18/10/2016 tarihinde kesinleştiği ve 13/02/2017 tarihinde ise infaz edildiği, mezkur ilamın, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan CMK'nın 7242 sayılı Kanun'la değişiklikten önceki 272. maddesi uyarınca, 20/07/2016 tarihinden itibaren tekerrüre tabi olduğu, ancak inceleme tarihi ve TCK'nın zaman bakımından uygulama başlığı altında düzenlenen 7/2-3 maddesi dikkate alınarak; 14/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren ve CMK'nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen 7242 sayılı Kanunun 17. maddesi uyarınca, adli para cezasının miktarı bakımından kesin olması nedeniyle, kanun yolu incelemesinden geçmeden kesinleşen adli para cezalarının tekerrüre esas alınamayacağı anlaşıldığı halde, inceleme tarihi dikkate alınarak, düzeltilerek temyiz taleplerinin esastan reddine karar verilmesi yerine, yazılı biçimde esastan reddine karar verilmesi Kanuna aykırıdır..." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 18.11.2020 tarih ve 4264-2963 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın adli sicil kaydında yer alan adli para cezasının tekerrüre esas alınıp alınmayacağının belirlenmesine ilişkindir.İncelenen dosya kapsamından;... Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 04.01.2018 tarihli ve 47 – 8 sayılı iddianame ile sanık ...’ın 26.11.2017 tarihinde maktul ...'e yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen eylem nedeniyle TCK’nın 81/1, 29, 53/1-2, 58, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmasının talep edildiği,Sanık hakkında kamu davası açıldığı tarihte sanığın dosyada mevcut adli sicil kaydında, 08.02.2013 tarihinde işlediği kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/2 maddesi uyarınca 3.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına dair ... 5. Asliye Ceza Mahkemesince 18.10.2016 tarih ve 461-787 sayı ile kurulan ve miktar itibarıyla kesin olan mahkûmiyet hükmünün bulunduğu, bu cezanın 13.02.2017 tarihinde yerine getirildiği, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince 22.06.2018 tarih ve 18 – 164 sayı ile; sanığın TCK’nın 81/1, 29. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, yasal şartları oluşmadığından TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği,İlk Derece Mahkemesince kurulan ve cezanın miktarı itibarıyla resen istinaf yoluna tabi olan bu hükme karşı katılanlar vekili ile sanık müdafisi tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine; duruşma açmaksızın dosya üzerinden inceleme yapan ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 16.01.2019 tarih ve 3387 – 168 sayı ile; sanığın adli sicil kaydında yer alan ve ... 5. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında kasten yaralama suçundan 18.10.2016 tarih ve 461 – 787 sayı ile doğrudan verilen 3.000 TL adli para cezasına dair miktar itibarıyla kesin mahkumiyet hükmünün, Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihinden sonra kurulmuş olması nedeniyle tekerrüre esas olduğu halde İlk Derece Mahkemesince TCK’nın 58/6. maddesi hükümlerinin uygulanma şartı bulunmadığından bahisle bu konuda bir karar verilmemesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün “sanık hakkında hükmolunan cezanın TCK’nın 58/6. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” şeklindeki paragrafın eklenmesi suretiyle istinaf isteminin düzeltilerek esastan reddine karar verildiği,... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen düzeltilerek esastan reddi kararının, katılanlar vekili ile sanık müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesince 07.07.2020 tarih ve 869 – 1670 sayı ile temyiz isteminin esastan reddine karar verildiği, Anlaşılmaktadır.Tekerrür, 765 sayılı TCK’da cezanın artırım nedeni olarak öngörülmüş iken, yeni sistemde koşullu salıverilme süresini de etkileyecek şekilde bir infaz rejimi olarak düzenlenmiştir.Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanacaktır. Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterli olup cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak kanun koyucu tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki cezanın infaz edilmesi koşulunu aramadığı hâlde, infazdan sonra belirli bir sürenin geçmesi durumunda tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağını hüküm altına almıştır. Buna göre, beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl; beş yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına mahkûmiyet hâlinde ise cezanın infaz tarihinden itibaren üç yıl geçmekle tekerrür hükümleri uygulanmayacaktır. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 5271 sayılı CMK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, 1412 sayılı CMUK yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak yeni usul yasası sisteminde, yasa yolları içinde istinafa yer verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra göreve başlaması nedeniyle 5320 sayılı Kanun'un “Temyiz ve karar düzeltme” başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında; “Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddeleri uygulanır” hükmüne yer verilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlamasından önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında 1412 sayılı CMUK’un 305 ila 326. maddelerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tekerrüre esas alınan mahkûmiyet hükmünün verildiği tarihte yürürlükte bulunan “Temyizi Kabil Olan ve Olmayan Hükümler” başlıklı 305. maddesi; “Ceza Mahkemelerinden verilen hükümler temyiz olunabilir. Ancak, on beş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı cezalara ait hükümler hiçbir harç ve masrafa tabi olmaksızın Yargıtay’ca re'sen tetkik olunur. 1- İkimilyon liraya kadar (İkimilyon dâhil) para cezalarına dair olan hükümler, 2- Yukarı sınırı onmilyon lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri, 3- Bu Kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler, temyiz olunamaz. Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. Ancak haklarında 343. madde hükümleri dairesinde Yargıtay’a başvurulabilir” şeklinde iken, 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca CMUK'un 305. maddesinin (1) numaralı bendinde yer alan "ikimilyon" ibaresi "ikimilyar"; (2) numaralı bendinde yer alan "onmilyon" ibaresi "onmilyar" olarak değiştirilmiştir. Yapılan bu değişikle 21.07.2004 tarihinden önce iki milyon liraya kadar olan para cezaları kesin nitelikte iken, 21.07.2004 tarihinden itibaren iki milyar liraya kadar olan para cezaları kesin hâle getirilmiştir.İki milyar (iki bin) liraya kadar (bu miktar dâhil) para cezalarına ilişkin hükümlerin temyiz edilemeyeceğine ilişkin 1412 sayılı CMUK'un 305. maddesinin ikinci fıkrasının birinci bendinin Anayasa Mahkemesinin 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 23.07.2009 tarihli ve 65–114 sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra, ister hapis cezasından çevrilen, isterse de doğrudan verilen adli para cezasına ilişkin hükümlerin 14.04.2011 tarihine kadar hiçbir miktar gözetilmeksizin; 14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde; "Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen 3.000 Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı istinaf yasa yoluna başvurulamaz" şeklinde gerçekleştirilen değişiklik ve aynı Kanun'un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen; "Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz" biçimindeki geçici ikinci madde göz önünde bulundurulduğunda da, 14.04.2011 tarihinden sonra doğrudan hükmolunan 3.000 TL'den fazla adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükümleri yönünden temyiz kanun yolu açık hâle gelmiştir.1412 sayılı CMUK'un 305. maddesinin birinci fıkrasındaki kesinlik sınırını, maddede belirtilen kesinlik sınırları içinde kalmak şartıyla başkaca hiçbir hak sınırlaması sonucunu doğurmayan para cezasına ilişkin hükümlerle sınırlı olarak yorumlamak gerekmektedir. Bu nedenle, gerek bir mahkûmiyete ek, gerekse bağımsız olarak hükmedilen güvenlik tedbirleri, kesin nitelikteki hükümlere de her yönüyle temyiz edilebilirlik niteliği kazandıracaktır.Öte yandan, Ceza Genel Kurulunun duraksamasız kararlarında da açıkça vurgulandığı üzere; 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinde, 647 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde “Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir” hükmüne yer verilmesine karşın, “Bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez” hükmüne yer verilmemesi nedeniyle, gerek 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesi uyarınca kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya seçenek olarak hükmedilen, gerekse 52. madde uyarınca doğrudan hükmedilen 2 milyar lirayı (2.000 TL) aşmayan adli para cezalarına ilişkin hükümler kesin niteliktedir.5219 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 21.07.2004 tarihinden Anayasa Mahkemesinin 23.07.2009 tarihli ve 65-114 sayılı kararının yürürlüğe girdiği 07.10.2010 tarihine kadar 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre doğrudan verilen para cezaları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre hem hapisten çevrilen hem de doğrudan verilen adli para cezalarında temyiz kesinlik sınırının 2.000 TL olduğu; 07.10.2010 tarihinden 6217 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar hem hapisten çevrilen hem de doğrudan verilen tüm adli para cezalarının miktara bakılmaksızın temyize tâbi olduğu; 6217 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden itibaren sadece doğrudan verilen adli para cezalarında temyiz kesinlik sınırı ile, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra doğrudan verilen adli para cezalarında istinaf kesinlik sınırının 3.000 TL olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, suç işlendiği tarihte yürürlükte bulunan Kanun hükümleri de gözetilmek suretiyle miktar itibarıyla temyiz kesinlik sınırının altında bulunan adli para cezası ile mahkûmiyet hükümlerinin tekerrür uygulamasına da esas alınamayacağının kabulü gerekmektedir.Bu aşamada uyuşmazlık konusunun isabetli şekilde çözüme kavuşturulması amacıyla, Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete girdiği 20.07.2016 tarihinden sonra kurulan ve miktar itibarıyla üst derece yargı yoluna başvuru imkânı bulunmadığından kesin nitelikte olan adli para cezalarına dair hükümlerin tekerrüre esas alınıp alınmayacağına dair bu tarihten sonra yapılan değişikliklerin de açıklanmasında fayda bulunmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete girdiği 20.07.2016 tarihinde, 5271 sayılı Kanun’un "İstinaf" başlıklı 272. maddesi; “(1) İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re'sen incelenir. (2) Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir. (3) Ancak; a) Sonuç olarak belirlenen ikibin lira dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerine, a) (Değişik: 6217 - 31.3.2011 / m.23) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine, b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, Karşı istinaf yoluna başvurulamaz.” şeklinde iken, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 14.04.2020 tarihli 7242 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 272/3 maddesinin sonuna “Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.” cümlesi eklenmiş ve madde metni son şeklini almıştır. Buna göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete girdiği 20.07.2016 tarihinden sonra doğrudan verilen ve miktar itibarıyla üst yargı denetiminden geçmeksizin kesinleşen adli para cezalarına dair hükümlerin de tekerrüre esas alınmayacağı kabul edilerek bu tarihten sonra verilen hükümlerde önceden işlenen suçun ne zaman işlendiği, miktar itibarıyla kesin ve tekerrüre esas olan hükmün ne zaman kurulduğu veya kesinleştiği gibi durumların gözetilip gözetilmeyeceğine yönelik tereddütler giderilmeye çalışılmıştır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanık ... hakkında itiraz incelemesine konu 26.11.2017 tarihinde maktul ...'e yönelik eylemi nedeniyle açılan kamu davasına konu olan ve sanık hakkında TCK'nın 58. maddesinin uygulanmasının talep edildiği iddianamenin düzenlendiği tarihte, sanığın adli sicil kaydında 08.02.2013 tarihinde işlediği basit yaralama suçu nedeniyle ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2016 tarih ve 461 – 787 sayılı kararı ile 3.000 TL adli para cezasına ilişkin ve miktar itibarıyla kesin olan mahkûmiyet hükmünün bulunduğu, Sanığın 26.11.2017 tarihinde işlediği “kasten öldürme” suçu nedeniyle açılan ve itiraz yoluyla incelenen kamu davasında, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan 22.06.2018 tarih ve 18 – 164 sayılı hükümde “şartları bulunmadığından tekerrür hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına” karar verildiği, bu kararın katılanlar vekili ile sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 16.01.2019 tarih ve 3387 – 168 sayı ile; sanık hakkında bahsi geçen “... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2016 tarih ve 461 – 787 sayılı kararı ile 3.000 TL adli para cezasına dair mahkumiyet hükmünün TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınmasına karar verilerek 'istinaf isteminin düzeltilerek esastan reddine” karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu kararın da katılanlar vekili ile sanık müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya henüz Özel Dairede inceleme aşamasında iken 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 272/3. maddesinin sonuna “Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz” cümlesinin eklendiği,Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 07.07.2020 tarih ve 869 – 1670 sayı ile temyiz isteminin esastan reddine karar verildiği ve sanık hakkında kasten öldürme suçundan kurulan itiraza konu mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği anlaşılmakla, Sanık ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün infazını etkileyecek şekilde sonuçları olan tekerrür konusunun, TCK’nın 7. maddesinde yer alan lehe kanun değişikliği kapsamında bir bütün hâlinde değerlendirilmesi gerektiğinin, bu nedenle sanık hakkında suç tarihinden önce işlenen başka bir suç nedeniyle doğrudan verilen ve kanun yolundan geçmeden kesinleşen adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün tekerrüre esas alınamayacağının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Özel Dairenin temyiz isteminin esastan reddine dair kararın kaldırılarak Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf isteminin tekerrür hükümleri bakımından sanığın aleyhine düzeltilerek esastan reddine dair kararın bozulmasına, ancak bozma nedeni olayın daha ziyade aydınlanmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararından, sanık aleyhine tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dair eklenen kısmın karardan çıkartılmak suretiyle temyiz isteminin düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi gerekmektedir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 07.07.2020 tarihli ve 869-1670 sayılı temyiz isteminin esastan reddine dair kararın KALDIRILMASINA, 3- ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 16.01.2019 tarih ve 3387 - 168 sayılı istinaf isteminin düzeltilerek esastan reddine dair kararının; sanık hakkında adli sicil kaydında yer alan ve doğrudan adli para cezasına ilişkin olan ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2016 tarih ve 461 – 787 sayılı mahkumiyet hükmünün tekerrüre esas alınamayacağı isabetsizliğinden CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bozma nedeni olayın daha ziyade aydınlanmasını gerektirmediğinden, CMK’nın 303/1-a maddesi uyarınca, ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin temyize konu kararında yer alan "... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2016 tarih ve 2016/461 Esas, 2016/787 Karar sayılı kararıyla kasten yaralama suçundan verilip 18.10.2016 tarihinde kesinleşen 3.000 TL adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün tekerrüre esas olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında hükmolunan cezanın TCK’nın 58/6. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" kısmının hükümden çıkartılmak suretiyle TEMYİZ İSTEMİNİN DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE, 4- Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 08.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.