Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/319 E. 2023/120 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2020/319
- Karar No
- 2023/120
- Karar Tarihi
YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ... hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sırasında, ... (Kapatılan) 20. Sulh Ceza Mahkemesince 06.11.2013 tarih ve 477-799 sayı ile sanığın eyleminin ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği ... 7. Asliye Ceza Mahkemesince 03.04.2014 tarih ve 991-201 sayı ile sanığın TCK'nın 223/3, 62 ve 53/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir. Hükmün sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 17.12.2019 tarih ve 2466-15105 sayı ile; "TCK'nın 223/3. maddesine göre 'Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.' hükmünün yer aldığı, somut olayda, sanığın ... Hava yollarına ait PC120 sefer sayılı uçak ile ... ilinden ... iline geldiği ve uçaktan yolcuların inmesi sırasında 'Ben DHKP-C üyesiyim uçağa bomba koydum, bomba var.' demesi üzerine polis memurlarınca uçakta yapılan arama sonrasında uçakta suç unsuruna rastlanmadığı ve PC120 sefer sayılı uçağın bir sonraki sefere gecikmeli olarak hareket ettiğinin anlaşılması karşısında, sanığın içerisinde bulunan uçağın seferini tamamlaması nedeniyle uçağın hareket etmesini engelleyici bir davranışının olmadığı, uçağın sonraki seferlerine gecikmeli kalkmasına neden olmak biçimindeki eyleminin ise suçun tanımındaki unsurları oluşturmadığı, eylemin TCK'nın 270/1. maddesindeki suç üstlenme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 19.01.2020 tarih ve 254871 sayı ile; "Sanığın, yolcu olarak bulunduğu uçağın ... Havalimanına iniş yapıp yolcuların uçaktan tahliyelerinin sağlandığı sırada, kabin görevlisine hitaben 'Ben DHKP-C örgütündenim, uçağa bomba bıraktım.' şeklinde sözler söyleyerek kabin görevlisinde korku ve endişe yarattığı tanık kabin görevlisinin konuyu önce uçağın kaptanına, sonra uçak kaptanı tarafından havalimanı polislerine intikal ettirilerek uçakta arama yapıldığı ve herhangi bir bomba ve benzeri suç unsuruna rastlanılmadığı ancak bu işlemler nedeniyle uçağın ... Havalimanından, ...'a ... Havalimanına dönecek yolcuların 45 dakikalık gecikme ile hareket etmesinin hukuka aykırı bir davranış olarak kabul edilmesi gerektiği, Sanık eylemin, hava ulaşım aracının, hukuka aykırı davranışla hava ulaşım aracının hareketini engelleme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Sanığık uçaktaki kabin görevlilerini korkutmak ve endişeye sevk etmek panik yaratmak amacıyla hareket etmiştir. Bunu hangi saik ile gerçekleştirdiğinin bir önemi yoktur. Suç üstlenme suçunun maddi unsurları oluşmamıştır." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 07.07.2020 tarih ve 340-15075 sayı ile itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı suçun niteliğinin belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; PC120 uçuş numaralı uçağın kaptanı ile polis memuru tarafından düzenlenen ... Hava Yolları uçuş güvenliğini bozucu olay raporuna göre; 22.03.2013 tarihinde saat 19.16'da söz konusu uçağın 22 A koltuğunda oturan sanık ...'ın uçaktan ayrılırken "Ben DHKP-C denim, uçağa bomba koydum." şeklinde beyanda bulunduğu, Kolluk görevlileri ile uçuş ekibi tarafından düzenlenen tutanağa göre; 23.03.2013 tarihinde saat 19.20 sıralarında, ... Havalimanından gelen ... Hava Yollarına ait PC120 sefer sayılı uçağın yolcularından olan sanık ...'ın "Ben DHKP-C üyesiyim. Uçakta bomba var. Hiçbir şey olmadı." demesi üzerine yolcu kabin ekibi ve kaptan tarafından alıkonularak polis çağırıldığı, ardından kaptanın istemi üzerine bomba uzmanının katılımıyla kabin bagajları ile mutfak ve koltuklar üzerinde yapılan aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, Anlaşılmaktadır. Katılan ... aşamalarda benzer şekilde; ... Havalimanında ... Hava Yollarının yer hizmetleri bölümü yolcu hizmetleri şefi olarak görev yaptığını, 23.03.2013 tarihinde saat 19.16 sıralarında PC120 sefer sayılı uçağın ... ... Havalimanından ... Adnan ... Havalimanına iniş yaptığını, yolcuların uçaktan ayrıldıkları sırada uçakta bomba ihbarının yapıldığını bu nedenle uçağa polis çağırıldığını, ardından uçak içerisine görevli polislerle giriş yaptıklarını, 22 A numaralı koltukta oturan sanık ...'ın kabin görevlisi tanık ...'a hitaben yüksek sesle "Ben DHKP-C örgütündenim, uçağa bomba bıraktım." dediğini öğrendiğini, uçak içerisinde bomba ve patlayıcı araması yapılması nedeniyle uçağın sefer saatinden 45 dakika sonra gecikmeli olarak kalktığını, seferin devamı olan PC4112 ve PC4113 sefer sayılı uçuşlarında tahmini 20 dakika gecikmeli kalkacağına dair bilgi SMS'i çekildiğini, asılsız ihbarla yolcuların güvenliğini tehlikeye düşüren, yolcuların havalimanında beklemesine ve uçağın 45 dakika geç hareket etmesine neden olan sanıktan ... Hava Yolları adına şikâyetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini, Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; ... Hava Yollarında kabin memuru olarak çalıştığını, 23.03.2013 tarihinde saat 18.30 sıralarında PC120 sefer sayılı uçakla ... ... Havalimanından ... Adnan ... Havalimanına gelmek üzere hareket ettiklerini, saat 19.20 sıralarında ... Havalimanına iniş yaptıklarını, yolcuların iniş yaptıkları sırada 22 A numaralı koltukta oturan sanık ...'ın kendisine hitaben yüksek sesle "Ben DHKP-C örgütündenim, uçağa bomba bıraktım." dediğini, bunun şaka olmadığını konuyu ilgililere bildireceğini belirtip beklemesini istediğini, sanığın ise bu durumu inkâr edeceğini ifade ettiğini, ardından kaptan pilot ... Sayıner'e konuyu ilettiğini, kaptanın da polise haber verip bomba ihbarı olduğunu söylediğini, ardından polisin geldiğini, karakola gittikleri sırada uçakta arama yapıldığını ancak herhangi bir bomba bulunmadığını, sanığın kendilerini korkutup uçağın da geç kalkmasına neden olduğunu, Tanık ... Unutmaz kollukta; 23.03.2013 tarihinde saat 18.30 sıralarında PC120 sefer sayılı uçakla ... ... Havalimanından ... Adnan ... Havalimanına gelmek üzere hareket ettiklerini, yolculuk sırasında yan tarafındaki koltukla oturan tanımadığı bir yolcuya ismini olay nedeniyle öğrendiği kabin görevlisi ...'un sert bir üslup ile "Koltuğunuzu düzeltir misiniz?" dediği, bunun üzerine erkek arkadaşı sanık ...'a, yolcuya sert bir uslup ile konuşması nedeniyle kabin görevlisinin nezaketsiz bir şekilde davrandığını söylediğini, bu sırada tanık ...'un bu konuşmasını duyduğunu, saat 19.20 sıralarında ... Havalimanına iniş yaptıklarını, yolcuların uçaktan indikleri sırada kendisinin de koltuğundan kalkarak koridor kısmına geçtiğini, bu sırada tanık ... yanında bulunan diğer kabin görevlisi ile arkalarında olduğunu, bu kişilere sanık ...'ın "İyi akşamlar." dediğini, ardında da kendisini kastederek "Yanımda sarışın bir bomba var." dediğini, bunun üzerine tanık ...'un beklemelerini isteyip kabin amirini çağırdığını, kabin amirinin "Yolcuların inmesine izin vermiyormuşsunuz." demesi üzerine sanığın böyle bir durum olmadığını söylediğini, daha sonra kabin amirinin hostesle görüştükten sonra yanlış anlaşılma olduğunu belirtip özür dilediğini, o sırada polislerin gelerek sanığı karakola götürdüklerini, sanığın kesinlikle "DHKP-C örgütündenim, uçağa bomba bıraktım." demediğini, İstinabe olunan Mahkemede ise; sanığın kabin görevlisine hitaben "Uçakta canlı bomba var." dediğini, bu sırada ağzından "DHKP-C" ibaresinin de çıktığını, hatırladığı kadarıyla "DHKP-C canlı bomba koydu." gibi bir cümle kullandığını, hostesin de bu durumu ciddiye alıp polisi aradığını, bu nedenle uçakta arama yapıldığını, Beyan etmişlerdir. Sanık ... 23.03.2013 tarihinde kollukta; ... ... Havalimanından ... Adnan ... Havalimanına gelmek üzere ... Hava Yollarına ait uçakla 23.03.2013 tarihinde saat 18.30 sıralarında hareket ettiklerini, yolculuk sırasında yan tarafındaki koltukta oturan tanımadığı bir yolcuya ismini olay nedeniyle öğrendiği kabin görevlisi ... sert bir üslup ile "Koltuğunuzu düzeltir misiniz?" dediğini, kız arkadaşı olan tanık ... Unutmaz ile yolcuya sert bir uslup ile konuşmasından dolayı kabin görevlisinin nezaketsiz bir şekilde davrandığını aralarında konuştuklarını, bu konuşmalarını tanık ...'un duyduğunu, saat 19.20 sıralarında ... Havalimanına iniş yaptıklarını, yolcuların iniş yaptığı sırada yaşlı olanlara yol verdiğini, ardından tanık ... Unutmaz ile birlikte uçaktan inmek üzere koltuktan kalkarak koridor kısmına çıktığını, bu sırada tanık ...'un yanında bulunan diğer kabin görevlisi ile görüştüğünü, kendilerine "İyi akşamlar." dediğini, ardından da yanında bulunan kız arkadaşını kastederek "Yanımda sarışın bir bomba var." dediğini, bunun üzerine tanık ...'un kendisinden beklemesini istediğini, ardından gelen kabin amirinin kendisine "Siz yolcuların inmesine izin vermiyormuşsunuz." demesi üzerine böyle bir durum olmadığını söylediğini, daha sonra kabin amirinin yanlış anladığını belirtip kendisinden özür dilediğini, o esnada polislerin gelip kendisini karakola götürdüklerini, kesinlikle "DHKP-C örgütündenim, uçağa bomba bıraktım." demediğini, İstinabe olunan Mahkemede; olay tarihinde kız arkadaşı olan tanık ... Korkmaz ile birlikte ...'e gitmek için uçağa bindiklerini, bu yolculuk sırasında kabin görevlisinin gergin ve sinirli davranışlarda bulunduğunu, uçağın inmesine yakın sert bir dille yanında oturan erkek şahsa "Kaç defa size söyleyeceğim, koltuğunuzu dikleştirin." dediğini, bunun üzerine "Neden sert konuşuyorsunuz." şeklinde kendisini uyardığını, görevlinin ise "Ben size söylemedim, sizi ilgilendirmez." dediğini, uçak indikten sonra arkasında oturan yaşlı kadına yardım etmek için diğer yolcuların inmesini beklediğini, bu sırada görevlinin yine sert bir şekilde davranmaya devam ettiğini, ardından kız arkadaşı ile birlikte uçaktan indikleri sırada görevlinin arkadaşı ile münakaşa ettiğini gördüğünü, bunun üzerine "Sakin olun arkadaşlar, yanımdaki güzel sarışın bomba." dediğini, sonra kendisini beklettiklerini, bir erkek şahsın gelip "Ben DHKP-C örgütündenim, uçağa bomba bıraktım." şeklinde beyanda bulunduğunu iddia ettiğini, kesinlikle bu şekilde bir beyanı olmadığını, sadece yanındaki kız arkadaşını kastederek "Sarışın bomba." dediğini, bu olayların uçağın kalkış aşamasında değil, uçağın alana indikten sonra gerçekleştiğini, kabin görevlisinin uyardığı için kendisine iftira attığını, hatta tartıştığı kabin arkadaşının da iddia edilen sözleri duymadığını belirttiğini, ancak tanıklık yapmadığını, "Ben karışmam." dediğini, kesinlikle uçağın kalkışını bekletmediğini, Savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler Uyuşmazlık konusunun sağlıklı bir çözüme kavuşabilmesi için TCK'nın 223. maddesinde düzenlenen ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçu ile aynı Kanun'un 270. maddesinde düzenlenen suç üstlenme suçuna uyuşmazlık konusu ile bağlantılı olduğu ölçüde değinilmesinde yarar bulunmaktadır. Türk Ceza Kanunu'nun ikinci kitabının "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmının, "Ulaşım Araçlarına veya Sabit Platformlara Karşı Suçlar" başlıklı altıncı bölümünde, "Ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması" başlığıyla düzenlenen 223. maddesi; "(1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla kara ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen, bu aracı hareket halinde iken durduran veya gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun konusunun deniz veya demiryolu ulaşım aracı olması halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (4) Bu suçların işlenmesi sırasında kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi dolayısıyla ayrıca cezaya hükmolunur. (5) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Anılan madde gerekçesi; "Maddenin birinci fıkrası, kara ulaşım araçlarının hareketlerinin cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bile bile engellenmesini veya bunların kaçırılmasını cezalandırmaktadır. Suçun maddî unsuru belirtilirken, uygulamada herhangi bir duraksamaya neden olunmaması için kaçırma niteliğinde bulunan hareketlerin teker teker sayılması ve böylece araçların hareket etmesinin engellenmesi, aracın hareket ettirilmemesi, hareket hâlinde bulunanların durdurulması ve gitmekte olduğu yerlerden başka yerlere yönlendirilmesi ayrıca açıklanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında, suçun konusunun deniz veya demiryolu ulaşım aracı olması itibarıyla ayrı bir suç tanımına yer verilmiştir. Bu suçu oluşturan hareketler, birinci fıkrada tanımlanan suçun maddî unsuru kapsamındaki hareketlerden ibarettir. Üçüncü fıkrada, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesinin engellenmesi veya bu aracın gitmekte olduğu yerden başka yere götürülmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Maddenin dördüncü fıkrasında özel bir içtima hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; bir, iki ve üçüncü fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi sırasında kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi hâlinde, ayrıca bu nedenle cezaya hükmedilmelidir. Bir, iki ve üçüncü fıkralarda tanımlanan suçların işlenebilmesi için, kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi gerekmemektedir. Beşinci fıkraya göre, bir, iki ve üçüncü fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Bu itibarla, kasten yaralama suçunun temel şeklinin gerçekleşmesi hâlinde, sadece bu bir, iki veya üçüncü fıkralara istinaden cezaya hükmedilmelidir. Ulaşım araçlarına zarar verilmesi, mala zarar verme suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli şeklini oluşturduğu için, bu madde kapsamında ayrıca suç olarak tanımlanmamıştır." biçiminde açıklanmıştır. Ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması eyleminin suç olarak düzenlenmesindeki amaç ulaşım güvenliği ile birlikte yolcu, ... ve yük güvenliğinin sağlanması, seyahat özgürlüğünün güvence altına alınmasıdır. Bu suçun faili herkes olabilir. Bu bakımından özgü bir suç olarak düzenlenmemiştir. Suçun konusunu ise kara, deniz, demiryolu ve hava ulaşım araçları oluşturmaktadır. Bu aşamada uyuşmazlık konusu ile ilgisi bakımından anılan maddenin üçüncü fıkrasında hüküm altına alınan suç üzerinde durulması gerekmektedir. Bahse konu fıkrada yer alan hava ulaşım aracı karadan, gemiden veya denizden havalanabilen, havada gitme özelliğine sahip olan, motorlu, motorsuz tüm araçları ifade etmek için kullanılır. Bu anlamda uçak, helikopter, balon, silah niteliği taşımayan füzeler, uzay araçları hava ulaşım aracına dahildir. 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde anılan Kanun'da geçen Hava aracı teriminin "Havalanabilen ve havada seyredebilme kaabiliyetine sahip her türlü aracı," ifade ettiği belirtilmiştir. Havaya, uzaya, başka bir gezegene, uydu veya uydulara fırlatılan ve yerden kumanda edilerek belirli bir yörüngeye oturtulabilen, yönü değiştirilip geri getirilebilen her türlü ... da hava ulaşım aracı kavramına dahildir. Ayrıca bu araçların yük veya yolcu taşımasına ya da kamunun kullanımına tahsis edilmiş olması suçun konusunu oluşturması bakımından aranmamaktadır (... Tahsin Gökcan-... Artuç, Türk Ceza Kanunu Şerhi, 5. Cilt, ... 2021, s. 7484-7485.). Kanun koyucu suçun oluşması için cebir veya tehdit kullanılması veya hukuka aykırı başka bir davranışın varlığını aramıştır. Bu kapsamda bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit edilmesi; bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması suçun oluşabilmesi için gerekli hareketlerdir. Ancak kanun koyucu cebir veya tehdidin yanında hukuka aykırı başka bir davranış ile de bu suçun işlenebileceğini kabul etmiştir. Hukuka aykırı başka bir davranış ibaresinden hukuk düzeninin belirlemiş olduğu emir veya yasak biçiminde bir içeriğe sahip olan her türlü hukuk kuralına aykırı eylem anlaşılması gerekir. Hukuka aykırı davranış, hukuka aykırı olması koşulu ile herhangi bir şekilde gerçekleşebilir. Bu davranışın suç oluşturması şart değildir. Önemli olan hava ulaşım aracının hareket etmesini engellemeye veya bu aracı gitmekte olduğu yerden başka bir yere götürmeye elverişli olması gerekmektedir. Bu anlamda asılsız bomba ihbarı yapılması veya failin kendisini görevli gibi tanıtması şeklindeki hileli eylemler hukuka aykırı davranışa örnek olarak verilebilir (a.g.e, s. 7487; ... ..., Ulaşım Araçlarına ve Sabit Platformlara Karşı Suçlar, Hakemli Makale.). Failin cebir veya tehdit kullanması ya da hukuka aykırı başka bir davranışta bulunması suçun oluşması için yeterli değildir. Aynı zamanda yaptığı bu davranış sonucunda hava ulaşım aracının hareket etmesinin engellenmesi veya gitmekte olduğu yerden başka bir yere götürülmesi gerekmektedir. Bu bağlamda anılan suç seçimlik hareketli bir suç olarak düzenlenmiştir. Madde metninde yer alan hareketlerden birisinin yapılması suçun oluşumu için yeterlidir. Bu aşamada Hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen ibaresi üzerinde durulması gerekmektedir. Hava ulaşım aracının hareket etmesinin engellenmesi, henüz durmakta olan, hareket etmemiş bulunan hava ulaşım aracının hareket etmesine engel olmak, hareket etmesinin önüne geçmek şeklinde açıklanabilir. Örneğin havanın uçmaya müsait olmadığına ilişkin yanlış meteorolojik mesaj göndererek uçağın kalkmasına, gideceği yere gitmesi için havalanmasına engel olmak hukuka aykırı başka bir davranışla aracın hareket etmesini engellemek olarak nitelendirilebilir. Bu suç bir tehlike suçudur. Bu nedenle suçun oluşumu için zarar meydana gelmesi aranmamaktadır. Suçun oluşumu için genel kast yeterlidir. Belli bir saik ile hareket edilmesine gerek yoktur. Failin, cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engellediğini veya bu aracı gitmekte olduğu yerden başka bir yere götürdüğünü bilmesi ve istemesi yeterlidir. Bu nedenle de eylemi yaparken ne amaçla hareket ettiği önemli değildir. Öte yandan, Türk Ceza Kanunu'nun ikinci kitabının "Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler" başlıklı dördüncü kısmının, "Adliyeye Karşı Suçlar" başlıklı ikinci bölümünde, "Suç üstlenme" başlığıyla düzenlenen 270. maddesi; "Yetkili makamlara, gerçeğe aykırı olarak, suçu işlediğini veya suça katıldığını bildiren kimseye iki yıla kadar hapis cezası verilir. Bu suçun üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmesi halinde; verilecek cezanın dörtte üçü indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir." şeklinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin gerekçesi ise "Madde metninde suç üstlenme suçu tanımlanmıştır. Kişi, gerçekte hiç işlenmemiş veya başkası tarafından işlenmiş olan bir suçu kendisinin işlediğinden bahisle, bildirimde bulunmuş olabilir. Bu durumda, suç üstlenme suçu oluşur. Madde metnine göre; bu suçun belli akrabalık ilişkisi içinde bulunulan kişilerin cezadan kurtulması amacıyla işlenmesi hâlinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir." şeklinde açıklanmıştır. Kişinin gerçekte hiç işlenmemiş veya başkası tarafından işlenmiş olan bir suçu kendisinin işlediğinden bahisle bildirimde bulunmasıyla oluşan suç üstlenme suçunun, belli akrabalık ilişkisi içinde bulunulan kişilerin cezadan kurtulması amacıyla işlenmesini kanun koyucu cezadan indirim nedeni ya da şahsi cezasızlık hâli olarak kabul etmiştir. Suç üstlenme, adli makamların hataya düşürülmelerini, isabetsiz hüküm vermelerini ve dolayısıyla itibarlarını kaybetmelerini önlemek amacıyla adliye aleyhine bir suç olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla bu suçun ihdasıyla, adliyenin kişisel bir takım düşüncelerle hataya düşürülmesi önlenmek istenmiştir. İşlemediği bir suçu yetkili makamlar önünde üstlenen fail, yalnız gerçek suç ve suçluları takiple görevli bulunan adli makamların var oluş amaçlarına aykırı hareket etmelerine neden olacaktır. Bu bağlamda, suç üstlenme suçunun hukuki konusu ile adliyeye karşı hileli davranışlarla, suçların takibinin saptırılmamasının amaçlanmış olmasından dolayı, Devletin yükümlülüğü olan adil yargılanma hakkının sağlanmasına ilişkin kamusal yarar korunmak istenmiştir. Suç üstlenme suçu, failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak bir suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesi suretiyle işlenmektedir. Burada failin üstlendiği suç, gerçekte işlenmemiş bir fiile ilişkin olabileceği gibi, işlenmiş bir suç da olabilecektir. Dolayısıyla, failin üstlendiği suça dair gerçeğe aykırılık; üstlenilen fiilin kendisine ya da failine yönelik olabilmektedir. Failin, gerçekte hiç işlenmemiş veya başkası tarafından işlenmiş olan bir suça ilişkin bildirimde bulunduğunu bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekmektedir. TCK'nın 270. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde; "Bu suçun, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmesi hâlinde; verilecek cezanın dörtte üçü indirilebileceği gibi, tamamen de kaldırılabilir." şeklinde düzenlenen hâl dışında suçun manevi unsurunun oluşabilmesi için genel kast yeterlidir. Fail hangi saikle hareket etmiş olursa olsun suç oluşur. Örneğin, fail cezaevine girdiği takdirde beslenme ve barınma ihtiyaçlarının giderileceği düşüncesi ile hiç tanımadığı bir kişinin işlediği suçu da üstlenmiş olabilir. TCK'nın 270. maddesinde suç tabiri kullanıldığından, bu suçun oluşabilmesi için gereken diğer bir husus; üstlenilen fiilin, ceza hukuku anlamında bir suç teşkil etmesidir. Bu bağlamda kabahatler ve sadece idari yaptırımı gerektiren ihlaller bu suçu oluşturmayacaktır. Bu aşamada, uyuşmazlık konusunun sağlıklı bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi bakımından yetkili makamlar kavramı üzerinde durulması gerekmektedir. Suç üstlenme suçunda, gerçeğe aykırı beyanın yetkili makamlara bildirmesi gerekmektedir. Burada önemli olan husus, kendisine yapılan bildirim hakkında soruşturma başlatmakla ya da bu bildirimi soruşturma yapacak mercie iletmekle yükümlü olan bir makama başvurulmuş olmasıdır. Söz konusu makamlar da CMK'nın 158. maddesinde belirtilmiştir. Dolayısıyla kanunilik ilkesi gereğince, bu makamlar dışındaki kimselere yapılacak bildirimler, suç üstlenme suçuna vücut vermeyecektir. Bu bakımdan, gerçeğe aykırı beyan bir kişiye bildirilmiş, o kişi de bu durumu ilgili yerlere ihbar etmişse, kişinin, yetkili makam olarak sayılması mümkün olmadığından bu suç oluşmayacaktır. Nitekim, gerçeğe aykırı bildirimin yetkili makamlara doğrudan yapılması da arandığından, bu makamların dolaylı şekilde bu beyanı öğrenmeleri hâlinde söz konusu suçun oluşmadığı kabul edilmelidir. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme 23.03.2013 tarihinde saat 18.30 sıralarında ... ... Havalimanından ... Adnan ... Havalimanına gitmek üzere hareket eden ... Hava Yollarına ait PC120 sefer sayılı uçağın saat 19.20 sıralarında ... Adnan ... Havalimanına iniş yaptığı, yolcuların uçaktan indikleri sırada 22 A numaralı koltukta oturan sanık ...'ın uçağın kabin görevlisi olan tanık ...'a hitaben "Ben DHKP-C örgütündenim, uçağa bomba bıraktım." dediği, tanığın bunun şaka olmadığını konuyu ilgililere bildireceğini belirtip durumu kaptan pilot ... Sayıner'e ilettiği, kaptanın da polise haber verip bomba ihbarı olduğunu söylemesi üzerine bomba uzmanının katılımı ile bahse konu uçağın kabin bagajları ile mutfağı ve koltuklarının arandığı, yapılan arama sonucunda herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, asılsız ihbar nedeniyle uçağın bir sonraki seferine 45 dakika gecikmeli olarak hareket edebildiği anlaşılan olayda; Sanığın silahlı örgüt üyesi olduğuna ve bahse konu uçağa bomba koyduğuna yönelik gerçeğe aykırı beyanını CMK'nın 158. maddesinde sayılan ve kendisine yapılan bildirim hakkında soruşturma başlatmakla ya da bu bildirimi soruşturma yapacak mercie iletmekle yükümlü olan yetkili makamlara doğrudan değil de ... Hava Yollarında kabin memuru olarak çalışan tanık ...'a bildirmesi ve tanıktan dolaylı olarak öğrenilmesi üzerine başlatılan soruşturma sırasında alınan savunmasında da atılı eylemi gerçekleştirmediğine yönelik beyanda bulunması nedeniyle suç üstlenme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakta ise de sanığın asılsız bomba ihbarı şeklinde gerçekleşen hukuka aykırı davranışı sonucunda kolluk tarafından yapılan arama işlemi nedeniyle bahse konu uçağın bir sonraki seferine 45 dakika gecikmeli olarak hareket etmesi ve tehlike suçu olarak düzenlenen bu suçun oluşumu için genel kastın varlığının yeterli olması hususları birlikte değerlendirildiğinde bomba ihbarı üzerine uçakta arama yapılacağını ve arama işlemi sonuçlanıncaya kadar da sonraki uçuşa hazırlanmak amacıyla yolcuları indirdikten sonra bulunduğu yerden ayrılacak olan uçağın hareket etmesinin engelleneceğini bilebilecek durumda olan sanığın bu eyleminin hukuka aykırı bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleme suretiyle ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Sayın Çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık failin davaya konu edilen fiilinin vasfının belirlenmesine ilişkindir. Dava konusu fiil: Sanığın iddianame ile davaya konu edilen eylemi, ...-... seferini yapan PC 120 sefer sayılı uçak ... ... Havalimanına indikten sonra ve yolcuların uçaktan ayrılması esnasında uçağın hostesi ...’a 'Ben DHKP-C üyesiyim, uçağa bomba koydum, uçakta bomba var.' demesi üzerine, hostesin durumu uçağın pilotuna bildirmesi ve akabinde uçağın aranması sonucu patlayıcı maddeye rastlanmaması üzerine uçağın sonraki seferine yaklaşık 45 dakikalık gecikmesine sebebiyet vermesi şeklinde gerçekleşmiştir. İtiraz gerekçesi: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, '…yolcu olarak bulunduğu uçağın ... Havalimanına iniş yapıp yolcuların uçaktan tahliyelerinin sağlandığı sırada, kabin görevlisine hitaben 'Ben DHKP-C örgütündenim, uçağa bomba bıraktım.' şeklinde sözler söyleyerek kabin görevlisinde korku ve endişe yarattığı tanık kabin görevlisinin konuyu önce uçağın kaptanına, sonra uçak kaptanı tarafından havalimanı polislerine intikal ettirilerek uçakta arama yapıldığı ve herhangi bir bomba ve benzeri suç unsuruna rastlanılmadığı ancak bu işlemler nedeniyle uçağın ... Havalimanından, ...'a ... Havalimanına dönecek yolcuların 45 dakikalık gecikme ile hareket etmesinin hukuka aykırı bir davranış olarak kabul edilmesi gerektiği, sanığın eylemin, hava ulaşım aracının, hukuka aykırı davranışla hava ulaşım aracının hareketini engelleme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir…' gerekçesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesine göre itiraz başvurusunda bulunmuştur. Suç tipinin irdelenmesi ve somut fiile uygulanması: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının isabetli olup olmadığının belirlenmesi için sanığa isnat olunan fiili hareket unsuru bakımından irdeleyeceğiz. Hareket: Uçak havalimanına indikten sonra, yolcular bagajlarını alarak uçaktan ayrıldıkları esnada, sanığın söylediği sözler, tanık hostes ...’un (hazırlık soruşturmasında alınan beyanında ifade ettiği üzere aynen) '…saat 19.20’de iniş yaptık, kapılarımızı açtık. Yolcular inerken bu sırada sanık ben DHKP-C Örgütündenim, uçağa bomba bıraktım.' şeklindedir. Bu sözler dışında sanığın başkaca bir fiziki veya sözlü davranış gerçekleştirmediği hususunda bir tartışma bulunmamaktadır. Havalimanına zaten inmiş olan ve yolcuların da bagajlarını alarak terk ettikleri uçakta arama yapılmış, patlayıcı madde bulunmadığının anlaşılması üzerine uçak bir sonraki seferine sadece 45 dakikalık bir gecikmeyle devam etmiştir. Sanık, bahse konu sözleri normal bir konuşma ses tonuyla hostes ...’a hitaben söylemiş, ayrıca yanında bulunan ... Unutmaz isimli arkadaşı da duymuştur. Bu kişiler dışında diğer uçak yolcularının duyabileceği şekilde sarf edilmeyen sözlerin uçak yolcuları üzerinde bir korku, kaygı, panik oluşturma durumu söz konusu olmadığı gibi, yolcular normal bir şekilde kabin bagajlarını alarak uçaktan inmişlerdir. Kısacası, sanığın açıklanan hareketiyle oluşan fiili (özetle) 'havalimanında iniş yapmış durumdaki uçağın hostesine ben DHKP-C Örgütündenim, uçağa bomba bıraktım şeklinde sözler söyleyerek durumun sırasıyla uçağın kaptan pilotuna ve hostesine bildirilmesi üzerine uçakta arama yapılmasına ve uçağın bir sonraki seferine 45 dakika gecikmeli olarak gitmesine sebep olmak' şeklindedir. Açıklanan fiilin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 223. maddesinin üçüncü fıkrasındaki hava ulaşım aracının hareketinin engellenmesi veya kaçırılması suçunu oluşturup oluşturmadığını irdeleyeceğiz. TCK’nın 223 üncü maddesindeki anılan suçun hukuki konusu ulaşım aracının verdiği ulaşım hizmetinin güvenliğinin sağlanmasına ilişkin kamu yararıdır (Hafızoğulları, Zeki/ Özen Muharrem: Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Topluma karşı Suçlar, ... 2012, s. 310-313.). Anılan suç tipinde, anılan maddenin ilk fıkrasında kara ulaşım araçları yönünden 'hareket etmesini engellemek, bu aracı hareket hâlinde iken durdurmak, gitmekte olduğu yerden başka yere götürmek' şeklinde üç ayrı seçimlik hareket suç tanımında yer almaktadır. Üçüncü fıkrada ise hava ulaşım araçları yönünden 'hareket etmesini engellemek, gitmekte olduğu yerden başka yere götürmek' şeklinde iki ayrı seçimlik harekete yer verilmiştir. Bir başka ifadeyle ilk fıkradaki (kara ulaşım aracı bakımından öngörülen) 'aracı hareket hâlinde iken durdurmak' seçimlik hareketi hava ulaşım araçları yönünden suç tanımında yer almamaktadır. Kanun koyucunun bu düzenlemesinin bilinçli bir tercih olduğu kuşkusuzdur. Hava ulaşım araçları yönünden TCK’nın 223. maddesinin üçüncü fıkrasındaki seçimlik hareketleri tekrarlayacak olursak; a) Hareket etmesini engellemek, b) Gitmekte olduğu yerden başka yere götürmekten ibarettir. Suç tipinde yer verilen 'gitmekte olduğu yerden başka yere götürmek' seçimlik hareketi kamuoyunda uçak kaçırma olarak adlandırılan fiillerdir. Seçimlik hareketlerden hava ulaşım aracının hareket etmesini 'engellemek' bu aracın normal hareketine engel olmaktır. Engellemek kelimesi, Türkçe Sözlük’te 'bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek' anlamındadır. Ulaşım aracının hareket etmesini engellemek fiilinin nasıl gerçekleştirilebileceği suç tanımında gösterilmediğinden bu fiil, serbest hareketli bir suçtur. Bu bağlamda, hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyici nitelikte, bu sonucu doğurmaya elverişli herhangi bir hareketle bu suçun işlenmesi mümkündür. Örneğin, uçağa yetişebilmek isteyen kişi polisi arayarak uçakta bomba olduğunu ihbar etmesi ve neticesinde uçakta arama yapılacağını, bu işlemler bitene kadar uçağın güvenlik sebebiyle hareket etmekten alıkonulacağının objektif olarak bilebilecek durumdadır. Dolayısıyla bu fiil, uçağın hareket etmesini engellemek niteliğindedir. Halbuki, görülmekte olan davada, sanığın söylediği sözler -söylendiği aşama, uçağın inmiş ve tahliye hâlinde olması itibarıyla- uçağın hareket etmesini engellemeye yönelmiş ve elverişli dahi değildir. Açıklanan sebeplerle, anılan suçun oluşumu için hava ulaşım aracının hareket etmesinin engellenmesi veya gitmekte olduğu yerden başka yere götürülmesi fiilinin gerçekleştirilmesi gereklidir. Sanığın davaya konu fiilini oluşturan sözler, durmakta olan, piste inmiş ve yolcularını indirmekte olan bir uçakta söylenmiş olup uçağın hareket etmesini engelleme veya gitmekte olduğu yerden başka yere götürme fiilini oluşturacak nitelikte değildir. Bir başka yönüyle, zaten piste inmiş olan uçağın hareketinin engellenmesi de bahse konu değildir. Bu itibarla, sanığın uçağın hareketini engelleme şeklinde bir hareketi ortaya çıkmamıştır. Uçağın hareketini engelleme şeklinde bir hareket ortaya çıkmayınca, Başsavcılık itirazında belirtilen şekilde 'uçağın sonraki seferlere gecikmesi' şeklindeki 'dolaylı' olarak bir gecikme 'engelleme' hareketi olarak kabul edilemeyecektir. Böyle bir kabul, kanunilik ilkesinin ihlali anlamına gelecektir. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi, Anayasa ve TCK’da güvence altına alınan kanunilik ilkesi, suç olarak tanımlanan fiillerin kanunda açık ve belirli olarak gösterilmesini emretmektedir. Bu bağlamda, kanunilik ilkesinin alt ilkelerinden birisi olan belirlilik ilkesi çerçevesinde ceza normunun somut uyuşmazlıklara uyarlanmasında ceza hukukunun temel ilkelerinden olan genişletici yorum yasağı ve kıyas yasağının da uygulanması gereklidir. Bir diğer ifadeyle, ceza hukukunda kıyas yasağı ve genişletici yorum yasağı kanunilik ilkesinin en önemli bileşenleridir. Bu itibarla, sanığın durmakta olan uçakta söylediği anılan sözleri 'uçağın hareketini engelleme' olarak yorumlamak genişletici yorum yapmaktan başka bir anlama gelmeyecektir. Bu ise, kanunilik ilkesinin ihlali olacaktır. Sonuç: Ezcümle, sanığın durmakta olan uçakta söylediği sözlerin 'uçağın hareketini engellemek' niteliğinde olmadığı, sanığın da bu amaca yönelik bir sözünün veya davranışının tespit edilemediği, hatta davaya dahi konu edilmediği tartışmasızdır. Belirtilen sözlerin, gerçekte olmayan bir suçu üstlenme olarak nitelendirilmesine dair Özel Daire kararı yerindedir. Bu itibarla, sanığın fiilinin dava konusu hava ulaşım aracının hareketinin engellenmesi veya kaçırılması suçunu oluşturacağının kabulü kanunilik ilkesi gözetildiğinde isabetli değildir. Belirtilen sebeplerle, sanığın açıklanan eyleminin suç tipinde tanımlanan fiili oluşturmadığı," görüşüyle, Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer düşüncelerle, Karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 17.12.2019 tarihli ve 2466-15105 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- ... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2014 tarihli ve 991-201 sayılı mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 01.03.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.