Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/4023 E. 2026/3879 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/4023
Karar No
2026/3879
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/3154 E., 2025/3622 K. DAVA TARİHİ : 20.10.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/407 E., 2025/329 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının alt işvereni olan şirketlerde kesintisiz olarak çalıştıktan sonra davalının davacıyı kendi işçisi olarak işe devam ettirdiğini, müvekkilinin alt işveren işçisi olarak çalıştığı dönem için ödeme yapılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu çalışma döneminin davacının istifası ile sona erdiğini, davacının kendi iradesi ile istifa dilekçesi verdiğini, davacının daha fazla işçilik hakkı elde edeceğini bildiğinden alt işveren firmadan kendi iradesiyle istifa ederek asıl işveren davalıya iş başvurusunda bulunduğunu ve daha iyi imkânlar ile işe başladığını, davacının alt işveren firmalarda çalıştığı sürece yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının alt işveren nezdindeki çalışmasının kesintisiz olduğu, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; emsal Yargıtay kararlarına göre davacının alt işverenlerde geçen kesintisiz çalışmasının kıdemine eklenmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı işyerinde çalışmaya başlamadan önce davalı işyerinin alt işverenlerinde kesintisiz çalıştığı, davalı işyerinde çalıştığı döneme ilişkin kıdem tazminatının ödendiği, alt işverende geçen süreye ilişkin kıdem tazminatı ödenmediği, davacı asılın beyanı ve dosyadaki belgeler dikkate alındığında yıllık ücretli izin alacağının da eksik ödendiği gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının müvekkili Şirket personeli olmayı kendi menfaatine daha uygun bulduğu için kendi iradesi ve isteği ile çalıştığı firmadan istifa ettiğini, davacının iradesinin sakatlanmadığını, asıl işverenin işçilerinin işe alınarak çalışmaya devam ettirilmesi veya daha önce asıl işveren yanında çalışan kimse ile alt işveren ilişkisinin kurulması durumunun söz konusu olmadığını, alt işverenin işçisinin daha fazla ücret ve sosyal haklarla asıl işveren işçisi olmasında hukuka aykırı bir durumun olmadığını, davacının müvekkili Şirkette çalışırken aldığı en son ücret üzerinden kıdem tazminatına karar verilmiş olmasının muvazaa olduğunun kabul edildiği anlamına geldiğini, ancak muvazaaya dair somut bir delil bulunmadığını, 2. Davacının değişen alt işverenler bünyesindeki çalışmasının Yargıtay'ın emsal nitelikteki kararlarında belirtilen makul süreyi aşacak şekilde kesintiye uğradığını, işyeri devrinden söz edilemeyeceğini, 3. Yıllık ücretli izin alacağının davacı müvekkili işverenin işçisiymiş gibi müvekkili işverenden aldığı son ücret üzerinden toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak hesaplanmasının doğru olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yıllık ücretli izin ödemelerinde kullanılacak günlük ücret hesaplanırken aylık ücretin 30 yerine 26 güne bölünmesinin hatalı olduğunu, yıllık ücretli izin alacağının reddi gerektiğini, 4. Taleplerin net olarak hüküm altına alınması gerektiğini, 5. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının alt işveren bünyesinde geçen çalışma süresinin davalı asıl işveren bünyesindeki kıdeme esas süresine eklenip eklenemeyeceği ve buna göre davacının fark kıdem tazminatı, ve yıllık ücretli izin alacağının bulunup bulunmadığı ile alacakların hesaplanma yöntemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İşyerinin tamamının veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devri işyeri devri olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 6. maddesinde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devri hâlinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir. Bu anlatıma göre, alt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü işyerinin tamamen başka bir işverene devri 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında işyeri devri niteliğindedir. Dairemizin kökleşmiş içtihatları da bu yöndedir . Süresi sona eren alt işverenle yeni ihaleyi alan alt işveren arasında açık biçimde işyeri devrini öngören bir sözleşme yapılması da imkân dâhilindedir. Alt işverenin değişmesine rağmen yeni alt işveren nezdinde işyerinde çalışmaya devam edecek olan işçilerin belirlendiği hâllerde, sözü edilen işçiler bakımından iş sözleşmelerinin devralan işverene geçtiği tartışmasızdır. Ancak yeni alt işverende çalışacak olan işçiler arasında gösterilmeyen ve süresi sona eren alt işveren tarafından başka bir işyerinde çalıştırılmak üzere bildirimde bulunulmayan işçilerin iş sözleşmelerinin devreden alt işveren tarafından feshedildiğini kabul etmek gerekir. Alt işverenin asıl işverenle akdettiği çalışma süresinin sonunda veya süresinden önce alt işverenin, ilişkinin sonlandırılması nedenine dayalı olarak tüm işçilerine başka işyeri göstererek işyerinden ayrılması, ardından işin asıl işveren tarafından başka bir alt işverene verilmesi örneğinde alt işverenler arasında hukuki bir ilişki bulunmamaktadır. Hukuki ilişki, alt işverenler ile asıl işveren arasında gerçekleştiğinden belirtilen durum alt işverenler arasında işyeri devri olarak değerlendirilemez. Alt işverenlerin değişmesi en yaygın biçimde, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması ve işçilerin yeni alt işveren nezdinde çalışmaya devam etmeleri şeklinde gerçekleşmektedir. Bu eylemli durumun işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti ile hukuki sonuçlarının belirlenmesi önemlidir. Alt işverenlerin değişiminde olması gereken, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması anında işçilerini de beraberinde başka işyerlerine götürmesi veya iş sözleşmelerinin sona erdirilmesidir. Bunun tersine alt işveren işçilerinin alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri hâlinde, alt işverenler arasında 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi anlamında bir işyeri devrinin kabulü gerekir. Bu durumda yeni alt işverenin, devam eden iş sözleşmelerini de devraldığı aynı maddede hükme bağlanmıştır. Alt işverenler arasında işyeri devrinin kabulü için; davacının bir alt işverene ait işyerinden çıkışı ile bir sonraki alt işverene ait işyerine girişi arasındaki sürenin, makul süreyi aşmaması gerekir. Aynı alt işveren bünyesindeki çalışmanın kesintiye uğraması, asıl işverenin sorumluluğu yönünden olumsuz bir sonuç oluşturmaz ise de değişen alt işverenler bünyesindeki çalışmanın makul süreyi aşacak şekilde kesintiye uğraması, alt işverenler arasında işyeri devri kurallarının uygulanmasını engelleyeceğinden asıl işverenin sorumluluğu da etkilenir. Somut olayda, davacının davalı Şirketin kadrolu işçisi olarak çalışmaya başlamadan önce davalı bünyesinde değişen alt işverenlerin işçisi olarak çalıştığı sabittir. Davacıya ait işe giriş ve çıkışları gösteren ... Kurumu kayıtlarına göre davacının son alt işveren şirket nezdindeki çalışması kesintisiz şekilde davalı Şirketin kadrolu işçisi olarak devam etmiştir. Ne var ki söz konusu kayıtlara göre davacının 01.12.2003-30.11.2004 tarihleri arasında .............. işyeri sicil numaralı ... ... Nak. Gıda İnş. Taah. Tur. Teks. Oto. San. Tic. Ltd. Şti. bünyesinde, 24.12.2004 tarihinden itibaren ise ......... işyeri sicil numaralı ... işyerinde çalıştığı görülmekte; 30.11.2004-24.12.2004 tarihleri arasında herhangi bir hizmet bildirimi yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacının bu ara dönemde fiilen çalışıp çalışmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Makul süreyi aşan bir kesinti söz konusu olduğunda işyeri devrinden söz edilemeyeceğinden, kesintinin ardından başlayan çalışma yeni bir iş sözleşmesi olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda ise her çalışma dönemi bakımından o döneme ait çalışma süresi ile dönemin sona erdiği tarihteki ücret esas alınarak zamanaşımı def'i de gözetilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekecektir. Bu hususlar gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/4023, K. 2026/3879, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-4023-e-2026-3879-k-8f407b39f902