Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1893 E. 2026/2157 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1893
Karar No
2026/2157
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3133 E., 2025/2761 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/194 E., 2022/288 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hükmedilen ve davalı ... Büyük .. Eğitim Turizm ve Sağlık Yatırımları İşletme ve Ticaret AŞ (... Şirketi) vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktarın, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı ... Şirketi vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı Tasfiye Hâlinde ... Deniz yolları ve Limanları Yiyecek ve İçecek Hizmetleri Turizm Sanayi ve Ticaret AŞ (... Şirketi) vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... Şirketine ait ..- .. hattında büfe görevlisi olarak çalışmaya başladığını, davacının sigorta bildirimlerinin muvazaalı bir şekilde her yıl farklı bir şirket üzerinden yapıldığını, bu şirketlerin işlevinin Belediye iştiraklerine işçi temini olduğunu, davacının iş görme borcuyla ilgili tüm emir ve talimatları ... Şirketinden aldığını ve ücretinin de bu Şirket tarafından ödendiğini, bu dönemin muvazaalı olduğunun davacının bizzat tarafı olduğu dava dosyasında verilen kabul kararı ile kesinleştiğini, davalı ... Şirketinin 09.09.2011 tarihinde davacının çalıştığı işyerini diğer davalı ... Şirketine devrettiğini, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 6. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin bütün hak ve borçları ile birlikte ... Şirketine intikal ettiğini, iş sözleşmesinin 31.12.2020 tarihinde işyerinin kapanması gerekçesi ile davalı ... Şirketi tarafından feshedildiğini, fesih sırasında bir kısım kıdem tazminatı ödenmiş ise de söz konusu ödemenin eksik olduğunu, zira devirden önceki kıdem süresi dikkate alınmadığı gibi giydirilmiş ücretin de hatalı değerlendirildiği, devir tarihinden itibaren iki yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise de davalı ... Şirketinin de işçiyi çalıştırdığı süre ve devir sırasındaki ücreti ile kıdem tazminatından sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkiline kıdemine göre kullanması gereken ihbar süresi gözetildiğinde fesih bildiriminin davacıya en geç 05.11.2020 tarihinde tebliğ edilmesi gerekirken bu tarihte veya daha öncesinde ulaşan bir fesih bildirimi olmadığından davacının ihbar tazminatına da hak kazandığını, ... Şirketi bakımından kabul edilen muvazaa nedeniyle müvekkilinin emsallerine ödenen yılda dört ikramiye alacağından da yararlanması gerektiğini, devralan işveren olan ... Şirketinin devraldığı işyerinde çalışan işçilerin devir anından önceki hak ve alacaklarını devir tarihinden sonra da ifa etmesi gerektiğinden devir öncesi ve devir sonrası ödenmesi gereken ikramiye alacaklarından sorumluluğunun bulunduğunu, emsal kararların da bu doğrultuda olduğunu, söz konusu ikramiye alacağının kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücretin tespitinde de dikkate alınması gerektiğini, 4857 sayılı Kanun'un 53/4 hükmü uyarınca hizmet süresi 5 yılı aşan işçilerin yıllık izin süresi 20 günden az olamayacakken ... Şirketi tarafından devir öncesi hizmet dönemi yok sayılmak suretiyle yılda 14 gün izin kullandırıldığını, dolayısıyla yıllık ücretli izin alacağına da hak kazanıldığını ileri sürerek kıdem tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen, ihbar tazminatı, ikramiye ve yıllık ücretli izin alacağının davalı ... Şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının muvazaa ve husumete ilişkin itirazlarının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının dava dışı yüklenici Şirketlerin işçileri olduğunu, .. Deniz Otobüsleri (..) AŞ'nin özelleştirilmesinden sonra müvekkilinin kira sözleşmesinin sona erdiğini, bu hususun işçilere de bildirildiğini, davacının yeni bir iş sözleşmesi ile diğer davalı nezdinde çalışmaya başladığını, diğer davalı ... Şirketi ile aralarında işyeri devri bulunmadığını, davacının müvekkili Şirket işçisi olmadığı gibi davacı gibi büfelerde çalışan emsali işçiye ödenen herhangi bir ikramiye alacağının da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının iş sözleşmesinin ihbar öneli kullandırılmak ve kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin alacakları ödenmek suretiyle feshedildiğini, davacının ödeme protokolü isimli belgeyi ihtirazı kayıt koymaksızın imzaladığını, müvekkili Şirket ile diğer davalı ... Şirketi arasında işyeri devri bulunmadığını, .. AŞ'nin özelleştirilmesinden sonraki dönem içinde .. AŞ ile 23.08.2011 tarihinde imzaladıkları Gemi ve Terminal Satış Noktaları İşletme Sözleşmesi ile gemilerdeki ve iskelelerdeki satış noktalarının ... AŞ'den kiralandığını, bu satış noktalarının ... AŞ'ye ait olduğunu, ... Şirketinin dahi bu işyerlerinde kiracı olarak bulunduğunu, ... Şirketinin alt işverenince 18.08.2011 tarihinde çalışanlara gönderilen ihtarnameler ile sözleşmelerin 09.09.2011 tarihinde sona ereceğinin; bu nedenle 09.09.2011 tarihi itibarıyla yine ... Şirketi nezdindeki diğer işyerlerinde aynı koşul ve özlük hakları ile görev yeri değişikliklerinin yapıldığının bildirildiğini, çalışanların 23.08.2011 tarihli yazılı beyanları ile görev yeri değişikliğini kabul etmediklerini, bunun üzerine iş sözleşmelerinin davalı ... Şirketi tarafından feshedildiğini, davacı ile müvekkili Şirket arasında kurulan iş ilişkisinin yeni bir sözleşme olduğunu, işyerinde ikramiye ödemesi olmadığını, 2011 yılı öncesi varsa muvazaalı işlemlerinin müvekkili Şirket bakımından bir etkisinin bulunmadığını, diğer yandan davalı ... Şirketinin de davacı gibi büfe elemanı ya da normal garson/servis elemanı pozisyonunda çalışan personele ikramiye ödemediği hususunun haricen öğrenildiğini, bunca zaman sonra ikramiye alacağının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca davacıya 2011 yılı itibarıyla yıllık ücretli izin ödemesinin de yapıldığını, yeni iş sözleşmesinin davacı tarafından feshi sonrasında geriye dönük olarak yıllık ücretli izin talebinde bulunulmasının hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalılara ait işyerinde çalıştığı, iş sözleşmesinin 31.12.2020 tarihinde kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sonlandığı, tanık anlatımları ve taraf beyanları dikkate alındığında davacının 08.09.2011 tarihine kadar davalı ... Şirketi bünyesindeki alt işverenlerde çalıştığı, 09.09.2011 tarihinden itibaren ise davalı ... Şirketinde çalışmaya devam ettiği, davacıya devir sırasında işçilik alacaklarının ödendiğine ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı, davacının çalışmasının kesintisiz olduğu dikkate alındığında tüm hizmet süresi birleştirilerek davacının kıdem tazminatına hak kazandığı ancak davacının iş sözleşmesinin .. .. Noterliğinin 28.10.2020 tarihli ihtarnamesi ile davacıya ihbar öneli verilmek suretiyle feshedildiğinden ihbar tazminatı alacağına hak kazanamadığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalı ... Şirketi ile dava dışı alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olması sebebiyle davacının başlangıçtan beri ... Şirketi çalışanı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu durumda çalışanların bütün hak ve borçlarının da devralan ... Şirketine geçeceği, davalı ... Şirketi tarafından üç ayda bir olmak üzere yılda dört aylık ücret tutarında ikramiye ödemesi yapıldığı, davacının 31.12.2020 tarihine kadar olan çalışmasından dolayı oluşan işçilik alacaklarından davalı ... Şirketinin sorumlu olduğu, bu durumda davacının ikramiye alacağına hak kazandığı ayrıca davacının toplam hizmet süresi dikkate alındığında bakiye yıllık ücretli izin alacağına da hak kazandığı gerekçesiyle kıdem tazminatının (... Şirketinin sorumluluğu sınırlı olmak kaydıyla), yıllık ücretli izin alacağının ve ikramiye alacağının kabulüne, ihbar tazminatı alacağının reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı ... Şirketi ile hizmet alım sözleşmesi yapan dava dışı Şirketler nezdinde çalışmaya başladığı, 09.09.2011 tarihi itibarı ile sigortasının davalı ... Şirketinde yapıldığı, emsal nitelikteki Dairemiz kararlarıyla davalı ... Şirketi ile hizmet alım sözleşmesi yapan dava dışı son alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun sabit olduğu, buna göre davacının başından beri davalı ... Şirketinin işçisi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacının çalıştığı işyerinin ... Şirketi tarafından 09.09.2011 tarihinde diğer davalı ... Şirketine devredildiği, bu durumda çalışanların bütün hak ve borçlarının da devralan Şirkete geçeceği, davalı ...'nın devralan işveren olduğunun Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin emsal kararı ile sabit olduğu, buna göre davalı ... Şirketinin devreden işveren olarak kendi dönemine ilişkin kıdem tazminatından sorumlu olduğu, zira davacının iş sözleşmesinin 31.12.2020 tarihinde işyerinin kapanması nedeniyle feshedildiği ve davacıya kıdem ödemesi yapıldığı gözetildiğinde davacının bakiye kıdem tazminatı alacağına hak kazandığı, davalı işveren tarafından davacıya gönderilen 28.10.2020 tarihli fesih ihtarnamesi ile iş sözleşmesinin 06.11.2020 tarihinde başlayacak 56 günlük ihbar süresi sonu olan 31.12.2020 tarihi itibarıyla feshedileceğinin davacıya bildirildiği, tebliğ şerhinin dosyaya ibraz edilmediği, davalı tarafından sunulan iş arama izin belgelerinden ilk tarihli olanın tarihinin 09.11.2020 tarihli olduğu, 09.11.2020 tarihinde davacının fesih bildiriminden haberdar olduğu kabul edilse dahi davacıya kesintisiz olarak 8 haftalık ihbar süresi tanınmadığı, ihbar süresi bölünemeyeceğinden davacının ihbar tazminatına da hak kazandığı, davalı ... Şirketinin yılda 4 aylık ücret tutarında ikramiye verdiğinin Dairemiz ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin emsal kararları ile sabit olduğu, bu sebeple davacının ikramiye alacağına da hak kazandığı, davalı tarafından sunulan ödeme protokolünün geçerli bir ibraname olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, dolayısıyla davacının ikramiye alacağına da hak kazandığı, ikramiye alacağının kıdem tazminatına ilişkin giydirilmiş ücret tespitinde de dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarına ilâveten davacının 2020 yılı Nisan ile Ekim ayları arasında kısa çalışma ödeneği kapsamında çalıştığını, kıdem tazminatına esas alınacak çıplak brüt ücrete son bir yıl içinde işçiye ödenen ücret ile sağlanan menfaatlerin dâhil edilmesi gerektiğini, bu şekilde çalışan davacıya ikramiye ödenmemiş olduğunun sabit olduğundan giydirilmiş ücret tespitinde dikkate alınmasının da hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı ... Şirketi vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı Şirketler arasında işyeri devri bulunup bulunmadığı, davacının bakiye kıdem tazminatı ile ikramiye alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı, ikramiye alacağının kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücretin tespitinde dikkate alınıp alınmayacağı ve ihbar önelinin davalı ... Şirketi tarafından usulüne uygun kullandırılıp kullandırılmadığı hususlarına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... Şirketinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükmüne göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren alt işveren ilişkisi denilmektedir. Maddeye göre asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak 4857 sayılı Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Dolayısıyla asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulabilmesi için iki işverenin bulunması, mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işin varlığı ve asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi hâlinde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirme unsurunun gerçekleşmiş olması gerekir. Sözü edilen bu hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanuni karineler olduğu kabul edilmelidir. Muvazaa ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olup tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bunun dışında işverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun'un 2/8 hükmünde bazı muvazaa kriterlerine de yer verilmiştir. Maddenin sekizinci fıkrasına göre, asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi hâlde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş, bölünerek alt işverenlere verilemez. Dairemiz uygulamasına göre, muvazaalı işlemlerin her ihale dönemi bakımından ayrı ayrı kendi içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili; ... Şirketi ve dava dışı alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, müvekkilinin emsallerine ödenen yılda dört ikramiye alacağından da yararlanması gerektiğini, devralan işveren olan ... Şirketinin devraldığı işyerinde çalışan işçilerin devir anından önceki hak ve alacaklarını devir tarihinden sonra da ifa etmesi gerektiğinden devir öncesi ve devir sonrası ödenmesi gereken ikramiye alacaklarından sorumluluğunun bulunduğunu, bu sebeple ikramiye alacağının davalı ... Şirketinden tahsili gerektiğini ayrıca ikramiye alacağının kıdem tazminatı hesabına esas alınan giydirilmiş ücretin tespitinde de dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili yargılama aşamasındaki beyanında ikramiye alacağının davalı ... Şirketinin bazı işçilerine ikramiye öderken diğer işçilerine ödememesinden doğan ve hukuki temelini ... Şirketinin kendi işçileri arasında eşitlik ilkesine aykırı davranmasından doğan bir alacak olmadığını, talebinin dayanağının tamamen ... Şirketi nezdindeki çalışmasının muvazaalı olması nedeniyle davacının baştan beri davalı Şirket işçisi sayılması ve söz konusu Şirketin kadrolu işçileri için ödenen yılda dört ikramiye alacağının müvekkiline de ödenmesi gerektiği hususu ile devralan ... Şirketinin devraldığı işyerinde çalışan işçilerin devir anından önceki hak ve alacaklarını devir tarihinden sonra da ifa etmesi gerektiğinden devir öncesi ve devir sonrası ödenmesi gereken ikramiye alacaklarından sorumluluğunun bulunduğu hususuna ilişkin olduğunu ifade etmiştir. Dosya kapsamına kazandırılan, davacı tarafça davalı ... Şirketi ve dava dışı alt işverene karşı muvazaa iddiası ile açılan davada muvazaanın varlığı kabul edilmiş olup bu karar Dairemiz incelemesinden geçerek kesinleşmiş ise de davacı 09.09.2011 tarihinden itibaren diğer davalı ... Şirketi çalışanıdır. Davalı ... Şirketinin bazı işçilerine ikramiye öderken diğer işçilerine ödememesinden doğan ve hukuki temelini ... Şirketinin kendi işçileri arasında eşitlik ilkesine aykırı davranmasından doğan bir alacak olmadığı da açıkça ifade edilmiştir. Davalı ... Şirketi ile davacı arasında imzalanan iş sözleşmesinin 7. maddesinde ayrıca bir ücret miktarının kararlaştırıldığı, ikramiyeye ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, sözleşmenin 11. maddesinde ise "İşbu sözleşmede açıkça belirtilmeyen hususlar için 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri geçerlidir." düzenlemesinin yer aldığı görülmektedir. Davalı ...'ya ait işyerinde ikramiye ödemesi bulunduğuna ilişkin bir iddia da bulunulmadığı ve davacı ile davalı ... Şirketi arasında imzalanan 09.09.2011 tarihli iş sözleşmesi içeriği ile davanın 26.03.2021 tarihinde açıldığı, işyeri devrinden itibaren iki yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ve ikramiye alacağının yalnızca diğer davalı ... Şirketinden talep edildiği hususları da dikkate alındığında, davacının ikramiye alacağının reddi gerekirken davalı ... Şirketinin yılda 4 aylık ücret tutarında ikramiye verdiğinin Dairemizin ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin emsal kararları ile sabit olduğu gerekçesiyle ikramiye alacağının kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. 2. Diğer yandan, kıdem tazminatına esas alınan giydirilmiş ücretin tespitinde ikramiye alacağının da dikkate alınması belirtilen gerekçe ile hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Somut uyuşmazlıkta davacı vekilince; müvekkilinin kıdemine göre kullanması gereken 56 gün ihbar süresi olduğu ve iş sözleşmesinin 31.12.2020 tarihinde feshedildiği gözetildiğinde fesih bildiriminin davacıya en geç 05.11.2020 tarihinde tebliğ edilmesi gerekirken bu tarihte veya daha öncesinde ulaşan bir fesih bildirimi olmadığından davacının ihbar tazminatına da hak kazandığı iddia edilmiş olup davalı tarafça iş sözleşmesi Beyoğlu 7. Noterliğinin 28.10.2020 tarihli ihtarnamesi ile davacıya ihbar öneli verilmek suretiyle feshedildiğinden ihbar tazminatı alacağına hak kazanamadığı savunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmede; davalı işveren tarafından davacıya gönderilen 28.10.2020 tarihli fesih ihtarnamesi ile iş sözleşmesinin 06.11.2020 tarihinde başlayacak 56 günlük ihbar süresi sonu olan 31.12.2020 tarihi itibarıyla feshedileceğinin davacıya bildirildiği, tebliğ şerhinin dosyaya ibraz edilmediği, davalı tarafından sunulan iş arama izin belgelerinden ilk tarihli olanın tarihinin 09.11.2020 tarihli olduğu, 09.11.2020 tarihinde davacının fesih bildiriminden haberdar olduğu kabul edilse dahi davacıya kesintisiz olarak 8 haftalık ihbar süresi tanınmadığı, ihbar süresi bölünemeyeceğinden davacının ihbar tazminatına alacağına hak kazandığı kabul edilerek ilgili alacak hüküm altına alınmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince .. ,. Noterliğine müzekkere yazılmak suretiyle ilgili ihtarın davacıya tebliğine ilişkin tebliğ şerhinin araştırılması ve iş arama iznine ilişkin kayıtlara ilişkin olarak da davacı asıl dinlenmek suretiyle davacının ihbar tazminatı alacağına hak kazanıp kazanmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR A. Davalı ... Şirketi Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine, B. Davalı ... Şirketi Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1893, K. 2026/2157, T. 09.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1893-e-2026-2157-k-d441dacf8551